sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3161.
kapılar ve kilitler

kilitli kaç kapı vardır içimizde. kimseye anlatamayacağımız kaç hikayemiz vardır. anahtarı başka birine şüphe duymadan teslim edebilir miyiz? peki o anahtar her kilidi açar mı? odaların içindeki gizli başka odaların haritasını kime teslim edebiliriz? bir gün biri gelir ve kapılardan birini çalar, açtığımızda giren ışık diğer tüm kilitlerin içinden geçerek anahtara ihtiyaç hissetmeksizin tüm odalara sızabilir. aydınlanma dedikleri budur. insan kendi kendini aydınlatamaz, kapılarını ne kadar sıkıca kapatırsa kapatsın günün birinde o ışığın gücüne karşı koyamaz.
devamını gör...
3162.
bir savaş başladı
benimle benim aramda
silahları umut, kurşunları bakır mutluluklar,
güneşte eğirilmiş altından urgan
her seferinde bağlanıp biraz daha sıkıyor.

bir bıçak oluyor sonra, acısını özlediğim
acı beklenir ve acı istenir mi?
kanım bulaşıyor kestikçe
tadı benimki gibi değil.

ben ve ben buluşuyor içimin savaş meydanında
atları cesur, kalkanları tülden
bu savaşın bir galibi var o da ben
ben bana yenilmek istiyor,
yakalamak ve içine hapsetmek.


vincent varonin 1938, savaş yılları
devamını gör...
3163.
yine başım ağrıyo,okula gitme vakti de geldi pazartesi başlıyorum tekrar.işin garip kısmı sanki ilk defa gidiyomuşum gibi heyecanlıyım,evi çok özlüyorum ama gitmek zorundayım.ailem benden çok şey bekliyo,mezun olduğum günü görmek için benden daha sabırsızlar.emeklerinin karşılığını veremiyorum....
devamını gör...
3165.
istersen inanırsın. bu cümle tam olarak şu anlama gelir. aldanmak söz konusu olduğunda insanoğlunun başarısı asla göz ardı edilemez.
devamını gör...
3167.
geceleri uyu(ya)mayan insanlara iyi davranın derler ya.. gerçekten çok doğru bir söz.. şu an evdeki tek ses telefonun tuşlarından ve çalışan elektronik eşyalardan geliyor. düşünüyorum gece bir insan neden uyumaz. açıkçası çok iyi yorumlar yapamıyorum.
bu arada telefonun tuşları dedim ya evet telefonumun tuşları var. bir değil üç değil tam tamına 20 tane tuşu var. bu geceki uyumama sebebim belli oldu. bu çağda üçten fazla tuşu olan telefon kullanılır mı ya hu!.. her neyse... sözün özü uyu(ya)mayanlar olarak yorumsuzuz. yani her türlü yoruma açığız.
devamını gör...
3169.
karanlıklar ve aydınlık

karanlıklar hep çoğul değil midir, içlerine düştük mü anlamlar anlamını yitirmez mi? karanlıkta nasıl görebiliriz ki? oradan oraya savrulurken duyargalarımız yer değiştirir, kulaklarımız göz olmaya can atar, ellerimiz neyin ne olduğunu ayırdetmekte yetersiz kalır. pencereler açık olsa ne olmasa ne.. içimizde bir şeyler düşüp kırılsa dahi umursamayız, ayaklarımıza batan şeyin ne olduğuna aldırmaksızın artık acıya alışır ve kabulleniriz. karanlıklar korkutur, hiçbir yara tamir edilemez orada.. ve sonra mutlak aydınlık gelir bir gün, arkamızı döndüğümüzde karanlıklar içinde kaçtığımız kendimizle burun buruna geliriz.. her köşeye sızar, ustalıkla yokeder karanlığı bir bir, gücü hiç bitmeksizin. bu güç tüm iliklerimize işler, unuttuğumuz her şey yeniden başka bir anlamla canlanır. burda artık korkuya yer yoktur. aydınlık karanlıklara galip gelir..
devamını gör...
3170.
bir bahçeniz vardır içinizde ekip biçtiğiniz. çiçeklerini ellerinizle diktiğiniz. her bir parçasını tek tek yeşerttiğiniz. zaman harcarsınız onun için her şeyden önce. ilmek ilmek işlemek istersiniz emek verdiğiniz kişinin resmini o çiçeklere. gün gelir büyürler bir bir çiçek açarlar tüm tohumlarınız. artık o çiçeğin her zerresi sizin ruhunuz olmuştur. sakınırsınız herkesten her şeyden. zarar gelsin istemezsiniz. etrafına büyük yüksek duvarlar örmek isterseniz. kimse gelip görsün istemezsiniz. bir tek ben bileyim ben büyüteyim onları bir tek ben koklayayım tüm bu güzellikleri dersiniz. sonra (''bir gün sonra'' ) bir bakarsınız! koklamaya kıyamadığınız bahçeniz tarumar olmuştur. çiçekleri tek tek koparılmış ezilmiş duvarları yıkılmıştır. anlarsınız kapıyı aralıklı bıraktığınızı. küsersiniz, küfürler edersiniz kendinize, ruhunuz yaralanmıştır bir kere. dönüp bakmak istemezsiniz bir daha oraya ! o terk ettiğiniz bahçenize. kapısına asma kilitler takarsınız. unutursunuz onu bir köşede. acı verir tüm bunlar. unutmaya çalışmak başlı başına bir acı değil midir zaten ? tam her şeyi unutmuşken, umutları yitirmişken biri gelir öylece.... karşınızda dikilir. elinde çiçekleriyle. size vermek ister tüm bu çiçeklerini. bilir, anlar , tanır sizi. tüm hazinesini sunar size umarsızca. o an anlarsınız tek başınıza emek vermek zorunda olmadığınızı. açarsınız ona sorgulamadan sual etmeden eskimiş kelepir bahçenizi. gönlünce sulayıp yeşertsin diye tüm kuruyan çiçeklerinizi.
devamını gör...
3171.
su aptal saptal seylerin hakkimda hayirli oldugunu bilmek istiyorum.
sinirlerim bozuk, durup durup gozlerim doluyor.
beli dogrultmaya gelmiyor saaak bi yandan bisey cikiyor.
ya sabir..
Allahim yardim et.
amin.
devamını gör...
3174.
en çok anneme üzülüyorum,en çok..

bir hiç uğruna kendimi mahvettiğim yetmiyormuş gibi onunda hayatını mahvediyorum.benim yüzümden ağlamasına dayanamıyorum artık.benim yüzümden kimse ağlamasın.bende ağlamayayım,yeter.bitsin artık ya bitsin bu işkence.normale dönmek istiyorum.yediğim yemekten tat almak,sadece gülerken gözlerimden yaş gelsin istiyorum.çok mu şey istiyorum?
devamını gör...
3175.
limon ağacı. küçüklüğümden beri hayalimde bir limon ağacı yetiştiririm. küçüklüğümden beri dediğim gerçekten de beş yaşımdan beri. ben beş yaşımda öğrenmiştim limonun ağaçta yetiştiğini. sonra o kadar etkilenmiştim ki her yerde limon ağacı aramıştım. bulamamıştım sonra. hayalimde ektim toprağa. suladım onu sabırla. çocukluğun verdiği tezlik yoktu, ertesi sabah da hayalimde yine topraktaydı. gün geçtikçe büyüttüm onu. yeni evimize de getirip, odamın penceresine koydum. bazen soluyor, bazen unutuyorum varlığını. ama an geliyor hep hatırlıyorum. şu yaşıma geldim hala gerçeğini alamadım. sanki alsam ona ihanet edecekmişim gibi gelir bana. limon ağacı alma isteğimi birine alarak gidermeyi düşünüyorum. karar verdim. alacağım kişi de çok özel olacak. sanırım limon ağacı benim şizofren yanımı bastırdığım alandı. hep de öyle kaldı. kalsın, zararı yok.
devamını gör...
3176.
zor olmayan küçük küçük şeylerin birleşip zorlaştırdığı bir hayattı bizimkisi. mesela geceleri lambayı kimin kapatacağından tutun da çayı kimin demleyeceğine dair bir çok tartışmamız olurdu aramızda..yolda yürürken kimin ne tarafta yürüyeceğine asla karar veremezdik.. bayramlarda hangi şekerden alacağımızı bilemezdik.. salondaki büyük pofuduk yastıkları olan o koltuğa kim uzanacaktı en çok bunun için tartışırdık.. şimdi gitti... lambayı kapatamıyorum çünkü korkuyorum..çayı demleme değil sallama içiyorum çoğu zaman unutuyorum sadece sallıyorum çayı ve daha nicelerini.. artık yolda tarafsız yürüyorum çünkü yalnız yürürken gerçekten bir taraf seçemiyorsunuz.. bayramlarda artık şeker de almıyorum..zaten çocuklar da gelmiyorlar.. salondaki koltuğu ise ben kazandım. tek sahibi benim.. artık özgürce istediğim zaman gidip o'nunla zor olan ama 'olan' hayatım için gözyaşı dökebiliyorum..

bazen istesem de gidemiyorum kabrine..sanırım manzarasını benimle paylaşmak istemediği zamanlar o zamanlar.. işte o zaman sanki varmışçasına gülümseyebiliyorum bir anlığına da olsa..
devamını gör...
3177.
az önce feysbukta bi ablanın söz, nişan, aileden bir ufaklık eşliğinde nişanlısıyla gezme tozma, asker yolu bekleme ve sonunda nihayet düğün fotograflarını gördüm.
bir insan bütün fotoğraflara bir şiir -kendisinin yazdığı anlaşılıyor genelde- bir özlü söz bir bilmemne mi bulur arkadaş.
az da kendinize kalsın da.
töbe est.

a bi bkz (bkz: zenginin malı züğürdün çenesini yorar)*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar