sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3181.
insanı bilerek yaptığı hatalar mı daha çok yaralar yoksa hata olduğunu bilmeden yaptıkları mı.. yalan olduğunu bilerek inanınca o yalan daha mı az acıtır.. yoksa inandığının yalan olduğunu öğrenmek mi.. ruhumuz bedenimize pamuk ipliğiyle bağlıyken tüm bu sorular şüpheler ve elbette insanlar, bizim için hayır mıdır şer midir... sizinde kendinize ara sıra sorduğunuz bir sorunuz olsun.. bu soru ben kimim olsun... kendimizi bilmiyoruz... ama öğreneceğiz, umutluyuz...
devamını gör...
3182.
dedem 65 sene ticaret ile uğraşmış. 1927 doğumlu kendisi. Allah nazardan saklasın hala sağlıklı ve başımızda..
neyse; anlattığı anılarından biri şöyle: kendisi 1950'li yıllarda, o filmlerde gördüğümüz şehirlerarası kullanılan eski mercedes otobüslerden biri ile bursa'dan istanbul'a giderken oturduğu koltukta bir mecmua bulmuş. mecmuada bir inceleme yazısı dikkatini çekmiş: "50 sene sonra, 2000'li yıllarda dünya nasıl olacak"
pek rasyonel ve realist dedem başlamış okumaya..

'2000'li yıllarda yollar insanlara yetmeyecek ve uçan arabalar ile seyahat edilecek.' dedem yorum yapmadan okumaya devam etmiş tabi..
'2000'li yıllarda insanlar ortalama 300 sene yaşayacak; hastalıklar olmayacak.' "devam edelim" demiş okumaya...
'insanlar sırtlarına taktıkları jetler ile tek başına hızlıca seyehat edebilecekler' ...
'dünya, insan nüfusuna yetmeyecek; ayda şehirler kurulacak' yine yorum yok..
'zeytinin kilosu 5.000 tl * olacak' "hadi lan, şimdi saçmaladın işte!!!" demiş dedem...

sen git o kadar oku listeden uçan arabaları, 300 yıl yaşayan insanları tepki verme; gel zeytinin kilosuna yuh amma uçmuş diye laf et!! hayır, işin daha ilginç tarafı şu: okuduğu mecmuadaki yazıyı yazan kişi nasıl bir kafayla yazmış ki 'ayda yaşam kolonileri kurulması' ile 'zeytinin kilo fiyatı'nı aynı listeye koymuş!! demek ki türkiye'de yayımcılık anlayışı baya bi yol katetti. hatta artık fhm miş cosmopolitan mış laf etmeyecem bu dergilere. hatta ve hatta ala dergisi bile gözüme hoş gelmeye başladı...

ama bu hikayede beni asıl şaşırtan şey insanların hayal gücünün eskiden çok daha fantastik olduğu. şimdiki bilim adamları artık hayal güçlerini bu kadar geniş kullanmıyor sanırım. 70'lerin 80'lerin ve hatta 90'ların kendine özgü bir havası, tarzı varken; ne yazık ki 2000 li yıllar sadece teknolojik gelişmeler ile anılıyor. ama buna rağmen bu teknoloji hep insanların günlük ihtiyaçlarını gidermek için maddiyat düşünülerek yapılan gelişmeler... demek ki işin içine para girince insanların hayal gücüne set çekildi.
yani 1985'den günümüze bakan bir "geleceğe dönüş" filmi senaristinin kurduğu gelecek kurgusu ile bugünlerde hayal ettiğimiz gelecek arasında çok farklar var. demek ki artık bilim adamları gulliver'den ders almayı bırakmış. artık yeni iphone'u, cilt bakım ürünlerini, konforlu otomobilleri tasarlamaktan hayal edemez olmuşlar.
veya teknoloji çağı çocuklara iyi gelmemiş. sokağa çıkmayan, tüm gün bilgisayarda playstationda hazır kurulmuş hayaller ile vakit geçiren yeni nesil ile "hayal kurma" dönemi yavaş yavaş son bulmuş... "ulan ışınlansak ne süper olurdu" diyen çocuklar yerini "yeni call of duty'i gözlük takıp oynasak amma süper olur" a bırakmış.

hepsini geçtim de zeytinin kilosu 50 yıl sonra ne olur la acaba??
devamını gör...
3183.
o süslü oyun, "oyalanmak"ın da sınırları var olabiliyormuş. "artık yetti" deyip çekilebiliyormuş. "oyalanmak" "bulantı"ları sonsuz boşluğa atmıyormuş meğer.

oyun bahçesinde, "oyalanmak" +kaç akıl?

evet bi sınır var bazen.
devamını gör...
3184.
google a ashura yazdım ve görsellerde ne çıktı tahmin edin. deneyin, kerbela matemleri kan revan görüntüler, küçğücük bebeye bile reva görmüşler, dinimizin düştüğü duruma bakın. bir hristiyan bu görüntüleri görse nasıl islam a ısınacak Allah aşkına!
devamını gör...
3185.
bazen beyninizde etkin olmayan simgeleri gizleme ihtiyacı duyarsınız. melodik kokuludur bu simgeler. yaşanmışlıklar, edinilen tecrübeler ya da hiç bilmediğiniz duygulardan kendinizi sakınmak istersiniz. günleriniz bir tip '' bitkisel hayat'' modunda geçer. hiçbir şey yapmak istemezsiniz. çalışmak yemek yemek uyumak hatta nefes almak bile anlamsızdır. dünya'yı anlamsız bulmaya başlarsınız. varlıkla yokluk arasında gidip gelirsiniz. o kadar çok yer vardır ki içinizde ayak basılmadık keşfedilmeyi bekleyen. bunların hepsini, farkında olmadan elinizde ki çubukla kuyusunu kazıp gömmüşsünüzdür toprağa. hani ümitlerini yitirip bitkince oturunca toprağa fark edersiniz. nasıl bir kapalı kutu olduğunuzu. neleri feda ettiğinizi. tüm bu tepkisizlik bu eylemler doruk noktasında yaşanır. kemikleriniz sızlamıyordur artık. '' ben artık burası oldum '' diyen sesiniz çınlar kulaklarınızda. asılı kalmıştır bir şeyler boş dolaplarda. ateşin rengi bile artık siyahtır sizin için. ama her şeye rağmen her şey kontrolünüz altındadır. analitik, mantık ve objektivite kontrolünüz işlemeye devam etmektedir tüm hızıyla.
bir gün o gizli simgeler açığa çıkar. çok güçlü bir şey tetikler bu noktanızı ! korkarsınız. ateş toprak su ve hava gibi değildir bu. bilmediğiniz bir şey daha önce tanımadığınız görmediğiniz size hiç dokunmayan bir şey bu! ulemanın piri de olsanız anlamsızlığınızı anlamlandıramazsınız. bu kalp dilidir . bilmediğiniz bir lisan. içinizde konuşan sizden içeri bir siz olan, bir ruhun dilidir. o ana kadar bildiğinizi sandığınız her şeyi alır bir rafa saklarsınız. ondan önce ve ondan sonra........
devamını gör...
3186.
insan çok şey görüyor hayatta. kendini çok iyi savunan insanlar, savunamayan insanlar. bazen iyi sunum, sunulandan daha kuvvetli etki yapabiliyor. sen mesela, kavgacı değilsin, ömründe çok az kişinin tavuğuna kışt demiş olabilirsin, bir gün yaparsın, doğruları söylersin, ama karşıdaki biliyorsa iyi sunum yapamadığını, yaptığı yanlış dahi olsa pişman eder seni. öyle sunar ki, sen üzülmeye başlarsın. kendinde kusur ararsın. özür dileyip sıyrılırsın. haksız değilken özür dilemek böyle bir şeydir. genelde kavgayı sevmeyenler özür dilerler.
ama senin söylediğin doğruları, başka bir iyi sunucu söylediğinde, seni pişman eden kişinin çıtı bile çıkmaz. susar. e ben de aynısını demiştim diyebilirsin, ama faydasızdır. hayat böyle bir şeydir. o yüzden kalp kırmaktan korkarsan kırılırsın.
devamını gör...
3187.
''şehrin düşman işgalinden kurtuluşu kutlanıyor, bize ne azizim? biz şehrin müstekbirleri olarak kuş bakışı bakışları doldururuz gözlerimize. sonra şenlikler, kutlamalar gereksiz, maddi bir külfet. sonra o piyesler yokmu, adamı bezdiren. şehir kurtulmuş size ne oluyor. bu arada bayramlar ve düğünlerde yasaklasın isterim. öyle saçmalık olur mu ya! adamın anası ağlayacak, kutlanılır mı? sonra bayramlar... neymiş efendim din imiş! bırakalım bu masalları azizim. baram mutluluğu. hikaye. biz hangi medeniyetin evlatlarıyız. mutluluk cepteki ve kasadaki altın ve paralardır. ne kadar mal mülk o kadar para.''

- efendi, mutluluğun paylaşımı ve mutlu ile mutlu olma üzerine konuşacaktınız.

''ya arkadaş söyledik ya mutluluğu. hem sanane mutluluktan azizim. sen keyfine bak. cukka sağlamsa gerisi teferruat. acıları paylaşmakta aynı... hadi uyu. geç kaldın.''

- iyi olur. boyut değişimi güzeldir.
devamını gör...
3189.
her şey geride kaldı.
hatırlamak dahi istemeyeceğim bir çok şeyi geride bıraktım. ölesiye sabrımı hakikatle olan engin savaşımı falan filan.

şunu öğrendim bir kez daha; her zaman daha iyisi vardır.

neden niçin söylüyorsun bunları demediğinizi duyar gibiyim. nişanlandım ya la.
hayatımda ilk defa nişanlanıyorum ve çok heyecanlıyım, sevinçliyim de ayrıca. arkadaşlar eşek gibi içtiler. hiç sevmediğim şeyler ama ne yaparsın onlar da böyle seviniyor demek ki. beni alıkoymaları ise tam bir facia. pazar günü çalışıyorum ben, kahrolsun kapitalizm !

sevgilimin dediği gibi:

çocuklarımın babası evimin erkeği olacağım bundan sonra. kızlar, bacımsınız.
belki hatun kişim sözlüğe teşrif ederse eskisi gibi iştigal olurum burayla. kısmet. hayatta bana başarılar. gözlerinizden öper ellerinizden sıkarım. *
devamını gör...
3190.
canım çok sıkkın.çok farklı şekillerde imtihan oluyorum biri bitmeden biri başlıhttp://yo.ne yapacağımı şaşırdım saaatlerce dua ediyorum,yetmiyo bile bazen.bazen çok ağlıyorum o da iyi gelmiyo.ben ne yapacağımı hakikaten bilmiyorum nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum.ağlama üzülme diye teselli edenlere de sinir oluyorum ama onlarda ne desin.daha ne derdimin olduğunu bile bilmiyolar.ama hiç kimseye söylemiyorum bende kalsın bide böyle deneyim bakalım...
devamını gör...
3193.
bugün, bir arkadaşımdan aldığım tarifle değişik bir rulo pasta yapma girişiminde bulundum. eksik mi verdi, yoksa ben mi yapamadım bilmem ama, normal şartlarda şu şekilde http://www.cogitosozluk.net... olması gereken pasta, bildiğin ra'nın gözü gibi bişey oldu, işte aynen böyle http://www.cogitosozluk.net... :\ yemeye tırstım yeminle, sanki bana böyle bakıyormuş gibi. illuminati gibi. tövbeler tövbesi.
devamını gör...
3194.
zaman bilindiği gibi bazen kuş gibi uçar, bazen de solucan gibi sürünerek geçer. insan en çok zamanın ağır mı, yoksa çabuk mu geçtiğini farketmediği an kendisini iyi hisseder. turgenyev
devamını gör...
3195.
orman ve ırmak

ırmak bazen taşar, kızar ve öfkelenir mi bilinmez. ama dalgalarını savurur bazen, çevresindeki otları sulayacağı yerde boğar. sonra toprak emer fazla suyu. yeniden yağmur olarak hediye edecektir onu ırmağa. otları yeniden bitirecek.. en öfkeli ve taşkın sularıyla birlikte o ırmak, o ormanın yatağındadır çünkü. ırmak ağaçlara küser ama onları sular bir yandan yine de, orman ırmağa küser ama salar canlılarını, içine balıklarını, üzerine kuşlarını, etrafına susamış olanları.. ırmak ormana hayat verir, orman da ırmağa.. bu sonsuz döngü en yeni mucizesidir yaşamın..
devamını gör...
3196.
--- alıntı ---

gömleğin en baştaki düğmesi yanlış yere iliklendiğinde diğer tüm düğmeler de yanlış deliklere takılacaktır. aynı durum inanç, karakter, davranış, alışkanlık sürecinde de göze çarpar. yanlış inançlar uygun olmayan karakter yaratır. yanlış karakter yanlış davranışlar üretir, o davranış tekrarlandıkça yanlış alışkanlıklara dönüşür. sonuç yanlış bir kaderdir. sonuç olarak, bugün, şimdi yaptıklarımızın geleceğimiz üzerindeki etkilerini tanımalıyız, algılamalıyız. burada dikkat edilecek nokta insanların yalnızca yaptıklarıyla değil aynı zamanda yapmadıklarıyla da kaderlerini biçimlendirdiklerini bilmektir.

--- alıntı ---
devamını gör...
3197.
bugün akşam saatlerinde evin yakınında olan parkın önünden geçerken, salıncakta sallanan bir dede ve onu sallayan bir babanne gördüm. dur hanım çok hızlı sallama, tansiyonum yükselir dedi dedem. nasılda mutlulardı... içimden dedim ki: arada bir çocukluk etmeyeceksen büyümenin ne anlamı var ki? gittim bende parka, koydum dosyalarımı yere, sallandım umarsızca...
devamını gör...
3198.
hani bir an evvel hayata atıl, işine odaklan, paranı kazan , kendi kendine yet diyenler varya işte onlar sizi düşünürler ama sonrasında yanınızda olmazlar işte ondan kendi kendine yet diyorlarmış.keşke biraz daha yanlarında kalabilseydik.
devamını gör...
3200.
bugün hiç tanımadığım bir insan vuslata erdi.bu dünyada hiç tanımadım http://onu.adını bile vefatından sonra öğrendim.hayretle şunları da öğrendim ki,aynı yerde soluklanmışız,aynı kitapları okumuşuz,aynı insanları sevmişiz,aynı derde talip olmuşuz,aynı yollardan yürümüşüz.ama bu dünyada hep teğet geçmişiz birbirimizi.onun çıktığı kapıdan beş dakika sonra ben girmişim besbelli.bunu bilmek baştan ayağa hüzne boyadı beni.bir de onun hatırası eklendi üzerime,okuyacağım kitaplara bir ortak daha...ne diyebilirim ki başka seven ile sevilen buluşmuş.hasret vuslata evrilmiş.mübarek olsun.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar