sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3423.
Allah'ın güzelliğini bazı ayrıntılarda yakalayınca imanımın tazelendiğini ve bu güzelliğin kalbime nasıl yansıdığını gözle görülür bir şekilde hissedebiliyorum bazen.

o ayrıntılardan biri şuydu; bir buçuk yaşındaki yeğenim konuşmayı yeni yeni söküyor. evlerin uzak olması, anne ve babasının çalışması gibi nedenlerle çok fazla göremiyorum onu. öyle ki, yavrucak tam bana alıştı derken, araya ayrılık giriyor. bir dahaki buluşmamızda beni çoktan unutmuş oluyor haliyle...

bu buluşmamızda da aynı şekilde beni görünce ağlayıp annesine sığındı. neden sonra annesi ile konuşmaya daldık. bir anda aklımıza ayça'yı unuttuğumuz geldi. nerede olduğuna bakmak için salona doğru koştuk ve annesinin çantasındaki tüm eşyaları salona yaymış olduğunu gördük. annesi "bir daha çantamı karıştırmayacaksın" diye azarlarken, benim miniciğim "hala" diyerek ağlamaya başladı. o an başımdan aşağı kaynar suların döküldüğünü hissettim. daha benim yüzümü hatırlamaktan aciz olan bir bebeğe, sıkıştığı anda annesini şikayet edeceği kişinin ben olduğumu anlamasına sebep olan o akrabalık bağı bilincini aşılayan kimdi?
devamını gör...
3426.
oturup buraya karaladıklarımı tek tek okuyan, okumakla kalmayıp hepsini bir de artılayan biri var. bu güzel bir şey. karalamayı anlamlı hale getiriyor.
devamını gör...
3429.
insan bi kere radara yakalanmayagörsün,bidaha 70i geçemiyo. şaka şaka yapıştırmaya devam.
ayrıca yapımı tamamlanmamış yolda o daracık yere radar aracını sıkıştırıp hız sınırına 50 demeniz hiç hoş değildi.cogayıp
devamını gör...
3430.
'' uyuşan ruhumun sorumlusu ben değilim.. her yeni insan koca bir hayal kırıklığı iken ben de her yeni insan için koca bir hayal kırıklığı isem neye yarar sorgulamak? gitmeli! gitmeli çok uzaklara.....''
devamını gör...
3431.
şirkette moladayız. yine tayyip'in mi başka bir yetkilinin mi ne açıklamasını tartışıyor bizim moron kemalistler. diyor ki mal zararıyla insan canını karşılaştırıyor böyle bir zihniyet olabilir mi? 15 saniye sonra adana'da ölen polisten bahis açılıyor. aman o da kendi mallığından düştü öldü diyor aynı kişi.

bizim iş otelle tur operatörüyle seyahat toptancısıyla içli dışlı. tüm dünyaya hitap ettiği için haliyle uzakdoğuyla da irtibattayız. onlarla ingilizce iletişim kurma zorunluluğumuz bazen öyle bir raddeye geliyor ki ırklarına sövmediğimiz gün olmuyor. işte şimdi tayyip'i tiye alan video mu ne çekmiş uzakdoğulular. helal olsun adamlara, ta uzakdoğu'dan çözmüşler olayı diyor yine bu moronlardan biri.

ah ulan ah. kemalistsin hadi bir falsosun peki bu kadar moron olmak da zorunda mısın?..
devamını gör...
3432.
ev arkadaşım mezun oldu ve ben kendimi boşanmış gibi hissediyorum, durumum çok kötü değildir umarım. ummak da çok tuhaf kelime ha, zaten umur da çok tuhaf birand filan.
devamını gör...
3435.
iyi ki bugün uyuyum dedim. msj atan mı dersin,whatsapptan yazan mı dersin cvp yazmayınca arayan mı dersin..turkcell bile aradı nan. ama direndim bu saate kadar ve aldım uykumu.
devamını gör...
3436.
hani eskiden radyodan şarkı dinlerken, cep telefonlarımızın yeni yeni olduğu zamanlarda, mesaj geleceğinde yahut çalacağında telefon bir cızırtı duyulurdu ya işte az evvel onu duydum.
lakin çalmadı da telefon.
devamını gör...
3437.
"her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? bir güz düşünün ki ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış, böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir? yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir. yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de?"*
devamını gör...
3438.
dünyayı gezmedim
gitmedim taksime kazancıya 1977den beri
bir cennet bahçesi vardı adını hatırlamadığınız.

cennet bahçesi bir irem
ağaçların gölgesi sadabad
hatıralar tahta masa
bir ben bir sen
şimdi
şimdi sen belki
ben bu mahzun bahçede yeri olmayan
yerle yeksan dır hazan.

devamını gör...
3439.
uzun zaman önce bir yarışma programı vardı tv de ismini unuttuğum. parayı kazanan herkes yarışma sonunda parasının bir kısmını bir hayır kurumuna bağışlıyordu. gel zaman git zaman bu bağış işi gelenek halini almıştı. genelde tsk, lösev ve şehit yakınlarına falan bağışlanırdı bu paralar. hatta sunucu bile işi abartmış; para kazanan yarışmacıya, paranızın bir kısmını nereye bağışlamak istiyorsunuz diye sorardı sanki yarışmacı kazandığı parasını bağışlamaya mecburmuş gibi. yarışmacılarda eli mahkum, 65 milyona ( o zaman nüfus o kadardı galiba) ayıp olmasın diye kazandığı paranın bir kısmını bazı yerlere bağışlardı. arada yüssüzlük yapıp parayı bağışlamayı reddedenler de vardı ki, onlar da sunucunun ve seyircilerin ve de ekran başındakilerin cık cık cık ayıp ayıp diye tribine maruz kalırlardı.şimdi ki yarışmalara bakıyorum da kimse kazandığı paranın kuruşunu bile vermeye tenezzül etmiyor, teklif dahi edilemiyor yarışmacının surat ifadesinden. hani eskiden derdi ya yarışmacılar; para önemli değil önemli olan yarışmak diye, ulan konuyu nerelere getirdim Allah Allah... bana ne lan kim ne kazandıysa tövbe yarabbim ya!
devamını gör...
3440.
''şimdi açsam pencereyi de beklesem..
sen gelsen..
olmaz ya hani geliversen..
hiçbir şey sormasan..
hiç birşey söylemesen..
sussam..
sussan..
sussak..

susuşların anlattığını dinlesek..
sırt sırta otursak..
katılasıya ağlasak…
sormasak birbirimize sebebini…
sonra dönsek yüzyüze..
sarılsam..
sarılsan..
sarılsak..

ve yine hiçbirşey konuşmasak..
ama anlasak..
ne vardı sahi..
olmaz ya..
hayal ya..
hani diyorum ; olsa ne vardı…''
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar