sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3502.
buralar ilerde hep ruh halimize şahit, bu sözlük ayakta kaldıkça bizde burada bulundukça bazı şeyler geçmişimize şahit, belkide eski yazdıklarıma bakıp ulen ne ergenceymiş felan diyeceğiz.
devamını gör...
3503.
bazen bir başlığa tıklıyorum. tipim olmadığı apaçık ortadayken ilham perilerini gücendirmemek adına bir iki saniye bekliyorum. sonra umarsızca başka başlıklar. bazıları öyle tipim ki. beynime doluşuyor bi dünya şey. yazacağım ama, o başlığın benim zihin ve duygu dünyamda bir karşılığı var çünkü. adım gibi eminim. ve yazmaya başlıyorum. bir iki cümle... silip hiçbir şey kaydetmemekle bitiyor süreç. hayır şıpsevdi değilim. yeterince donanımlı olmadığımı ve en vurucu ifade şeklini bulmadan yazmamam gerektiğini düşünüyorum. kaliteli köşe yazıları okumuyorum bu aralar, hep ondan diyorum hatta.

sonra şunu fark ediyorum. tüm bunları en siyasi, en nefret, en tarafgir duygularım aktif olmuşken yaşıyorum. o başlığın bende uyandırdığı his nefretse, nefretimi ifade edecek muhteşem cümleler kurmak oluyor ilk odak noktam. sonra başarısız olduğumu düşünüp yazmamayı tercih ediyorum. yani haklıyım, ve tek sorun ifade etme biçimimle ilgili küçük noksanlar. o noksanları gidermek için kimsenin cevabının olmadığı o argümanları bulmalıyım sadece diyorum. bir yerlerde var olduğundan emin olduğum o argümanları. bak bak. kibre bak. sonra araştırmaya, hep dingin ve tutarlı ve haklı olan kafaların çalışma stiline kavuşabilme umuduyla bir dünya plan yapmaya başlıyorum.

ben haklıyken, neden haklılığımı diğerlerine ispatlamak gibi angarya bir detayla uğraşayım ki? diyorum. hem de onları asla ikna edemeyecekken. onlar zaten haksız ve haksızlıklarından bihaber gafillerken? bak bak. tabi hiç tatmin edici bir düşünce tarzı değil bu. çünkü insan dediğin karşısındakini ezmekten, sindirmekten, haksız çıkarmaktan hoşlanır. böyle dervişane davaları olmaz çoğu çiğ süt emmişin. ezik misin lan sen? diyorum kendi kendime. vuruşacak yüreğin yok ve böyle kuş böcek yöntemlere baş vuruyorsun diyorum sonra. korkaksın diyorum. korkak!

devamını gör...
3505.
bugün çok değişik bir şey oldu. öncelikle durumu anlatayım. eniştem teyzemle evlenmeden önce başka biriyle bir evlilik yapmış, fakat evlendiği kadın ilk günlerinde tüm paraları alıp kaçan biri çıkmış. sonrasında teyzemle nasip oldu, evlendiler. üç çocukları var, mutlular Allah bozmasın.

teyzemler bu yaz memlekete gidiyorlar. eniştem ve 9 yaşındaki oğlu geziyorlar köyde. biri enişteme diyor ki, "köye getirdiğin senin ikinci eşin değil mi?" eniştem de "evet" diyor. bunu duyan kuzenim, çok duygusal bir çocuk olduğu için o günden sonra hiç konuşmuyor. doktora götürüyorlar bir şey demiyor. arada bir ağladığını görüyor teyzem. neyse bugün istanbul'a döndüler. kuzenimi gördüm, bana "bed abla sana bi şey söylicem dedi, ben hah konuştu diye sevinirken olanları anlattı, annem babamı bırakır diye anneme söyleyemedim, ne yapacağım bilemedim, çok mutsuz oluyorum" dedi. böylece her şeyi yanlış anlamış olduğunu anlamış olduk. doğruları anlayacağı şekilde anlatırken, teyzem de bu durumun normal olduğunu filan söyledi. 9 yaşındaki çocuğun hassasiyetine şaşırıp kaldım, onunla ağlayasım geldi sözlük.

tüm konu konuşulup halledildikten sonra da kendisinin 5 yaşındaki kız kardeşi şöyle dedi,

"baba eski eşinin adı neydi, güzel miydi?" hepimiz kahkahalara boğulduk, soruş şeklinden. sanki kız arkadaşının sevgilisi hakkında konuşuyor gibiydi.*
devamını gör...
3507.

--- alıntı ---

kardeşim sen parmaklıklar arkasında da olsan özgürsün
kardeşim sen prangalara vurulsan da özgürsün
sen Allah'a bağlandığın zaman sana kölelerin tuzağı ne zarar verebilir ki
kardeşim karanlığın(küfrün) ordularını kökten sileceksin
ve bununla yeryüzünde bir fecr doğacak
sen ruhunu fecrin doğuşuna teslim et
o zaman fecrin bizi uzaktan karşıladığını göreceksin
kardeşim muhakkak ki ellerinden kanlar akmıştır
ve zillete mahkum olmaktan yüz çevirmiştir
muhakkak ki bir gün o şehadet aşıkları ebediyet kanı ile cennete yükselecektir
kardeşim sana ne oluyor ki savaştan bıkmışsın
ve omzundan silahını atmışsın
söyle bana kim fedakarlık edecek ve yaraları saracak
ve yeniden sancağımızı kim dalgalandıracak

(seyyid kutub)


--- alıntı ---
devamını gör...
3508.
sonra sanki bir takip ediliyormuşum hissi diyorduya ah muhsin ünlü, bilmediğim bir yazar çok artı oy vermiş galiba bana.
çok korktum...
*

edit: teşekkür ederim fakat. *
devamını gör...
3509.
nasıl yemiş, nasıl semirmişsem tüm sene, oruçlu olduğum halde halihazırda henüz nimetlerin kıymetini anlamış değilim, muhtemelen bir sofra kurulsa beğenmeyeceğim, başka ne var diye soracağım, susadım ama su içmesem de olur, açım ama ufff ne yesem...

sadece dudaklarım kuruyor, ıslatıyorum.

edit. tamam biraz kısır olsa yerim.
devamını gör...
3510.
yazmak üzerine

http://www.cogitosozluk.net...

yazmak, insanın kendini rahatlatma biçimlerinden birisidir. kimseye dökemediği sırlarını kağıda dökerek başlar insan yazmaya ya da dökebildiklerini kağıt üzerinde damıtarak... kimse doğar doğmaz koşmaya başlamadığı, akıcı bir şekilde konuşamadığı gibi ilk yazı tecrübesinde de kendi mükemmelini yakalayamaz. zaman; yazının proteini, vitaminidir.
zaman kadar etkili bir diğer unsur ise paylaşımdır. ''yazdım'' diyebilmek için birilerinin yazdığınızı görebilmesi gerekir. ''yeterince iyi değil, paylaşmayayım'' bahanesi ise yazmak isteyenlere yakışmaz. çünkü yazarlık, şairlik ''kim ne der?'' kaygısından kurtulmakla başlar. bunun anlamı tabii ki eleştirilere kulak kapamak değil, kulağa süzgeç takmaktır; kafa yarmak için atılan taşlara değil, temeli sağlamlaştırmak için atılan taşlara bakmaktır. ayrıca tepki doğurmayan, yenilik getirmeyen her şey zaman içinde kaybolmaya mahkumdur. suyun akışına göre hareket eden suyla beraber akıp gider fakat suya karşı gelen sağlam bir duruş önce suyun tepkisini alır sonra suyun akış yönünü belirler.
yürümekten koşabilmeye geçilen evrede, mesele yapıcı eleştirileri temele oturtmaktır. bariz yanlışlıkları, rahatsızlık veren sebepleri törpüleyip hoş ve has rayihalar yayabilmeyi sağlayabilmektir. gülistandaki güllere varabilmek için yaban otlarından, ayağa dolanan dikenlerden insanları kurtarabilmek kafidir. fakat bunu yaparken ''herkes yazımı sevsin'' mantığından uzaklaşmak gerekir. zira bu mantık gülün kendi dikenini de ayıklar, gülü gül olmaktan çıkarır. dikensiz gülün kokusu keskin değildir.
yazmanın olgunlaşma aşaması ise, istikametin ayrıntılı araştırmasıdır. üslup ve fikir nereye yönelmişse o yönün haritasına hakim olmak gerekir, tabii ki her yöne kabaca da olsa vakıf olarak... her yön bir yerde illa ki buluşur ve yolun sonu her yönün buluştuğu yerdir.

heftmurg asır:1 yıl:1 sayı:1
devamını gör...
3511.
bugatti veyron hayranlığımı bilen kardeşim çindeyken bana bugatti aldığını söyledi. gerçeğini alamıycağını bildiğimden koleksiyonlık bir şey aldığını düşünüp sevindim ve kitaplığa sığmadıkları için yerde olan kitaplarıma aldırış etmeden köşe kitaplığımda ona bir yer açmaya karar verdim. iki gün önce kardeş çinden döndü,valizini boşalttı,eşyalarını yerleştirdi,dinlendi,ufak tefek hediyelikleri çıkardı ama ortada bugatti yoktu. çaktırmadım durumu. ertesi gün ipadini uzattı ve "al hacı senin için gece gündüz yarıştım ve oyunda 1buçuk milyon dolar biriktirip sana bugatti aldım,istediğin kadar yarışabilirsin" dedi. ipad elimde bugattiyle asfalt ağlatıyorum. hayır ben ağlamıyorum,asfalt ağlıyo.

bu da böyle bi anımdır.
devamını gör...
3512.
karalama yapılan defterdir. benim için böyle bir şeydir.
<html><img src="" alt="karalama defteri" height="400" width="300">.</img></html>**
devamını gör...
3513.
bazı insanlar kendi acılarını başa çıkması olanaksız olduğunu gördüklerinde acılarını yaşamlarından tamamen çıkarıyorlar. o zaman başkalarının yaşamını elinde tutma duygusu bu iç boşluğu dolduruyor.

ve böylece şiddet yaşamlarının amacı haline geliyor. canlılık duygusu yaratan bir şeymiş gibi görüyorlar. içlerindeki her türlü duyguyu yitirmiş olan insanlar , ancak canlı bir şeyi ele geçirip parçaladıklarında kendilerini duyumsayabiliyorlar. bir başka yaşamı dize getirip söndürdüklerinde yaşama hakim olduklarına inanıyorlar.

işte böyle bir çok insan tanıdım. söyledikleri yalanlar ayaklarına bağ olmasın, işledikleri günahları kimseler duymasın, yaptıkları haksızlıklar yüzlerine çarpılmasın diye kaçıp gittiler. sonra bir zaman sonra geri döndüler. tıpkı insanların duyguları acımasızca katlederek acıyı her seferinde geri getirdikleri gibi.
devamını gör...
3515.
ulan en azından gidip bir merhaba diyecektim kıza. kesin onda da birşey var, böyle elektriklenme falan yoksa niye gülsün öyle suratıma, değil mi ama?
devamını gör...
3516.
merhaba bitmeyen işlerim, merhaba dilekçe yazarken harcadığım zamanlarım, merhaba hep son dakika iş gönderen müvekkiller, merhaba her işi acil olan patronlar, merhaba uyumam gerekirken uyuyamdığım zamanlar, merhaba uykudan zar zor kalkıp işe sürünerek gittiğim zamanlar, merhaba iş yetiştireceğim diye sabahlarken hoop diye geçen zaman ve dahi yetmeyen zaman.

nasılsınız? umarım kötüsünüzdür, sayenizde ben hiç iyi değilim zira...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar