sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3563.
az önce facebook da arkadaş listemdekilerden biri, zombi programıyla kuzenimi zombiye çevirip yayınlamamı kınadı.* biz o fotonun altına yazılar yazmışız, kendi aramızda takılıp eğleniyoruz. yahu onları oku önce öyle laf sok dimi? yok ille muhalefet edecek. böle insanlara uyuz oluyorum yahu. her şeyi eleştirme, insanlara derse verme meraklısı...bana hiç yakıştıramamış zombileri yayınlamamı. evet haklısın biz de kınıyoruz zombileri ailecek...
devamını gör...
3564.
bu hikayem biraz limon gibi. içi ferahlatır fakat ağzı ekşitir. yıl 2000 ler. o zamanlar silah kaçakçısıyım. param var. arabam var, kontörüm var, kafalar rahat. birde manitam var esmer. her neyse, konumuz bu değil. o zamanlar lakabım kaçakçı necmi. necmi ne alaka çözemedim ama öyle takmışlar geri zekalılar sağolsunlar. dediler, "necmi abi necmi abi, bir olay var, amerika meksika sınırında silahlanma varmış ne yapalım?" dedim olum herşeyi bana soruyorsunuz. silahları pazara açın. dediler elinde ne var? dedim ne istiyorsun? dedi keleş var mı keleş? dedim olmamı yeğenim. neyse bunlara dayadım keleşi, sürdüm sınıra. haber bekliyorum sattık, ya da satmadık diye. bir haber gelmez mi "abi sizin silahları gasp etmişler" diye. tabi ben durur muyum? hemen aldım rambo bıçağımı taktım belime. aslı sürmene çakısı. sırtımda çantam, içinde ince uçlu şarj aletim (önemli) crax kraker mentos meyveli var. ayaklarıma postalı giydim ve dedim beni ortalarına bırakın. havalandık helikopterle. gittik tam sınırda beni indirdiler. neyse daldım ormana. süzüyorum etrafı, bizim silahlar nerede olabilir diye? sonra bi ses duydum. hemen arkama bakmamla beni bayıltmaları bir oldu. neyse gözümü bir açtım bir karargahtayım. dedi 당신은 사람을 무슨 짓이야? dedim lan, olum siz koreli misiniz? adam aval aval bakıyor. neyse yine 당신은 사람을 무슨 짓이야? dedi. olm dedim bak bırakın. neyse Allahtan aralarında ayak işi yapan bir eleman varmış ingilizce biliyor az çok. ben de derdimi anlattım. meğerse işin aslı şerefsizler bana komplo kurmuş. beni kore sınırına bırakmışlar. oradan beni bıraktılar gabona. bir türk dönercisi açtım, kafam rahat. sonra türkiye ye geldim işte.
devamını gör...
3565.
dün putin aradı sordu bu sene kaç milyon ton kömür istiyorsunuz türkiyeye diye . zorda olsa pazarlık yaptık anlaştık 3 milyon tona bağladık . hayırlı olsun .
devamını gör...
3566.
gördüğümde gözlerinde ümitsizlik vardı. her anne gibi çocuğunun peşinde koşuyordu bir o yana bir bu yana. "kadınlar bir erkekten ne beklerler" diye sordum kendime. "saadet" deyiverdim "saadet". herkesin içinde azarlanan ruh ne kadar dayanabilir tahakküme?. acaba evlendiğinde bu hülyalarla mı kurmuştu yuvasını. "yuvayı dişi kuş yapar" ama erkek kuş da korumaz mı? kaç mutlu çifti görüp iç geçirmiş midir içinden? yalnız başına iftar. ufacık yavrusuyla... bu muydu hayal edilen, umulan, özenilen "saadet"...
devamını gör...
3567.
bugün öglen kapı çaldı. Allah Allah bu kim olabilir ki diyerekten kapıyı açtım. baktım yeğenim geldi. "teyze müsait misin" dedi. tabi geliş sebebini çok iyi biliyordum. neyse girdi iceri güya kediyle oyalanıyor. 5 dk sonra yine kapı çaldı. komsumun oğlu geldi " fatih burdaymış beni annem gönderdi" dedi. tabi onun da gelis sebebini anladım. yeğenim güya şaşırmış gibi yaptı onun gelmesine. ben bakış atınca "vallahi ben çağırmadım haberim yoktu" dedi. diger cocuk da "evet benim gelecegimden fatih in haberi yoktu" dedi. içimden dedim ulan çocuk mu kandırıyorsunuz! biz de gectik o yollardan. nazikce xbox oynamak istediler. islerim vardı hadi dedi kırmayayım yarım saat izin verdim. 1 saat oynadılar. sesimi çıkarmasam saatlerce oynayacaklardı. bakalım merakla bekliyorum bunu tekrarlayacaklar mı? insallah alıskanlık haline getirmezler.
devamını gör...
3568.
24 saat uykusuzluktan sonra uykuya daldığım anda bi arkadaş telefon etmiş. ve ben uyku sersemi konuşmuşum da konuşmuşum. kaza atlattım ama iyiyim demişim. kardeşim saatler sonra ikince telefona uyandığımda söyledi. gayet rahat bi şekilde kaza atlattım ama iyiyim,sorun yok,merak etme demişim. niye öyle bişey saçmalamışım onu da anlamadım. arkadaşı aradım,beni aramışsın konuşmuşuz ne dedim diye sordum. nası ya diye şok geçirdi. sesin tuhaftı ama gayet normal konuşuyodun,kaza yapmışsın dedi. uykumda konuşmuşum kaza falan yok dedim,önce şaşırdı sonra dalga geçti ve sanırım 78 gün boyunca dalga geçmeye devam edicek. işin ilginç yanı ikinci telefon ısrar üzerine öylesine cv'mi gönderdiğim firmadanmış. ve ben yine mezunlar derneğinden kimbilir ne için arıyolar diye uykulu uykulu,umarsızca konuşurken "yarın müsaitseniz şirketimize görüşmeye bekliyoruz" lafını duyunca kalakaldım. ve allem ettim kallem ettim kadını ikna ettim. ders programım belli olunca tekrar cvmi göndermemi söyledi,ekimde başlatalım sizi dedi.
koskoca şirkete bugün git yarın gel dedim.neyime güveniyorum olm ben!
devamını gör...
3569.
babaannemdeyiz sözlük. kendisinin evi eyüp camiine yürüme mesafesiyle en fazla 4 dakika.
eyüp gibi bir yerde oruca saygı diye bişey yok.hadi ben doğduğumdan beri buradayım. artik eyübü cok manevi bulmuyorum o yüzden ama insanlar memleketlerinden kalkıp oruç açmaya sahabeleri ziyaret etmeye geliyo ve şok geçhttp://iriyorlar.azıcık saygılı olmak lazım. edep denir buna...
devamını gör...
3570.
aslında mevzu mühim ama iftar yaklaştı, gözlerimin feri iyicene kaçtı o yüzden teferruatına girmiyorum, kısaca değinecem, ama burada bırakmamak lazım:

* herşeyin bir fıtri olanı var bir de akli, iradi ve ihtiyari olanı.
* misal, şefkat. bir fıtri şefkat var. ve herkeste var bu. anneler de maksimum düzeyde vs. fakat asıl fark yaratacak, insanlığa bir katkı sunacak olan bu fıtri şefkat değil; akli, iradi ve ihtiyari olan şefkattir.
* ama daha temel bir sıkıntı var: insanoğlu kendi eliyle, kendi kurduğu ideolojilerle, sistemlerle kendi fıtratına müdahele etti. yani misalen, o fıtri şefkat bile mutasyona uğramış durumda. haliyle o herkeste olan, olması gereken temel şefkat duygusuna güvenip, üzerine bir de akli ve iradi şefkat ekleyemeyebiliyorsun. adın enayiye çıkar mesela...

çok açım...

devamını gör...
3574.
bazen yapmayı düşündüğüm şeyler için ne kadar yorgun olduğumu düşünüyorum sözlük.

yeni bir kişisel gelişim kitabı okudum çünkü. çok beğendim. ilk defa bu tarz bir kitabı ve yazarını beğeniyorum. ileride seninle de paylaşacağım ama henüz bende. önce kendim uygulayıp sonuçlarını görmeliyim.
yeni bir iş bulup başlamalıyım. bunda sıkıntı yok. ama yeni işimde kendime yeni bir kimlik oluşturmam lazım. eski işim, insanlar ve kitap öyle söylüyor çünkü. bunu düşünmek yoruyor beni işte. hele uygulaması? olmadığın biri gibi davranabilmek? benzemekten korktuğum iş arkadaşlarıma benzeyecek olmam?
başkaları için değişme, dediğini duyuyorum cogita! ama sen değişmedin mi? sen yalan söylemedin mi? sen her şey istediğin gibi gitmedi diye yapmak istemediğin şeyleri yapmadın mı? yaptın! çünkü ben biliyorum yaptığını.
diğer insanlarda öyle aslında. onlar mutlumu oyun oynamaktan sanki? tamam belki bir kısmı mutlu. ama mutlu olmayanlarda var benim gibi. neyse ilerde bende aslında kim olduğumu unutup başarılı olmak adına girdiğim profile alışacağım.
yapmak istemediğim şeyler listesi;
-herkesle iyi geçin! (herkesle iyi geçinebilmek karaktersizlik değil mi? bence öyle. bukalemun gibi kişiye özel huylar edinmemiz lazım)
-herkese kendini sevdir! ( herkes neden beni sevsin ki? öncelikle ben herkesi sevmiyorum. hatta bir çoğunu)
-insanlarla ilgilen! ( hemde hepsiyle. zayıf noktaları ve ilgi alanları bulunacak, doğru hamlelerle bilinçaltlarına saldırılar gerçekleştirilecek )
yorucu sözlükcüğüm çok yorucu. gözümün önüne ara sıra kendini kaybedip susmayan, insanların yüzüne yanlışı doğruyu açıkça söyleyen hallerim canlanıyor. muhtemelen olacak. dengesiz damgası yeme olasılığım çok yüksek.
ah ulan özel sektör çok adisin! yordun beni daha şimdiden.
devamını gör...
3578.
fötr şapkalı, pardösülü, yaşlıca bir adamın -üstelik çok ağır adımlı- gittiğiniz her yere ardınızdan geldiğini düşünün. ve şimdi çok korkun bu düşünceden.
devamını gör...
3579.
fötr şapkalı, pardösülü, yaşlıca bir adamın -üstelik çok ağır adımlı- gittiğim her yere ardımdan geldiğini düşündüm.

düşünceden korkmak bir yana acaba adamın ne derdi vardı da beni izlemeye aldı diye üzüldüm adama. sonra düşüncemde dönüp ona dedim ki:

- hayırdır emmi ?

o da bana:

- bir şey yok yeğen, dedi.

sonra o yoluna ben yoluma gittim.


demek ki o kadar da korkunç bir düşünce değilmiş.
devamını gör...
3580.
fötr şapkalı, pardösülü, yaşlıca bir adamın -üstelik çok ağır adımlı- gittiğim her yere ardımdan geldiğini düşündüm.
şöyle ki sabah işe gidiyorum. duraktayım. otobüsüm gelmiş, binmişim, hareket ediyoruz. durakta bana ifadesiz bir şekilde bakan bizimkini görüyorum. arka taraflara doğru ilerliyorum. boş bir koltuk görüyorum. tam oturacağım, iki arka koltukta bizimki aynı ifadeyle bakıyor bana. ne zaman kafamı çevirsem kesintisiz aynı bakış...
işe gelmişim. yoğunluk vs. kafam bizimkinde ama şükür ki yok ortalıkta. öğle molasında arkadaşlarla dışarı çıkmışız. gözlerim devamlı adamı arıyor. yok. demek ki sabah aç karna üst üste dört tane winston ligt içmişim. halisünasyonlar görüyorum. biraz rahatlıyorum. derken unutuyorum adamı. arkadaşlarla yemeğin ortasına gelmişiz, biri başından geçen önemsiz bir olayı anlatıyor. gözüm arka masaya kayıyor birkaç saniyeliğine. bilin bakalım kim. aynı bakış, aynı duruş...

bla bla bla...

(bkz: allah esirgesin)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar