sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3661.
bir metin ya da makale okurken neden bilmiyorum ama özel isimleri atlıyorum. bi de bu internet alemi yüzünden midir,skimming scanning dersinden midir bilemiyorum hep bi alelacele,hızlı hızlı bazen satır atlayarak okuyorum. ve bunu kitap okurken de yapıyorum.allahım sakin sakin kitap okuma yetimi kaybettim. *
devamını gör...
3662.
yarım kalmışlık hissi kadar berbat bir şey yok. yemin ediyorum yok . biri tutup da "anlat bakalım geçmişi dese " ,
bir anda soluduğum hava ciğerlerimin içinde donuyor. şayet diyafram nefesi alan bir insansanız ve nefesinizi içinizde tutarak konuşuyorsanız ,
yılların keder arkadaşı izmaritin ciğerlerinize bıraktığı katran yüzünden kontrol edemez hale gelirsiniz soluklarınızı ve kalp büyümeye başlar içeride
kalan karbonmonoksit yüzünden.
bu da senelerin yarım kalmışlıklarıyla birleşince sanki güneşten kavrulmuş asvaltta bir damla su döktüğünüzde derinlerden gelen "cısssss" sesi gibidir.
acıtır kısacası.
öylece kalakalıyorum. kan hücüm etmiş dudaklarımdan sadece " yarım" çıkıyor.
vapurda , otobüste , işte , evde ...
uyurken , uyanıkken...
hep yarım..
yapmak istediğim çok şey yok... sevmek için bir kadına , bir arkadaşa , bir dosta ihtiyacım olmadığı gibi.
beni sevmesini istediğim bir Allahın kulu dahi yok.
niye böyle bilmiyorum ama yok..
sadece denize yakın olmak istiyorum. dün yine kaptığım gibi sıgaramı yürüdüm sahile . öylece oturdum bank'a.
yanımda ki adamı hiç umursamadan son ses açarak müziği öylece baktım sulara.
saatler sonra fark ettim ki o banka ilk oturduğum anda ki düşüncelerimle sabaha karşı gözlerimi başka bir yöne çevirdiğim anda ki düşünceler kafamda yok.
içimdekileri dalgalara yükleyip başka kıyılara yollamışım.
bir nevi ağzına kadar dolu bir usb belleği boşaltmışım orada..,
adamda yoktu lan.. töğbe haşa huzurda ..
ardından oturduğum bank dan kalkarak etraftaki belediye görevlilerini selamlayıp yürüdüm eve doğru.
gerçekten hiç bir şey düşünmüyordum.
zorladım.. ama yok ...
birden bire kahkahayı patlattım , çok mutlu olmuştum ve bu bana çok garip gelmişti..
devamını gör...
3663.
uzun zamandir olmus.. aklima geldi birden bire su "evlenilecek kiz var" basligini gorunce.

"ben sabretmek istemiyorum, seninle gunaha girmek istiyorum."

lan?!! kadirilerden bir de, hesapta adam gibi adam. hadi oradan. sorsan ama bes vakit namazi da var hani. sorsan anlatir Allah, peygamber diye.. ama anlattiklari hep erkekleri dunyanin merkezine koyan alimlerin dusunceleri, "o oyle diyorsa vardir bi bildigi". ataerkilligin cani cehenneme, onu ortaya cikaran ve bugun halen ayni oyunu oynayanlarin da..

ondan sonra gel de ki, "gel gunaha girelim, yanalim gitsin.". karsindakinin gunahini yukleneceksen omuzlarina, amenna. fakat hesap gunu geldiginde onu suclu cikarmak icin atmadigin takla kalmayacak belki de.. Allah goruyor, biliyor ve en onemlisi de koruyor. oyle bir koruyor ki elin uzansa dahi uzatamiyorsun, oyle iste. baskasi senin niyetlerine sahip oldmadigi icin dokunuyor da sen hep geride kaliyorsun, gokkusagini kovalamak gibi bir sey...

"bak bu isin hesabi var, gel birak bu tavirlari"

sacmalik dese kiyametleri koparacaksin degil mi? nasil da hircin tavirlar oyle. oysa ki.. kizginlik donemindeki herhangi bir hayvandan farkin yok. gozun donmus, tuzagina dusecek bir kurban ariyorsun. ama o kurtuldu senden. kurtuldu, kurtuldu.. tanimadigi etmedigi bir insanin vesilesiyle kurtuldu. cok sukur ki kurtuldu.

bugun depresyonlarda filan takiliyorsun; ahmet kaya dinlemeler, turkuler, siirler, bir elinde raki bardagi. tovbe mi etmistin ne? kimi kandiriyorsun olm, salak herifin tekisin iste. yarin tovbe, ertesi gun "biraz meze de getir su sofraya".

"sevmedigim ama hoslandigim..."

ikinci tercihindi degil mi o? ilki nasil biriydi, biraz solcuydu sanirsam aileden. tesetture girmedigi icin terk etmistin onu. o kiz da kurtulmus senden bir bakima. sozu ile ozu bir olmayan insanlar var olmasalar daha faydalilar su insanliga.. sonra nasil da yalvarmistin sevmiyorum dedigin kiza; "nolur bir hafta dene beni en azindan". la olm seninle isi mi kalmis onun. yuru git.

"mutlu musun?"

evet, gayet mutlu. 3 ay sonra deneme mesajlari filan atmalarin da ise yaramadi tabii.. yazik lan desem olmayacak, sen cek simdi ona cektirdiklerinin benzerini. yine de merhametli o; hayati zehir etme degil derdi, kendi hayatini tatli tatli yasamak. yasadi da, "dunyanin en tatli insani" dedigi kisiyi buldu, kafasi rahat, senden irak. attigi adimda Allah'in rizasini gozetiyor onceki gibi ve bundan dolayi hicbir pismanligi yokmus, oyle duyduk.


**
devamını gör...
3664.
bazen simüle edilmiş başka bir hayatı yaşadığımı düşünüyorum.
ailemin istediği gibi bir insan,
arkadaşlarımın ihtıyac duyduğu bir kanka,
sevgılının hayalındekı beyaz atlı prens ..
kendimi hayal ürünü gibi hissetmemi saglayan bu ınsanlar bana cok yabancı !
farklı hıc bırsey yasamıyorum. benden 100 yıl ,1000 yıl önce dünyanın baska bır yerınde yaşamış olan veya
şu an yaşamakta olan ınsanlarla aynı hisleri paylaşıyor ve aynı elekten geciriliyorum .
devamını gör...
3665.
içimde yalnız oluşa dair muhteşem bir imge var, ışıldayan bir kadın heykeli gibi görünüyor. dün içimde ki küçük kız sana ''hayır'' demek istedi. yakınlığımıza izin vermek istemedi, bunun yerine heykele yakınlaştı. ancak bu bir hayat değil, sadece pırıltılı bir güzellik.

küçük kız heykelin kucağına tırmandı, böylece kendisi de heykel oldu. o zaman bunun ölü bir ihtişam olduğu hissediliyor elbette, ama oraya varıncaya kadar insan muhteşem bir şey yaşayacağına derinden inanıyor.

yakınlaşma korkumun ne kadar büyük olduğunu anlamam yıllar sürdü. oysa bütün zamanlar boyunca yakınlıktan başka bir şey istemediğimi düşündüm. şimdi tamamen kendime aidim. soğuk ve sinirli bir insanım. ama diğerlerinden daha iyi biriyim. soğuk olduğum için bana hiçbir zaman kimse bir şey vermeyecek, ama ben de asla bir şey talep etmeyeceğim. kendime soyutlaştırarak bu şekilde kendime sadık kalabileceğim. kendime yaşamdan uzak durma hakkını sunacağım..... belkide çaresizliğimin üzerini bu şekilde örteceğim.
devamını gör...
3669.
doğum günümden 2 gün geçti.
Allah seni sevmiyor ki neden hala dindarsın dedi bir arkadaşım.
ailem hala benim et dürüm sevdiğimi sanıyor.
şimdi bir yakınımızın evinde yalnız başına öldüğünün haberini aldım.
mühendis kısmet ihtimalimi geri çevirdim.

22 yaştan beklentilerim bitti.
devamını gör...
3670.
çingene felemenkolarını duyuyorum zihnimin içinde. keskin ve bir okadar da acıklı.
ne garip dansın en hareketlisi bile acıtabiliyor bir yüreği.
bu gece ölümüne yazıyorum !
şerefine içiyorum, sek ve buzlu.bin asırdır her gece ölümüne içiyorum ama sen her sabah parmakların saclarımın arasında öylece tebessüm ediyorsun.
bin asırlık bir acı kokuyorum. millerce öteden görülebilecek bir aşk yanığı yüzümde.
başka bedenlerde avunmak istiyorum , gel gör ki uzanmış yatağıma senin hayalinle sevişir buluyorum kendimi.
ruhum bedenime ihanet ediyor seninle.
ardından balkonda ki fesleğenleri attım. beraber çizdiğimiz tabloları , beraber , beraber ... bize ait ne varsa işte.
hani o çok sevdiğin kırmızı japon balıkları var ya !
artık yok !
lavoboya dökdüm.
sana dair son şeydi sanırım .
bunun verdiği hisle engel olamadım bu sefer göz yaşlarıma.
çoçuktan beter ağladım. seyrettim çırpınışlarını.
tıpkı senin bana hazırladığın mükemmel son gibi onlarda çırpınarak öldüler.
fark ettin mi ? ardından her şeyi öldürdüm ben. ama neden sen ölmüyorsun ki hala ?
ölümüne yazıyorum ama sen hiç ölmüyorsun !
devamını gör...
3671.
benden ne söylememi beklediğini bilmediğim için kendimi her seferinde son derece çaresiz hissederdim. duymak istediğini sadece tahmin ettiğim şeyleri bile en küçük ayrıntısına kadar anlatmamı sağlardın. böylece her zaman birilerine ihanet ettiğim duygusu içinde olurdum. öncelikle de kendime.
bazen kendi kendime onca ay buna nasıl katlandığımı soruyorum. çocukken sık sık her şeyin kötü bir rüyadan ibaret olmasını, sabah uyandığımda her şeyin geride kalmasını dilerdim. bu umutsuzluğu, bu kendini kaçınılmaz bir kadere teslim edişi bugün bile aynı yoğunlukta hissediyorum. o güçsüzlük, o çaresizlik......

bazıları zamanın bütün yaraları iyileştirdiğini söyler. ama günler* oldu ve o acı hala yerli yerinde. hatta sanırım yoğunluğu da aynı kaldı. ve hep bu acının bana korku verdiğini hissediyorum. bu acıya geçit vermekten çok korkuyorum. kendimi o zamanki gibi çocuk olarak hissetmekten korkuyorum, öylesine küçük, çaresiz, yaralanmış, keder dolu, öfke dolu, nefret dolu. hayır! bu acıya geçit veremem. eğer bu acıyı tekrar hissedersem ağlamaktan başka hiçbir şey yapamam. bu yüzden ağlamak bana her şeyden daha zor geliyor.
devamını gör...
3672.
dersleri seçtim,ders programım belli http://oldu.geçen dönemki gibi yine pzt günüm boş.yine pzt sendromu yaşayamıycam. çogüzgünüm.* 4 yıldır dediğim gibi "bu sene tembellik etmeyip düzenli çalışıcam".
devamını gör...
3673.
* *

her sabah mental ritüelimin ardından küçük saçma sapan adımlarla aynanın karşısında geçiyorum. " bugün de nefes alıyorum" kendimle göz göze geldiğm an benim için o gün bitmiş sayılır. odam büyük , altlı üstlü duvara bütünleşik bir ranza. tek bir kişi için iki ayrı yatak. alt kısımda yatıyorum çoğu geceler. geceleri boylu boyuna uzandığım yatağımda , üst ranzanın medefesine yapıştırdığım irili ufaklı karanlıkta parlayan yıldızlara ve gezegenlere bakıyorum. bir halta benzedikleri yok, olmasada olur. aslında üst ranza olmasa ve direkt olarak tavana yapıştırsam uzaktan bir anlam ifade edicekler. zaten insanlar yıldızları çok uzakta oldukları için sevmiyorlar mı? yakından bir halta benzemeyen biçimsiz yığınlar.
insanlar gibi. evet evet bu doğru bir tanım. insanlar gibi onlarda . uzaktan göz alıcı ,merak uyandıran, ilgi çeken ve gözümüze güzel görünen. yakındayken sadece başı boş parlak ve karanlık hücre yığınlarının birleşimi. hatırlıyorum , zamanın birinde , bilinmeyen bir yüzyılda bir kadın yıldız vardı. ekseni etrafında döndüğüm asırlarda kimi zaman yakınlaşıp kimi zaman uzaklaştığım. yakın çok yakın olduğu zamanlarda sönüktü ışığı. uzaklaştıktan sonra yeniden parıldıyordu. fakat bilmediğim bir şey vardı. mesafeler değildi bunun nedeni. bakış açım. bir insan bir insandan yada nesneden sıkılamaz, sıkılmak istiyordur. hepsi bu.
mesafeleri yaratan ve onları anlamlandıran bizleriz. bazı zamanlar en yakınımızdakilerle bile milyonlarca yıl uzaktaymış gibi hissetmelerimiz bundan.

au revoır..
devamını gör...
3674.
--- alıntı ---

git diyorsun…

gidiyorum!

bilmem kaç gündür yol alıyorum. arkamı dönerek değil, gözüm arkada kalarak gidiyorum. içimin bir parçasını, yüreğimin yarısını ve gözlerimi seni son gördüğüm yere saklıyorum. o yerde atıyor hala yüreğim.
hala senli zamanların sarhoşluğu başımda. dilimde sana dair kelimeler, aklımda senden kalan binlerce an, binlerce anı... yüreğim sende kaldı.

git diyorsun…

bir daha gelme diyorsun…

şimdi fethedilmemiş bir şehir oldu gözlerin. yüreğimin dağlarından sessizce hüzünler indiriyorum gönlüne. sana sesleniyorum ve sen öyle duymuyorsun ki sesimi…
feth edemediğim o şehrin her bir zerresiyle her an sana haykırıyor içimde bir yer.
duymuyorsun… duymak istemiyorsun

--- alıntı ---
devamını gör...
3675.
hayatı anlayan var mı?
aslında bizden istediği basit şeyler mi yoksa biz mi bu kadar karıştırıyoruz yolları?
insan depresyonda olmadığı halde neden öyleymiş gibi yazılar yazmak ister?
acaba içten içe psikoterapiye mi ihtiyaç duyuyordur?
burda başlık yazabilmek için neden bu kadar çaylak uğraş veriyor?
bu bir çaylak yazısı mıdır?
*
devamını gör...
3676.
kanım damarda türbülanslı akıyor gibi hissediyorum doktor. reynold düşürücü verin bana lütfen. hissediyorum trombositler kenara itilerek, endotel hücrelerinin yanına geliyor ama sorun şu endotel hücreler kim onları bilmiyorum. hatta o nedemek. ne diyorsun doktor. doktor bu ne.
devamını gör...
3677.
kadersiz defter.

bir kareli defter değil desem
kızarsınız.

karamela şekeri?
ilahi.

her satırında
şükür tatlı adam.

elim titrer yazmaya
lamelif satırlar.
devamını gör...
3679.
insanlar gerçekten çok tuhaf.
sadakatsiz ve uyumsuzlar.
en azından benim etrafımdakiler.
tuhaf olan ben miyim yoksa?
çok mu şey bekliyorum birilerinden?
beklemeyi de oldum olası sevmişimdir.
tuhaf olan ben miyim ki?
kafamda deli sorular...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar