sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3681.
açılmış penceremden kafamı uzatsam görür müyüm?
o küçük ellerinle yüzüme dokunsan ölür müyüm?
seni de beklediğin o yerde gördüm üzülme.
yanına gelmek isteğiyle elim kolum kördüğüm.

hayalle gerçek arası ilaçlarla avunmak,
adın şakaklarımdan içeri sokuldukça yorulmak,
eylülün başından sonuna doğru uyursam,
senin huzurun içime dolardı, biraz sarılırsam.
...

git ona! git gerçek sevdiğinle kucaklaş.
düşüyorum dudaklarından hayatımdan uzaklaş.
bilirsin bu aralar çok derdim oldu boğuldum.
senin de yüzünü astım üzgünüm benimle yoruldun.

benim hayatta istediğim hiç bi şey olmadı!
bi seni çok istedim senin de için benle dolmadı!


devamını gör...
3682.
bu da mı eksi?

bu da mı?
ne yazsam ısrarla eksileniyorum.. hayır eksi demek, bak bu yazdığın kötü,, yapma etme demek değil mi?
ne yani kuzey kore ye dair ansiklopedik bilgiler ya da tek kulaklığım bozuldu ya amaaan demek de mi eksi?

bir dakikada yazdığım her tanımı bul eksi ver, mutlu ol. eğer bu seni mutlu ediyorsa ben de mutluyum.

ne güzel yazıyordum kendi halimde.. ama birileri bana sinir oldu sanırım..

tadım kaçtı.

eyvallah!

devamını gör...
3684.
birilerini ya da bişeyleri karalamak böyle seviyeli bir sözlüğün güzide yazarlarinın alışkanlığı olmadığından yola çıkarak pek kalın olmayan bir defter olduğu fikrine varıyorum .

aa pardon ben yanlış ...amaan neyse boşver.
devamını gör...
3685.
"10 tanım yazmak çok zor geliyor zira kimse okumuyor" diye düşünüyorum ki bunu nereye yazayım diyen yazarın bulduğunda hemen bunu yazdığı yerdir.
devamını gör...
3690.
çok istrdiğim telefon kabını aldım. önce mutlu oldum ama sonra geçti.eskiden çok istediğim şeyleri alınca çok mutlu olurdum ama artık olamıyorum.daha farklı mutluluklar daha manevi mutluluklar lazım.
devamını gör...
3691.
yabancı bir dizide görmüştüm. anne acı çeken oğlu için bir sürü dolu kavanoz getiriyor garajına. ondan bunları fırlatmasını istiyor, ferahlayacağını umarak. hep içine atan çocuk, ağlayıp zırlamayan, ortalığı ayağa kaldırmayan çocuk böyle rahatlar sanıp, beraber fırlatıyorlar kavanozları.

annenin oğlu için kaygılanması, çaresizce böyle bir yönteme başvurması değil de, çocuğu kavanozları fırlatırken zarar görmesin diye ona koruyucu bir kask takması oldu sanırım beni en etkileyen sahne. şimdi acımızı boşaltıyoruz aman dikkat edelim bir aksilik çıkmasın batı iticiliğini değil de, ben orada harbi bir annenin şefkatini gördüm.

oğlu ferahlasın, deşarj olsun isteyen ama bunu yaparken kendisine verebileceği zararları engellemeye çalışan bir annenin öngörüsünü, dikkatini, özenini... ve çocuğun çevresine verebileceği zararları önlemeye çalışan bir annenin insancıllığını. gerçek bir anneydi sanırım gördüğüm. ve her çocuğun böyle bir annesi olsaydı eğer dünyanın mükemmel bir yer olacağına inandım ben o sahnede.

ve içim cız ederek, o kavanozları her gün başlarında parçaladığımız çocukları hatırladım. ve öyle çok kavanoz borçlu olduğumuzu ki onlara... boşluğa atıp ferahlasınlar diye de değil, yüzümüze fırlatıp haklarını alsınlar diye.




devamını gör...
3692.
dışarda, buz gibi havada, usul usul yağmur yağarken pencerenin karşısında battaniyeme sarılıp kahvemi içerken aldığım zevki hiçbir şeyde almadım, alamadım. hayattaki en değerli serbest zamanlarımı böyle değerlendirmek isterim hep. bak boş zaman değil, serbest zaman. boş zaman yok çünkü. sürekli bir işin vardır. farkında olmazsın sen. boş zaman lafı hakarettir, küfürdür. otur düşün o boş dediğin zamanlarda mesela. hayatı sorgula. sevgilini, eski sevgilini, hoşlandığın kızı/çocuğu düşün. anneni düşün anneni. o ölünce ne yapacaksın? hazır mısın onun gidişine? aileni düşün. çocukluğunu. neden geldiğini düşün dünyaya. tanrıyı sorgula. sonra gökyüzüne bak. kuşlara, bulutlara bak. ama nolursun boş işlerle uğraşma.

bir gün dene bu anlattıklarımı. olduğundan daha mutlu olmazsan bir daha ağzımı açmam.
devamını gör...
3693.
gercek hayatımda sahip olmadıgım kadar iyi arkadaşlar buldum sende sözlük. seni sırf bu yüzden seviyorum. yani sokağa çıktığımda, aslında gerçek, tamamen benim olan hayatımda bile aklımda oluyorsun ama şımarma senle alakası yok. sendekilerle alakası var. yalnız bu ara onları üzgün görmek beni üzüyor. ağzını yüzünü kırarım senin, güldür onları lan.
devamını gör...
3697.
öfke duyuyorum. korku hissetmem gerekirdi, ama sadece keder hissediyorum. sanki ölmek zorundaymışım gibi umutsuzum. kederim o kadar büyük ki! dağılmamak için kendimden koparıyorum.
devamını gör...
3700.
bigün çıkıp bağırıcam, isyan edicem insanlara... beni tanıyan ama görünce selam vermeyen sanki bana ihtiyacı kalmamış gibi davranan, doğru ya zaten bana hiç ihtiyacı olmamış olan insanlara... nedendir bilinmez insanlara arasındaki bu samimiyetsizliğe.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar