sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3721.
--- alıntı ---

biz çok normal adamlar değiliz. sizin de çok normal olduğunuz söylenemez. dünyada herkes anormal sanki. belki de hepimiz normaliz. yanlış zamanda, yanlış yerde. ya kusura bakma, insan eline kalemi alınca, değişik şeyler yazmak istiyor. ben pek anlamam bu işlerden. sana o kadar çok mektup yazmayı denedim ki, bir yerden sonra yırttım. bu sefer üşeniyorum, herhalde sana gönderemeyeceğim için. daha doğrusu, bira içerek yazdığım için utandım herhalde. kim bilir orada hava nasıl, kim bilir neleri özledin. "biraz salakça olacak ama, burası da çok boktan." sanki herkes katil. ya da herkes yalnız. oradan çok farkımız yok. aslında var, biz daha geniş alanlarda yürüyüp, daha fazla görüşme hakkına sahibiz. en büyük fark bu herhalde. beni burada ayakta tutan, dostlarım. seni de umarım bir şeyler ayakta tutuyordur. ama eminim, benden daha fazla sevenin var. ben mücadele etmeyi senin kadar bilmiyorum. biz mücadele edenlerin peşindeyiz. ben senden hoşlandım, ben çok iyi vakit geçirdim seninle, çok güzelsin. "sana hislerimi nedense en kötü cümlelerle anlatıyorum hep ya." ya gerçekten sevmeyi bilmiyorum ben, ya da ne bileyim, tuhaf oluyorum. dışarı çıktığında bu mektubu sana vermek isterim ama biliyorum utanacağım ve veremeyeceğim. olsun, sana yazmasaydım içimde kalırdı. sen içeride ben dışarıda. siz içeride biz dışarıda. ya öyle işte.. yine yazamadım..

--- alıntı ---
devamını gör...
3723.
üzgün olduğum zaman enteresan bir neşe birikimi oluyor bende. çok komik oluyorum. öyle kötü komik değil hakikatli komik oluyorum. anlamayanların şaka anlayışı olmuyor. kaldı ki mesele bu değil. bakma üzgünüm. yapabileceğim birşey yok var olmak kafi geliyor insanları daraltmak için. oysa ben bindiğim otobüste bile birilerinin hakkını gaspediyorum diye oturamadım doğru düzgün. boşken bile. zaten kendimi yok saydığım için hiç bir şeyim düzgün olmadı. doğduğum andan beri evlat kardeş torun yiğen falandım ne iyi evlat oldum ne iyi kardeş sonra arkadaşlarım oldu iyi arkadaş da olamadım. sevdim ulan sevdim hala sevmekteyim ancak iyisinden olamadım. demek ki olamadım. üzgün olduğum zaman komik oluyorum. mesela gülerek yazıyorum bunları. yapabiliyorum çünkü.
devamını gör...
3724.

eşim ve kızım hayatıma girdiğinden beri kendimi daha fazla güçlü hissetmeye başladım. onlara hissetiğim duygular hayatı anlamlı kılmamı sağlıyor. hayatın ne kadar güzel olduğunu, yaşamın verdiği o büyük hazzı doruklarda yaşatıyor. sevmek ve sevilmek; aşk duymak. hayatta bunları bir aileye sahip olmadan yaşamak imkansız.

herkes evliliğin türlü şeylerden mahrum olmak olduğunu zannediyor. yaşayacağımı yaşayım da ondan sonra evleneceğim diyerek; evliliğin kutsallığını kirletiyor ama bilmedikleri şey doğru insanı bulduklarında, aslında hiçbir şey yaşamadıklarını görecekleri.

sevgili eşim, her daim yanımda, en büyük destekçim, tam anlamıyla her şeyim, bana annelik duygusunu yaşatan kutsal adam. Allaha şükrediyorum onunla karşılaşma fırsatını bana verdi. düşünüyorum ya hiç karşıma çıkmamış olsaydı, bu boş beleş hayatı türlü zırvalıklar ve dayatmalarla geçiriyor olsaydım ne bedbaht bir halde olurdum.

canım kızım, küçücük meleğim. an be an büyümesine şahit olmak, aldığı nefesin sıcaklığını hissetmek, kucağıma alıp kokladığımda cennet gibi kokan Allah'ın bize verdiği en büyük mucize. ne kadar şükretsem az kalır. o kadar farklı ve özel ki kelimelerle ifade etmek mümkün değil. evladı bu dünya da anlatacak hiçbir söz yok.

aşkım, evladım sizi çok seviyorum

ölmek istemiyorum. çünkü ben ölmeden cenneti gördüm. rabbimden tek isteğim, beni asla bu cennetten ayırmasın.
devamını gör...
3725.
biraz bohem. hava çok kirli, gece çok karanlık ve saat geç. bulutlar, yağmur ve güzel şarkılar filan. teknolojinin tek düzeliği, bireylerin bencilliği. asfalttaki yanık lastik kokusunu bastıran bir mevsim. zaman soğuk ama renkler sıcak. velhasılı kelam, yaşamak biraz garip.
devamını gör...
3726.
az önce film tavsiyeleri baslığını sol şeritte görüp, tıkladım. yarım saat önce bitirdiğim castaway on the moon filmini yazayım bari dedim. sonra cıkmadan ego penceremi actım. baktım tevafuk bu ya film tavsiyeleri baslıgına yazdıgım bir tanıma 3. artımı almışım. dedim ne yazmışım ki acep, tıkladım ve bir baktım ki castaway on the moon yazıyor. tam da 1 sene önce yazmışım. demek aynı kafa devam ediyorum. film güzel la izleyin bence.*
devamını gör...
3729.
Allahım meseleyi biliyorsun,
hastalık da sağlık da senden.
bana bunu hastalık sürekli işlediğim bir günahın cezası olarak geldi biliyorum.
Allahım kendimi o günahtan sakınıyorum, ileride evladım olursa sirayet etmesin ona lütfen.
devamını gör...
3730.
günlerdir peşpeşe gelen can skıcı gelişmelerden kurtulmak için 'işte tam da ihtiyacım olan şey' demiştim istanbul dışına gideceğimi öğrenince. sonra standart işleri hemen hallettim. biletleri kalacağım yeri ve çantamı hazırladım. fakat içimde bir tuhaflık vardı. eksiklik vardı. madem bu şehire gidiyordum biraz inceleyip gezilebilecek yerleri güzel yemekleri falan neler diye bakınırken kafamın içinde şimşekler çakıverdi ve 'neden olmasın' dedim kendi kendime.

nasıl tanıştığımızı hatırlamaya çalıştım fakat hafızası çok sağlam birisi olmama rağmen hatırlayamadım. her nasıl olmuşsa aklıma gelmişti. adıyla ve silüetiyle. eski günleri düşündüm. sonra onun ailesiyle o şehire taşınmasını. acaba halen o şehirde miydi? arkadaşlarımı aradım hatırlayan halen orada olup olmadığını bilen birisi çıkar mı diye. arkadaşlarımın birisi en son 3-4 sene önce sosyal sitelerden birsi aracılığıyla görüştüğünü fakat bir zaman sonra iletişimin koptuğundan bahsetti. hatırladığı kadarıyla bir hastanede laborant olarak çalıştığını ve şansımı denemem gerektiğini söyledi. ve bu bilgilerle yola çıktım.

istanbul'dan canı sıkkın ve biraz da kurtulur gibi gidiyordum. yağmurlu bir sabahta inmiştim şehire. bir iki adres sorma faslından sonra görüşmelerimi yapacağım yeri buldum. tahminimden daha hızlı ve olumlu geçmişti görüşmelerim. fakat inanın bana o kadar görüşmenin olumlu geçmesi, çabuk bitmesi beni nedense istediğim kadar mutlu etmemişti. o saatte gitsem çalıştığı hataneye nöbetçi değilse bulamayacaktım. akşam yemeğini yedim biraz dolaştım sonra otele dönüp odamda uzandıp dinlendim. herzaman ki gibi yine birkaç saat uyuyabildim. sabah erken saatte son görüşmemi yaptım ve verdikleri yemeğe bile kalmayacağı söyleyip taksiye atlayıp çalıştığı hastaneye doğru yola çıktım. sonra kendi kendime böyle eli boş gitmek olmaz ama ne alsam ne alsam diye düşünürken birden bire aklıma 'beni ziyarete gelirsen çikolata al ama çok al, iyi karşılaşırsak zaten sıkıntı yok, kavga falan edersek ağzımızın tadı geri gelir' dediğini hatırladım. taksiciye 'abi yol üstünde çikolata yaptıracağımız iyi bir makanda dur' dedim. dışardan bakınca oldukça lüks bir makanın önünde durduk. kendi kendime burdan iyi kazıklanacağız dedim. abi bu kadar lüks olmasa da olurdu dedim ve gülüştük. gel abi dedi burası tanıdık yardımcı olurlar. çalışanlardan biriyle selamlaştı ve çok güzel bir paket (fazlaca) çikolata hediye paketi yaptırıp teşekkür edip çıktık. fiyat gayet makuldü.

hastenenin önünde pakete bakıp, buradaysa onunla yeriz yoksa hastalarla yerim diyerk girdim içeri. arkadaş laborant demişti de acaba bugün çalışıyor muydu? evlenmiş de soyadı değişmiş miydi? başka yere gitmiş miydi? hepsini geçtim ne işim vardı burada. danışma yazan bankoya yaklaşıp durumu özet geçtim. yardımcı olurlarsa mutlu olacağımı söyledim. sağolsun oldukça ilgilendi danışmada ki görevli ve laboratuarda olduğunu dahi öğrendi. şurdan devam edin iki kat çıkın sağ koridorda dediği an garip bir heyecan sardı beni. yavaş adımlarla tahlile gelen şeylerin alındığı küçük bir camdan birinin çıkmasını beklerken buldum kendimi. camı tıklattım ve ismini vererek burada mı dedim. yüzüme bakıp elimde ki çikolatay bir bakış atıp bekleyin az sonra gelir dedi meraklı gözlerle beni süzerek.

iyice sabırsız bir halde duvara yaslanmış beklerken birden onu gördüm. o da beni. öylece kalakaldım. tek adım atamadım. yanağından eksik etmediği gülümseme ile bana doğu gelirken ben sanki o zemine çakılmış gibi kalakalmıştım. yaklaştı ve yanıma kadar gelip hoşgeldin dedi. o kadar iğrenç bir sesle hoşbulduk dedim ki kendimden resmen iğrendim. elimde ki pakete bakıp unutmamışsın dedi. unutmadım diyemedim. susacak mısın hep dedi. zar zor toparlayıp kendimi halini sordum. saçmladığımın farkındaydım. ama elimde değildi. sonra bana baktı ve ben kabullendim dedi. lütfen bana acıyarak bakma dedi. seni böyle görmeyi hiç düşünmemiştim dedim. böyle tekerlekli sandalyede. sonra oturup uzun uzun konuştuk. çikolatayı neredeyse bitirdik. eskilerden konuştuk güldük hüzünlendik. neden geldiğimi akşama üstü döneceğimi falan anlattım. gelemene çok çok sevindim dedi. bunu söylerken o kadar içten dedi ki gittiğim için çok mutlu oldum. eşinden çocuğundan bahsetti nasıl trafik kazası geçirdiğini. sonra ayrılmam gerektiğini söyledim. sarıldım ve bir daha görüşürmüyüz bilmem ama aklıma geleceğin zamanı benden iyi biliyorsun dedim. gülümsedi ve sende ne zaman geleceğini dedi. ne demek istedin diye sormadım. gizemli kalmasını istedim sanırım.

hastaneden çıkarken içimde acıma duygusu olsun istemedim arkadaşım da istemiyordu zaten. taksiye bindim ve terminale geldim. yol boyu çıkmadı aklımdan. dalmış gitmiş onun o halini düşünürken yanımdaki yolcunun 'telefonunuz çalıyor' demsiyle kendime geldim.
arayan arkadaşlarımdan birsiydi. kaçta dönüyorsun dedi. hayırdır dedim.
akşam halı saha maçı var dedi seni de yazdık, gelmem deme diye de ekledi kapattı.
gözlerim doldu...
yol boyu diğer arkadaşlar aradı hepsi maç ile ilgili konuştu..
her defasında daha bir içim acıdı..


yola çıkarken içimi sıkan ve kurtulmak istediğim şeyleri düşündüm. kendime o kadar kızdım ki koşa koşa gelmek istedim istanbul'a.
yol bitmiyordu sanki..
ben varmak istedikçe kaçtığım şehir benden kaçıyordu.
varmak hiç kolay olmadı bu şehire ve hiç kolay olmayacak o anların içimde açtığı acıyı yok etmek.
devamını gör...
3733.
sözlük yazarlarının içinden gelenleri yazdıklarıdır.
günlerdir aklım da fikrim de sende.
geleceksin ya
bayram olacak gönlümde
bir çağan günlerim
seni özlediğim mavi bir gerçek
defne kokusu sarsın dünyamı
sensizlik pirincin içinde ki taş misali atılsın
beyaz olsun her şey
bir kız çocuğunun bukleleri gibi
narin ve hayat dolu
seni sevdim işte
mührünle kapanan gözlerim olsun
devamını gör...
3735.
bir fransız atasözü der ki; aksilikler üst üste gelirmiş. bu ara aksilikler hep üst üste geliyor. bazı kişi ve çevrelerden nefret ediyorum umut tacirlerinden, sözünde durmayanlardan herkesten. sigarayı bıraktım parasızlıktan değil param var ama içmek istemiyorum eskisi gibi tad almıyorum boğazımı bir şekil ediyor. canım çok sıkkın ve geçecek gibi de değil.
devamını gör...
3737.
kötü ünle baş etmenin vicdan azabıyla baş etmekten daha kolay olduğunu biliyorum. ayrıca ben aç gözlü birisi değilim.. kalabalığa yazmıyorum.. sabretmeyi de biliyorum.. bu da böyle bir şey işte..
devamını gör...
3740.
az önce mutfaktan odaya dönerken yerdeki çantayı kedi zannettim. kedi görüp sevmek bende refleks olduğundan birden elimi uzattım. çanta olduğunu anlayınca hayal kırıklığına uğradım. bunların hepsi 1 saniyede oldu.

içimde çantayı kucağa alıp sevmem gerektiğini söyleyen bir kedisever var, n'olacak bu hâlimiz ?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar