sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3761.
bir şeyler karalamak gelmiyor içimden bunalmışım.
öfkeyle soluyorum sabahın hayat dolu taze havasını
öyle acayip hallerim var ki, kendimden utanıyorum
herkes yeni güne uyanmış gülüyor, satmışım anasını
devamını gör...
3762.


bacimin örtüsü batmişsa gözüme…



örtünmek bu zamanda öyle bir pazara çıkarılmış ki; açıkların sönük kaldığı; unutulduğu yerine örtülülerin hakim olduğu ve insanları onlar üzerinden bitmek bilmeyen mülahazalara götüren bir moda furyası adeta, rengarenk daracık elbiseler, kısacık etekler, gömlekler ve o birbiriyle yarışta olan bir aylık ekmek parası değerindeki eşarplarla, boyunları açılmış, kocaman topuzlu eşarp bağlama şekilleri ile gece aleminde, sanat camiasında boy gösterenler tabiri boyanmış yüzlerle, ortada emre aykırı şekilde açık bırakılmış o ziynet bölgeleriyle ne kadarda nahoş ve itici olmakta aslında…



ve bakınız bunları yapanların yapmayanlarla özleştirildiği bir pazar bu….camia demeye dilim varmıyor ki…. pazara çıkarılmış resmen her şey, aleniyet bu kadar rencide eder kitlesel bakılan bir durumu……

“kapalı değil mi? bastırılmış duygularını dışa vurmuş işte!! beyinlerden geçen düşünce budur bir bakıma. “gericiliğin geleceği noktada bu olurdu işte ne olacak?!! fesatlarını getirir ardı arkasına fırsat bekleyenlere…



emir ki, kendini iffetine uzatılabilecek en ufak dile imkan vermemek için indirildi hak katından, şekil ve renge tabi tutulmadı alemi malik tarafından,

“mümin kadınlara da söyle: gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.”*



örtünü ört kimse iffetine dil uzatma tenezzüllünde bulunmasın dendi. zaman değiştikçe örtünmek işkence geldi kızlarımıza , ve şekilleştikçe şekillendi,yada kimilerince simgeleştirildi, nasıl simge olmasın ki, aslında o simge değil moda diyemedi kimse, onları koruyacak olan kalkanları yüklenmek gericilik oldu şimdilerde ve ruhlarına büyük ağırlıklar bıraktı. oysa ki; o birbirinden güzel, birbirinden eşsiz meyveleri de koruyan kabuğu değil miydi? kabuğu soyulmuş açıkta bırakılmış bir meyvenin akıbetini bilmeyen var mıdır acaba aramızda, başına üşüsen sinekler, ziyadesiyle suyu çekilen, buruşan ve yüzüne bakılmayacak, yenmeye bile layık görülemeyen, elimizde kalan ise en nihayetinde çöp olmaya layık bir madde değil midir ki.. yada filancanın hanımı gördün mü ya demeye fırsat verecek ne feci bir istikametten bizleri alıkoyan şey örtümüz değil midir? eskilerde bilirler hala sürdürenler vardır, eve yeni oturma grubu alındığında annelerimiz üzerlerine örtüler geçirirlerdi, yıllar sonra örtüler eskidiğinde oturma grubumuzun ilk gün olduğu gibi yepyeni olması içimizi güldürürdü….



aile içerisinde konunun özü anlaşılmadan yada zorlaştırılarak amaçsızca yetiştirilen bir toplumun evlatlarını görüyoruz belki şimdilerde, bilinç yada amaç nedir? kapanmanın asli vecizi nedir? idrakinde olanlar bir amaç için çabalayanlar, önce kendilerini korumak sonra rabbisinin emrini yerine getirmek isteyenler gözlerle çok net görülebiliyor bir bakıma ama kalplerin içindekileri en doğrusunu ile bilen yalnızca Allah’tır elbette, bizleri bilerek hataya düşmekten, gaflete düşmekten, boşa sarf edilen gençlikten ve yitik bir gelecek yetiştirmekten muhafaza buyursun..



13.07.2009




*(nur suresi 31. ayet diyanet meali.)
devamını gör...
3764.
çoğu zaman öngörülü olmaktan nefret ettim. başına neyin geleceğini bile bile hiçbir şey yapamamak, insana yüklenmiş ağır imtihandan başka bir şey değil.
devamını gör...
3765.
hayattaki tek dostumun, kardeşten öte sevdiğim arkadaşımın babasının ani ölümünü duyduğum şu anlarda, burada yazmak da dahil, her şey boş geliyor bana sözlük.. hayat.. kötü insanların uzun yaşayıp iyilerin erken yaşta ölmesi diye bişey gerçekten var galiba..
devamını gör...
3766.
3 tane yatay ve bunların ortasındakinin altına 2 tane de dikey olarak dizilmiş 5 eşit kareden oluşan bir "t" harfini; alan ve şekil olarak özdeş 4 parçadan nasıl elde edebilirsiniz?
devamını gör...
3768.
babalar ölür... imamla beraber yıkarsın ve mezara ellerinle indirirsin... sonra büyümeye çalışırsın... bazen nasibin değildir... yıllar geçer büyüyemezsin...
devamını gör...
3769.
iki gün önce hayatım değişti. resmen hayatım değişti. bilmediğimi sanıyorlar ama öğrendim. ve öyle sanmaya devam etsinler hiç sorun değil. ama bilmiyormuş gibi yapmak, her telefon çalışında sinirlerini muhafaza etmeye çalışmak çok zor. ve hep zor olacak. Allah'ım, bir ömür boyu numara yapamam. herkes gibi değildim ben. ne güzeldi. bir akşam güzel güzel ödev yaparken, resmen hayatım değişti. elimi çabuk tutmalıyım, kukla olamam hayatta. nefret ederim böyle işlerden. gülerdim, başıma geldi.
devamını gör...
3770.
başlığı her gördüğümde buraya bir şeyler yazasım geliyor. sonra hayatımdaki malca ayrıntıların kimin umrunda olacağı ve yazdığım 850 satırlık malca yazıyı hangi malın okuyacağı sorunsalıyla yüzleşiyorum. vazgeçiyorum ama daha fazla dayanamayacağım galiba. ya resmen yazdım bile. silsem mi diye düşüneceğim şimdi de bayaa bir.
devamını gör...
3772.
üniversite birinci sınıfta böyle bir aksiyona yelken açmıştım, evet. dayımın hediye ettiği bir ajandaya zamanlı zamansız yazardım bir şeyler. kimsenin okumak istemeyeceğini zannederdim, halbuki özel şeyler hep merak konusu. gerçek olmaktan uzak hikayeler yazardım genelde, ne imla ne de anlatım bütünlüğü vardı yazılarımda. genelde saçmalık derecesinin hayli üzerinde gezinirdim. saflıklar, tuzaklar, ölüler ve sema. içlerinde yazmaktan en çok zevk aldığım sema idi, kocası eski bir alkolik, hemşire, yorgun bir kadın.

o ajanda sanırım dördüncü ev taşımam esnasında kayboldu, bulan artık her kimse nasıl hasta bir insan olduğumu düşünür durur artık yahut hiç okumadan sobada falan yakarlar.
devamını gör...
3773.
sözlük, bugün kendimi ender görülen bir hayvan gibi hissettim. antebe gittiğimde, otobüsteyken, yolda yanımızdaki transitteki çocuk beni görünce ağzını açıp şaşırma hareketi yaptı. sonra yanındaki çocuğu çağırdı ve büyük bir hayretle beni gösterdi. hem de böyle parmaklarıyla...
devamını gör...
3774.
her yerde mesaiye kalınmamasını söylüyorum bana tip tip bakıyolar. ama bana tip tip bakanlar hep gidiyor, ben hep mesai ye kalıyorum
devamını gör...
3776.
öncelikle;

"merhaba yarenler, merhaba felaket arkadaşlarım !"

böyle devam ederseniz Allah cezanızı verecek.

hitaptan sonra gelelim karalamak istediğime.

yahu hani güneşli ama yağmurlu hafif kahverengi bahar akşamüstleri olur ya. sesler farklı dağılır havada, göğün bir tarafı ışığa hasret diğer tarafında maviye dizilmiş yedi renk.

hah işte böyle havaları özlüyorum.

"lanet olsun benim bu içimdeki doğa sevgisine !"

eğer öleceksem ve bunu bana söylemiyorsanız siz bilirsiniz, ahirette ağzınızın üstüne tuvalet terliğiyle vururum ! (izin verirlerse tabi)

* * * *
devamını gör...
3779.
*bazı insanların sizin hakaretinize ihtiyaçları vardır ama onlar için iyilik yapmak gelmez içinizden.

*bugün peynir soslu erişte yaptım üç dakikada. hazır paket. pancar turşusu ile gayet güzel gitti ama zararlı olabilir diye bir daha almayacağım.

*bu siyah turp neden her yerde bulunan bir şey değil? turp yemesen bile tarlasından geçecekmişsin diyorlar. canım turp çekti, evdeki siyah değil ama. yine de yerim ben turpu. çünkü turp gayet faidelidir.
devamını gör...
3780.
aylardır bir odasının bile ışığını yanık görmediğim bir evin her bakışımda canımı acıtıyor olması ne ilginç.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar