sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3804.
bugün psikologa gittim. bildiğin sandalyede anlattım her şeyi. cogito yazarlarının geneline gıcık olduğumu söyledim. gereksiz eleştiri gizli hayranlıktır, dedi. eleştirmiyorum ki dedim. gerekli eleştiri yapıcıdır, dedi.

sonra birden bacağını eline vermek geldi içimden. içim öfkeyle doldu. ayağa kalktım hiddetle, birden arkadaki tablo ilişti gözüme. tabloda dalgalı bir denizde yüzen bir gemi ve o geminin deniz üzerindeki kıvrımını gördüm. nedense birden rahatladım. paramı verip ortamdan uzaklaştım.

"öfkeyle kalkan zararla oturur." veczini doğrulamış olmanın minimal huzuruyla soğuk sokaklarda kesik eldivenlerimle dolaşıp, insanların bana deli gibi baktığını düşündüm.
devamını gör...
3806.
2 gün önceki muhabbetimizde bana deli gibi cemaati savunan arkadaşımın birine akp-cemaat tartışmasının kendimce yaptığım analizini etraflıca anlattım. kendisi anlattıklarımı şu an feysbukunda paylaşıyor kendi fikriymiş gibi. hayır ikna olmuş olabilir de ne ara benimsedin bu kadar ? tebrikleri falan kabul ediyor. hocalardan falan da tebrik geliyor.

keşke açmasaydım feysimi. hased, sinir ve ihtiras üçgeni arasındayım.
devamını gör...
3808.
son günlerde ülkemde yaşanan hazin olaylara baktığımda bu ülke hiçbir zaman sorunsuz olmayacak diye şüphe ediyorum.

bir cemaat devlete sızmış işine gelmeyince ortaklığı bozuyor, bir siyasi parti o cemaati devletin içine bile bile sızdırmış şimdi refleks gösteriyor vs.
bunlar tabi ki iktidar savaşları. tarihte her ülkede olabilecek cinsten ama benim ülkemdeki insanların zihinleri çelişkilerle dolu. devlet geleneği, milletin devamı gibi hususlara özen göstererek olayları yorumlamaya kalktığında ehven-üş şer kaidesi devreye giriyor ve devletin daha doğrusu hükümetin yanında oluyorsun. o da milletini ayaklar altına almış. bir de seninle aynı tarafta duranlar bir zamanlar devleti tagut sayanlar; varlığını soruşturup olmaması gerektiğini söyleyenleri falan barındırıyor içinde. karşı tarafta ise deli gibi şartlanmış bir kitle. baştakiler ne derse o yapılıyor dün hükümet gözbebeği iken bugün tü kaka oluyor.

şimdi soruyorum sizlere:

bunca çelişkinin, huysuzluğun içinde ben victoria's secret mankenleriyle bir adada yalnız kaldığımı hayal etmişim çok mu ? reva değil mi bu bana ?

bu da mı gol değil ?
devamını gör...
3810.
gönül yorgunluğu diye bir şey varmış gerçekten. gönlü yorulunca insanın bırakası geliyormuş her şeyi. düşünmek istemiyor ama bir yandan da düşüncelerin içinde boğuluyormuş. ağırmış gönül yorgunluğu...
yaşın getirdiği acemilik de etkili tabi ki. gönül yorgunluğuna alışkın olmayan insanın şaşırması... şaşırdıkça bocalaması , bocaladıkça üzülmesi , üzüldükçe vazgeçmesi...
vel hasılı kelam zor meziyet imiş büyümek.
devamını gör...
3811.
en yakın dostum, sıkıntılı bir dönemden geçiyor. bugün onu zorla eve çağırdım. yemekten sonra çayımızı kahvemizi alıp apartmanın çatısına iki tabure, meyve ve çikolatalarla çıktık. ona bir battaniye verdim sırtına doladı. öyle konuştuk... kuşlar uçtu, kervanlar geçti... ağladı. şikayet etti. ben de ara ara hz. yusuf'un kuyudan sultan olduğunu hatırlattım. gün batarken bacalardan duman çıkmaya başlayınca içimizi kömür kokusuyla doldurduk. eve geldik.
bir de bir paket antep fıstığı yedirdim kıza, zorla. birine bir şey ikram etmek çok güzel aga. mutlu oluyor insan. bence tüm misafirler tabaklarını bitirmeli filan fişman.
devamını gör...
3815.
kaybetmek.
sonra yeniden bulmak.
kendini.
başka bir şeyi değil.

her şey yerli yerinde.
her şey çok yabancı.

herkes aynı.
herkes, fazlasıyla herkes.

yağmur, güneş
şarkı, şuur
anne ve intihar.

işte şimdi şiirim tamam oldu.
devamını gör...
3816.
lan her gün kendi kendime diyorum, arkadaş gülen camiası ile ilgili bir şey yazmayacağım, eleştirmeyeceğim. hani camiaya saygı duyduğumdan falan değil. bu camiaya gönül vermiş samimi müslümanları incitmemek adına bunu yapmayacağım diyorum. ama twitteri açıyorum iki bahri şenkal ve avanesinin twitini görüyorum, sözlüğü açıyorum yine aynı kıvamda iki tanım görüyorum. lan başlarım incinmesine diyorum. bunlar bu kadar müslümanı incitirken rahatsız olmuyorlar madem biraz da onlar incisin diyorum.
devamını gör...
3817.
canım burnumda sözlük,zaten bütün gün çalışmışım bi de gülencilere bişeyler anlatıcam diye saksıyı fazladan yormuşum,
akşam otobüse bindim bir sürü boş koltuk var lakin vatandaşın biri tırnaklarını yiyodu bu yüzden yanına oturmadım,
diğer eleman yanındaki koltuğa çantasını koymuş,önündeki tekli koltuğunda etek kısımlarına ayaklarını dayamış,görseniz sanki salonunun koltuğunda tv izliyo,
başka biri cam kenarı boş iken otobüsün iç kısmındaki koltuğa oturmuş,önü demirle çevrili hiç bişey demedim,allah razı olsun o da hiç istifini bozmadan aynı koltukta oturmaya devam etti,
kalan iki koltuk da karşılıklı idi ve tek taraflı oturulmuştu,bi hanım olarak adamların karşısında oturamıyorsunuz,
yaklaşık 7-8 km ayakta gittim,o kadar boş koltuğa rağmen,
ne olur yani toplu taşıma araçlarında daha dikkatli oturulsa?
haremlik selamlık zaten uygulanmıyo anladık onu da en azından biraz daha görgülü olunabilir dimi,
hey gidi nezaket nerelerde yitirdik seni...
devamını gör...
3819.
melaba. insanlarla uğraşmak zor gençler lisedeyken falan böyle insanlarla uğraşmalı işler yapan abiler hep ''ulan öküz alacam bir dağ başına yerleşecem öküzlerimle mutlu mesud hayat sürecem'' dediklerinde ben ''niye ağbi'' derdim sonra o kişi ''niyesi mi var ulan öküz insandan daha iyi hem konuşmuyor'' ben de içimden iş yapıyor diye şunun havalarına artisliklerine bakale la derdim. bu gün o abiye hak veriyorum. insanlarla uğraşmaktansa öküzlere yem vermeyi tezeğini temizlemeyi yeğlerim. şimdi bir müşterim var böyle kıl bir adam. yok hani şu yiğit özgür karikatürü var ya musallat oldu diyor aynı onun gibi. param yatmadı hala ed diyor. ulan öküz bugün haftasonu nasıl yatsın o para hangi banka hangi kurumsal firma çalışıyor ki ben sana ödeme yapıyım lan mal adam diyemedim yüzüne ama içimden bunları geçirdim.
bir diğeri kartına taksit yapmamışsık diye triplere giriyor telefona çıkmıyor abisiyle haber salıyor biri verilen arabayı beğenmiyor ''yea ama ben manuel kullanamıyom ki'' diye ergen kız gibi triplere giriyor tamam diyor sürekli. yav tamam abi gel şirketin audisini veriyim diyom ona da yok diyor.
en iyisi devlet memurluğu yemişim lan parasını da ticaretini de. müşteri para getirmedi salladı derdi yok, ay sonu ödeme derdi yok, kurumsalda ki karılara işim düşünce iltifatlar etmekte yok. kendimden utanıyom bazen o çirkin karılara ettiğim iltifatlardan dolayı. memurluk öyle mi ama geçen gittim bir devlet kurumuna mis gibi herifler oturmuş çaylar çorbalar geliyor muhabbetin dibine vurmuşlar memleketi kurtarıyorlar, maaşlara zam veriyorlar, feneri şampiyon ediyorlar kalkamadım ordan kalkmama mani oldu o ortam 1 saat oturup boş çene çaldım 40 yaş üstü memurlarla. hayat bunlara güzel her memur gibi maaşlarından memnun değiller ama. gerçi memur olupta maaşından memnun olan ben görmedim. neyse memurluk iyidir hacılar saati belli zamanı belli lüzumsuzun biri gecenin bir saati kafasına soru sorup aramaz sizi en azından 15 dakka.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar