sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

3921.
ilkokul ve ortaokulda bildiklerini, öğrendiklerini, sevdiğin şiirleri 25 yaş üstü insanların yeni keşfedip sevmesi, bilmesi, öğrenmesi acı verici mi yoksa bir övünç kaynağı mı çözebilmiş değilim. yalansın dünya...

siz giderken biz dönüyorduk aslan parçaları.
devamını gör...
3922.
bi kere ilkokul 3 ya da 4' teydi sanırım, bi çocukla kavga ediyoruz, üstüm başım dağılmış, burnumda sümük öğretmenin karşısında önce o başlattı diyoruz ikimiz de birbirimizi göstererek. o gün akşam annem beni alırken öğretmen şikayet ediyo kavga ettiğimizi, annem eve gelene kadar beni kolumdan meşhur kendine çekme hareketiyle iyice bi hırpaladıktan sonra eve gelince de güzelce ayağının altına aldıktan sonra ben dayanamayıp ağlıyorum..sonra o sıra babam işten geliyo, annem babama bişeyler fısıldıyo, ben de dayanamayıp babama annemin beni dövdüğünü şikayet ediyorum. babam da yanıma gelip " kim dövmüş benim aslan oğlumu, bir çocuk böyle dövülür mü ya ?diyerek saçlarımı okşayacak diye düşünürken kulağıma asılıp oğlum çocuğun burnunu kanatmışsın, sen hiç uslu durmayacak mısın diye diye benim iki kulağı da kızartıyo, o gece yatarken elimle kulağıma dokundum, yoktu yemin ediyorum, bildiğin kulağım yoktu http://lan.ne gündü minsk. o yüzden bi gün olursa çocuklarımın kılına bile dokunmayacağım, kulaktır sonuçta lazım olur.
devamını gör...
3925.
şimdi sözlükcüm aklıma takılan bazı şeyler var.. akp-cemaat arasındaki bu kirli savaşta cemaat acaba şunu düşünüyor mu? biz Allah rızasi için hizmet eden, koşusturan, kimselere zararı olmayan(!) kendi halinde bir cemaatiz. birilerinin evine neden böcek yerlestirip, özel hayatlarına müdahale ediyoruz, gizli konuşmalarını dinliyoruz, mahrem hallerini kameraya alıyoruz? ki islam a göre; kapısını çaldığın insanın evinin icine bakman, camindan bakman, konuşmalarıni dinlemen, gizli hallerini arastırman, emin olmadığın bir konuda konuşup iftira atman yasakken bu yaptıklarimız dogru mu?

ses kayitlarinın dogru olup olmaması beni baglamaz. zira tayyip erdogan bana göre ne müslumanlarin lideri, ne de şahsi olarak benim liderim. en fazla ona gönül verenlere üzülürüm. ama konusmalar dogrulanıp, erdogan en kötü ihtimalle hapse girse, bundan sonra ne olacak? millet size aferim mi diyecek? yaptıgıniz onca kirli oyunu silip atacak mı? size tekrar güvenecek mi? sizi eskisi gibi sevecek mi sanıyorsunuz.

onlar siyasi bir olusum. siyaset zaten baslı başına pislik yuvası, yalan dolan... ama siz sözde Allah yolunda bir cemaatsiniz! birilerine göre manevi, ulvi, saygi duyulası bir makamdasiniz, ya da öyleydiniz... bu denli işlere alet olmanız, en az akp kadar siyasete dahil olmanız dogru mu? sizin hic mi suçunuz, yanlışlarinız olmadi bu sürecte? Allah icin bir oturun düsünün...
devamını gör...
3926.
demin "yanıyor mu yeşil köşkün lambası"nı dinledim. hiç bitmiyor şu gönlümün kavgası, diyor. unutmuşum ben bu şarkıyı. çok da severim türk sanat müziği ama unutmuşum. o cümleyi duyunca, kaldım şöyle bir.

bitmiyor insanın kavgası. hayat kavgası, gönül kavgası... abdurrahim karakoç diyor ya bir şiirinde "sanırım hiçbir zaman bitmeyecek bu kavga" öyle galiba.

"şuramda bir şeyler var, sahiden bir şeyler var, haykırmadan anlatamam." * ama bağırarak anlatmak da benim tarzım değil ki. sadece sussam olmaz mı? anlaşılmaz mı? çok canım sıkılıyor sözlük. ne yapacağımı bilmiyorum. ne ara bu kadar tatsız oldum ben? neyse o şarkı pek güzel, size de bırakıyorum bu güzel yorumunu:

http://tinyurl.com/n9l2c5k
devamını gör...
3929.
daha önceki karalamalarimin birinde askerlikte ilginç prototiplerle bi arada yasadigimizi belirtmistim. bugün o elemanların ikisi birbirini bıçakladı. mevzu da "sen benim temizledigim koridordan niye gecersin de pisletirsin".

çocuğun biri muhtemelen kasten adam yaralamadan içeri girecek. diğeri de kırık bir kol, çizik bir yüz ve sırta atılmış bi kaç dikişle geziyor. ve olayın saçmalığı bu adamlar olaydan sonra yine yanyana dolaşabiliyorlar. "gece sana uyku yok olum"lar havada ucusuyor.

tabi olay sadece ikisini değil herkesi vuruyor. olan bizim çarşı izinlerine oldu. bi kaç hafta kilitlenecek sanırım.

aksam bıçaklayan elemanla konuşurken bicakladigi için değil geri kalanların carsilarinin kilitlendigi için pisman olduğunu söyledi. öyle de ince kalpli çocuklar.

burada bazen kendimi cem yılmaz'ın robert kolej mezunu genc tasviri gibi hissettiğim de olmuyor değil. neyse ki sevilen, tutulan bi insan oldum da oradan kurtarıyorum.

şafak atarsa 85.
devamını gör...
3930.
birinin nasıl biri olduğu hakkında kötü yorumlar yapıyorsun.daha sonra hayat seni başka birileriyle karşılaştırıyor.o kadar acımasız ki hayat,hakkında kötü yorum yaptığın adama "melek gibi adammış lan" diyebiliyorsun..
devamını gör...
3931.
bugün asansörde kaldım gençler. tehlike anlarında gerçekten sakin bir adam olduğumu yine kanıtladım kendime; gel de megaloman olma. asansör üstelik 15. katta kaldı ve ben aldığım susamlı ekmeği yiyerek yardım bekledim. yardım gelmeyince besmele çekip zorla açtım asansör kapısını ve çıktım. hayatımdan 10 dakika gitti yine lüzumsuzca...

tabi kapıya verdiğim hasar yüzünden asansör yaklaşık 7-8 saat kullanılamadı.
devamını gör...
3932.
sözlük şu an cok sinirliyim resmen hayal kırıklığı yaşadım.
sabah erken kalkıp taa enstitüye gittim (kadıköyden bahcelievlere) geldim. canım kac gündü kısır cekiyordu.
sebze falan aldım kısır yapmak icin. ha bir de yağmurda zevk ala ala yürüdüm kafamdaki kapsonla.
geldim eve. malzemeleri hazırlarken bir de baktım ki evde ince bulgur yok. artık yasadığım üzüntüyü siz anlayın. biri gelip kapıyı calsa bulgur getirse, ben de kısır yapsam birlikte yesek cok güzel olurdu.
devamını gör...
3934.
beni biliyorsun. üstelemem. ısrar etmem. insanlara baskı yaparak değiştirmeyi sevmem.

evet bir karar verdin. anladığım kadarıyla verdiğin kararla ilgili şüphen de yok.

tüm bunlara rağmen, bazen fazlasıyla sahip olduğum gururumu da bir kenara bırakarak sana bir daha düşün demek istiyorum. neden böyle diyorum ben de tam olarak bilemiyorum. ama içimde bir şeyler var. diyor ki bir hamle daha yapmalısın. bu sefer oluruna bırakma diyor bana. diyor ki belki 20 sene sonra birlikte otururken bu anı birbirimize hatırlatıp iyi ki bu konuşmayı yapmışız diyeceğiz. bilemiyorum öyle mi olur. ama içimdeki o his diyor ki biz birlikte güzel bir hayat kurabilirdik sanki. olurdu bence. sana bir daha düşün demezsem sanki olabilecek bir şeyi engellemiş olacağım. gözüm açık gideceğim.

diğer taraftan bilemiyorum belki bu söylediklerimi dinlemek sana zul geliyordur. belki olabileceğine hiç ihtimal vermedin sen. şimdiye kadar neredeydin diyorsun belki. belki kızıyorsun seni ikinci defa hayır deme zahmetine soktuğum için. evet bana hayır derken yüzündeki ifadeyi gördüm.

hayat böyle bir şey. sadece yaşıyorsun. başarısız olunca geri dönüp baştan şansını deneyemiyorsun. karar vermek bu yüzden zor işte.

ve işin kötüsü ne biliyor musun? içimdeki sesi dinlemiyorum. sana söylemek istediğim şeyleri internetin sonsuz boşluğuna gönderiyorum.
devamını gör...
3935.
bir kez olsun mantığı kenara bıraksak ve sadece duygularımızla hareket etsek ya, olmaz mı? hiç mi olmaz?
her şeyi unutsak; yapılanları, yaşananları, bize engel olanları.
tutmaktan vazgeçsek kelimeleri; bir kez bile düşünmeye fırsat vermeden, geldiği gibi dökülse hepsi birden. korkmasak sır gibi sakladıklarımızı dile getirmekten...
ah olalla, imkansızı istediğini bile bile imkansızın hayalini kurmaktan vazgeçmek imkansız sanırım.
ah olalla, dua lazım, çok dua...
devamını gör...
3938.
ah be sözlük birileriyle yaşamak neden bu kadar zor, neden kimse kimseye anlayışlı davranmaz,
yaşam hakkına bile saygı duymaz? ortak yaşam alanı diye bir şey var, dikkat edilmeli sonuçta pek çok şeye.
yıllardır aynı derdi çekiyorum, yani tek başıma yaşasam çok daha iyi olacak ama o da olmuyor. yine sinirim tavan yaptı. kime ne diyeceğim bilmiyorum, desem olmuyor demesem yine olmuyor. bazen keşke ben de dağınık ve pasaklı biri olsaydım diye düşünüyorum. o zaman dağınıklığa da pisliğe de tahammülüm olurdu. keşke ben de çok şımarık davranıp herkesi çığrından çıkarsaydım, işte belki o zaman değerli olurdum.
devamını gör...
3939.
siyaseti ölüm kalım savaşı gibi görmeyi biz mi bu hale getirdik diye soruyorum kendime. ortak noktada buluşmayı bir türlü başaramayacağız kanımca. nefret tohumları çok önceleri ekilmiş içimize. ayrı ayrı tohumlar. her biri ayrı basınç ve sıcaklıkta yeşeriyorlar. bazen alevi-sünni geriliminde, bazen türk-kürt geriliminde. bilmiyorum ama ben geceleri yatarken huzursuzum. bu hale gelecek ne yaptık? evet biz yaptık. Allahım sen bizi doğru yola ulaştır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar