sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

21.
kendimi çok kötü hissediyorum, dünya world, bıçaklanan baykam, evlenme programlarındaki kendine sonsuz güvenen talip ve talibiyeler, her yerde onca sorun varken süper marketlerin içinin dolup taşması, sokak köşelerinde durmuş kızlara öküz gibi bakan erkekler, ya da direkler, sokak lambalarının çok kirli olması, evimin pencerelerinin uzun bir zamandır temizlenmemesinden dolayı sokağa sisli bir duman arkasından bakmalarım, merlin'i türkçe dublajla yayınlayan cnbce ye sinir oluşum, spikerlerin haber sunarken mimik ötesine geçip el kol hareketleri yaparak kafa sallama boyutuna gelen baş hareketleriyle anlamsızca haber sunmaları, manavdaki sebzelerin hormonlu oluşlarından hiçbir şikayet duymadan öyle sıralı dizili oluşu beni al diyen aptalca bakışları, tarkan'ın bir gerizekalı gibi şarkı sözleri yazması, nihat doğan'ın sefiller kitabındaki kozet'in bakıcısının kocasına benzer tavır ve davranışları, wil simit'in bir zenciden beklenilmeyecek kadar yakışıklı olması, abdullah gül'ün corç koloniye benzerliği, siyaset adamlarından tayyip'e karşı oy kullanabileceğim adam gibi birini çıkaramaması vs.vs.

tüm bunlar olurken, hemen yan sekmede penceresi bulunan bir sözlükte gelişen saçma sapan olaylar. hava atmalar, dünyayı kurtarmalar. hem de 60-70 kişiyle. bunların yarısı fakedir al sana 30 tane adam akıllı yazan kişi. beni ilgilendirmez aslında ama sinir olduğum bunca şeyin içinde, sözlükte yazmamdan mütevellit bazı kişilerin gereksiz tafraları hakkında kendimi engelleyemeden yazma durumu ortaya çıkıyor. bakıyorum yazarlarıyla dalga geçiyorlar, başta silip sonra tekrardan alıyolar, dalga geçmenin alasını yapıyolar, benim istediğim cümleleri kuracaksın diye baskı yapıyolar. aklım almıyor bunlar sözlük olayından ne anlıyor. ya bilmesem bu adamların ekşi'de nasıl muhabbetler döndürdüklerini diycem tamam. ama mal meydanda. medyada ünlüyüz diyolar, ifrit oluyorum, ya ajdar da medyada ünlü, nihat'ta asena'da, ama bunun karşısında okan'da bu medyada ünlü cüneyt özdemir'de, aradaki farkı herkesin anladığından eminim.

bu nasıl bir güven diye soruyorum kendime. sen hem kalitesizlikte birinci sırayı al sözlükler aleminde, sonra bak beni 15 bin kere ziyaret etmişler de. youtube da çok komik bir videonun 15 bin kere ziyaret edilmesiyle aynı bu durum. bazen insanlara dışarıdan nasıl göründüklerini söylemek gerek: evet siz binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyosunuz ben de dahil. ancak resminiz bir mona lisa tablosu değil, penguen karikatürlerinden bir estantane sadece. bi dışarıdan bakın kendinize, neler göreceksiniz. ha bu demek değil cogito mükemmellikte zirve yapıyor hayır anlatmak istediğim bu değil. kendini ya da kendilerini darı ambarında görenlere ince bir aşağılama tandansı, ne demek istedim sizce? neyse anlamayabilirsiniz, sonuç olarak ünlü olmak değil kaliteli olmak mühim olmalı. adamın biri seni ziyaret eder ve şunu der: ne diyo bunlar ya, dünyadan cümle kurmaktan haberleri yok, vs.

bu eleştiriler sizi zirveye de çıkarabilir belki hırslanıp yeni fakeler alıp sol frameyi kaliteye boğarsınız. bilmiyorum.
devamını gör...
25.
şimdi ilkokulda bizim sınıfta emre isminde bir arkadaş vardı, sarı saçlıydı ve yanlış hatırlamıyorsam çilliydi. gözlüklü müydü..uff hatırlamıyorum. neyse bu çocuğun beslenmesinde her gün poğça-börek tarzı şeyler olurdu. tamam normal ama her gün yani, her gün olur mu? neyse çocuğun beslenme çantasında o kadar çok peçete vardı ki annesi abartısız bir elli tane koyardı. niye ya amaç ne, sonra bu çocuk asla üstünü kirletmezdi ve tamek'ten başka meyve suyu içmezdi. meyöz daha güzeldir halbuki.. acep şimdi nasıldır nelerle meşguldür ne bileyim hayata nasıl bakıyordur, hala öyle saf ve masum mudur. annesi dindardı gerçi. inşallah çok iyidir, mutludur. durup dururken nerden geldiyse aklıma kaç yıl sonra.. zaten öyle olur yıllarca hatırlamadığın biri aniden aklına gelir.
bu da böyle bir karalamadır işte.
devamını gör...
26.
* uzun tanım.


* bir hurdacı kadar meramını kısa ve net anlatan yoktur. sadece bağırır. ne dediğini anlamazsınız bile. " demir aliyeeoooov " diye bağırır. o aliyeeeov kısmı uzadıkça daha da imrenirsin. hoyrat ama samimi.


* "sait faik abasıyanık istanbul erkek lisesi nde 10.sınıftayken arapça dersi hocasının sandalyesine iğne koyar 41 arkadaşıyla birlikte okuldan atılır". bu cümle size neyi çağrıştırdı. hayır hayır bir sınıfta işlenen suçu birbirine atan 42 ergenin hazin sonu değil olay. yazarların yahut tarihte adı geçen değerli şahsiyetlerin hayatlarındaki bu tip alıntılarla kendimizi karşılaştırıp avunuruz değil mi ? derslerin kötüdür ama eınsteın da okuldan atılmıştır zaten gibi. ama sonuç aynıdır. sen o insanların hayatlarına bakıp sadece karşılaştırma yapabilirsin. kıytırık bir mayış için hayatındaki bütün değerlerden vazgeçersin sait faik 19 unda ilk kitabını yazar. eınsteın suyun kaldırma kuvvetini bulur (hemen atlama sazan, galile ydi o biliyoruz)


*
- galile başka gailen yok mu senin ? asacaklar diyorum
+ dünya dönüyor sen ne dersen de, yıllar geçiyor fark etmesen de
- vaay nilüfer he
+ ihihihi


* ilkokulda sınıfın ortasında gaza getirilip şarkı söyleyen bir insandım ben. müzik derslerinde böyle ortaya çıkar küçük ibo gibi çağlardım kara tahtanın önünde. hatta bir keresinde o kadar acıklı söylemiştim ki kızın biri ağlamıştı. bundan sebep ilkokuldaki arkadaşlarımla karşılaşıp bu olaydan bahsedecekler diye ölesiye korkarım.


* televizyonda öpüşen bir çift gördüğünde kafasını çevirip ara ara tekrar bakan ihtiyar sempatikliğin vücut bulmuş halisin. belki de sahne bitti mi diye bakıyorsun ama yine de o halinle bile sempatiksin.


* insanı zor durumda bırakanlardan birisi de diyelim ki bir tanıdığınla karşılaştın adam senin ismini şap diye söyledi " vay tonguç naber " dedi. (bu arada tonguç diye isim mi olur ya. çekiç markası gibi. neyse ) sen de adamın adını hatırlayamadın ama önemli değil " iyi hacı sen nasılsın görüşmeyeli " dedin. buraya kadar her şey güzel ama bir de yanında bu adamın tanımadığı ve tanıştırmak zorunda kaldığın bir adam varsa işte o çok kötü oluyor. adamın adını hatırlayamıyorsun ki yanındakiyle tanıştırasın. karşındaki de bekliyor hatta merhaba deyip elini sıkıyor yanındakinin ama mal gibi kalıyorsun. gerçekten çok kötü.



* sinemada film izlemek güzeldir fakat şu da bir gerçek filmi hangi sinemada izlediğin de önemli. gönül yarası'nı ilk gaziosmanpaşa da ki bir sinema salonunda izledim meltem cumbul'un şener şen'le türkü bar da kürtçe türkü dinlerken şarkının sırf melodisinden hüzünlenip ağladığı sahnede sinema seyircisi kahkaha atmıştı aynı sahneyi taksim'deki bir sinema salonunda izlediğimde kikirdemeyi geçtim salonun yarısı ağlıyordu.



* telaffuzu harikulade kelimeler var. leğen çok güzel bir kelime mesela. hem söylemesi güzel hem işlevselliği. sadece çamaşır doldurmazsın. karda kayarsın leğenle, içine girip banyo yaparsın. kum doldurup harç kararsın. iyidir leğen.



* yazarlardan hangisinin arkadaşı olmamak isterdin deseler peyami safa derim. peyami sessiz, her olayın, her tavrın altındaki gerçek nedeni bilen bi tip olurdu kesin. ne zaman bi fırlamalık, çakallık yapsan bağırıp çağırmaz en olmadık anında ve yalnızken söyler hatanı. gergin olursun onun yanında. böyle gözlüklerinin altından "biliyorum aklından geçeni" diye bakar aklını alır adamın ama bak mesela bukowski öyle mi değil ? al bukowski'ye bi kutu bira, çön yanına anlatsın sana hayatın gailesini. çakallık mı yaptın, sattın mı gereksiz bir şey için " .... et " der bakar dalgasına. şaka bi yana umut sarıkaya bukowski'ye içki içmemesini tavsiye eden dindar tiplemesini ne zaman çizecek acaba.


* ev dekorasyonuyla alakalı gizli bir örgüt var gibiydi önceden. evlerdeki bütün eşyalar birbirine benzerdi. misal vitrin vazgeçilmez bir fenomendi. alt kapaklı bölümlerinde pijamalar, kazaklar, orlonlar... annenin seçimine göre tabak, çanak, ders kitaplarının, defterlerin konduğu ayrı bir bölüm. camekan kısmında annenin çeyizinden miras dudak değmemiş bardaklar, evdeki çocukların sünnet resimleri ve illa ki ana britanica ya da meydan larus serisi. ve bunlar arasındaki gizli korelasyon. meydan larus bulunan evde temel britanica serisinin bulunmaması. muhafazakarların evindeki türkiye gazetesi rehber ansiklopedisi serisi. duvarda asılı göl kenarında ağaçlar arasındaki tahta kulübeli yağlı boya tablo..


devamını gör...
27.
herkesten çok uzakta bir yerde olmak isterdim. bir başıma. elbette bir ağaç olarak! uçsuz bucaksız uzanan dağlar, ovalar dallarımın altında sanki. en tepeye kurulmuş etrafı süzüyorum.. yağmur yağıyor. ince ince düşüyor damlalar yapraklarıma.. ve dallarımı kaldırıp dua ediyorum yağmuru gönderen'e: "şükürler olsun.. şükürler olsun varlığına binlerce kez..."
devamını gör...
29.
ilk okul birinci sınıftayım, öğretmen alışverişlerde hile yapmanın yanlışlarını anlatıyor... daha sonra bizden örnekler istedi. saçma sapan bir sürü örnek verdi 6-7 yaşındaki veletler, ben de heyecanla parmağımı kaldırdım, çünkü en güzel örneği ben verecektim, çünkü meseleyi en iyi ben anlamıştım.

ö - sen söyle bakayım boyacı çocuk,
bc - öğretmenim sus'a taş koyup satmak.
ö - oğlum suya taş konur mu hiç?
bc - öğretmenim su değil sus
ö - başka kim örnek verecek...
bc - ...

bir şey demeden yerime oturdum. oysa en iyi örneği ben vermiştim ve konuyu en iyi ben anlamıştım. ama öğretmene sus'un türkçesini bilmediğimi, onun için de beni yanlış anladığını, bildiğim bir kaç kelime türkçe ile anlatamazdım ki.

neyse artık susun türkçesini biliyorum ben, merak ediyorum acaba öğretmen meyan kökünün kürtçesini öğrenebildi mi? keşke öğrenmiş olsa da o gün en güzel örneği boyacı çocuğun verdiğini bilse.
devamını gör...
30.
para üstü 5 kuruş kaldığında geriliyorum.alsan "vay fakir 5 kuruş için bekliyor" almasan "artist'e bak havan kime" deniyor gibi.sende benim gibi misin acaba cogito abi?
devamını gör...
31.
karanlık. düş yataı gecenin uykusu. bölünmüş bahçelerden geçiyorum. kediler ürkek. adımlarım ürkek. dizlerimde dün ağrıları. sancılarım var sen! den kalma. iltihap topladı bütün yaralarım dün! den kalma... şiirler yarılmış, çatlamış toprak gibi, öyküler çöl de güneşin altında yanmış toprak gibi, benim gibi muhtaç sana, suyuna... susuyorum. gözyaşlarımın damarları çatlarcasına.

ağıdını yazdığım günler geri kaldı. erguvan renkli düşlerim, siyaha boyandı. sözcüklerim tükendi. ben tükendim. soyum, suyum tükendi. bileklerimden kan sızıyor. ölmeden biliyorum. biliyorum ki elbet bir gün yeniden ve yenilemeden hiç bir acıyı gittiğimiz yerde buluşacağız.
devamını gör...
32.
buraya üye olduktan sonra kelime dağarcığımın ne kadar daralmış olduğunu farket ettim bu da iyice moralimi bozdu.aslında sebebi belli eskisi gibi kitap okumuyorum.şu internet denen meret hayatıma girdi gireli boş kaldığım her vakit hemen pc başına geçiyorum.düşünüyorum da burda harcadığım vakitle ne kitaplar okurdurm,ne zikirler çekerdim,ne hatimler bitirirdim.ilerde inşallah çocuğum olunca biliyorum ki bu boş vakitleri çok arayacağım..allah gafletimi gidersin inşallah...
devamını gör...
33.
sözlük dünden beri sana erişemedim seni çok özlemişim. sadece özlemek yetmiyor tabi feragat sınırlarını zorlayıp sana tematik tanım girsem, ben yokken yazılan tanımları okusam diyorum.. yine de bu gece de yapamam hatta yarın gece de.. quizler, raporlar, işler, güçler.. özür dilerim sözlük, sana gereken hassasiyeti gösterip hakettiğin ilgiyi gösteremiyorum ama bu seni sevmediğim anlamına gelmez. biliyorum sen de beni sevdin. *
sevgi neydi sözlük? sevgi emekti.. çabalayacağım inşallah. bu da benim sana tanım sözümdür.
devamını gör...
36.
insan kimin ne zaman nereden nasil gelecegini bilemiyor. hayat kim kiminle nerede nasil oyunu gibi.. bazen guzel, bazen kotu bir acayipligin icindeyiz hepimiz.

yagmur bereket ile beraber felaket de getirebiliyor. felaket; yagmurun niceliginden degil yagdigi yerin hazir olmamasindan muvellit. rahmete hazir degilsek felakete razi mi olmaliyiz?

gunes hakkinda yazmak istiyordum. yazamadim. ne yazsam az gelecek, eksik kalacakmis gibi..

icimden bir ses burada birak diyor. birakiyorum.
devamını gör...
37.
neyi farkettim biliyor musun cogito kimse dürüst değil. herkes karizmatik herkes yakısıklı-güzel. neyi fark ettim biliyor musun fark etmeyeli ne kadar çok zaman geçtiğini. biz bir yalan tenceresinde katık olduk cogito. yanar mıyız, pişer miyiz bilen yok.
herkes uygun bir eş arıyor kendine. senden arkadaş sitesi yapalım mı cogito. bize karı-koca bul cogito. boş durma cogito. zaman geçiyor cogito ve biz yaşlanıyoruz cogito. cevap ver cogito susma...
devamını gör...
38.
aslında bu sözlük denen meret insanı ister istemez bi havaya sokuyor.. herşeyi biliyormuş gibi davranıyoruz.. hepimiz haklıyız hepimiz güzeliz çünkü hepimiz en güzel tarafından yaratılmışız..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar