sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

4502.
çocukken, arkadaşları tarafından sürekli "çiiiinliiii cappoooonnn" diye kızdırılıp ağlatılan, büyüdükçe her yeni tanıştığım insanın "japonlara benziyorsun" demesiyle devam eden çekik bir 23 senenin üzerine sabahtan çinli iki adamla toplantı yaptık.
toplantı bitti, ardından kendilerini geri götürecek şöforü beklerken konu konuyu açtı ben de insanların benim çekik gözlü oluşumdan dolayı kendilerine benzettiğini söyledim.
adamlar bana "senin gözlerin çekik değil ki" dediler.

yaşadığım kişilik bunalımının haddi hesabı yok sözlük.
boşuna mı ağlatıldım ben yıllarca!
devamını gör...
4503.
cuma namazlarını çok seviyorum. hatta camide cemaatle kılınan bütün namazları. ak partilisi, saadetlisi, cemaatcisi.. kısaca her görüşten insan aynı safta olabiliyor. müdürle, işçi de aynı safta durabiliyor. demek istediğim farklı kesimlerden olabilirsiniz ama hepimiz aynı yolun yolcusuyuz aslında. 60 senelik ömrümüz var zaten, boş verin heybeyi doldurmaya bakın.
devamını gör...
4504.
eklemeddin ihsanoğlunun ekşi sözlükle buluşmasının ardından açılan başlığa

--- alıntı ---

aynısının cogito sözlük versiyonu için bekleriz.

--- alıntı ---

diye yazmış monark

çok mu önemlidir yani, merak ediyorum,

yani padişah diye horladığınız tayyip erdoğan'ın bizimle sohbet etmesi,
veya muhterem diye makamladığınız fethullah gülen'in
ekmeleddin ihsanoğlu ile 10 saat konuştuğunuzda yabancı dilinin ne kadar mükemmel olduğunu öğreneceksiniz...

bence manasız bir durum, yani biz yetmiyormuyuz birbirimize, kinaye ile hayatta herşeyi ben gördüm bilirimcilikle evet belki bu insanlar bizimle konuşsalar hoşumuza gider ama bize ne katar.

he savunduğum dava benim için önemli, bu insanlar onu temsil ediyor olabilirler ki ediyorlar, tabi ki savunmak kollamak hakkımız, hakkınız ama bunu yalan ile sahtekarlık ile yapmayınız, ondan sonra ister tayyip erdoğan gelsin ister fethullah gülen onun yanına ancak kendi yandaşları ve monark gider...
devamını gör...
4507.
sahuru yaptım,artık yatma vakti.çalışacak olan tüm yazarlara hayırlı günler bol kazançlar diliyorum.sıcağın altında çalışacak olan ne kadar insan varsa Allah onların yardımcısı olsun.ha bir de gazze var tabiki.dualar tüm zorda kalmışlarla...
devamını gör...
4509.
eşit doğduk ama eşit şartlarda büyümedik dedi gözü yaşlı adam. kuru ellerin üzerine düşen mordan bozma saifelerin veziriazamdan çıktığını zannettiğin emirler silsilesinde, yazmanın da bir şekilde katalitik soba gibi insan kazandırdığını fark ettiğimizde göz altı torbaları hafif şişmişti. artık az yürü diyen bacaklar dillenmiş, kardeş abiye ve ablaya dönüşmüştü ah şu yediyüz yıllık akraba ilişkileri. tek paketlik margarinin vücuda salgıladığı kilo rejimi etnik mutfak kültüründe sonradan gurmeciliğe yol alırken , teferruatlı hesaplamalar da sümerbank'tan giyinen amcalar anladığım kadarıyla artık sokaktan elini eteği çekmiş durumda.

bir alemde yol alan istanbul'un trafik hemşireleri ile botanik park'da evcilleştirilmiş panda'ya kamış uzatmaya çalışan yurdum insanı arasında sürrealist kümeden resim çalma yarışına giren cihangir kedilerinin müdavimleri ise ramazan'ın sessizliğinden sanki biraz rahatsız son günlerde. 1955 model impala gibi homurdayan oturma odası sahibesi fikret hanım'ın her gün suladığı kevser çiçeği suya doyduğu halde, aynı insan gibi durmadan şiirsel ezgiler bekliyor. sabah okula giderken sürülen sarelle'nin yerini alan italyan işi mısır gevreği konuşma tarzında biraz daha emri vaki hale döndüğünde , sokağın taksicisi artık borçlardan değil politikalardan söylendiğinde , kapıcı verdiğin 10 tl'ye içinden cimriliğin kitabını yazdın be abi dediğinde değişenin sadece göz altı torbaları değil insanlığın aldığı yolun değiştiğini fark ettim her gün bir yerlere geç kalırken .

vekilliğin vakti zamanında sümer beyazına ışık demeti olarak siluet salgıladığını mı ima ediyorsun diyenlere hayır yeşilin tonajının kumdan göze kaçan kaçamak cevaplar olduğunu söylüyorum. hayır umarsızsın diyene rastlamadım ama das kapital seni çok bozdu diyene rastladım en sonunda. bakışı bana beni lise de uyuz eden coğrafya hocamı hatırlattı ; belki de ondan dolayı biraz uzağım düşüncesel gövdesine ve tabi ki sararmış maltepe sponsorlu bıyıklarına! ah diş fırçaları şimdiye sadece diş değil bedene de tuvalsel renkler ataydı diye iç geçirdim sessizce.

daktilo devrilse kulağa ahenk verecek dört tonajlı ses de, içerden yükselen kedinin açım mırıldanmaları harekete geçiremese de tembelliğimi , her sabah öten alt komşu alarmıyla uyanıyorum benim zalım alarmın ötmesine 11 den az kala. zenci dişi beyazlığında kolalanmış gömleği iliklemenin oscar'a aday olduğu sabah kuşu muhabbetimde, beynimde oluşan zülfikar betimlemelerini kelama almak için sarıyer börekçisi çayı lazım ama herkesin bildiği ramazan işte.. boğaz kuru , dil yetersiz , bakış tutarsız. sahur vakti geldi yine ben kaçayım artık selametle!
devamını gör...
4510.
19 temmuz gecesi bağdaş kurmuş içimdeki sıkıntılarla baş gösteren çaresizliğime sövüyorum. bana iyi gelecek iki şey var bu tımarhanede bir seninle konuşmak bir de sigaram. birincisinin olması ihtimal dahilinde bile değilken sigara da oruçtan dolayı yarın iftara kadar bekleyecek. büşra'm diyorum ki büyüyünce hitler mi olsam?
devamını gör...
4512.
iki gündür işe 12 ye doğru gelecem diyorum. sabah yatarım öğlene kadar diyorum ama 9 da kalkıyorum anasını satıyım. yataktan çıkmıyorum uyumaya çalışıyorum tam 9:30 sularında bi telefon lüzumsuz bir adam lüzumsuz bir soru. hele bugün kü yanlış oldu kusura bakmayın diyor. abi bi şanssızlık yapıştı yakama bırakmıyor.
devamını gör...
4513.
2 yıl önceydi. beraber iftar yapalım bu akşam açık bir yerde. alalım nevalemizi serin serin rahatça yiyelim diye kararlaştırmıştık. hazır tavuk, bir sürü içecek, yaprak sarma, meyve falan bir çok şey almıştık. kurtuluş parkı'na havuzun yanında bir masaya malzemeleri yerleştirip ezan vaktini beklemeye koyulmuştuk. birbirimize eski anıları, ailevi sorunları ve geleceğe dair hayallerimizi anlatmıştık. onun en çok istediği şey evlenip çoluk çocuğa karışmak. sıcak bir yuvaya kavuşmaktı. birbirimize dua ettik. ezan okundu iftar ettik. seyyar bi çaycıdan 1 tl'ye semaver çayı alıp içmiştik. içmem ama onun hatırına bir sigara tüttürmüştük beraber. o da benim gibi leyla ile mecnun hastasıydı. dizinin 2012 sezon finalinde ki eksik bir şey mi var klibini izlemiştik. saat geç olunca da eşyaları toplayıp gitmiştik.

şimdi gene aynı yere geldim. o zamandan beridir gelmiyordum.açtım aynı klibi izliyorum ama o yok. tek başıma da hiç çekilmiyor burası. keşke otursa yanıma diyorum. dertleşsek, bütün sırlarımızı anlatsak birbirimize lakin nafile. artık yok...


lanet olası bir mayın patlaması sonucu şehadet şerbetini içti. bazen çok arıyorum. dostum, kardeşim burda olsa diyorum...
devamını gör...
4515.
büyüdüğüm ev birinci kattı. çok şey hatırlamıyorum o eve dair. balkondan kaçardım, kardeşim emekliyordu daha onu da sürüklerdim peşimden, onu hatırlıyorum. bir de ramazanda davulcu geçerken nasıl korktuğumu hatırlıyorum. o davula tokmağı vurdukça sesini yüreğimde hissederdim ödüm kopardı. annemlerin yanına koşardım hemen. davulcu geçince aklıma geldi birden. * *
devamını gör...
4516.
çingeneler zamanında kirlenmek..

düşük frekanslı dalga boyunda trt’den radyo dinlenen zamanlarda, beyaz fiyakalı muhtar’ın oğlu elinde dondurması koşturdu ara koridorda. ari ırktan geldiğini zannederdik onu, peksimet sepetine bandırılmış limoni gülüşüne aldanan yarım fistanlılara büseli bakış atması da ayrı bir tercüman ahvaliydi. küçüktük işte uzatmayın kıskanırdık.. toz leblebiyi koştururken yutma hevesine, asfaltın bilyesini çeneye diktirme telaşesinde doktordan yediğim bu kaçıncı zılgıt senfonisi mozart’da en az 6 tane ama validem 7 tane çakmadan rahat etmezdi yamulmuş bedenime! uyku öyle hoş gelirdi , yaramazlık o devrin perisiydi!

mamafih az vur tembihine derin bakışıyla tuzdan sikke sokuşturan köy ahalisine , şimdinin lüküs poşetlisi bir nevi şeherli müjganı da eşlik ederdi o çürümüş dişli kedisiyle! o ne lanet bir tırmık ofisi! kerametinden fare yakalanmasına izdivaç notu düşsen evli adamın yuvasına on bir adet yırtık çorap mirası bırakır! bizim cürmümüzde tekir’i anasından kopardığı yarım ekmeğe yarım kilo salçalı ekmek banan kovalar ama bu seferberlik sırasında ordu’ya kaydettirilip düşman hatlarına sokulacak cinsten! babası küçükken kemer ile değil açlık ile dövmüş demek ki.. küçükken yetmezdin ekmek be dağları yesekte? açlık dedin de..

yuvanın kaldırım olduğuna inanırdım. yaş mı? vardır 4 dirhem den hallice okuma bilmeyen yarım akıllı devlet mücveri tam işte. bakmayın erkek türünün yaş kemale erdikçe ev kuşu olmasına. tırnak aralarında sokak heceleri yazar çoğununun , baba araması , annenin akşam ezanı okundu uyarısı belli bir zaman sonra kaşarlaşmış çocuk vurdumduymazlığına döner. samanlıktan boynunun hecesine kaçıp , seni rüzgarın okşaması gibi huylandıran çaput, ayağını yıkamadan girmene yasak olan evin naftalin kokulu yorgan takımında savrulur elbette!

neler sokardık cepte Allah bir! üzerinde şehrin kirini taşıyan maviş ve yakut bilye takımın , 1 yıl boyunca üzerine yapışan kene dizdeki kabuk , haşerat gibi koşturmandan rengine tuz dibi banmış kıyafet! heyhat merdanelinin çekeceği zulme.. andre breton okumazdık o yaşlarda ama asiliğin demlik poşeti olarak sokağın rengini koyulatırdık. louis aragon’dan bahsetmiş miydim size asiymiş o da hergele! tek farkımız ben abimin pantolonunu giyerken , o hep butik takılırmış. ne zor yafu askılı kıyafetle koşmak, erkek dediğin yuvarlandığında bir şey yok siz devam edin demeli - geçmedi işte o kabuk o yüzden - zaten son 1 yılımın şeddeli haytalıklar silsilesinde recaizade mahmut efendinin araba sevdası tadında olan vesikalıklarımın hepsi yakık! bakışlarım mı istanbul hatırası motifli çekilmeyeceğim resimci beybaba hüviyetinde! şakk! yüzde bir ışık süzmesi yazdırmayın okula ne olur daha yuvarlanacak nice sokak var..

tamam hak veriyorum belki daha çok evde dursam bende tristan tzara'nın dada manifestosunu kendime yorardım ama ana salçalı ekmeğin devamı var demi demeyi seçtim! iyi ki de seçtim eskici gördüm draman yokuşlarında , okunmayan kitapları alıp bayezid da sattım 3 sakız iki balon fiyatına , eminönü meydanda güvercin gördüm o da kaçmış zaten hintli gibi sallıyordu kafasını sağa sola, kucağıma alıp burnundan öpücem seni derken o da tırmıklıyordu ! adetini saysan derinliklerin mandela’nın kurtardığı şair kadar vardır dört-bir-beş , ambar genişliğinde yaprak ofisi görende kurutulmuş tütünden azam-ı cevdet’e merdiven altı üretimi yapıyoruz sanacak! ne çektim şu hayvanlardan be, sevdirmemek temalı bir dünya’nın ray-bon arkasından bakışların çok güzelmiş diyen cevherleri gibiydi yaklaşımınız. türevsel olacaksa betimlemeniz ben sonsuzluğa giden yolda üç noktayı kurumsal kirlenme olarak görüyorum. beyaz yakalı müslümanlığın son çingeneliği. kaçırmadan büyümeyin ve şu dünya’dan kirlenmeden gitmeyin!

az buçuk delilik,
sevda ölçüsünde.
dirhemin uyku tartısı , rüyan biçare..

selametle!
devamını gör...
4517.
bütün gün oruçlu bir halde evi temizledik arkadaşla. tamam lan temizlendi dedik. iftara 4 arkadaş misafir olarak geldi. az önce gittiler ve ev sabah ki pis haline geri döndü. ölmek istiyorum sözlük ölmek.
devamını gör...
4518.
evet söyledi...
ya da ben duydum...
duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usulen söylenir olan sözleri.
evet duydum söyledi...
her duyduğumda ağladım...
pek çok ağlayışım sırasında duydum...
kalbim tutanak tuttu duyduklarıma...
"soruldu" dedi, cevap alındı.
"yaşamak" dedi, "tek marifetiniz -biraz özen gösteriniz."
"zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter -mazlumlar dahil" dedi.
"ama yapmayın, o daha bir çocuk" dedi...
devamını gör...
4519.
iki yarı ölüm bir bütün etmez mi?
nasıl uyandım?
uyanır uyanmaz tam ölümler gördüğüm için mi?
yoksa, kesinlikle uyanamazdım..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar