sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

4901.
duvardaki saatin tiktaklari da olmasa; dünyada, benim ise gidemediğim ama dışarıda hayatin olanca rutiniyle devam ettiği herbangi bir sabah olduğuna inanamiycam. ah benim yalnızlığım.sen de olmasan ölürdüm bu soğuktan.
devamını gör...
4902.
sözlükte bir yazar var ve %99 ihtimalle aynı yerde oturuyoruz. hiç kendimi tanıtma aksiyonuna falan girmiyor, görmezden geliyorum. zaten zirveydi, kermesti, iftardı deşifre olduk ve ister istemez yazarken kısıtlıyoruz kendimizi. bir de o yazarla tanış çıkayım da gitsin evde anlatsın, sonra da ayşe hanım senin kız sözlüklerde öyle atıp tutuyor şöyle ahkam kesiyor diye yetiştirsinler anama! yookk yookk hiç gerek yokkk..*
devamını gör...
4903.
ulen adama üç liralık çekirdek olsun diyorum adam üç lira otuz kuruşluk dolduruyor belki benim otuz kuruşum yok. başka marketlerde de bunu yaşadım böyle arkadaş ne söylersem on kuruş yirme kuruş fazlası bir gün cıngar çıkaracağım.
devamını gör...
4904.
olmazdı ya oldu başkan, sararması gereken başaklar at nalları altında ezildi. ne çabuk gözden çıkarıldılar. halbuki almanlar yenilmiş, hakim amca ağlamış, sabah güneşi üzerimize doğmuştu. şımarıklık hepsi bu, topumu alırım giderim der gibi hayatını alıp gidemiyorsun başkan. halının üstünde ayak izin kalıyor, karanfil desenlerinin hemen orada. madem gidecektin halıyıda götürseydin.
devamını gör...
4905.
kim bilir, nereden bilecekti insan, bekletmek ölümcül hataydı..

çam ağacının her hâlükârda dik duran yapraklarını dökülmez sanırdık ya, yanılmışız. gözlerden yeni filizler fışkırınca eski yapraklar dökülürmüş. meğer sadece dalı boş bırakmıyorlarmış..
devamını gör...
4906.
geçen gün sahilde oturmuş sigara içiyorum ve az önce yediğim lahmacunun ucundan verdiğim bir kedi ayağımın dibinde dolanıyor hala. sanıyorki sigara yiyecek bir şey. sonra yapmaya çok çabaladığım ama bir türlü yapamadığım bir şey oldu üflediğim duman halka şeklinde cıktı ağzımdan. baktim saf atlayıp duruyor dumanı yakalamaya çalışıyor. o kadar sevimli geldi ki atlayıp üstüne bağrıma basasım geldi gereksizi. bir hamle yaptım, üç metre öteye kaçtı, dedim bir çentik daha at, onu da bağrına basamdıklarına say.
devamını gör...
4907.
...bakkal hıdır abi suratıma sert bir bakış attı, ben pişmiş kelle gibi sırıtmaya devam ediyorum "abi üç ekmek aldım, bunları hesaba ya.." cümlenin sonlarına doğru sesim fade out oldu ve bir road runner edası ile "beep meep!" diyerek eve doğru koşar adımlarla oradan uzaklaştım. caddeden karşıya geçerken, "e adam da haklı birader, şu borcu kapatmam lâzım artık.." sesleri beynimde yankılanıyordu. apartmanın bahçe kapısını açtığım sırada yerde sol tarafımda, yağmur birikintisinin içinde bir adet nal gözüme çarptı. "ulan bu nalın burada ne işi var ehe ehe he" şeklinde tebessüm ederek bir hamle ile su birikintisinin içinden aldım ve gökyüzüne doğru tutarak "yolda nal bulmak neye delaletti la, eve gireyim de net'den bir bakayım" dedim ve tam da o an gökyüzünde parlak bir cisim bana göz kırptı. "aha geldiler" diyecekken göz kırpan cismin bilmem kaç milyar ötede olan masumane bir yıldız olabileceği fikri aklıma geldi, bu aralar aklıma saçma sapan, ecüş bücüş şeyler geliyor arkadaş, eve girerken bizim alt komşu fikri abiye "yakşamlar" deyip eve girdim.

devamını gör...
4916.
az önce farkettiğim ve sırf oy vermek için açılan bir fake hesap var. gidip "la git sen bana oy verme! teşvik meşvik istemiyom! " dese miyim acaba?
devamını gör...
4917.
her şeyi en doğru bildiğini sananlar keşke hayatımdan çıksa. insan karalamaya i* gibi meraklısınız.
devamını gör...
4918.
benim başlığımı tanımı silmeyin ya.................. kalbim kırılıyor kendime gelemiyorum, zaten bu aralar çok duygusalım...........:(((( bak işte yazasım gelmiyor o zaman.................................. noktalarım uzuyor cümlelerim yerine................................................................................
devamını gör...
4919.
...çölde su arayan suaygırından farkım yoktu son zamanlarda. bir şey arıyorum, bir şey ama ney? tam bu düşünceler beynimde kırk tilki ile haşır neşir halinde iken elinde parıl parıl parıldayan katana kılıcı ile karşıma çıkan ninja beni çok da şaşırtmamıştı aslında. her daim görmeye alışkın olduğum hayâllerden, seraplardan, ezgilerden, tuğçelerden birisi olmalıydı muhtemelen.

muhterem ninja ile sohbet etmek için bir arşın yaklaşmayı göze aldım ve bu eylemi bir saniye içerisinde gerçekleştirdim lâkin kendisi benden tırsmıştı, karıncayiyen görmüş termit gibi beni fark eder etmez bir anda elindeki kapsülü yere attı ve ortalığı kara bir duman kapladı.

dumanlar, esen rüzgar ile kaybolduğunda ninja abi olduğu yerden bir hokus pokus, bir abrakadabra diyen sihirbaz misali kayboluvermişti.

çok acayip şeyler oluyor diyerek evime geri döndüm, şu an demlenmiş çay içerek geçmişi düşünüyorum.

gelecek mi, gelecekten bana ne? *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar