sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

4962.
sanırım depresyona girdim, hem de en büyüğünden galiba. doktor kendi derdine derman bulamaz ya ben de kendi depresyonuma derman bulamıyorum. neyse belirsizlik hayatın en zor şeyi bence. arada kalmak güzel değil işte. ben gri olmayı sevmiyorum.
devamını gör...
4965.
korkak biriyim deseydin daha anlamli olurdu..bütün kelimelerin acıta acıta geçiyor ruhumdan...şimdi istediğini soyle ne çıkar...yaralarim beni bağlar.
devamını gör...
4967.
demiş ki leb demeden leblebiyi anlarım.ama ben bir gidişleri bir de geri dönmeyişleri açık açık yüzüme söylenmediği sürece anlayamam.
sen sadece gidişleri değil sana doğru gelişleri de anlamıyorsun.o leblebilerde bayatlamışlardır kuşlara ver...
devamını gör...
4968.
recep denince aklıma mahalleden arkadaşım olan rahmetlik geliyor. severdim. belki de acınası haline merhametimden severdim. hoş. merhametli biri miyim? bilmiyorum. bana sorsalar elbette merhametliyim derim ama bunun bir ölçüm cihazı mı varki?
recep aliye ablanın oğluydu. bir erkek bir de kız kardeşi vardı. babası mustafa abi çaycılık yapardı. kimsenin etlisine sütlüsüne karışmazdı. yaşıttık biz receple. bebeydik lan. aynı sokağın bebesiydik. beraber takılırdık diğer yaşıtlarımızla. gece yarılarına kadar sokakta geyik çevirirdik diğerleriyle. ben onunla dalga geçerdim. heyecanlı heyecanlı konuşurdu. hafiften esmerdi teni. konuşurken kelimeler birbirine karışırdı. hehe. dalga geçerdim ben de. eymen vardı tam kafa. espriler havada uçuşurdu. ver sözlüğü derdim eymene. millet sorardı. ne sözlüğü lan? türkçe-recepce, recepce-türkçe sözlük derdim ben. eli havada hayali bir sözlük tutan eymenin elinden kapardım. kaptığım gibi sayfaları haşır huşur hızla ve hışımla çevirirdim. sonunda aradığım kelimeyi bulur ya da bulamaz sorardım recebe. ne diyon oğlum sen? diye.

kahkahalarımız gece yarılarına kadar çınlatırdı sokağımızı. kimse kalkıp "üleean! gidin evinize" tarzı depreşmeler yapmazdı. mahallemize hırsız, soysuz giremezdi. gençler itlik yapmıyor ya derlerdi belki de yattıkları yerden. kendi aralarında gülüşüyorlar işte. belki de bize kızan zekeriya amcayı leyla teyze böyle sakinleştiriyordu yattığı yerden.
bizler büyümeye devam ettik. kimi okudu. kimi işe başladı. yaş 16-17 oldu. recep okumayanlardandı. dikiş tutturamazdı gittiği yerde. recep bir alemdi. hatta tek bir alemdi demek recebe haksızlık olur. recep çok alemdi. sabah muslukçuda işe başlar, öğlen istifa eder elektirikçiye başlar, akşamleyin çaycı ile iş bağlantısı kurmuştur bile. hehe. ulan recep ne adamdın lan.
bizler biraz daha büyüdük. askere gidenler, gelenler, okulu bitirenler, evlenenler.. recep de boş durmadı, bir kızla tanıştı. kız hukukta okuyordu. recep çay bahçesi çalışıtırıyordu. recep eski haylazlıklarını bir kenara bırakmıştı artık. kıza vurgundu recep. biz böyle bir aşkı sinemada gördüydük, bir de bizim recepte. aşkolsun recep. recebe aşkolsun dedik ama recep aşık olmuştu. kız ne vaadler veriyorduysa artık, recep kızın okul masraflarını, giderlerini karşıladı senelerce. kız ailesine tek kuruş ödetmemiş. öyle duyduk. recep bakmış. Allah razı olsun. bir gün diplomasını alıp recebin boynuna sarılacağını düşünürken, telli duvaklı düğün yapacağımızı, recebi de evereceğimizi düşünürken, kız bir "eyvallah recep" demeden çekti gitti.
biz büyüdük, bir yaşımıza daha girdik. recep 40 yıl yaşlandı. recep çöktü. recep perişan oldu. "recep bizi de perişan etme oğlum giden gitti etme böyle boşver aslanım dağ gibi delikanlısın lan sen, kız mı yok sana boş ver kevaşeyi" dediysek de susturdu bizi. sustu recep. heyecanlı recep sustu.

recep işi gücü, takımı tezgahı boşladı. umursamadı dünyayı. önce alkole bulaştı. kesmedi. sonra esrarıydı, balisiydi her naneyi denedi vücudunda. hasan dağı olsa dayanmazdı. nitekim dayanmadı. recebin ciğerleri iflas noktasına geldi. hastaneye taşınır oldular. anasına aliye ablamıza etmediğini, demediğini komadı recep. kapının önünde otururdu recep. gelenin geçenin selamını alırdı. arada babamı görse yerinden kalkar eğile büküle amca nasılsın der elini öpermiş recep. saygılı çocuktu. deli doluydu. recepti o, benim arkadaşımdı.
karakollara taşınır oldular. anne ben iflah olmam beni şikayet et atsınlar hapise dermiş. attılar birkaç ay bir konudan ama neydi bilemeyeceğim. biraz düzelir gibi oldu. sonra sigara azdırdı laneti. son birkaç haftasını hastane köşelerinde oksijenlere, cihazlara bağlı geçirdi. gitti geldi. evine geldiği bir gün anne daralıyorum. gitme bir yere yalnız bırakma demiş recep. recep ekmek alıp gelecem demiş anacığı. recebin nefesi konuşmaya yetmiyorki değil bağırmak. anasını salmamış. nefes alamayınca apar topar hastaneye götürmüşler. o gece ruhunu teslim etmiş recep.

ben şehir dışındaydım. döndüğümde dedeme gittim. amcam dedi haberin var mı diye. "neyden haberim var mı?" "recep öldü" dediler. dondum kaldım. bir lafa kadir olamadım. anamı alıp koştura koştura aliye ablama gittim.
ah dedi. ah dedik ama recep gitmişti. çok çektim xxxxxxxxim dedi bana amma ağzından benim adım değil "recebim" çıkıyor sanki. çok çektirdi bana, bize, amma acısı başkaymış. hepsini unuttuk. keşke şurda olaydı.

biz bir yaş yaşlandık recep ömrünü tamamladı.

işte bir recep geldi geçti bu dünyadan. okuyanlar birer fatiha gönderse ruhuna, recep burada görmediği vefayı belki orada benden, bizden görür.
devamını gör...
4970.
öğrencileri görüyorum yakınmalarını biraz garip karşılıyorum. (bazı açılardan) şimdi öğrenci olmak lazımmış diyorum bazen. bizim zamanımızda okumaya kitap bulamıyorduk. internet nerede! hatta hatırlıyorum; orta 1 ya da iki. millet harçlığı ile çikolata yerken ben harçlığımla kırtasiye-kitapçıya gidip ''kitap almak istiyorum'' demiştim, kitapçıda, ''kaçıncı sınıfa gidiyorsun?'' demişti. ben de söylemiştim ve kemalettin tuğcu'nun bir kitabını vermişti bana. yani öyle pek seçme şansımız yoktu. *
***

o telefonda ne var merak ediyorum. yahu bir gün giderken bir yere kafayı çarpacaksın yazık olacak güzelliğine.
devamını gör...
4971.
vaktinde yanlis insanlarla takilmisiz biz, citayi haddinden fazla yukseltmisiz. simdi yeni gelenlerde eskisinin tadi yok. alaman cikolatasi yedikten sonra sutlacin tadini almak zor di mi, oyle bisi iste.
devamını gör...
4973.
ne güzel bir sabah deme, kendini avutma ismail. bir ciğ tanesinin yapraktan kaymasi gibi biz de yaprağımızdan kaydık ve karıştık hayata. ve her sabah oluğu gibi bu toprak bizi reddediyor ismail. güneşle buharlaşmalıydık, biz bulutlara sevdalıyız. gene de yetinmeyi bilmeli insan, yetindikçe daha katlanılır oluyor her şey.
devamını gör...
4974.
şimdi daha iyi misin..ben değilim.. ben hiç iyi değilim. ama yine susacağım. biliyorsun susmaya alışkınım..artık kimseye kızamayacak kadar yorgunum...zamansız baharlara açan çiçekler ölmeye mahkûmdur nihayetinde...ama o zamansız baharın uğruna, ölümü bile bile açarlar çiçekler yine de..çünkü yarsız hayat, ölümden beterdir sevmeyi bilene...
devamını gör...
4976.
sözlükten bu saatte kim mesaj attı diye heyecanlanırken, kendimi yanlışlıkla arkadaş olarak eklemişim; uyarı mesajı gelmiş...
merhabalar,
asdasdasdas tarafından arkadaş olarak eklendiniz.

sağol canım!
devamını gör...
4977.
bugün tanıdığım bir gozlukcude beklerken 40yaslarinda bir teyze, annesi ve babasıyla geldi. babası için gözlük bakıyorlardı. onlar gözlük begenirken ben de onları inceledim. aslında onlara çok ozendim. kişinin babasına bir şey alması ya da aslında babasıyla bir seyler yapması çok güzel olmalı. yine babamın kocaman eksikliğini hissettim. gözlerim doldu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar