sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

5063.
asık suratlı olmak benim suçum değil, bunu şımarık yetiştirenlere sorun. açıkçası her önüne gelene gülümseyen sonra arkasından iş çeviren, "ay bunu da hiç sevmedim" diyenden çok daha samimiyim. sevdiğim insana gülümsemeye başlarım, sevmediğime kaş çatmaya devam. bana insanlar nasıl davranırlarsa öyle karşılık bulurlar yani. kendime has gıcık etme huyum dışında. bunu aşanla da iyi arkadaş oluruz, söylediğim sözde samimi olduğumu bilir, yapmacık davranmayacağımı bilir.
devamını gör...
5065.
zamanla değil, bir yerde
benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten
ağır ağır yanan bir tuğla harmanını
billurdan sarkaçlarıyla.

kalbim, sersemliğim benim..
devamını gör...
5066.
çocukken başım hiç yalnız kalmazdı..aksi ve huysuz olmama rağmen benim peşimden ayrılmazdı mahallenin kız ve erkek çocukları..oysa ben tek başıma olmayı ve kafamda huzurlu hayallerim, taşlarımla ya da tuhaf bebeklerimle oynamayı tercih ederdim...yaz tatillerinde sabahın köründe kalkar ve ya evin bahçesinde ya da sokakta kaldırıma oturup oynardım..görene tuhaf gelirdi bazen de korkutucu..oysa ki ben düpedüz mutluydum...bi çocuk vardı, bi şekilde çekindiğim, anlam veremediğim...onu görünce kızsal dürtülerim ayyuka çıkıyordu...kızarıyordum mesela..ama o erkenden büyümüştü..benim dünyamda yeri yoktu..çünkü ben büyümeye direnen bir çocuktum, büyüklerin dünyasından hoşlanmıyordum..

cocukken de akilliymisim..gerçekten beş para etmez bi yer büyüklerin dünyası denen yanilsama...
devamını gör...
5067.
çapulcular! çadırları, maskeleri, sloganları, pankartları, sütü, limonu bla bla bla hazırlayın, direnmeye gidiyoruz demek isterdim ama, tayyip yolu yapmış çoktan.
bugün eve dönüşte gördüm. cengelköy havuzbası duragının arkasındaki "park"ı "yol" yapmışlar.
bir iki agaç ve bank vardı parkta. agacların dibinde her zaman bayat ekmek olurdu. güvercini boldu. bakımsızdı, manzarası iyi bir yere bakmazdı.
yani bir gezi değildi. havada soguk. boşverin. kim direnecek şimdi.
hem organize değiliz. bunun medya patronu, oyuncusu, işadamı... oo oo. cok iş.
devamını gör...
5069.
almanyada zemin kattaydı ilk evimiz. bir sabah dış kapımız kardan açılmamıştı. ama temizleyip babam ve annem işe ben de okula gitmiştim. her şartta giderdik. okadar ki babamın mesela iş hayatında almanyada devamsızlığı 1-2 gün sadece. benim de okula devamsızlığım hastalık dışında yoktu. ta ki türkiyeye gelinceye kadar. haha..
devamını gör...
5071.
hislerime nedense çok güvenirim.. bir insan hakkında iyi yada kötü ne düşünürsem ne hissedersem çıkar.. ne kadar aklı başında gibi dursam da işin içine hissiyat girince bir anda değişiyor bütün düşüncelerim.. mantığım ne kadar onay vermese de o içten gelen duygular her şeyi ele alabiliyor.. hislerimle yaşıyorum yani.. bazen de garipsiyorum.. bilemiyorum..
devamını gör...
5073.
paradise denen şarkıyı bana aşırı slow olduğundan başlarda sevmezdim. sonra en iyi arkadaşım haline gelen kimse bu şarkıyı sevdi. sevdiğim insanlardan yüzde beşüz etkilenen biri olarak sevmeye başladım. sonra kendisiyle ergenlikte sınır tanımayarak küsüştük, şarkıyı hala sevmem. o ne öyle miy miy miy miy miy ve biraz daha miy....
devamını gör...
5075.
hayatımda hiçbir gün devlet hastanesine gittiğimde bu kadar iyi hissetmemiştim kendimi.
yurt dışı işi için heyet raporu almaya gittim. sağlık raporu bölümündeki memur amca bir sürü dua etti "allah işini rast getirsin" diye. bir taraftan da işlemlerimi yaparken: "bekle ingiltere bir dünya güzeli geliyor!" dedi durdu. sonra tek tek doktorlara girdim muayeneye. her doktor ayrı ayrı dua etti, başarı diledi. hatta bir tanesi de "beni de götür" dedi.
daha evvel de sağlık raporu almıştım ama hiç bu şekilde muamele görmemiştim. öğretmen olarak atandığımda bizi mahkum gibi beşer kişi halinde almışlardı, kimse de umursamamıştı, yurt dışının kerameti olsa gerek.*
devamını gör...
5077.
mektup yazmayı seven biri olmama karşın ,

bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu ,

yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
diye düşünmeme sebep olunduğundan,

beni kağıttan, kalemden, caanım mektuplardan, aşktan uzak tutanlar utansın.
devamını gör...
5079.
insanları ulu orta rahatsız eden serserileri dövme timi en büyük ihtiyaçlardan birisi, ne bakıyoorsun dayııı geell burayaa aaa bakmadıııı. inanamıyorum uzun yıllar sonra memleketimde bu tarz tiplere denk geldim ve bilgisayarımın memleket temalı masa üstü fotoğrafından nefret ettim, böyle insanlar yaşadığın yerden soğutur insanı.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar