sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

5181.
yorgunluktan geberiyorum lan! Allahım dinlendirici bir uyku bahşet bu fakir kuluna.

edit: adres karıştı. ben deli değilim.
devamını gör...
5182.
rüyamda iki hafta sonra gireceğimiz sınava giriyorum, herkes bıdı bıdı konuşuyor gözetmen dahil. "rica etsem sessiz olabilir misiniz?" diyorum kimse sallamıyor. gözetmen "tamam gelin birlikte çözelim soruları" diyor öğrencilere. ben tabii şok içindeyim bir yandan soruları okuyorum anlamıyorum. bir matematiğe bakıyorum bir sosyal bölümüne geçiyorum iki soru anca işaretliyorum. sonra zaten hemen sınav bitiyor millet mutlu mutlu çıkıyor ben zırlarken. of ne biçim bilinçaltı ya rabbim. sonra uyanınca derin bir oh çektim. nasıl oluyor da rüyada o kadar saçmalık varken yine de asla rüya olduğunu anlamayıp uyanana kadar dertten derde sürükleniyoruz anlamıyorum. yoksa bir tek ben mi rüyaları gerçek sanıyorum?
devamını gör...
5183.
ya bu trekking ayakkabıları neden bu kadar güzel ve neden bu kadar pahalı şimdi sorarım sizlere bu zalımlık değil de nedir a dostlar .alan var alamayan var giymeyin noooluurr artı ağlayan smiley.
devamını gör...
5184.
sözlüğe tanım girmeye vakit bulanların arkadaşına naber yazmaktan aciz, o kadar vakitsiz oluşlarını anlamamı beklemesin hiçbir "arkadaş" benden. sildim gitti.
devamını gör...
5186.
sürekli kadınları karalayan erkek yazarlardan ve dahi en muhteşem mümine biziz diyen bacılardan sıtkım sıyrıldı. ne haliniz varsa görün yaaa..
devamını gör...
5188.
demin bir başlıktan başlığı açanın nickine tıkladım; entut. başlığı yok. silinmiş olmalı. neden bilemiyorum ama entut kardeşi özledik.
entut gelsene cogito çok güzel ehe. şu sıra olsaydı daha da iyi olurdu. darılttınız mı lan adamı nerede bu arkadaş ?

işte böyle defter.
devamını gör...
5189.
yapılan espriyi bile anlamayıp her şeyi kendi içinin kötülüğü çerçevesinde değerlendirerek sazan gibi atlayan tipitiplerin varlığını gördükçe onlardan biri olmadığım için rabbime şükrediyorum.
devamını gör...
5190.
yüzünde birden fazla ben veya sivilce olan kişilerde noktaları birleştirerek resmi ortaya çıkarmaya çalışıyorum. bu yazıyı göremeyeceksiniz belki ama... ahaha çok eğlenceli lan.
devamını gör...
5193.
bir kaç ay önce laptop masası aldım ayaklarının vidalamasını yapamayıp buna şarjlı vidalama lazım diyip bir de bimden şajlı vidalama aleti aldım yine vidalama olmadı, lanet olsun diyip dansöz gibi kıvırtan masayı aylardır kullanıyordum sonra bugün kağıt sıkıştırsam olmazmı ki diye düşünürken iki tarafada kağıt sıkıştırdım cillop gibi oldu bumuydu yani ?
devamını gör...
5195.
yazamiom. arada bir oluyor bole nedense. yazamadigimi yazarak ifade ettim acilirim belki. tam.benim saatlerim issiz ve sakin. yazmam lazim ama kafa bende degil.
devamını gör...
5196.
bazen hiç olmadık bi şarkı dinlersin, gözün hatıralar denizine dalar, zihnin o denizde bişeyler bulmaya çalışır, kabuklanmış yarayı tekrar kaşırsın ve ortaya ilk zaman ki kadar olmasa da bir acı ortaya çıkar. bile bile lades olursun, geleceğe gitmek istemezsin, acı da olsa yaranı kurutacağı yerde daha da depreştiren denizin içine batıp çıkarsın. işin kötü tarafı boğulmak yok o denizin içinde! allak, bullak biçimde için acı ile dolu sahile çıkarsın ve istemediğin hayatı tekrar yaşarsın. arayış devam ediyor...
devamını gör...
5197.
tam bir dönüm noktasına geldim yine. işin asıl zorluğu şimdi başlıyor. hayaller gerçekleşmeyen başlayınca korkular da başlıyor. tevekkul halimi korumam gerek biliyorum lakin su an tam bir karmaşanın içerisindeyim. zor hayat be çok zor.
devamını gör...
5199.
sanırım tam da şuan birisi için kendimden ödün veriyorum ve garip olan şey bunun için istekli olmam. insanın yüzeysel değil derin ilişkilere ihtiyacı var, gene kendimi açamadığım için yakın olamadığım insanlara muhtaç hissediyorum. birinin dostluğuna ihtiyacım var bu çok zor, halbuki modern insana yanlız başına yaşayabileceği vaad edilmişti. yani şimdi biri beni tokatlasa, yapma lan kendine gel dese gerçekten iyi olurdu.

onca okuduğumuz kitap aslında içinde kaybolmamız için inşa edilmiş labirentlerdi ama biz arkamızda hep varoluşumuzun kırıntılarını bırakarak girdiğimiz kapıdan gerisin geriye çıkıyoruz. çünkü değişikliği kabullenemeyen zihinsel bir dokumuz var.

özetle değersiz benliğimin bir parçasını küstah birine vermek üzereyim. zaten benim de çok işime yaradığı söylenemez.
devamını gör...
5200.
kitap fuarlarına pazartesi sabahtan gider daha pazar gününün yorgunluğunu üstlerinden atamamış kritik aşkıyla yanan satış görevlilerini etkisiz hale getirdikden sonra milyon tane kitapla tek tek ilgilenirim akşama kadar.görüpte,alıp okuyayım güzel birşeye benziyor dediğim kitapları değil hiç görmediğim konuları nedir bilmediğim kitapları satın alırım.haftaiçi olduğu için yazarlarla tanışamam ama sakin kafayla dirsek,omuz yemeden standların arasında mekik dokur,alışverişimi yaparım.hem oldum olası anlamam yazarına imzalatılmış bir kitabın ne işe yaradığını?fuarlarda çoğunlukla o gün olan yazarın büyük bir izdihamla kitabı alınır,sıraya girilir imzalatılır belki bir hatıra fotoğrafı çektirilir vs. e bu yazar da insan yazık değil mi?ister ki kitabımı okuyan dilimi bilsin,ne anlattığımı kavrasın gelsin beni sorguya çeksin eksiğimi vursun yüzüme yada övsün beni yere göğe sığdıramasın ama önce tanısın! 5dk önce aldığı kitabımı 2saat sıra bekledikten sonra imzalatmasın..ama yok tembel ve yeter ki olsun insanlarıyız,bize öğretilenler bu.

ilkokul öğrencilerinin yoğun olduğu bir stand ilişti gözüme bir kitabın başına üşüşüp çığlık attıklarını gördüm.şöyle bir seyirttim o tarafa kitabın üzerinde bebek popolarına taş çıkarır pürüzsüzlükte justin bieber görmemle etrafıma bakarak uzaklaşmam bir oldu. belki biri görmüştür de benim gibi bu neye bu kadar dikkatli bakıyor demiştir sonra gelip görüp dalga geçer boşuna imaj kirliliği.üzüldüm ya "bu çocuklar mı adam olucak?" diye geçirdim içimden, sonra o yaşlarım geldi aklıma şu malum harry potter,twiligt çılgınlıklarım felan.ama ben böyle değildim dedim o ergenlerle kıyaslayamazdım kendimi..en azından omuzlarımdan kavrayıp sıkanlar tökezleyince elimden tutanlarım oldu ya bunların olmazsa.. sonra mescide girdim iki tane 10-11 yaşlarında imam hatip öğrencisi girdi içeri.namaz geçtimi diye telaşlanmışlar nefes nefese kalmışlardı, iyi haberi verdim "yok daha geçmedi,kılabilirsiniz".maşallah dedim,içimden.sonra bir diğer iç sesimi hatırlattım kendime "ya dedim yazık sana,sus mona sus!baksana şu iki güzelliğe nasıl da telaşlanmışlar namaz için.sen 10 yaşındayken mahallenin erkekleriyle top oynuyor,namaz kılalım deyince kaçıyordun.."bilmiyorum ln defter iyiyemi gidiyoruz,kötüye mi?ama bi yerlerde uğraşanlar,feragat edenler,inananlar var ve umuyorum o bi yerlerdekiler hazırlanıyorlar topyekun sil baştan yeni bir dünya için.* neyse ben mutlu ve umutluyum gerek gençlerden gerek müslümanlardan.dinin tam da emrettiği gibi ne yeis ne ucb hak itidal yolunda biiznillah.

yeni kitaplarımın güzelliklerinden bahsedecekdim güüya.hepsi nasıl güzel nasıl böyle güzel kokuyorlar Allahımneyse okumayı sevelim ve teşvik edelim.birde tanımımı sonlandırırken defterciğim aklıma mostar dergisinin hangi sayısı olduğunu hatırlayamıyorum ama kapağındaki hamurger arası kitapların olduğu "çok kitap okuma" başlığıyla kazınmış olucak o yazı geldi aklıma.tam da elime ne geçerse gerekli gereksiz okumaya başladığım zamanlarda okumuştum o yazıyı,belki lazım olur faydalanırsınız.şimdi kitaplarımla meşgul olabilirim.merci
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar