sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

5281.
5 yaşında okuma-yazma öğrenerek hayatımdaki başarıyı toptan harcadım sanırım. şimdiye hiçbir şey kalmamış. insan biraz idareli kullanır değil mi?
devamını gör...
5283.
ilkokul arkadaşım sanırım kaşlarına çatık durma estetiği yaptırmış. bu oğlan baya güleç bi şeydi bu nasıl böyle oldu arkadaşlar estetik değil de ne bütün fotoğraflarda nasıl kaş çatabilir başka türlü insan bıkar hep aynı pozdan dimi.
devamını gör...
5285.
insanın kişiliğinin, karakterinin şekillenmesi süreci daha anne karnına ilk düştüğü andan itibaren başlıyor. annenin hamilelik süreci, annenin bu sırada aldığı gıdalar, çocuğun anne karnındayken çevresinden duyduğu sesler, annenin hareketleri, davranışları, daha sonra dünyaya geldiğinde maruz kaldığı pek çok etken.. hepsi ileride çocuğun nasıl biri olacağının temellerini oluşturuyor.. yani yetiştiği çevrenin, anne-babasının onu yetiştirme tarzının o insanın şekillenmesinde oldukça büyük bir payı var. hatta çocuğun karakterini annenin onu emzirirken abdestli olup olmadığının bile etki ettiği dile getirilmekte. evet her insan aynı şartlarda doğmuyor; dolayısıyla her insanın sahip olduğu melekeler, idrak kabiliteyi, akıl gücü, hissiyatı, iradeliliği, farkındalığı, duyarlılığı, vs.. birbirinden farklı oluyor.

Allah-u teala'nın "el adl" olduğundan, mutlak adalet sahibi olduğundan ve her insanı da kişiliğine, mizacına, doğduğu ve bulunduğu çevreye göre adil bir şekilde imtihanlara tabi tuttuğundan elbette hiç şüphe yok.. ve kuluna nefsinin kaldıramayacağı bir yükü yüklemeyeceğinin de..

ancak kişi sağlıklı bir çevrede yetişmemişse ve bundan dolayı mesela akli melekeleri yetiştiği bu şartlardan dolayı etkilenmişse, zedelenmişse yani insanın bu etkenlerden kaynaklı olarak seçtiği tercihlerden kendisinin sorumluluk payı ne kadar olur? ya seçtiği, tercih ettiği yollar bu etkenler nedeniyle doğru değilse ve bunu göremiyorsa.. (burada kasıt islam ve diğer yollar ayırımı değil, müslüman bir bireyin kendi yaşamında karşılaştığı imtihanlarda, hayatını şekillendirmesinde tercih ettiği seçeneklerdir).. bu durumda insanın seçimlerinde, tercihlerinde kendisi ne kadar etkilidir? aklın ya da kalbin payı nedir burada? "insanın hür iradesi"nden kasıt nedir tam olarak?

yani sizin esas seçmeniz gereken, misalen, bir d seçeneği var ama sizin önünüzde var görünen -yani sizin görebildiğiniz-, seçebilme olanağınız olan sadece a, b ve c seçenekleri var.. siz bu üç seçeneğin de sizin için en doğru olmadığının farkındasınız ama ya dördüncü seçeneği göremiyorsunuz, bulamıyorsunuz hatta dördüncü bir seçeneğin olabileceği ihtimalini dahi aklınızdan geçiremiyorsunuz, ya da hür iradeniz o kadar kısıtlanmış ki, o kadar baskı altında ki dördüncü seçeneğin farkına vardığınızda bile onu seçemiyorsunuz.. bu durumda dördüncü seçeneği görebilmeniz nasıl mümkün olur ya da hür iradenizi bu baskıdan, kısıtlanmışlıktan nasıl kurtarabilirsiniz?

yani bazen öyle durumlar olabiliyor ki insanın hür iradesi hakikaten çevresindeki etkenlerce ciddi bir şekilde kısıtlanabiliyor.. kişi önündeki seçeneklerden başka bir seçenek daha olması gerektiğinin farkında ama ya çevresindeki kısıtlayıcı etkenlerden dolayı o seçeneğe yönelemiyor, çaresizce seçmesine 'izin verilen' seçeneklerden birine yöneliyor, ya da tüm seçenekleri reddedip kendini çaresizliğin girdabına bırakıyor; veyahut önündeki seçeneklerin dışında başka bir seçeneğin olabileceğinin farkına dahi varamayabiliyor.. belki de bu sadece algılarımızın ve nefsimizin bir aldatmacası.. durum öyle değildir de biz doğru açıdan bakamadığımız için durumu öyle görüyoruz.. hakikaten bilmiyorum.. sorular.. sorular..
devamını gör...
5286.
değmeyen insanlar yüzünden mutsuz olmak ne aptalca..sen de budalanin tekisin karayel....ve yaşadığın herşeyi hakediyorsun...insanlar hakettiklerini yaşar çünkü....
devamını gör...
5288.
ellerin ve sen haramken bana rüzgar okşadı yüzümü..bilirsin rüzgar savurmaz benim saçlarımı, ne sarı saçlarımı deli gönüllerine bağlarlar ne de rüzgarda uçuşan saçlarım bir şiire konu olur. saçlarına şiirler yazılmayan, türküler söylenmeyen kızım ben.. kurtulmayı istemeyen, saçlarını kaleden aşağı uzatmayan aksine saklayan... belki günün birinde aklar düşecek ve ben hala saklıyor olacağım. sakladıkça aklanmayı umut ediyor olacağım..
devamını gör...
5289.
aga görücü usulüne karşı değilim,zorla görüştürülmeye çalışılmasına karşıyım neyini anlamıyonuz ben onu anlamıyorum. sonra araf neden ağız burun kırmak istiyo? neden acaba? acaba neden?
devamını gör...
5290.
bugün, camii imamına çok sinirlendim. nedenini açıklayayım:

bugün, hava çok soğuk değil. tabi taş zemin üzerindeki bir plastik hasırda ayakkabılarını çıkarmış bir vaziyette oturmuyorsan. ezan okunduktan sonra imam "hava soğuk, daha fazla uzatmayalım dışardaki kardeşlerimiz için" deyip vaazı tamamladı. ilk sünnet kılındı, hutbeye geçildi. ben içimden "hoca hutbeyi kısa tutar. sonuçta havanın soğuk olduğunu ve taş zeminin üzerinde oturduğumuzu biliyordur. iki cümle okuyup bırakır." diye geçirirken, hutbe başladı. konu iyilik. iyi gidiyor. hoca hızlı okuyor. bir cümle, iki cümle, üç cümle, dört, beş, altı... sinirlenmeye başlıyorum. hutbe uzadıkça uzuyor. biz la havle eşliğinde titriyoruz ve bu hâlimiz bir süre sonra bir zikir hâline geliyor. hutbe bitiyor. müezzin kamet getiriyor. sabah ezanından daha uzun süren bir kamet. içimden la havlelere devam.

şükür ki farz bitiyor ve iyice düşen vücut ısısını dengelemek için aceleyle ayakkabılarımı ayağıma geçirip, kapıda dağıtılan konya şekerinden alıp evin yolunu tutuyorum. koşar-adım yürüyorum. aklımda iki-üç sene önce, ramazan ayında, diyarbakır'daki bir camii'de hoca'nın "hava sıcak, dışardaki kardeşlerimiz hem oruçlu hem de güneşin altındalar. hutbeyi birkaç cümleyle sınırlı tutuyorum." demesi... duayla anıyorum onu.
devamını gör...
5291.
bu kadar adiligi nasıl kaldirabilirim bilmiyorum....bunu yaptin ya.....yürüdüğün yollarda daha sağlam basmanı tavsiye ederim...ya da boşver, yürü gelişine...otururken ya da yürürken, biseyler yerken, hayal kurdugunda ya da utanmadan aynaya bakarken...tavla oynarken ya da kitap okurken...ne yapiyorsan iste...icimde büyüttügün nefretin ateşi yaksın seni...takibimdesin...ve dualarimda...bugüne kadar kimseye kötü bi duada bulunmadim...hiçbir şeyden nefret etmedim..olduğu haliyle kabullendim hayatı...ama sen...bütün bunlarin sonu, içimdeki bütün karanlığın çöplüğüsün....varlığına da yokluğuna da lanet olsun...

.........
devamını gör...
5292.
bazı insanlara bakıp halime şükrediyorum.
rabbim'in bana bahşettiği, lutfettiği akıl nimeti için tekrar tekrar şükrediyorum.
soruyorum kendime; insanlar bu kadar aptal ve küstah olabilmeyi nasıl beceriyorlar diye..
cevabını bir türlü bulamıyorum.
sonra dönüp bir daha şükrediyorum halime..
devamını gör...
5295.
oysa susmayı en büyük erdem saymıştım,
ne büyük hataymış meğer ya rab,
susmak demek ruhumla konuşmakmış,
yaşamak suçundan beraate çalışmakmış.
devamını gör...
5296.
bitirme tezinde istediğim hoca olmadı.çok üzgünüm.
inşallah diğer hoca bir hal çaresine bakmaya çalışacak.
ama bu konuyu yapamazsam çok üzüleceğim.
devamını gör...
5297.
böyle ne güzel. haftasonu. okul yok. evdeyim. bir de şeytanın bacağını kırıp dergiye gitseydim iyi olacaktı ama... aslında o tür ortamlar bana çok iyi geliyor.
fakat bazen bunu yapamıyorum, şeytanın bacağını kıramıyorum. evden hiç çıkmak istemiyorum. bi adım atsam güzel olacak ama, irade işte.
birşeyler yazar çizerim okurum artık bugün de, yine verimli olur belki, ödev yaparım.
arkadaşım bitirme tezi hocası belirleme hususunda bana bir fikir verdi. inşallah bir çözüm bulunur.
o konu çok meşgul ediyor kafamı...
böyle işte.
devamını gör...
5298.
bu bankı seviyorum ve bunu yapan tek kişi benim. çürümüş tahtalarının bana ihtiyacı var, tat vermeyen manzarasının da öyle. bu dünyada var olan her şeyin bir amacı var, şu denizin ortasında sırıtan kaya bile uçmaktan yorulan kuşlara hizmet ediyor. yani ben bu saçma parkta oturmak için bir dökük bankı seçiyorsam onun amacına hizmet etmesi beni mutlu ettiği içindir. tabi hemen karşısındaki kara gövdesi, çıplak dallarıyla ölmek üzere olan dut ağcı da buraya oturmamda bir etken. onun dibine kediler için yemek bırakıyorum, alışsınlar diye. çünkü bir gün öldüğünde eğer yanında ben yoksam yalnız olmamalı, hiç bir canlı yalnız ölmeyi hak etmez. öyle ya bunu koşan insanlar anlayamaz, hepimiz arkamızda yanan, yok olan bir keşmekeş bırakarak koşuyoruz. vadedilen geleceğe ulaşamama endişemiz bizi soluk soluğa koşturuyor. bazen benim gibi talihsiz olanları arkasına dönüp baktığında yalnız ölen her şeyi fark ediyor. kim daha şanslı bilmiyorum ama bir kez durunca bir daha koşamazsın.
devamını gör...
5300.
bu başlığa sayfalarca yazasım var sözlük.
o kadar yoruldum ki, yazı yazmaya dahi takatim kalmadı.
ha bir cümle var duygularımı özetleyen..

kaderim işte bu alnıma yazılmış, tekrar düzeltemedim, silemedim..
şu an için sadece müslüm baba var..
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar