sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

5301.
evin önünden tramvay geçiyor. geçtiğimiz hafta 60 yaşında bir adam tramvayın altında kaldı. tam benim her gün birkaç kere geçtiğim noktada. öyle zannettik daha doğrusu...

direk var bir tane, o direğin dibinde durup bekliyorum ben de tramvay geçsin de geçeyim diye.

bu adam o direğin dibinde beklemiş, beklemiş, beklemiş...tam tramvay geldiğinde de önüne yatıvermiş. tramvayın altında kalmamış yani, intihar etmiş.

o direğin bir öyküsü var artık, yanında durulup intihar düşünülen ve gerçekleştirilen direk o. önünde de parçalanmış bir bedenden kalma kan izleri.
devamını gör...
5302.
adamın biri yere çömelmiş bir şeyler arıyor. arıyor fakat hem ne aradığını tam olarak bilmiyor hem de gözleri kör. el yordamıyla etrafını yokluyor. dakikalar, saatler, günler, aylar ve hatta yıllar geçiyor. bir şeyler bulabilmesi uzun sürüyor. bir gün aniden çığlık atıyor. yanında bir meczub var. o da dikkatle kör adamı izliyor. bulması yıllarını alan ve bulduğunda da sevincinden çığlık atmasına sebep olan şey çöp yığınından başka bir şey değil. çöp bulduğu için sevinip çığlıklar atan adamın hâline bakıp kahkahayı basıyor meczub.

devamını gör...
5303.
kime verip veristiriyoruz burda, kimi karaliyoruz, isim ver isim. *

sözlük üyelerinin duygularini sözlere döküp yazdigi defter.
devamını gör...
5304.
4 senedir aöf okuyorum, evet tam dört sene. ve son senem hatta son dönemimdeyim, sınava da 1 aydan daha az bir süre kaldı. çalışmıyorum, çalışmak istemiyorum, lanet olası konuları anlayamıyorum artık hafsalam beynim, almıyor. çok şükür büte falan da yok ama böyle giderse olacak galiba. işyerinde bol bol vaktimde var çalışmak için ama çalışmıyorum, mesela şuan the godfather 2 yi izliyorum. o bitince saul goodman ı izleyeceğim. o bitince sözlüklerde entry okuyacağım, o bitince salı pazarına çıkıp meyve sebze alacağım ve oradan da eve gideceğim, böylece bir gün daha sona erecek. yarın da aynısı olacak muhtemelen.
devamını gör...
5305.
adama yazı yazıyosun, ekte bilgileri bulunan personelin şu şu aylar maaş bordrosunu hazırlayıp gönderir misin diyosun. personelin bütün bilgilerini satır satır yazıyosun,yetmiyo kimlik fotokopisini de ekliyosun. adam tutuyo sana personelin ismini yanlış yazarak hazırladığı bordroları gönderiyo. tekrar yazı yazıyosun,hata olmuş düzelt diyosun bi de telefon açıp söylüyosun yarım saat sonra aynı hatalı bordroları gönderiyo. şimdi gel de bu adamın aazını burnunu kırma.
devamını gör...
5306.
bardağı elime aldım, ayağa kalktım, ekrana bakacağım diye elimden düşürüp kırdım! kulplu kalın çay bardağım kırıldı; seviyordum seni bardak.
***

kendini harap ediyormuşsun etme.

***

hiç kimse işini layıkıyla yapmıyor. insanlar çok kötü. insanın olmadığı bir yere çekilip münzevi bir hayat yaşamanın zamanı mıdır ? rabbim sabır metanet bir de hayırlı bir eş.
devamını gör...
5307.
uzun yollardan geçiyor insan. ve alem o kadar büyük değil. kime dokunsanız izi kalıyor. bir şekilde izi kalıyor parmakların sanal dünya da. o nedenle arada bir buralara karalamayı devam ettirmem lazım.

yorgunluk. diz boyu çamur deryasında kalmışlık gibi. ayağımı kaldırmak isteyişimle ayağımı kaldırmama zorunluluğu bir arada. uzun cümleler kuruyorum. o kadar hızlı konuşuyorum ancak kafamın heyülasındaki kelimeler birbirine yetişmiyor. ne zamandan beri yorgunum bilmiyorum. aslına bakılırsa sürekli dinleniyorum. sorun bu sanırım. sürekli dinlenme talebi içinde olan bir insan gurühunun içinde olmak. birileri beni dinliyor... durun bi dakika. konu dağıldı. demek istediğim yatmak uyumak gibi bir şey değil. bunu bu yazıyı okuyan anlıyor. anlamıyorsa hiç yorulmamış demektir. en azından anlıyormuş gibi kafa salla. boğuluyorum sesimden ve sessizliğimden diyordu bir yazar. bende boğuluyorum alemin sesinden. ve aynalar. ah o aynalar ne kadar da şivekar! kendimi bir nilgün marmara şiirinde asmayı çok istedim. çok istedim afilli bir ergen ölümü. becerisizlik değil bu. şizofren bir ablanın kardeşi olmanın yükü de değil. çok başarılı çok da güzel bir kadının eşi, sevgilisi olmak da değil bu. kafası karışmak da değil bu. bu gitmek ve gitmenin insan ruhuna bıraktığı kalmak gibi. öyle bir şey. ölmedim henüz.
devamını gör...
5308.
kına geceleri pişmanlıktır!yaklaşık 48 dakikadır kafamın içinde şu çalıyor "hap koydu ex koydum içine de roc koydum kaynanamın adını kuyruklu yılan koydum" zulümulanbuzulüm! eller havada kafa ve vücut senkronize olmuş şekilde zikzaklar çizerken vahşet kıyım hıra güre gidiyor pistte.gelin ve bir çoğu bekar olmasına rağmen tüm kaynanaları düşman edinmiş arkadaşları baya kadını zehirliyorlar yetmezmiş gibi kuyruklu lakap takıyorlar.sen kadıncağıza üzülürken.. aman tanrım o da ne? dansöz gibi kıvırarak piste atılan kaynana mı? -lahavle
devamını gör...
5309.
dışarıda soğuk, kavga alabildigince devam ediyor....şu evin dışını hiç merak etmiyorum biliyor musun..insanlarin yüzlerini de....sadece sen ol yanımda....gerisi vız gelir...
devamını gör...
5310.
insan bazen derinden yoruluyor manasızca.

emek vermenize izin bile vermiyor hayat bazen. emek harcayıp bir şeyleri yoluna koyamıyorsunuz. he kendinizi hırpalarcasına emek verseniz de neticede elinizde belki bir hiç kalacak ama bunu görmek istiyorsunuz bazen; belki de tek istediğiniz de bu. en basit ve net durumlar karmaşık geliyor böyle dönemlerde ve iki nefes arasında geçen zaman yüz yılmış gibi geliyor. bak yaşlandım bile.
devamını gör...
5312.
pasonuzda 1,09 lira kalmış olarak otobüse binebilirsiniz. binbir zahmetle gittiğiniz kurumdaki bir yetkili "iyi de ona biz değil şurası bakıyor" diyerek bilmem neredeki bir devlet binasını tarif edebilir yahut tam da biri ile buluşacakken telefonunuzun şarjı bitebilir ve yarım saat metro durağında beklemeniz de mümkündür. zira talihsizlik diye bir şey vardır ve gelişi bazen bulutlardan bilinse de hep ansızın diye nitelendirilen sağanak yağmurlara benzer.

....

bunlar vâkidir. sinir bozar, bazen küfrettirir fakat olur ve olacaktır. öyle ki olabilirliğinin elde olmaması insanı isyandan alıkoyar. en sonunda insan, gelecek yağmuru durduramaz. ha belki bir şemsiye alabilir yanına, yine de şemsiyeli olma durumu ıslanmak kadar samimi değildir.

bir şey daha vardır insanın elinde olmadan maruz kaldığı ve hatta bir yetersiz bakiyelik durumundan daha bunaltıcı olan. isyan edilebilirdir zira yine kuldan gelir. sanırım onun adına da haksızlığa uğramak desem ve dahî kabul edenler - reddedenler diye oylamaya sunsak bunu, tıpkı bir ak parti önergesi gibi jet hızıyla geçerdi düşün meclisinden.

şimdi bu öyle saçma sapan bir şeydir ki, haksızlığa uğrarsın, söz gelimi, yanından bile geçmediğin ithamları etiket diye yapıştırırlar üzerine, çıkarsın sen de "o öyle değil ulan ben değilim öyle !" dersin. sonra hiç alakası olmayan biri der ki "ulan mı, canın sağolsun". o "ulan" birden gündem olur. geri kalan her şey ve dahî hakkaniyet unutulur. geriye sadece "ulan dedi" kalır. "sözlükte ulan diyenler" diye bir genelleme hazırlanır hemen. hemen bir iki isimsiz gönderme... sonra alırlar o başlığı da etiketçibaşları, yaparlar şovlarını...

ee n'oldu şimdi ? şimdi ne oldu ?

ya sizdeniz ya en adiyiz değil mi güya ?

ya sizin kafanıza göre bir taraftayız ya da bertarafız falan...

lafı eğ bük, içinden bir kısmını al. önce infaz et, sonra yoksa işin yargıla.

aynen biraderler...

aynen...
devamını gör...
5314.
annemin eskiden ingilizcesi iyiymiş ama şimdi bayağı unutmuş. ben de arada ona bazı cümleler söylüyorum bakalım ne kadar hatırlıyor diye. bu akşam da "the smarter you get the less you speak" cümlesini gösterdim, hadi bu cümleyi çevir dedim. gözlerini kısmış düşünen sünger bob bakışları ile cümleye bakmaya başladı ve şu diyalog gelişti:
*

b: Smart neydi, smart phone mesela smart tv?
a: İnternete girebilen...
b: *içinden gülmek* Smart telefon ya, akıllı telefon hani. Peki less ne demek?
a: Dinlemek miydi?
b: "daha az" demek o da. Tamam speak neydi son olarak?
a: Konuşmak
b: Tamam o zaman hadi cümleyi çevir şimdi
a: daha akıllı telefonlar daha akılsız konuşmalar!
(gülüşmeler)

resmen kadın köşe yazarı cümleleri ile konuşuyor...
devamını gör...
5315.
"kalplerinde hastalık bulunanların "başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onların (kafirlerin) arkasından koşuştuğunu görürsün. umulur ki Allah bir fetih yahut katından bir emir getirecek de onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olacaklar." maide 51-52
devamını gör...
5317.
bir el kaide cinin daha ne paylaştığını bilmeden, türk ordusunu kafir ilan ettiği videoyu izleyip sinir köpüne dönmüş bir hal. çeçenistanı dağıstan ı paramparça eden vahabi zehri ülkemde de yeşermeye başlamış görüyorum ki. Allah ım sen ıslah et bunları
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar