sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

5341.
kutuplaşma o raddelere vardı ki fikir savunacağız diye insanlığımızı kaybetmeye başladık. düşünmeyi empati yeteneğimizi yitirmeye başladık. kim kimi nerde nasıl ezer amiyane tabirle nasıl gomer onun hesapları yapılıyor. müslüman olmak bunu mu gerektiriyor napiyoruz neye karşı savaş veriyoruz nerdeyiz biz diye soramadan edemiyorum.
devamını gör...
5343.
#1572883
uzun süredir gözlemlediğim fakat son günlerde daha çok gözüme batan yeni türkiye'nin yeni nesliyle ilgili bir şeyler yazdım. yazdıklarımın kelime kelime arkasındayım. bir yazarın "yazdıklarını şunun şunun yüzüne söyleyemezsin" diye yazması üzerine bu yazıyı yazma gereği hasıl oldu. kendisiyle mesajlaştık fakat bahsettiğim yazıyı okuyan herkesin bilmesini istediğim bazı şeyler var. olayı baştan anlatayım.

lise yıllarında ve üniversitenin ilk üç yılında ülkücülük oynuyordum. çevremin büyük kısmını kürtler oluşturuyordu fakat kürtlerden haz etmiyordum. nereden, nasıl işlemiş bu fikirler zihnime bilmiyorum ama kurtulmam uzun sürmüş. yanılmıyorsam uludere katliamının gerçekleştiği zamanlardaydı. birden neden böyle bir düşünce yapısına sahip olduğumu falan sorgulamaya başladım. kendimi dinledim falan. şükür ki yaptığım yanlışın farkına vardım. ev arkadaşım, sınıfta samimi olduğum arkadaşlarım ülkücüydü. zamanla aramızda gerginlikler yaşanmaya başladı. tamamen zıt düşünmeye başlamıştım onlarla. okulun reisi ve ocaktan birkaç kişi daha beni tehdit etmeye başladılar. uzatmayayım.
fikirlerin zıt olmasından dolayı gerginlikler devam etti. ta ki reis okulda beni köşeye çekinceye kadar. mevzu facebook'ta paylaştığım bir yazıydı. o sileceksin diyordu ben silmiyorum diyordum. tartıştık. 10-15 kişi daha toplandı başıma. -bu arada yanımdaki kürt arkadaşım da evin yolunu tutmuş.- tehdit, küfür vs. "seni okulun karşısındaki dağa götürüp doğduğuna pişman ederiz" diyorlar. küfürlere birebir aynı şekilde cevap verdim. en ufak geri adım atmadım. dayak yiyeceğimi bile bile. hocalar falan çıkınca dağıldık. eve geçtim akşam beni aradılar. seni aradığımızda falan yere gel dediler. ne zaman isterseniz dedim. günlerce bekledim dayak yiyeceğim zamanı. kıyamadıklarından olsa gerek aramadılar. yazdığım yazıyı da silmedim. konu kapandı.

velhasılıkelam şükür ki zorbalık karşısında doğru bildiğimden vazgeçecek biri değildim ve şimdi de değilim. güvendiğim veya arkamı yasladığım kimse yoktu ve şimdi de yok.

sözlükte de yazdığım bütün yazıların arkasındayım. yazdıklarımı yeri geldiğinde dile getirmekten de asla çekinmem. velev ki hakkında yazdığım şahıs arkadaşın tabiriyle "babayiğit" olsun, izbandut olsun, himen gibi bir şey olsun. benim açımdan hiçbir sorun yok. yazdıklarımın muhatabının yüzüne karşı söyleyemeyeceğim şeyler olduğunu düşünseydim yazmazdım zaten. yazılarımı bunu düşünerek ve bilerek yazıyorum.

bilinsin istedim.
devamını gör...
5346.
en sevdiğim hocalardan birinin son dersini kaçırdım, kahroluyorum defter. son olduğunu bileydim giderdim. ilk kaçırdığım ders son ders defter, olmaz böyle şey defter. bazen sonlar ansızın geliyor defter. goca gafalıyım defter.

bana sosyoloji sevilir mi diyorlar hoca çok normal bilmiyorlar…………… *
devamını gör...
5347.
geçtiğimiz günlerde havanın bol yağmurlu olduğu sabah saatlerinde hastaneye gidiyordum. fakat ilk defa gideceğim bir yer olduğu için yanlışlıkla 2 durak geç inmişim, geriye doğru yürüyorum yağmurun altında. bu arada sırtımda da okul çantam, içinde de test kitapları var; yeterince ağır. herneyse, ben güzelce ıslanıp hızlı adımlarla hastaneye vardım, içeri girdim, sıramı beklemeye başladım. zaten o elektrik kesintisinin olduğu gündü işte, telefonum da çekmiyordu. hatta yanıma para almayı da unutmuştum, çıkışta bir de atm arayacaktım. ben bunları düşünüp tam canımı sıkmak üzereyken 1- 1,5 yaşlarında bir bebiş pıtır pıtır yanıma geldi yürüyerek, annesi de birkaç adım arkasında işte. elindeki üç çubuk krakerden birini minicik, henüz ince motor kasları gelişmemiş elleriyle binbir uğraşla çekip bana uzattı. Allah'ım nasıl mutlu oldum! bayağı bayağı karşımda büyük biri varmış gibi "çok teşekkür ederim ne kadar naziksin!" dedim ona bir sevinç patlamasıyla. sonra arkasından bakakaldım resmen "maşallah"lar içinde. ya sen daha maksimum 24 aydır burada yaşıyorsun ve resmen saygı duyulası bir bireysin. çok güzel değil mi özü mahvedilmemiş çocuklar?
devamını gör...
5348.
Allah hayra çıkarsın sonumu. öyle karmaşık ki gönlüm.. milli eğitim aracılığıyla kuveyt üniversitesinden bir yıllık dil eğitimi bursu kazandım. ama benimle birlikte başvuran arkadaşlarım kazanamadı diye annem tek başıma gitmemi istemiyor.
devamını gör...
5349.
ayet, hadis copy paste edip sonra'' bence '' diye söze başlıyorsunuz ya , offf !allah! böyle bana soldan solda geliyorlar, çıldırtıyor sizin bu kendinizi bilmezliğiniz, sakallarımı çekiştiriyorum, gidip barfiks çekiyorum, yetmiyor çay içiyorum sonra gidip biraz daha barfiks çekiyorum, ama tanımı okuyunca yine sağ gözüm titriyor...
devamını gör...
5350.
az önce yine mesaiden çıkmış en süzgün, üzgün ve mutsuz modumda eve geliyordum...arabadaydim ve yine çipil bi yağmur yağıyordu. biraz da soğuktu....yokuş aşağı inerken baktım genç bir adam tekerlekli sandalyesiyle yokuş yukarı çıkmaya calisiyordu...zorlaniyordu ama cikiyordu...suskundum...daha da sustum....

hayat tuhaftı, insanlar daha da....

devamını gör...
5351.
rüyamda çok üzüldüm defter. kızlar da daha uyanmadı anlatamadım çatlıcam defter. tüm gün gördüğüm rüyadan etkilenip üzülmeyi planlıyorum defter. sabah olmak bilmedi çok zordu defter. ah defter vah defter.
devamını gör...
5352.
ders çalışmak falan istemiyorum. banane anonim şirketin genel kurulundan olm beni mi kastı demek istiyorum ve önümdeki kitabı fırlatmak istiyorum. zamanında az çalışacaktık ki bıkmayacaktık, gerçi o zaman şimdi burada olmazdık. çok öğrenciğim ve bıkkınım defter. ah defter vah defter.
devamını gör...
5353.
yav birader ben iyi geçen günün ardından otobüsle eve giderken aniden bastıran bu hüzünle muhatap olmak zorunda mıyım ? bunun bi etiği ahlakı kalmadı artık. yangın merdiveninde muhabbetin dibine vurarken aniden gelen müdür yardımcısı gibi bir şey oldu bu. alın bunu.

not: vurarken diye bir şey yoktur.
devamını gör...
5354.
bir dağ başında çoban bir filozof veya inşaatın birinde bir bilge adam çoğunlukla rastlayamazsınız. yıllar önce babamın işi dolayısıyla yayla sayılabilecek bir çiftlik evinde bulunmuş idim. adam yıllarını yurt dışında çalışmaya vermiş hayalini gerçekleştirmek için. epeyce geniş bir alanda bulunabilecek tüm hayvanları ile bir çiftlik kurmuş. ama ne çiftlik. ve bir takım tamiratlar yaptırmak için de ustalar falan getirmiş. biz çiftlik sahibi ile bir süre sohbetten sonra çay içmek için tamirat olan odaya gittik. ve orada bir fayans ustası ile tanışma fırsatı oldu. öyle bir sohbeti vardı ki ilk önce hayal gücü felan zannettim. sonra dinleyince bu adamın iflah olmaz bir gezgin olduğunu öğrendim. yaşı 55 civarında idi..30-35 tane ülke gezmiş bir bilge adam idi.çoğunlukla vizesiz yerlere gitmiş sonraları da vizeyi başvurup bazı ülkelerde bulunmuş. ülkeleri mevsimlerine göre seçip çok para harcamamak için dışarıda yattığı zamanlar oluyor imiş. evli ve çoluk çocuğu olan bu adam belki maddi birikim yapamamış ama bilgi ve birikim itibariyle kitap yazacak seviyeye gelmiş. başından geçen hikayeler ise tam filmlik efem.

bu kadar yazabileceğim. yazmak zor geliyor be ya.*
devamını gör...
5355.
sacmalamak serbest burada biliyorsun...bolca örneği var yukarı sayfalarda. başkalarının saçmaladiklarina ne kadar tahammülsüzsen kendininkileri o kadar seviyor ve görmezden geliyorsun saçmalığını....bencillikte zirvesin, kontrol manyakliginda da...herseyi hesaplamadan ve ölçüp bicmeden yaşamak ne güzel oysa...ve biliyorsun tahammulsuzlugun mutsuzluğundan....o halde....sakin ol ve sabret....

bu tutsaklık da birgün biter karayel..görecek güzel günlerin olur senin de belki..kimbilir....


devamını gör...
5358.
rüyamda seni gördüm; bir yol kenarında üçgen bir otluğun içindeydin, "gazap bahçesindeyim işte" dedin, ama ağzın konuşmuyordu. ben de "olman gereken yer orası" dedimdi sana, yüzünü yerden kaldıramıyordun.
devamını gör...
5359.
bu sabah güne oldukça düşük modda başlamıştım. kan ürünü reçetem farmainbox'ta görünmüyor, düzeltme reçetesi olan işyeri hekimi reçetesini hasta getirip teslim etmediği için ay sonlandıramıyorum, ödeme yapması gereken x kişisi 20 gün geciktirmiş derken iyice dolmuştm. negzel tam da atar yapmalık bir gün diye aklımdan geçirmiş, bu ilgili kişilere telefonda söyleyeceklerimi bir güzel de planlamıştım. ama hangisini aradıysam ben daha ağzımı açmadan el pençe özür dilediler, hemen getiriyorum, hemen yatırıyorum dediler! tamam haklıyım ama böyle olmamalıydı, senaryo bu değildi! ben atarlı atarlı konuşacak onlar da tüm hodbinlikleriyle karşımda gamsız gamsız konuşacaklar ben de sinirlendikçe sinirlenecektim! olmadi işte yapamadım..* bir de üstüne üstlük ben utandım, ezildim haksız gibi.. lan madem böyle özür dileyeceksiniz neden zamanında yapmazsınız işinizi hem beni zor durumda bırakır, işimi aksatır, bir de vicdanıma yük olursunuz! o değil atarımı kursağımda bıraktınız vicdansızlar!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar