sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

5842.
Allah tüm müslümanları iftiradan ırak eylesin.hele ki en yakinindan gelen bi iftira ise naptim la ben sana diye sorduruyor ama cevap alınamıyor.şükür ki Allah var Allah yâr.
devamını gör...
5845.
“…fakat Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım. öyle budalaca bir
özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? yok. peki albayım. ben de susarım o zaman. gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size, nasıl, kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayım albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. küçük oyunlar istemiyorum albayım. kelimeler… kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor…”
devamını gör...
5846.
hoca resmen abim gibi davranıyor. ama alışmadık başta şapka durmuyor işte. ben çok rahatsızım bu durumdan. içim çok burkuk sözlük. şu nalet sınavdan o puanı alsaydım hak ettiğimi düşünürdüm.
devamını gör...
5848.
valla iki gece önce nevski proskpekt 119 da bir apartman dairesinin beşinci katında gece 1 gibi şöyle bir yazmıştım. böyle yazınca çok cool göründü dimi? yok lan basit bir yazı işte. dur hemen wordden kopyalıyıp yapıştırıyorum. ama söyliyim yarısında sıkılıp bıraktım. sonra ne de saçma bir yazı bu demeyin. bir de ilk defa bu kadar itirafkar olduğumu da söyliyim:

evet buraya geldim. sanırım bişeyler yazmak istiyorum. neden böyle bişey istiyorum ki? bunun iki cevabı var gibi ya da iki seçenekten ötürü böyle bişey yapıyorum. bir çünkü yapacak başka birşeyim yok. iki yapacak başka birşeyim var ama kendimle hesaplaşmak istiyorum. hesaplaşmak kelimesini de açmak istiyorum. hesaplaşmaktan kastım sanırım, muhasebe yapmak ya da genel bir analiz. ya açık söylemek gerekirse o kelimenin tam olarak ne olması gerektiği hakkında hiç emin değilim. ne yapmak istiyorum ben? ilginç! birşey yapmak istiyorum sonucuna yürüdüm buradan. aslında bu yanlış, yani şöyle yanlış; birinci seçeneği eliyip ikinci seçeneğe geçtiysem benim zaten yapacak birşeylerim var. ama kendimle .... istiyorum. işte ne istiyorum sanırım bunun bilmiyorum. sahi ben ne istiyorum? para mı? devletimiz sağolsun, atıyor üç beş bişey, sağlık mı? kör topal idare ediyoruz. yaşanacak biryer mi? ulan st petersburgtan daha iyi bir yer mi var. uğraş mı? eee akademisyen olacaksın sen oğlum, buna giden yoldan başka uğraş mı olur. ama bişey eksik sanki, dur bir soruyu tersten soralım? ben ne istemiyorum. sanırım diğer insanları düşünerek bişey yapmak istemiyorum. sakın yanlış anlaşılmasın. onlar için çok şey istiyorum. ama onlar ne der diye bişey yapmak istemiyorum. eylemlerimde onların ne diyeceğinin bir önemi olmasını istemiyorum. bunu 25 yaşımda anlıyorum ki, benim için büyük problemlerden biri bu. bu yaşıma geldim ve yaptığım her eylem diğer insanların ne diyeceği odaklı oldu. hatta bilakis onlar olumlu şeyler söylesin diye yapıldı. ayak ağrısı istemiyorum sanırım.
devamını gör...
5849.
kadir gecesi sözlüğe girmeye vaktim olmaması lazım aslında ama paylaşmazsam çıldıracağım.

yaklaşık 700 bin nüfuslu düşük gelirli ilçemden iett otobüsüne binip yola çıktım.eminönü otobüsünde suriyeli kadının biri kucağında diğeri yanında iki küçük oğlu vardı.yanındaki koltuk boşalınca yaşlı bir amcaya yer verdi,o gelmeyince gayet samimi bir şekilde 'abla gel sen otur' dedi.muhtemelen otobüse bedava binmişlerdi,belki de eminönü ne dilenmeye gidiyorlardı.büyük oğlanın ayakları çıplaktı,ama halinden memnun görünüyordu.mırıl mırıl şarkı söylüyordu,ben yanağını sıkıp gülümsediğimde garip garip baktı.bi ara ben telefonla oynarken 'abla saat kaç' dedi.13.15'ti, 'napacaksın saati' dedim güldüm.küçük oğlan sarı saçları uzun kirpikleriyle her şeyden habersiz annesinin kucağında uyuyordu.hiç haberi yoktu,yabancı bir memlekette,onu zor ama ailesine göre alışılmış,idare edilebilir bir hayat bekliyordu.ramazan günü,acaba anneleri oruç tutabilmiş miydi?iftarda bizimki gibi en az üç çeşitle bana göre zengin sofralar kurulabiliyor muydu?

tamam,burda olmalarından memnun değilim ama elini uzatıp yanağını sıkarken,tamamen günahsız bir çocuğun karanlık günler göreceğini bilmek çok ağır geldi.hayata 5-0 geriden başladı,onun ne suçu vardı ki?bu çok adaletsizdi???

sonra otobüsten inip istanbul'un en güzel binalarından birine girdim.kapıdaki ultra lüks araçlar,insanların gelir gelmez masaya koyduğu ikişer iphone lar suriyeli aileye rağmen rahatsız etmedi.4 şirketin genç yöneticileriyle toplantı yaptık.daha doğrusu baba parasıyla şirket kurup şirkete kendi adını verme lüksüne sahip yaratıklarla...

kendimi fakir hissetmek bir tarafa,resmen gezegen değiştirmiş gibi oldum.ben kesinlikle buraya ait değildim.benden birkaç yaş büyük hatunla birlikte o kapıdan çıkacaktık,o lüks arabasına binip holdingine gidecekti bende tramvaya binecektim.behzat ç'nin dediği gibi sorun,senin gerçekleştirmek için çırpındığın hayallerini,başkalarının bakkaldan ekmek almaya gidiyormuşcasına kolay gerçekleştirmesi.hem de hiç haketmeden...

araf tam olarak bu bence.bir yanımda hayata ayakkabısız başlayan suriyeli çocuklar,bir yanımda babasının para verip 'git şirket kur çocuum' dediği http://insanlar.ve ben nerdeyse sınıf atlamış olmaktan çok rahatsız oldum.ruh sağlığımı korumak için etrafımda genç ceo'lardansa suriyeli çocukları görmeyi tercih ederim.stajdan,kariyer yapmaktan,herkesin mutlu olabileceği bir dünya için umutlu olmaktan vazgeçmek üzereyim.dünya aşırı adaletsiz ya...
devamını gör...
5850.
her seyin en iyisini ben bilirim diyen insanlar ne kadar da cogaldi degil mi son zamanlarda? en iyi arkadas, en iyi es, en iyi anne, en iyi baba benim diye millete akil dagitan andaval dolu ortalik.

hayatta her konuda elestriye acigimdir lakin soz konusu anneligim hakkinda elestriye geldiginde tirnaklarimi cikarir yuzunuzu ceteleye ceviririm. hassasiyetlerime dokundurmam. ben bu denli emek verirken, tirto nun biri cikipta bana "sen neden boyle yapiyorsun? bence boyle yap daha iyi ya da sen bu isi bilmiyorsun olmasi gereken bu." diyemez. derse, yumrugu ya da lafi yer. arkadasim bana sencelerle senin dogru bildigin bana gore yanlislarla gelme. kalk git kendi igrenc baskici ve psikoloji bozan anneligini zavalli cocukcagizinin uzerinde kullan. benim alanim seni enterese etmesin. ama bir an once kendini duzeltmeni oneririm zira bu dunya nin beyni gelismis, fikirleri guclu, ozgueni yuksek ve azimli, zeki insanlarin oldugu gelecege ihtiyaci var.senin yonteminle korelmis bir nesle degil. kapis?
devamını gör...
5851.
sigaramın dumanından çiçeklerin çıktığını gördüm. henüz çok uzun olmasa da, ağlamayı hiç sevmiyorum.



bir de gücünü çiçekten alan bir çapam var! böyle dövme olmuş gibi oldu ama, olsundu.

devamını gör...
5852.
-küçükken yani çok küçükken anamdan azar işittiğimde, ya da dayak yediğimde tipsiz olduğum için sanırdım. o yüzden saçlarımı özenle taramaya çalışır öyle çıkardım karşısına.

- memnuniyetinizi, neşeli anlarınızı dostlarınıza, şikayetlerinizi müessesemize bildiriniz mi yazıyor hacı alnımızda ben de buna tutuluyorum.

- ne demiş ortaçların serdar 'sanırım mutsuzmuşsun bana sırtını döndükçe o zaman sahip çıksın insan birini sevince”

- bir ispanyol atasözü derki: viva esperanto morto kakando (erman toroğlu sallaması manasını araştır bul gugılda)

- güzel yemek kokuları yükselen bir evin kapısını çalıp bir tabak istemek ayıpsa değer yargılarını sorgulamak lazım.

- dibine kadar yaşanmaz kıldığımız yerleri terk edip başka mekanları kirletmeye gidiyoruz.

- bak ne diyor bak: 'insan iyi bir yemekten sonra herkesi affedebilir, kendi akrabalarını bile!' oscar wilde.

- anası bulaşıkları yıkamadın mı sen hala diye sorunca
vanayı kapatıp sular kesik ana diyen kızlar var mı hiç buralarda? (eskilerin taktiğiydi bu)

bir yazar mecbur kalırsa yazdığı kitabı sarıp sigara olarak içer mi?
tütünü olan ama sigara kâğıdı kalmamış bir yazar, üzerinde 10 yıl çalıştığı roman taslağını sarıp içiyor. amerikalı yazar paul auster bunun gerçek bir hikâye olduğunu söylüyor: “rus edebiyat eleştirmeni bahtin, leningrad kuşatma altındayken kitabını sarıp içmişti.'' emin olun ben de olsam, aynısını yapardım.

- ''bende kalan gözleri habire kapkaranfil.''

- neyse çok gevezelik ettim ey sahur yapacak olan kardeş son sözüm sana '' ye tatlıyı, içme suyu! yandırırsa yandırsın! ye yağlıyı, içme suyu! dondurursa dondursun!''
devamını gör...
5854.
"kalktım ankara'ya geldim evden kaçıp, haberin yok. yolculuk boyu ağladım, gözlerim şişti...
sonra pişman oldum sana geldiğime, ama bazen yabancılara gitmek gerekir. çünkü yabancı şehirlerden çok hikayeler çıkar. seni de işte böyle harcarlar. hikâye olur gidersin haberin olmaz."
devamını gör...
5855.
sanırım ihtiyacım olan tek şey en biricik kamkimle bulusmak.o kadar cok anlatacak seyimiz var ki birbirimize.. nerdeyse hergun 2 ögün telefon konusmasi arti hic bitmeyen vatsap muhabbeti vs lakin hala tukenmis degil icimizde birikenler.tabi bunun için bayramdan sonrasını beklemek gerekiyor.nalet olsun
mesafeler var bütün asfalt yolları taramali tüfenqimle taramaq istiyorum.
devamını gör...
5856.
sokak hayvanlarını besliyorum diye mahalle de nefret edilen, görüldüğü zaman kafa çevrilen bir insanım. tabi bunun yanında, onların arkasından konusmak yerine her şeyi yüzlerine söylememin ve beni kullanmalarına izin vermememin katkısıda vardır mutlaka.

düşünsenize sırf hayvancıklar çöpten deşmekle ugrasmasın, temiz temiz karınlarını doyursunlar, insanlara rahatsızlık vermesinler diye çöp kenarında karınlarını doyurmaya çalışıyorum. o bile millete batıyor. o kadar kalpleri kötüleşmiş, içleri pörsümüş. bir de çoluk çocukları var. bunların çocuklarından şimdi ileride ne bekleyebilirsin ki? hayvan sevmeden, hayvana dokunmadan yetişen bir insan ne kadar merhamet sahibi, vicdanlı ve sağduyulu olabilir ki? günümüzde hayvanlara yapılan iyilik yadırganır yapılan kötülük alkışlanır olmuş.

mübarek ramazan ayında oruç tutuyorsunuz ey mümin geçinenler sokaklar aç canlılarla dolu. bunu biraz düşünün istedim.

çıkıp insanları düşünmezsin ama bu kadar diyenler için son cümlemi dikkatli okumalarını öneriyorum.

devamını gör...
5857.
evde oturmaktan* tatlılara sardım. biri bitiyor hemen başka tatlı yapıyorum.
olmazsa resim yapıyorum; onların renklerini de çok tatlı buluyorum.
tatlı severim.
neden zararlı olmak zorundalar ki yani? 12 yemek kaşığı şeker ne demek?
devamını gör...
5858.
artık eskisi kadar sıkı tutamıyorum. elim terliyor, dünya daha hızlı dönüyor, o hızlandıkça sen daha şiddetli bir arzuyla kopuyorsun yerden. duyduğun ya da duymadığın sana söylediğim ne kadar güzel söz varsa yukarıda bir yerde seni bekliyor ve sen de onların yanına uçmak üzere ellerimin arasından kayıyorsun. göz bebeklerinde soluklaşıyor yüzüm, buza kesiyor ellerin ve giderek katılaşıyor bedenin. kocaman mumdan bir heykeli sonsuz boşluğa taşıyacak kuşlarla inatlaşıyor bırakmıyorum elini. ha şimdi, ha sonra diyor küçük kuşlar, şimdiyse çok erken sonraysa çok geç diyorum. biraz daha bekleyelim istiyorum, çılgın bilim adamlarının son buluşunu bekleyelim, temiz kalpli bir insanın uyumadan önce ettiği son duayı bekleyelim, ganimet dolu delik deşik gövdesiyle kendini limana güç bela atan haydutların gemisini bekleyelim. belki bilim adamları seni gökyüzüne uçmaktan kurtaracak bir yol bulur, belki melekler o duayı bize yorar, belki o gemiden çıkan aptal saptal o kadar altının mücevherin içinde unutulmuş kara bir büyü benim seninle birlikte gökyüzüne uçmama yardımcı olur. belki şimdiyle sonra arasında bir ara ben o mavi kuşları kandırır seni götürmekten vazgeçiririm.
devamını gör...
5860.
geri zekalı banka talimatıma rağmen maaş kartımı eve değil yeni okuluma yollamış. ve ben yarın maaş günü olduğu için paşa paşa okula gitmek zorundayım kartı almak için.
dörtte değil de ikide kalkmak zorunda olduğum için de "yarın erken kalkacağım yaaa!" cümlesini kurdum, yuh bana. gerçi ben fakültedeyken öğleden sonra saat üçteki derse de geç kalmış biriydim, oluyor öyle.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar