sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

41.
düş yetimi çocuklardı. misketleri dağılan, dağıldıkça hüzün saçan neslin çocukları. hala yüzlerindeki kızarık gülümseme ile hatırlanır onlar. ellerinde bir tutam gökkuşağı, iç ceplerinde sadece delikler. olmayan günlerin ve kabul edilmemiş duaların, ardından baktıkları aynalarda kırılmış seslerini gördüler. uzak ve sessiz olmanın yetimsel duygularını seçerek, adları üzerine gittiler yoldan. yol. uzak ve sessiz. seçtikleri gibi.

yenmiş tırnakların üzerine merhamet yeminleri duydu kulakları. vicdan muharebesinden hep galip ayrıldılar ancak hiç mağrur olmadılar. mağdurluk yüzlerine yakışmasa da mazlum olmanın daha rahmani olduğunu biliyorlardı.

bir sabah yol da hiç kimse yokken terk ettiler şehrin hülyalarını. ardlarında dağılmış saçlar ve misketlerinden yansıyan güneş kaldı.

dilimde hatırladığım bir şarkıdır yağmur.

ki yağmur onların şarkısıdır.
devamını gör...
42.
ellerimde kan. bulaşan gökyüzünün ardından kocaman susuşlarım dilimde. üzerimden katar katar geçmiş tren ağrıları. gömleğim lekeli ve paslanmış sözcüklerden örülü göz yaşlarım. nereye baksam, nereye gitsem ayaklarımın izi. sesimde yabancılaşan seslerin solukları. yoksul zaman ağrıları ve göçmüş yorgun sonbahar armonisi.

anlatamıyorum derdimi ki anlatmaya mecali yok ömrümün. cümlelerim yarım ve soluk benizli adamlar çalıyor şiirlerimi. bütün şiirler tanıdık ve bütün cümleler bilindik aynanın karşısında. ne kadar gitsem o kadar uzaklaşıyorum senden, kendimden, bildiklerimden.

şimdi sana ağzımın içinde, kalbimin üstüne, fikrimin kullanılmayan bölgesinde büyüttüğüm bir "gökyüzü" getirmişken, sen nereye gidiyorsun ?
devamını gör...
43.
*bir hurdacı kadar meramını kısa ve net anlatan yoktur. sadece bağırır. ne dediğini anlamazsınız bile. " demir aliyeeoooov " diye bağırır. o aliyeeeov kısmı uzadıkça daha da imrenirsin. hoyrat ama samimi.


* "sait faik abasıyanık istanbul erkek lisesi nde 10.sınıftayken arapça dersi hocasının sandalyesine iğne koyar 41 arkadaşıyla birlikte okuldan atılır". bu cümle size neyi çağrıştırdı. hayır hayır bir sınıfta işlenen suçu birbirine atan 42 ergenin hazin sonu değil olay. yazarların yahut tarihte adı geçen değerli şahsiyetlerin hayatlarındaki bu tip alıntılarla kendimizi karşılaştırıp avunuruz değil mi ? derslerin kötüdür ama eınsteın da okuldan atılmıştır zaten gibi. ama sonuç aynıdır. sen o insanların hayatlarına bakıp sadece karşılaştırma yapabilirsin. kıytırık bir mayış için hayatındaki bütün değerlerden vazgeçersin sait faik 19 unda ilk kitabını yazar. eınsteın suyun kaldırma kuvvetini bulur (hemen atlama sazan, galile ydi o biliyoruz)


*
- galile başka gailen yok mu senin ? asacaklar diyorum
+ dünya dönüyor sen ne dersen de, yıllar geçiyor fark etmesen de
- vaay nilüfer he
+ ihihihi


* ilkokulda sınıfın ortasında gaza getirilip şarkı söyleyen bir insandım ben. müzik derslerinde böyle ortaya çıkar küçük ibo gibi çağlardım kara tahtanın önünde. hatta bir keresinde o kadar acıklı söylemiştim ki kızın biri ağlamıştı. bundan sebep ilkokuldaki arkadaşlarımla karşılaşıp bu olaydan bahsedecekler diye ölesiye korkarım.


* televizyonda öpüşen bir çift gördüğünde kafasını çevirip ara ara tekrar bakan ihtiyar sempatikliğin vücut bulmuş halisin. belki de sahne bitti mi diye bakıyorsun ama yine de o halinle bile sempatiksin.


* insanı zor durumda bırakanlardan birisi de diyelim ki bir tanıdığınla karşılaştın adam senin ismini şap diye söyledi " vay tonguç naber " dedi. (bu arada tonguç diye isim mi olur ya. çekiç markası gibi. neyse ) sen de adamın adını hatırlayamadın ama önemli değil " iyi hacı sen nasılsın görüşmeyeli " dedin. buraya kadar her şey güzel ama bir de yanında bu adamın tanımadığı ve tanıştırmak zorunda kaldığın bir adam varsa işte o çok kötü oluyor. adamın adını hatırlayamıyorsun ki yanındakiyle tanıştırasın. karşındaki de bekliyor hatta merhaba deyip elini sıkıyor yanındakinin ama mal gibi kalıyorsun. gerçekten çok kötü.



* sinemada film izlemek güzeldir fakat şu da bir gerçek filmi hangi sinemada izlediğin de önemli. gönül yarasını ilk gaziosmanpaşa daki bir sinema salonunda izledim meltem cumbul'un şener şen'le türkü bar da kürtçe türkü dinlerken şarkının sırf melodisinden hüzünlenip ağladığı sahnede sinema seyircisi kahkaha atmıştı aynı sahneyi taksim'deki bir sinema salonunda izlediğimde kikirdemeyi geçtim salonun yarısı ağlıyordu.



* telaffuzu harikulade kelimeler var. leğen çok güzel bir kelime mesela. hem söylemesi güzel hem işlevselliği. sadece çamaşır doldurmazsın. karda kayarsın leğenle, içine girip banyo yaparsın. kum doldurup harç kararsın. iyidir leğen.



* yazarlardan hangisinin arkadaşı olmamak isterdin deseler peyami safa derim. peyami sessiz, her olayın, her tavrın altındaki gerçek nedeni bilen bi tip olurdu kesin. ne zaman bi fırlamalık, çakallık yapsan bağırıp çağırmaz en olmadık anında ve yalnızken söyler hatanı. gergin olursun onun yanında. böyle gözlüklerinin altından "biliyorum aklından geçeni" diye bakar aklını alır adamın ama bak mesela bukowski öyle mi değil ? al bukowski'ye bi kutu bira, çön yanına anlatsın sana hayatın gailesini. çakallık mı yaptın, sattın mı gereksiz bir şey için " s...ir et " der bakar dalgasına. şaka bi yana umut sarıkaya bukowski'ye içki içmemesini tavsiye eden dindar tiplemesini ne zaman çizecek acaba.


* ev dekorasyonuyla alakalı gizli bir örgüt var gibiydi önceden. evlerdeki bütün eşyalar birbirine benzerdi. misal vitrin vazgeçilmez bir fenomendi. alt kapaklı bölümlerinde pijamalar, kazaklar, orlonlar... annenin seçimine göre tabak, çanak, ders kitaplarının, defterlerin konduğu ayrı bir bölüm. camekan kısmında annenin çeyizinden miras dudak değmemiş bardaklar, evdeki çocukların sünnet resimleri ve illa ki ana britanica ya da meydan larus serisi. ve bunlar arasındaki gizli korelasyon. meydan larus bulunan evde temel britanica serisinin bulunmaması. muhafazakarların evindeki türkiye gazetesi rehber ansiklopedisi serisi. duvarda asılı göl kenarında ağaçlar arasındaki tahta kulübeli yağlı boya tablo..


devamını gör...
46.
ben hep zahiri..
sorma kaç kişiyim ..
sorma kim gelirse gelsin aynı sonla gelir ..
son halin elimden düşen bi sakura kadar katil ..
kes!
boşver içinden çıkamam belki..
devamını gör...
47.
üzülmeyi yenmenin yolu üzüntüyü kabullenmektir diyor içimden bir ses. kabullenmek ise alışmakla olur. alışmak için zaman geçmesi gerekir. geçen zaman ömründen gider..yani üzülmek yaşlandırır mı insanı..çok yaşlı hissediyorum kendimi..
devamını gör...
50.
çok önemli. her şey çok önemli!
rezervasyon yaptırdığı masa cam kenarı çıkmadığı için sinirlenen erkeğin şakakları,
düğün davetiyesi kağıdının kalitesi,
telefonun melodisi,
ilk öpüşün, ilk temasın ve hatta ilk mekanın hatırlanması,
kafelerin havalandırması,
garsonun nezaketi,
garsonun ayılığı,
yeni alınan montun klimatik özelliği,
en iyi izmir tulumunun beşiktaştaki şarküteride satıldığı,
arabanın park sensörü,
yağmurda ıslanmanın rezaleti,
başka bir gün aynı şiddetteki yağmurda ıslanmanın romantikliği,
yeşillikleri bıçakla doğrayınca vitaminlerin kaçışması,
tuzun nemlenmesi,
tuzun nemlenmesine karşı savaş açan pirinç taneleri,
kravatın boyu,
ürperince omza alınan şal,
ıslanan bikininin mutlaka değiştirilmesi gerektiği,
yamaç paraşütü kursu,
b-12 vitamini,
calvin klein'in tenle uyumu,
şişme bir yatağın yatılı misafirlere karşı çok pratik bir çözüm olması..
ve işte saymaya devam etsem hiç zorlanmayacağım, bu saçma dünyanın bi işe yaramaz milyon tane ayrıntısı çok önemli,
bi sen önemsizsin kızım. her şey çok önemli bi sen önemsizsin!
devamını gör...
53.
arap şükrü eşliğinde tanım giriyorum. fakat büyük tereddüt yaşıyorum şuan. acaba tanım girme eylemim mi yanlış yoksa arap şükrü dinlemek mi.? ikisi bir arada biraz tuhaf geldi bana, haksız mıyım.?

sensiz ben nefes alamam, buralarda hiç durmam, tek başına yalnız kalamam.
senin kokunu özledim, hep yollarını gözledim, götür beni gittiğin yere.
devamını gör...
54.
yoksul bir sabahın güncesinde, kavgasına bürünen yüzümün gölgesine sığındım.
tanrısal bir yakarış değil oysa ankarayı denize yaklaştıran yüzün.
biz hep düş vakitlerinde çocuk olamamaktan şikayetçiyken sen
adının harflerinden bir dünya çiziyordun kendi semanda.
burada istanbulun bu kurak toprağın tam ortasında.
aslını yitiren hükümsüz olur ya dünya denilen boşlukta
işte orada bir yerdeyim.
aslım sensin.
sana yakın biraz daha kendime uzağım demek.
demekle olmuyor sevgilim.
aklımın hira mağralarında bulsam ya seni.
devamını gör...
55.
günahlarımın ruhumda ve kalbimde bıraktıkları iz bıçak yarası gibi. derin ve kanlı. betona yazılan yazı gibi, betona çizilen kalb gibi. katı ve donuk. hayallerim umutlarımı sömürüyor. tefecilerin elinde un ufak olmuş tüccar gibi. deli fırtınalar kopuyor içimde, iç organlarım yanıyor, tutuşmuş kütük gibi. gözlerimde huzursuz bir bakış, dilimde bastırılmış asi bir çığlık. kulaklarımda desibeli kulak yırtan bir sessizlik. beynimde binlerce karıncanın ayak gıcırtısı. yüreğimde yarım asrın sancıları. kelimeler ahvalim üzerine dudak bükmüş, susmuş, sinmiş. harfler bir araya gelemez olmuş. herşey benim gibi çetin bir muamma. her yer karanlık, her yer puslu. her tepe şeytani kahkahaların atıldığı bir şato. her düzlük bir esir kampı. sineklerin susuzluktan miniklarin dudağına konduğu kamp. ortada yüreğimdeki ateşi andıran bir kamp ateşi. ''ahh ben ne diyorum?'' tepeden kahkahalar atılırken, düzlükten mazlumiyet senfonisi yankılanıyor...

rahmet dördüncü cemre.
hiç düşmeyecek olan...
devamını gör...
57.
finallere bir hafta kalmış. uzun zamandır görüşmediğim bir arkadaş aradı, hadi gel gidelim tophaneye diye. üstüne akşam boğaziçinde mor ve ötesi varmış. nefsimle cebelleşiyorum sözlük, çalışmak mı tophane ve konser mi. işte bütün mesele bu.
devamını gör...
58.
proje teslimine 2 hafta kaldı. çizilecek bir sürü şey, düşünülecek onlarca detay var. tamam, hepsiyle tek tek ilgilenmek istiyorum ama aklımı bir türlü toparlayamıyorum ey defter! pencereye dönük, dışarıdaki ışıl ışık havaya camın ardından bakarak, siyah bir autocad sayfasına gömülmeye çalışmak.. ah!
bi de dinleyecek müzik kalmadı, hepsini bitirdim...
devamını gör...
60.
çalışmak mı tophane ve konser mi gibi iki seçeneğim olsaydı keşke,tereddütsüz karar verirdim.şimdi düşünüyorum da bu yüzden hala bir adım ilerleyemedim.anca gezeyim ben. neyse ya derrtlendim bak.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar