sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

5981.
* albert camus'un yabancı'sının bana ettiklerini hiç kimse etmedi. bunal bunal bitmez sıcaklar, yerime duygulanan insanlar. yerime duygulanan insanların duygulanmayışıma tepki olarak geliştirdiği duygular. her yaz, sezonluk dizi gibi baştan çekiyoruz. bir albert, bir ben.

* bu karalama defterine yazdıklarımı bir hafta sonra, tüm tanımlarımı arayarak bulmak mümkün olmayacak. zira solda tanımlar listesinde yer almayacak. dolayısıyla albert camus, tüm tanımlar diyerek beni okumak istediğinde yabancı ile ilgili hislerimi bulamayacak. hainsin sözlük.

*herkes aynı şeyden şikayet etmeye başlayınca, hele bu şey hava sıcaklıkları gibi, şikayetle düzelmeyecek bir şey olduğunda, uzay boşluğuna şikayet yollayan, mütemadiyen yollayan, başka da bir yapmayan bir kavimmişiz gibi geliyor. tamam çok sıcak, ama sadece söyleniyoruz. göçemiyoruz bile.

*böyle yıldız yıldız yazınca daha havalı oluyor. evet.
devamını gör...
5983.
gürbüz tam bir canavar
tüm sınıf ondan korkar
kapıdan görünür görünmez
saklanır kekstralar
nazlı okul birincisi kekstra tek eğlencesi
kekstrasını tam yerken
gürbüz yanına geldi
nazlı kafayı kullandı
kekstrayı ters çevirdi
jölesi altta kalınca
gürbüz onu kek sandı
gürbüz gittiği anda
kek yine kekstra oldu
nazlı jöle ve kremanın
ta'dına yine doydu
aaaa-aaaa kek değil kekstra.
**
devamını gör...
5984.
karanlığı aydınlatan hep bir ışık vardır. geceyi ay, gündüzü güneş, bulanık havayı şimşek ve yıldırım aydınlatır. bakalım, bu sefer ki karanlığı ne aydınlatacak?
devamını gör...
5987.
ya bu eltilerin, gelin, kaynana ve görümcelerin paylaşamadığı nedir? derdiniz ne arkadaş? siz eltiler, derdiniz ne de birbirinize diş biliyorsunuz, afedersiniz kocalarınızı mı kıskanıyorsunuz? siz kaynanalar, karşınızdaki hizmetçiniz değil bunu bi anlayın artık. görümceler siz de bir an önce koca bulun, yolunuza gidin. gelinler siz de insanların gönlünü kazanmaya çalışın, ana ile oğlunu soğutmaya değil.
devamını gör...
5988.
müslüm gürses öyle bir "yokluğuma emanet et sende benden kalanları her şeyi al bana beni geri ver" diyor ki işte tam da orada ben nefes almayı unutuyorum..
devamını gör...
5989.
yazdığım tanımları ara sıra açar okurum, yıllar sonra bir tanımımı silindiği için başlığında bulamayacağım için karalama defterime not düşüyorum:

başlık :
memurlara cuma günü 2 saat namaz izni

tanım:
çalıştığım yerde cumaları gittiğim bir cami var. adını bimiyorum ama soranlara "protokol camii"ne gidiyorum diyorum.* sanki yoklama alınacakmış gibi en önde kurum müdürleri, ardında şefler ve onların ardında da sefil memur tayfası olmak üzere ilçedeki tüm meb, tarım, sağlık, tapu kadastro, şu işleri, jandarma, polis teşkilatı, şoförler cemiyeti dernek üyeleri ve tüm belediye işçileri her cuma kendi amirlerinin cumasını tebessümle kutlayarak cuma merasimine son veriyorlar. Allah kabul etsin diyoruz. ama hakkında herkesin rahmet okuduğu, memuriyetinde ve şahsi hayatında yaptığı hoş olmayan icraatları orada burada kendi anlatan insanları gördükçe cumanın samimi kılındığı konusunda şüpheye düşüyor insan. kimsenin imanını ölçmek kimsenin haddine değil, hiçbir memur da kendini protokol camiilerinde göstermek zorunda değil. bence iki saat izin yerine memurun işini cuma saatine göre ayarlamak kafi. sanki cumayı öğle arasında yetiştiremiyoruz, sanki birçok yerde cumaları kışın saat öğlen 12:10'a çekilmiyor. daha beş vakit namaz kılmıyoruz be müslüman kardeşlerim kendimizden önce neyi zorlamaya çalışıyoruz anlamıyorum ki.

tanım: memurlara cuma günü namazlarını kılabilmeleri için iki saat izin verilmesine dair başlatılan kampanyadır.

edit: eklenen tanım.

not: tanım kısmının benim için hiçbir değeri yoktur, siz de okumazdınız sayın. maksat moderasyonlar alışverişte görsün.
devamını gör...
5991.
ustama neden usta diyorsun diyorlar. adam kulağının ardına bir adet sigarayı sıkıştırıp btt len yazdın mı dilekçeyi göndercem bak diye bağırarak yanıma geliyo. ne diyeyim usta demeyeyim de ne diyeyim. usta başım bile diyesim geliyo.

ama biri olunca hanımız beyiz orası ayrı.... *
devamını gör...
5993.
eve gitmek için otobüse bindim. uzun ve yorucu bi yolculuktu. beynim yanar halde kalktım yerimden, bastım butona. ama o da ne bi durak önce basmistim. acaba şoföre şifir biy yınlış bıstım mi desem diye düşünurken kapı açıldı mecburen indim.
sonra hiç gecmedigim yollardan eve doğru ilerledim. hala sarhos gibiydim.insanlar bana tip tip bakiyordu.bunda yol boyunca dinlediğim abudik gubudik şarkıların etkisi var tabiki yoksa benim aklı bi karış havada leyla olmam ne alaka hıı çok saçma bikere.
devamını gör...
5994.
uffff...müthiş canim sıkılıyor...oysa eve gelirken 90 yaşlarinda bi nineye selamunaleykum dediğimde gülümseyen gözlerini görünce nasil da ferahlamisti içim...kasma, hayat düşündüğünden daha basit bişe karayel demiştim....

neden bu kadar kolay savruluyorsun sen, de bana...
devamını gör...
5995.
hyy çok gıcık biri. ilşah kasıntı bi mod, ikhs ile aramız limoni o da gıcık lan. karaladım hacılar. haaa en yeni abiyi de karalayacam ama çekiniyom. hadi bağalım.
devamını gör...
5998.
söylemek istediğim o kadar şey var ki, ben çok doluyum. artık açılsın o kilitli kapılar. cemil bile olmazsa olmaz uğraşmayacağım artık diyor. bi ben mi uğraşıyorum bi koltukta dört karpuz taşımaya. sökerim bu dikişlerin belasını.
devamını gör...
5999.
aksamustu ailece mangala cikalim dedik. ozellikle parkida bulunan bi yer tercih ettik ki cocuklarda oyalansin. lakin sonradan pisman oldun desem yeridir. ufacik cocuklar alabildigine kufur kiyamet ediyorlar birbirlerine. ama neler neler, bir de kiz cocugu boyle var ya resmen hoslanarak arkadasina agir kufurler savuruyor ve bundan zevk aliyor. uyardim beni duymadi bile. tabikide bunun icin cocugu suclamiyorum daha 9 bilemedin 10 yasinda. neyse kizimi salincaga bindirdim yan salincakta da bir kiz daha var ayni yaslarda bir de onun emsali bir kiz daha var onu salliyor. o kufur eden kiz yine geldi, o salincaktaki kizla dalga gecmeye basladi kilolu diye. sallayan arkadasina da bununla niye arkadassin ki o cok sisman diye kiziyor. simdi o cocugun yerine kendi cocugumu koydum gercekten asiri sinir bozucu bir durum.bir cocugun bir baska cocugu bu denli asagilama hakli olamaz, kucuk olmasi bunun savunmasi asla olamaz.

nasil aileler nasil cocuklar yetistiriyor anlam veremiyorum.baska cocuklara kufur, asagilama, kucuk dusurme daha simdiddn cocuk icin hobi haline gelmis. gelecegini dusunsenize? bence buyuk bir dram. kiz cocugu olmasi ekstra aci. yazik. tertemiz beyinleri nelerle kirletiyoruz farkinda olmadan. eglenmeye diye gittim, uzuntuyle dondum. yazik o cocugun gelecegine ve onu bundan kurtarmayan aileye. elimden geldigince konusmaya calistim ama bitmis cocuk olmaktan cikmis artik. ne diyeyim bilemedim.

devamını gör...
6000.
sabahın köründe işe gitmeye çalışırken içime doğmuş yazmak arzusu. hem de 1.5 hafta sonra!
kimse okumasa da.

ı.
kaybetmeye yoruyorum güz güneşini
ellerinde bir ordu dolusu yaşamak
uzun bir yolculukta tanışamıyoruz bile
güneş gözlerimi kamaştırıyor.

beni iyi bilirsiniz aslında
ben kaybetmenin direkt işcisi
o yalnızlıkları teker teker toplayıp sırtılıyorum
orada burada çembersel gidişler
bu dağları aramıza kim koydu sevgilim

sen gülmüş oluyorsun ve beni
uzun bir koridora doğuruyor annem
sabah güneşin yorgun oklarıyla yıkansın günahlar
annem seni çok severdi.

alışayazmak,
hislerim kör bıçaklara yaraşıyor
geyik sıçraması, ters ışıkta kalan gözlerin
bir zerafeti tanımlar gibi gülüşlerin
ölmekten alıkoyuyor bütün kuşları

ıı.
şehri yönetmeye birkaç imsak vakti
adını sayıklayışlar buruluyor
ak boynuzlu kuzey soğukları

bir yalnızlıktan geldim
düşünün!
gözleri turunculaşan akşamüstü kadınları
çayırların sade topraklarını
mavi ay'dan korkan
parçalı bulutlu hüzünler
düşünün şehrin otoyolunda açmış çiçek
sokak insanlarının mutluluğunu
bir yalnızlığa daha gidiyorum

ayçiçeği görmeyiversin gözlerim
hemen bir ağaca sarılmak doğururum

ııı.
güzel akşamlı kadınlar
iki kiraz düşürür ellerinden
ritüeldir, ayindir onlara
mavi bir saatin aynı anda turuncu bir saate dönüşmesi
pek çok mutlulukları özetliyordu
oysa melodim
iki ses öteden sol ve fa
kirazları dallandırmak gibidir yaşamak.

işaret kadınları!
bir ölümü çizin bulutlara inanırım
elem arz ediyor gülüşleriniz
siz anlatın ben dinlerim
bir kıraathane masasında
veyahut otoyol kenarında
kulaklarım duymasa da dinlerim

sen gülmüş oluyorsun ve beni
uzun bir koridora doğuruyor annem
gri ölümlerle başa çıkmak arzusu
yaşamaktan alıkoyuyor bütün kuşları
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar