sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

6062.
mahallede yıllardır aynı balıkçıdan balık alıyorum. adamlar işi biliyorlar. bu balıkçı, yazın önce dut, kiraz vb. ilk yaz meyveleri satmaya başlıyor, sonra da mekanı bir tane adanalı karpuzcuya devir edip çekiliyorlar çarşı pazardan. eylül-ekim gibi yeniden geliyorlar.

balıkçıyla özel hukukumuz var. mesela ben levrek isterim, ama o hiç yüzüme bile bakmadan, "levrek olmaz, mezgit veriyorum sana" der, keser atar. hamsi istersin istavrit verir vs. hanımla bu yüzden çok kavga ettik. nasıl senin istediğini vermez diyor. ben de bilmiyorum. ama daha bugüne kadar bir kere bile kötü balık yemedik. sayesinde tabii...

gelelim karpuzcuya... aynı enteresan ilişki burada da aynı. zaten adam sadece kavun ve karpuz satıyor. mesela gidip kavun istiyorum ama o -balıkçıdan farklı olarak- kavun güzel değil, karpuz vereyim der, karpuzu tartar. ya da tam tersi. bazen de mesela seçtiği karpuz için, "abi o çok büyük yaa. az küçüğünü ver" diyorum ama beni hiç dinlemiyor. tartıyor, parasını söylüyor. bir kere direndim, fırçayı bastı. ben de artık ses etmiyorum.

bugün akşam işten gelirken tam önünden geçerken eliyle dur diye işaret etti. durdum, arabadan indim:

ffk: selamün aleyküm, hayırlı işler...
- sağol.
ffk: nasıl işler?
- çok şükür...
bu arada, kavun seçti bir tane. onu bıraktı bir kenara ve yandaki kamyona çıkıp karpuz seçmeye başladı. tezgah ağzına kadar karpuz dolu halbuki. neyse bi tane de karpuz seçti. ikisini de tarttı ve 14 lira dedi. parayı ödedim, selametle deyip elde karpuz-kavun eve geldim.

yalnız, evde kimse yok. yalnızım. kim yiyecek o koca karpuzu bilmiyorum. kavunu kestim, bal mübarek...
devamını gör...
6063.
dizideki erkeklerle eşit boyda olduğundan hep ama hep ama hep ama hep ama hep babet giydirilen kızın hüznü bir, kızdan uzun gözükmek zorunda olduğundan topuğu yüksek ayakkabı giydirilen olası erkek arkadaşınki iki, bilgisayar konularında uzman yanık tenli hintli oğlanınki üç. hintli oğlana zenci varyasyonu da getirirler. yani toplamda çok hüzün var.
devamını gör...
6064.
otuz sekiz yaşıma geldiğimde buraya bunları yazdığım için pişman olabilirim. belki de otuz sekiz yaşıma hiç gelmeyebilirim. neden otuz sekiz diye sorduklarında cevabını bilmeyebilirim ve hatta kimse bunu sormayabilir de. beynimi, gece yatmadan kafamdan çıkarıp yatağımın başındaki gece lambasının yanında duran su dolu kavanoza koyabilmeyi isterdim bir zaman önce sık sık. çok başım ağrırdı çünkü düşünmekten. şimdi yine oturup neden otuz sekiz diye sorgulasam kendimi, başa çıkamam o ağrıyla. bir zamandır ortalarda yok zaten, aman duymasın. çünkü destursuz geliyor, ayıp ediyor. benim de kafamı duvardan duvara vurasım geliyor, elimden başka bir şey gelmiyor. sahi ağrı demişken, no land'den ağrılar'ı dinleyiverin. kamil'in sesi iyidir.
devamını gör...
6065.
nocturne,

duygusal bir insanı kolaylıkla ağlatabilecek muhteşem eser. ben bu tip parçaları dinlediğimde, geçmişte kırdığım kalpler aklıma gelir pişman olurum. zamanında yaptığım düşüncesizliklerimi hatırlar lanet okurum. psikopatım ya kendi kendime ruhsal sıkıntı yaratmak hobim gibi. niye yapıyorum ki bazen bunları? tek bildiğim yeminle bilerek yapmadığım.

ikizler burcu kafası işte, önce kendi tutamaz ne altta kalıcam lan dersin. sonra sussam nolurdu ki sanki diye kendinle cebelleşirsin. devamlı kendini sorgularsın. iyi bir anne miyim, iyi bir eş miyim, iyi bir evlat mıyım, iyi bir abla/kardeş miyim? ya değilsem ya verimli olup bür şeyler katıp kazandıramıyorsam? hüsn ü kuruntulardan ibaret olsun tüm bunlar.

ulen bir daha dinlemicem seni nocturne, iki dakika da beynimi yaktın yine, bi yürü git ya.
devamını gör...
6066.
seni enteresan bir şekilde özlüyorum. hiç tanımadığım bir insanı. kendime bendeki seni anlatmak istiyorum bazı zamanlar; kendimi anlatmak bir nevi. susmak en pratik çözüm. ama insanın hükmedemediği şeyler var, dili sussa dîli susmuyor.
aşkta vuslat yoktur demişler. senden sonra öğrendim ben bunu. insan bilmelerinin ne kadar yetersiz olduğunu görüyor bir cümle karşısında. yanlış anlama bir şeylerden şikayetçi değilim sadece sesimi duyurmak istiyorum. insan bilinmeyi, hatırlanmayı murad ediyor, bencilce bir dürtüye uyarak. anlayacağın unutulmaktan korkan bir ölüyüm senin karşında.
bir de...
o ilk bakışların umumaydı, yoksa ferahlatmak üzre bir taarruz muydu yalnız kalbime, aradan geçen bunca senedir anlayamadım. işte böyle; durup durup düşünmekten doğan bir hüzün, düşün.
11.08.2015 03.27
devamını gör...
6067.
günlüklerden nefret ederim. insan neden günlük yazma ihtiyacı hisseder ki? çok mu yalnızsınız üzüldüm bak şimdi! şimdi günlük yazanları eleştirdim diye de eksi verin bari de tam olsun. eleştirilmeye gelemiyor musunuz yoksa? hadi diyelim günlük hayatın çilesinden sıkıntısından boş işlerle uğraşmaktan egoizmden deli divanelikten aşıksın anladık birader hepsini anladık da yazdıklarını okuyup sana içten duygular besleyen insan var mı sanıyorsun (duygusal anlamda değil). hadi diyelim var ne değişiyor sen yine aynı sen değil misin? orada yediğin eksiler veya aldığın artılar seni bir anlık hazdan başka nereye götürüyor ben ne yazıyorum bee 25 artım var ya da benim gibi ne adamım be 25 eksi yedik helal bana! çok mu boş yaşıyoruz ne? ya da insanların boş yaşadığını görüp onları eleştirmekten doğruyu onlara göstermekten kendi boşluğumuzu kapatmaya mı uğraşıyoruz? dürüst müyüz gerçekten? dürüstlük nedir peki? filistinli ölünce zalim israil israilli ölünce gebersinler! evet çok dürüstüz olabildiğince hem de! gündüz vassafın da dediği gibi karakterimiz bir askılık gibi ancak oraya o kadar şey astık ki artık kendimizi göremez olduk. durum bu malesef. ben kendim nevi şahsım egom her neyimse artık dürüst bir insan olduğumu sanmıyorum. belki hak yemedim çalmadım alın teri döktüm ama aç insanları görünce sadece yazık diyerek kendimi avuttum. Allah yardım etsin dedim belki içten içe. yaratan varsa onları kollasın gözetsin dedim ama ne halta yaradı dualar mı insanlara yardımcı olacak. dua önemli bunun anlamını bilecek kadar şuurluyum amma velakin eylem yok. bir peygamberiniz var eylem insanıydı savaştı uğraştı aç kaldı senin benim gibi oturmadı. hz musa dan hz isa ya hepsi emek emek gitti bu yollardan biz mi biz iflah omayız. hiçbirimizin cennette yeri yok. düşünün ve sorun kendinize layık mısınız cennetinize? şöyle bir yaslanıp düşündüğüm zaman tek şey diyorum insan şeklinde görülen birer yaratığız sadece...
devamını gör...
6071.
düğün davetiyesi görmekten bıktım.çok bıktım.aşırı bıktım.niye herkes bu sene evleniyor¿
bi gıcıklık yapıp hepsine milli hediyemiz borcam götürmek istiyorum.
devamını gör...
6072.
daha onceden hayirli kismet haberi gelmis teyzeler kina ayagina dizildiler. Allahim melul melul oturmaktan icim bayildi.
aklima bisiy geliyor bisiy soyluyorum gulduruyorum kizlari annemler teyzemler kas goz yapiyor.
Allahim bayilacayim eee kizim sen napiyordun sorularindan sacmasapan oturmaktan öfffffff.
cay bile icemiyorummmm Allahim icim sisti!
devamını gör...
6073.
cidden cogito yu ozlemisim...en son birine cok kizmis ve kirilmistim burada...ama dusundum de hakliydi..gerci koskoca dunya haritasinda beni en uzak okyanuslara nerdeyse şeytan ucgenine atmisti fahrettin fahrenheit, bazilari da bunu güldürüşlü bulmuştu...birileri somurtkan şirin demisti sonra...hacim olmuyor bak böyle...
devamını gör...
6074.
içimizdeki saatlerin gugukları ötüyor. yahut seher vaktinin kuş cıvıltısı... vakit, tam şehri terk etme vakti. gidecek yeri, sığınacak gölgesi olmayanlara selam olsun!
devamını gör...
6075.
Allah'a şükürler olsun ki iyi ve güzel insanlar var ve bi merhaba etmeleri yetiyor.

not: kötü şeyler yazacam mı zannettiniz lo!
devamını gör...
6076.
tahammülsüz biriyim, özellikle insanlara karşı. yoksa hayvanlara karşı çok sabırlıyım bence. bu huyumu seviyorum ama çabuk silip, çabuk karar veriyorum. haklı olduğum zaman kendimden taviz vermiyorum. güzel bi huy bu. yaşlanınca yaşlı aksi ihtiyar olacağımı düşünüyorum. idolümsün reyiz.
devamını gör...
6078.
"...

zaafları vardı. hiç tanımadığı insanlara, içini hiç görmediği evlere, sadece bir kez geçtiği sokaklara yahut göz ucuyla okuduğu kitaplara karşı... hiç kimseye belli etmeden tanımadığı insanları o hiç görmediği evlerin salonlarında ağırlardı. onlara mektuplar yazar, onlarla hayaller kurardı. çaylarına şeker atardı, çay kaşığı sesini kimsenin ruhuna duyurmadan eritirdi hayatını. zaafları vardı. kendini bildi bileli insan olmanın zorluğunu yaşadı.
tanımadığı insanlar... çok hikayeler yazdı. en son bir tiyatro sahnesinde genç bir adamı kahkahasından tanıdı. aradı, taradı, buldu. sonra pişman oldu. sahnedeki adam artık kahkaha atmıyordu, ağladığına bile şahit olmuştu. büyük hataları olan o adamın bedel ödemesine yardımcı oldu. hayatı soldu. adam gözlerinin önünde kayboldu. kocaman hayalleri, onlarca sayfalık senaryosu çöp oldu. sonra ne mi oldu? unutuldular.
yine de yabancılar iyidir. günahlarınızı sırtlarına yüklersiniz, haberleri olmaz. sevinçlerinizi paylaşırsınız, bunu sömüremezler. elinizde çiçeğinizle kapılarına gidersiniz, kovamazlar. yalan söylersiniz, kırılmazlar. tanışana kadar bütün yabancılar iyidir.
çok iyi yabancılar tanıdı. hepsinin hikayesinde yeri ayrı."
devamını gör...
6079.
meraba. cogito sözlük adlı içinde birtakım entrylerin birtakım başlıklara gark olduğu işbu sanal mesire alanını bir süreliğine bırakıyorum. sebebi bu gece saat 3 sularında vatanî görevimi yerine getirmek üzere vanuatulu'ya hareket edecek olmam yahut buna benzer şeyler olabilir.

her türlü hayır duası alınır.
hadi eyv.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar