sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

6421.
duygusuzum artık. hissiz.
acı da çekmiyorum. çünkü hiçbir şey hissetmeyecek kadar köreltiyorum kendimi her gün.
bir şey yazmak istemiyorum. çizmek istemiyorum. herhangi bir işi yapmak istemiyorum.
günden güne soyutluyorum kendimi.
içimde bir boşluk var, dolduramıyorum orayı da artık.
devamını gör...
6422.
içine düştüğüm bu kısır döngüyü kıracağım! buna yetecek gücüm olduğuna inanıyorum. hep aynı şeyleri tekrar tekrar düşünmek istemiyorum. ben bu oyunu bozarım bence!
**
devamını gör...
6423.
aslında aynı zamanda çiziyorum.
sanırım sadece yazamıyorum. bazı şeyleri yazabilmek için duygu gerek. bense duygularımı bastırıyorum.
çizmek işini hızla devam ediyorum, evet.

devamını gör...
6427.
ilk biber gazı deneyimini yaşadım sözlük. böyle önce burun yanmaya başlıyor sonra genzimiz daha sonra gözlerden yaş akıyor. kendini bi yere atasın geliyor. ben avm ye kaçtım. sizin de böyle bir deneyiminiz olursa kendinizi markete bakkala falan atın. neden? çünkü limon gaza birebir. bi de su alın. bi de kolonyalı mendil..
devamını gör...
6428.
burasi sozlukte en sevdigim baslik galiba. sol taraf akıcı olmasa da her zaman burada yazabiliyorum mesela kış aylarına yavaş yavaş girdiğimiz şu günlerde ellerimin bir türlü ısınmamasının ya da whatsapp grubunda bir arkadaşla kavgada olduğumuzu gelip burada anlatabilirim.
devamını gör...
6430.
öyle görünüyor ki önümüzdeki süreçte biraz defter karalayacağım. yine mi aynı şeyler lan, yine mi tekerrür?! hayatımda sanki her şey dönüp dönüp tekrar yaşanıyor gibi bir şey. başı sonu belli döngüler sanki. lanet olmasın ulan.
devamını gör...
6431.
ne biçim yer la burası. herkes karamsar, herkes tripli.

neyse iyi oldu. olur da sözlükten bir hatun kişisi ile yakınlaşacak olursam buradan bakarım.

resmen ergenlik turnusolu.
devamını gör...
6432.
yağmur güzel...istanbul da..ama şimdi sabah servisi beklediğim parkta bankta yatan bi abi var..yorganı da var..ama ıpıslak..onu örtüyor yine de..gerçekten gidecek yeri yok..o yüzden yapamıyorum rahatlikla yağmura güzelleme..
devamını gör...
6433.
seni umursamayan bir kız için her gece onunla yatıp onunla kalkmak hep içten içe onu beklemek ve onu hep sevmek... aptallık mı, aşk mı yoksa aşk karşılıksız ise aşk ve aptallık arasında pek fark yok mu.
devamını gör...
6435.
çok sigara içiyorum. ne güzel azaltmıştım. tam da sırasıydı sürekli içmenin. neyse, konum bu değil. aslında konum şu: hayat planım var iki tane önümde; ben ise hangisini seçsem bilmiyorum. uzun vadede; evlenip, iyi bir iş sahibi olmak -en azından aileme yetecek kadar-, çocuk sahibi olmak, iyi bir eşe sahip olmak. sürekli soruyorum bunu kendime: acaba bunları gerçekten istiyor muyum? bilmiyorum. bilmeyi de istemiyorum sanırım. çünkü bunlar yaşayıp ve ölmenin klişeleşmiş birkaç kuralı işte. dünyadaki insanların %95i bu hayalle yaşıyor. gerçekten hayal bile değil bence. ritüel bir nevi. manevi yönden herkesin kazanmak istediği bir eylem örgüsü. ben ise gerçekten bunu istemiyorum. kısa vadede; uzaklara gitmek istiyorum, doğanın içine, bir nevi ilkelliğe dönmek istiyorum. belki bir ağaç keser ve o ağacın gövdesini oyarak kendime küçük biblolar yaparım. çocuğum olmaz belki de, evlenmeyi düşünmüyorum bu sıralar. klişe olmak istemiyorum belki de bütün çabam bundandır ya da düşüncelerim. gerçekten bilmiyorum. mesela şimdi sırt çantamı alıp, bir tomar kağıt, birkaç sevdiğim pigment kalemlerim, fotoğraf makinem, tripodum ve bir sürü film ile yola çıkmak istiyorum. toroslara giderdim. bir süre orada kalmayı istiyorum. yörük ailesi varsa hala onlarla tanışmayı isterdim. göçebe yaşam tarzını çok merak ediyorum. keşke zamanında yerleşik hayata geçmeseydi insanoğlu. hep biraz daha ötesini merak edip gitseydi. fakat nereye kadar gidebilirim diye sormadan da edemiyorum kendime. nereye? çok uzaklara olmasa da toplumun dayattıklarından uzaklaşmayı çok isterdim. mesela annem ve babamın sırf -iyi bir iş-im olsun diye beni hiç istemediğim bir bölüme koymasını istemezdim. sırf bundan uzaklaşabilmek için bile kaçmaya değer. gerçi az kaldı, en kısa zamanda bırakacağım zaten. hatta sonuna gelmişken bırakacağım. çünkü biraz başı dik olmak istiyorum hayatta. öyle mahalle köşelerinde kavga etmek gibi değil bu! zorluk içinde yaşamak istiyorum. çok zengin olsam ne yapacağım ki? hiçbir şey. o parayı katlamak için her gün daha da çok çalacağım zamanımdan. sağlığımdan. hatta hayatımdan. yapmak istediklerim hep içimde bir yerlerde kalacak eğer çok zengin olursam. çünkü yaşam gayesi hiç de bildiğimiz gibi değil. “o kadar paran var! istediğini yaparsın” yapamazsın. yapamayız. keşkelere yükleriz hayatı. keşkelerle yaşamayı kendimize ödev edinmişiz. ben keşke demeyeceğim. çok değil, birkaç sene içinde uzun bir yola çıkacağım -sırt çantamla-. onsuz olmaz. yoldaşım o benim. belki de geri dönmem hiç. bir ağacın dibinde yaşlanarak ölürüm. ölür müyüm? ölmeyi de çok merak ediyorum. gerçi ne geliyorsa başıma hep daha fazla meraktan geliyor. buna engel olamıyorum bir türlü. standart olmaktan kaçma hissi bu. standart olmak istemiyorum hiçbir zaman. metroda, otobüste, minibüste gördüğüm; “sabah 8 akşam 5”çilerden olmak istemiyorum. kendi yolumu ve kendi kurallarımı çizip gideceğim. hem çok fazla resim de çizerim. fotoğraf desen, uzun pozlamalı gecelerle dolu olur. şiire gelecek olursak, o kadar çok birikti ki içimde; fakat yazmak istemiyorum. yazdığım zaman insanlar onları kendi hayatlarına yontuyor ya da üstlerine alıyor. fakat öyle değil. onlar benim yazdıklarımdan öteye gidemezler. bu hayatta hiçbir şeyi beğenilmek için yapmadım. resim çizdim, kimse beğenmese de çizdim. fotoğraf çektim, sırf o anı bir kez daha yaşayabilmek için. şiir yazdım, kimseye anlatamadıklarımı kelimelerin arkasına saklamak için. standart olmaktan öte olmaya çalıştım. öyle de olacağım. ilerleyen zamanlarda kısa vaade planımı gerçekleştirip; telefonumu kırıp, kimliğimi yakıp, ardımda kalanları unutup gideceğim. az kaldı, hissediyorum. mutluluk paylaştıkça güzel değil. mutluluk insanın yalnızlığında aslında.
devamını gör...
6436.
sabah uyanır uyanmaz kar yağdı diye balkona koştum, öyle buruk bi' sevinçle uyandım. akabinde kendimi mfö'den "bu sabah yağmur var istanbul'da" dinlerken buldum kendimi, hem de elimde kahveyle.
devamını gör...
6438.
bütün yüzüklerim parmağımdan uçup kırılıyor!
hepsi!
birer birer!
öylece yürürken, elimle bir şeye uzanırken, durup dururken parmağımdan kayıp düşüyor ve paramparça oluyorlar.
ben mi bir türlü parmağımın ölçüsünü öğrenemedim yoksa bu yüzükler mi genişliyor?
özellikle bugün kırılan bayağı üzdü... en sevdiğimdi, ve zaten toplu alınmış beş-altı yüzükten son kalandı.

bahsettiğim de şunlar işte, çok seviyorum ama onlar benden nefret ediyor anlaşılan:

devamını gör...
6440.
kim dedi sana ; dünyanın en parlak şehrinde buluşalım diye, kimsenin adını bilmediği ıssız bir diyarın yıldızlı gökyüzü yeterdi bana.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar