sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

6542.
siteye girerken niyetim bu başlığa yazmaktı. tevafuk odur ki sol şeritte arz-ı endam ediyormuş zaten. belki de yaşadığım ana kadar ki en büyük tecrübemi edineceğim. sahiden gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor mu onu tecrübe edeceğim. sonucu Allahülalem belki kötüdür,acıdır ama bunun sorumlusu ben değilim, ben koymadım mesafeleri araya, çırpındım, çabaladım ben. dindar insanın en büyük klişesi olan "hayırlısı" çaldı yine kapımı. biraz onunla ilgileneyim. hayırlı geceler.
devamını gör...
6543.
bana bugün liberal dediler. liberal nedir lan dedim kendi kendime. sonra ikinci darbe geldi. liberal solcusun dediler. hayatımı ve fikirlerimi sorguluyordum ki bir laf daha geldi...

https://twitter.com/Hocalar...

hakikaten zengin değildim, güvenlikli sitede oturacak maddi gücüm yok. kankam islamcılarla yaşayıp giderim rahatça diye buraya geldim ki sahiden çok rahat ve mutluyum. hatun ilk defa doğru konuştu. meğerse liboş solcuymuşum. zaten sonra blok yedim. vay anasını.
devamını gör...
6544.
ne çok şey öğrettin bana...

mesela kokunu içime çekene kadar sarhoş olmamışım hiç.
gözlerine bakana kadar boğulmamışım.
ve sen susana kadar, ben kimseyi dinlememişim..
devamını gör...
6545.
bir şairin ölüm haberi... lara fabian'ın adagio'su... iyice ağırlaşan ruh...
ve dağılıp giden türkiye hakkında yazım istenci...
devamını gör...
6546.
................................! zamaaan geriye aksııııın !................................



ajdgjashdsfkjd
devamını gör...
6547.
okulun bahçesindeyim. arka bahçe kısmı. hava biraz soğuk. arada sırada öksürüğüm geliyor. öğrencilerimi izlemeyi seviyorum. farkındalar mı değiller mi bilemiyorum. konuştuklarına ister istemez kulak misafiri oluyorum. rahatsız edici şeyler. müdahale edip etmemekte kararsız kalıyorum. ne yapabilirim?

iki üç tane kızdan oluşan ve tahminim 9. sınıf olan bir grup geçiyor. biraz sesleri yüksek. konuştuklarını duyuyorum. gülerek anlatıyor diğerlerine birisi; sin-kaflı bir küfür ağzına alıyor ve böyle böyle yazmış diye anlatıyor. dayanamıyorum müdahale ediyorum. gel kızım buraya?

-efendim hocam.
-utanmıyormusun. bir hanfendi olarak bu lafı ağzına almaya. erkekler de almayacak zaten. ama sizin gibi naif bir insana yakışıyor mu...
-özür dilerim hocam arkadaşın yazdığını söyledim.
-küfür etti de kızım. bu küfürü ağzına alman gerekir mi...
...
-özür dilerim hocam...

sınıfa çıkıyorum: tamamı hanımefendilerden oluşan bir sınıf sayılabilir. 3 tane erkek var. gerisi kız. çok konuşan bir hanfendi kalkıyor:(mesele buraya nasıl geldi anlayamadım o durumda)

-hocam annem bana "arsızsın kızım, senin ar ve haya perden yırtılmış sana ne desem boş" . hocam sizce de öyle mi? diyor.
-ne demem gerek... bir anna o diyalogları zihnimden geçirmeye çalışıyorum tahminle. sonra benim onunla yaşadığım diyaloglar geliyor...tahmin edebiliyorum, örtüşüyor. içime bir sıklet geliyor.

-yok kızım... yok... ama anneler işte böyle söylerler... ama severler de.

...
...

sınıftayım. sınıf benim akvaryumum yaşam alanım.
derste yapılmayan bir şey yapmak istiyorum. bir soru soracağım ve tam yapana sürprizim var diyorum. tamamını yapanın anne ya da babasının cep telefonum ile arayıp sınıfta alkışlatacağım:"kızınız vs oğlunuz soruyu yaptı ve sınıf onu alkışlıyor, duymanızı istedim"...

...sonra soruları yapıyorlar...
mehmet yapıyor: arıyorum. cevap gelmiyor.
roza:"hocam ben yapsam babamı arasanız babam:"bunun için mi aradınız beni" der diyor.

sibel yapıyor. sınıfın en sessiz ve ağır başlı kızı. geliyor anneni mi arayayım babanı mı? babamı hocam: arıyorum. kendimi tanıtıyorum. bir soru sordum ve ilk önce kızınız yaptı ve tam doğru yaptı sınıfta onu alkışlıyoruz diyorum. babasının sesi titriyor şaşırıyor. sonra kapatıyorum. sibel mutlu.

-dila da yapıyor. hocam annemi arayın annemle aram kötü barışırız belki diyor. onu da arıyorum..o da şaşırıyor ve teşekkür ediyor
...
...ertesi hafta...

dila gel buraya: ne oldu evde?
hocam annemle aram kötü idi. akşam aradı:canım kızım teyzenlerde kalma bu akşam eve gel dedi. gelmicem dedim diyor. sonra eve gel çabuk diyerek gülerek eve çağırdı ben de gittim diyor... aramız düzel...

sibel gel buraya:... geçen hafta ne oldu?
hocam ben sessiz durdum bir şey demedim. babam sevindi tebrik etti. annem beni öpmek istedi.öpme dedim diyor. neden sibel? hocam annem beni hiç öpmezdi hocam? ilk defa böyle bir şey dedi...öpme dedim diyor ama gözleri parlıyor.

bunları yaşıyorum. sanki dünyayı fethetmişim. aileleri kurtarmışım. talebelerimin hayatlarına değer katmışım. bana bir cihat meselesi yapılan siyaset oyunlarından daha anlamlı ve faydalı ve kıymetli geliyor ve bunları yaptığımda vatanıma ve milletime ve evlatlarıma daha faydalı olmuşum ve hizmet etmişim diye hissediyor ve duygulanıyorum ve talebelerimin gözlerindeki ışıltıyı hiç unutmuyorum ve biliyorum ki onlar da unutmayacaklar...
devamını gör...
6548.
belki de sırf gıcıklık olsun diye ak parti'ye destek veriyorum. kendini halktan kopararak aydın, entel, sanatçı vs gibi görmek isteyenlere karşı durayım diye. gizli bir kabul bu. ak parti'ye karşı çık, seçkin insan sınıfına dahil ol! hayatım boyunca böyle bir şekilciliğe, gizli ya da açık kibre kıl olmuşumdur. bu yüzden bu tipleri şaşırtmak hep hoşuma gitti.

fakat ne yazık bu tiksinç tavır bireyci dindarlıkta da gelişip serpildi. beyazların dilini konuşunca beyaz olacağını sanan zenci sendromu. bunlar eleştirmek ile tahrip etmek arasındaki farkı bilmiyor sanırım.

belki de bir neden şanı, şerefi ehli dünya arasında arama çabasıdır. bizce ne kadar zavallıca bir hal olsa da, kendileri için üstüne tam bir pipo yakmalık iştir.

yok hayır. sade gıcıklıktan dolayı ak parti'ye destek vermedim. çağımızda artık gitgide azalan idealistlikten ve bu yöndeki bilgi birikiminin doğurduğu zorunluluktan hep destek verdim. ama bir partizan da değilim.
devamını gör...
6549.
fikir fikri doğruyor... bu ülkede partizan olmak, devrimci olmak, sürekli siyasal çıkarımlarda bulunmak sadece solculara has güzel bir özellik. sağda birileri bunu yaptığı zaman koyun vs oluyor.

bu dünyaya isyan etmemek elde değil.

pardon, isyan etmek te solculara yakışan bir giysi.
devamını gör...
6551.
kafesinden firak özgürlüğe vuslatmış . kanatlanıp uçtuğunuzda da sizi sevebilen insanların sevgisi daha samimi imiş meğer kafes altın da olsa kafesmiş işte.

bir de acı çekmemi bekleyen insanların hepsini mutsuz ettiğim zamanlarda mutluyum .
devamını gör...
6552.
pamuk prensese neden prens ile evlendiği sorulduğunda "hikaye bana başka kader vermedi. ben de onunla evlendim" demiş.

bizim hikayemizde bazen ne kadar zorlasak dahi olmayan şeyler var ve bunları yaşamaya mecbur oluyoruz. kendimizi yol ayrımına gelmiş ve karar vermemiz gerekiyor gibi hissetsek dahi bu sanrıdan öteye gitmiyor. yolumuz belli bir istikamet üzere gidiyor ve biz bu yolun zorunlu yolcusuyuz. ne kadar aralardan kaçıp kendimize yeni yol bulma çabası gütsek bile gene dönüp dolaşıp hikayenin bize çizdiği yola geri dönüyoruz. sahi bu yol nereye gider?
devamını gör...
6554.
değişikliği seviyorum. daha doğrusu, "olmadı mı? taam ötekine geç kanka" rahatlığını seviyorum. hatta ingiliççe sözlerden çok sevdiğim bir tanesi şudur: "if you don't like where you are, move. you're not a tree."
sonuç: okul yolu beni çok bezdirdi, inşallah müsait bir zamanda, müsait bir yerde ineceğim. o zaman karalama defterine gelir daha ayrıntılı konuşurum bu konuyu. vay be, belki de aylar sonrasına söz verdim. vasiyetim gibi bir şey oldu, ama kimse ölmedi.*
devamını gör...
6555.
pragmatist manifesto, yapma. daha alacağı çok yolu var.

10 9 8 7...

3 2 1.

bir saniyeliğine gözlerini kapattı. gözleri yuvalarında gökyüzüne doğru dikildi. derin bir nefes aldı. "evet" dedi. "evet işte, ömrüm de bu kadar kısa sürecek."
bilinciydeydi hayatın kısalığının ve karanlığının. geri kalan o kısacık ama bir o kadar çetrefilli dar yolları aydınlatacak tek nura elini uzattı. elini karnının üstüne koydu. "seni seviyorum." diyebildi sadece. "seni seviyorum ve seni seveceğim."
kızına söylediği ilk "seni seviyorum"du bu. sağ gözünden süzülen yaş da bu "seni seviyorum"u o kadar özel kılmıştı ki, gecenin ayazına inat, tüm kargalar, tüm sarhoşlar ve tüm cambazlar selam durdu yanağından çenesine düşen gözyaşına.
devamını gör...
6556.
aradan geçen 66 gün sonra oturdum onun için mektup yazayım dedim. içimde biriken ne var ne yoksa saman bir kağıda yazarak okuluna yollayayım dedim çünkü elimde okul adresinden gayri bir şey kalmadı. oturdum hatta masama. karşıma da resmini alıp sanki onunla konuşurcasına yazmaya başladım. 4 tane önlü arkalı kağıda kafamdaki bütün soruları, sorunları, umutları en çokta acılarımı yazdım. giderken kırmamak için söyleyemediğim her şeyi yazdım. neden gittiğine dair o kadar şey kurmuştum ki kafamda ben bile karıştırmaya başlamıştım ihtimalleri. bi ara kafamı kaldırıp resmine bakınca bana ne kadar uzak olduğunu anladım. ne kadar da uzak tutmuştun beni kendinden. beni seviyordun bunu biliyorum ama benden daha çok sevdiklerin galip gelmişti ve beni ilk durakta kenarda bırakmıştın. ya da bana söylemediğin sırların vardı ve bunların bilinmesini istemiyordun. ne diyebilirdim ki verdiğin ve geri adım atmadığın kararın karşısında. yenilgiyi erken kabul ettiğimi biliyorum ama bana fırsat vermedin. kendini bıraksaydın kollarıma. acını usul usul dindirecek, yıllardır süregelen yalnızlığına son verecektim...

yazdıklarımı tekrar okudum ve 4 sayfayı da yaktım. içimde ki senin bir daha tekrar toparlanmamacasına kül olup savruluşunu izledim. elveda leyla...
devamını gör...
6557.
uzun süren bir savaşta bir çok kahramanlıklar göstermiş; madalyalar, nişanlar almış ve sonunda evine sağlam ama artık hiçbir işe yaramaz biri olarak dönmüş, yaşadığı hayata uyumsuz o sefil askerler gibiyim.
devamını gör...
6558.
biraz arkadaş yüzü göreceğim hele şükür. ailenin yeri başkadır tabii her zaman. ama belli bir yaştan sonra bu ilişkinin biraz daha kesik kesik olması gerek. yoksa tadı olmaz. kendi evini barkını kurma gerekliliği gibi yani...
kelimeler, cümleler artık kendi oluşturabildiğiniz şeylerdir, Allah'ın izniyle. ve genellikle aileyle uyuşmayan bir ruhu vardır. arkadaştır bunun çözülmesini sağlayan. evdeki çayınız soğumuştur artık, şeker erimez. daha sıcak bir ortam, arkadaş ortamı gerek.
devamını gör...
6559.
sürekli aynı şeyleri tekrar eden arkadaşıma şunları söyledim :

"lo hele hüs loo kes tamam. kağ lan bırdan. siye hüs diyem degil mi ? hüss oğleem hüs hüs"
devamını gör...
6560.
hayatımızda çok az şeyler paylaştığımız, daha az tanıdık insanların yanında en samimi olduğumuzu düşündüğümüz insanlarla bile daha az samimi oluyoruz. ağzını burnunu kırmalık durumlar bunlar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar