sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

6724.
hep sen mi ağladın
hep sen mi yandın...

sen beni gönlümce mutlu mu sandın?.. *

ben de çok üzüldüm. acıdandır; incitici yazıyorum bazen galiba. acılarım depreşiyor ara sıra. neden kabullenemedim ? kader böyleymiş deyip geçemedim. onca zaman sonra halen bir öfke, bir isyan yükseliyor bazen boğazıma kadar. bazen de beni üzenlere üzülüyorum. hem kendisini hem beni üzenlere...

(bkz: olmasaydı sonumuz böyle)

asi bir tabiatımın olduğunu kim söylemişti acaba ? * bu kötü mü iyi mi ?

zaman demiştim... acıları çoğaltıyor mu azaltıyor mu ?
devamını gör...
6726.
askim evlenmek istememin seninle vallahi bi alakasi yok bugun gordugum caydanlik cok tatliydi yanina kahvalti takimida alirim ceyiz dizicem ben onun icin evlenelim diyorum.
devamını gör...
6728.
korktum. kabul; sesini duymaktan korktum. sen böyle daha güzeldin. hayalim nereye yetişirse oraya kadar yakındın... hayalim nereye kadar giderse o kadar uzak.
korktum. kabul; seni görmekten korktum. sen böyle daha güzeldin. herhangi birisi; bazen otobüste ayaktaki yolcu. bazen karşımda sohbet ettiğim. ben sana erkendim sen bana geç. sen böyle daha güzeldin.korktum. kabul...

bugün birisi vardı karşımda. bir an sen zannettim. soramadım. kıyamadım. ya sen'sen.
senden kaçarken ben;soğumadım hiç...
zorla da değildi konuşmalarım; ah bilseydin "nasıl sustuğumu".
devamını gör...
6730.
arada bir kitap değerlendirmesi yaptığım düşünce-kültür dergisinin değerli yöneticileri ısrarla benim 'türkiye'de en iyi kitap eleştirmeni' olduğuma, olacağıma inandırmaya çalışıyorlar. başta bunu 'gaz vermek' olarak tanımlıyordum, ama yok, adamlar buna gerçekten inanıyor. hatta daha etkin ve yetkin birisi -ki eskilerden de sınıf arkadaşımdır- benden bir doğan hızlan çıkarmak isteğini açıkça söylemişti. "doğan hızlan bir, ben iki' imişim. ben de, " doğan hızlan mı? yapma hocam! sevmem o tür rolleri" demiştim. ama yok, gerçekten yazıdaki kadar güçlü değilim sözlü anlatım konusunda. sevdiğim ya da sevmediğim şeyleri anlatamıyorum. tıkanıyorum.

işin doğrusu; yazım konusunda gazetecilikten kitap tanıtımına kadar hepsini çok ta zorlanmadan yapabilirim. ama kim bilebilir bunların hepsinden nefret ettiğimi? nasıl anlatılabilir insanlara, herkesin birbirini ezdiği statülerden tiksindiğimi? hayır, bunun anlamı, hemen kapının önünde medya ordusu beni bekliyor değil. fakat öyle bir giderim olsaydı bile bundan şiddetle kaçınırdım. belki sadece 'maddi kıstas' ayartıcı olabilirdi; o da belki.

esas duruşum şu: dünyanın genel geçer işlerine hiçbir zaman gönül vermedim. belki dostoyevski'nin yeraltı kahramanı gibi kendi kendime heyheyleniyorum; olabilir; ama bu, his ve düşüncelerimin yanlışlığını göstermez. değil mi ki, herkes kendi içinde bir dünyadır ve sürekli olarak kendisi dışındaki o devasa dünya ile çekişme halindedir. ben de işte böyle posta koyuyorum dünyaya.

fakat aslında yara daha da derin. ben bir edebiyat aşığıyım. aşkın doğası bu: onu kendi içinden başka hiçbir yere haykıramazsın.

delilikse delilik. kendi halimde özgür bir deli olmayı, bütün dünyevi kabül görmelerden üstün tutuyorum.
devamını gör...
6731.
fonda 50'li yılların klasik türk müziği radyo kayıtları, elde kamış kalem aylardır geçilemeyen dersi yazıyorum, beynimde elifler beler cimler el ele tutuşmuş halay çekiyorlar sonra birden 21 yaşında ve hukuk fakültesi son sınıf öğrencisi olduğum aklıma geliyor daha da kötüsü vizelerin yaklaşmakta olduğu aklıma geliyor canım sıkılıyor. sigara içiyorum.
devamını gör...
6734.
acılar insanı olgunlaştırmıyor, tam tersine ergenleştiriyor. bir başka deyişle insanın ergenliği acı çekerken ortaya çıkıyor.
devamını gör...
6735.
şu sözlüğe geldim geleli bi kere de biri demedi ki..ah evet, karayel, hay ağzına sağlık ne de güzel dedin...tespitin kraliçesini yaptın...evet hiç denmedi bu...dön dolaş aynı terane...tası tarağı toplayıp gidicem yeminle...
devamını gör...
6737.
tavla oynamayı, taşlarla oynanan 4 kişilik oyunu, üstüne üstlük, iskambil kağıtlarıyla oynanan oyunu da, bilmemeyi ben de çok isterdim.

bunları bilmemek marifettir, erdemdir, zerafettir. bir yerlerden kirlenmeden çıkabildiğinin, aklının kalbinin temiz kaldığının göstergesidir.

acılar öldürmez, hatta olgunlaştırmaz da. bazı acılar hiç bir işe yaramaz. daha önce de söyledim.

sabahtan beri açık duran lambaların yaktığı elektiriği bile çıkaracak kadar iş yapamadığımız bir hafta başında, düşünüyorum da, aslında her duam kabul olmuş. rabbimiz çok büyük.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar