sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

7701.
babaannemle günde 3 defa tanışıyoruz. her defasında sen kimsin,yanımda ne arıyorsun, burası neresi gibi sorulara cevap vermek zorunda kalınca insan kendini böbrek çalan mafya elemanı gibi hissetmiyor değil. ben kendimi ona anlatırken tüm soyağacımızı yeni baştan çiziyoruz. bazen ademle havvadan alıyorum hikayeyi. bazen de kısa cevaplar veriyorum nasılsa tekrar unutacak diye.
kimi zaman ben de unuturum. kendimi bile unuttum geçenlerde. sonra karnım acıkınca hatırladım. doğru ya lan vardım ben, yaşıyorum falan. tedavi olarak aç karnına on saniyede bir kendimi çimdikliyorum. süper olay. işte bunlar hep alternatif tıp.
devamını gör...
7702.
toplanın yamacıma. güçlü görünmenin formülünü vereceğim sizlere...

hava karardığında tüm kederinizle oturuyorsunuz çalışma masanıza. kara kara düşünüp, sabah olmasını bekliyorsunuz. sabaha yakın saatlerde düşünmekten yoruluyor zihniniz. biraz da pozitif düşüneyim deyip , tekrar düşünmeye başlayacakken uyuyakalıyorsunuz. böylelikle kalan keder tortularını da aklınızdan uyku yolu ile atmış oluyorsunuz. uyandığınızda müthiş bir enerjiyle kalkmış oluyorsunuz. her ne kadar zor bir gece atlatmış olsanız bile, geçmişin gelecek üzerinde hükmü az olduğundan çok takmıyorsunuz. gün boyu gülümsüyor ve yataklarında rahatça uyumuş olan insanlara teselli demetleri dağıtıyor, tüm sorunların bir gün biteceğini yineliyerek onları motive ediyorsunuz. en son her birinin dertlerinden paylar dolduruyorsunuz zihin kesenize. kendi derdinizi gündüzün kargaşası ile unutup, akşama doğru eve dönüyorsunuz. hava karardığında tüm kederinizle oturuyorsunuz çalışma masanıza. bu sefer gün içinde kesenize koyduklarınız da bekliyor sizi. her geçen gün artıyor geceye olan mesainiz ve çoğu zaman katlanılmaz oluyor. çünkü biliyorsunuz ölünce bitecek tüm acılar, düşünceler ve hisler. bu bilgi her şeyi daha da zorlaştırıyor işte.

…ve yeniden güneş doğuyor. siz zor bir gece atlatmış oluyorsunuz. insanlar yüzünüzdeki tebessüme ve ağzınızdan çıkan teselli cümlelerinize kanıp, sizi güçlü belliyor. o güçlüdür diyorlar. kaldırır diyorlar ve başlıyorlar yüklenmeye sırtınıza. sizin yükünüzün üstüne, kendi yüklerini koyup, siz güçlü görünmeye devam ettikçe yüklemelere devam ediyorlar. ne tuhaftır ki, güçlü görünmek huy oluyor. savaşmak…olumsuzluklara karşı psikolojik savaş açmak hoşunuza gitmeye başlıyor bir süre sonra. işte dostlar! o hoşnutluğu yakaladığınız vakit siz gerçek manada güçlü görünüyor olacaksınız.

..ve son paragrafta bir not. insanoğlu aciz. insanoğlu muhtaç. bir muhtaç ne kadar güçlü görünebilir ki?


başlıksız yazılar
devamını gör...
7707.

dostlukta sebat etmek önemlidir. ne olursa olsun sonuna kadar gitmek, yorulmamak… erdem bayazıt aşk için şöyle demişti: “aşkın bir adı da yorulmamaktır.” biz de şöyle diyebiliriz: dostluğun bir adı da yorulmamaktır. dostlukta sebat etmekle ilgili şu hadisi de söyleyebiliriz: “eski dostluğu devam ettirmek imandandır.”
ibrahim tenekeci “inancıma göre dostluk bir nasip meselesidir ve insanın dışında gelişir” der. ama dostluğu devam ettirmek, sonunda güzel bir şey olmasa da dost için vefa yokuşunu çıkmak, emek meselesidir. anlayacağınız dostluk nasiple başlayan ve emekle devam eden kutlu bir yürüyüştür.
behçet necatigil bir şiirinde
“kapalı kaynar tencerem bilinmez/et mi pişer, dert mi pişer” der.
dost bu tencerede pişeni bilendir.

başlıksız yazılar-2
devamını gör...
7709.
geceden beri sinirlerim tepemde. bir türlü sinirimi atamadım. hayır yani bundan sizene dimi ? haklısınız. iki saat uyudum dün geceden beri. nedeni mi ? keşke buraya yazabilsem. neyse ben gideyim belki uyurum ya.
devamını gör...
7712.
ölümün bize yakınlığını nasıl hissederiz. en yakınlarımızın ölümleri dünyanın faniliğini yüzümüze çarpıyor. bir de çocukluğunun geçtiği filanca mahallede filanca amcanın...filanca teyzenin ihtiyarlaması...ölmesi... bunu yakından müşahede etmen. bugün çocukluğumun mehmet ali amcasını hasta yatağında ziyaret ettim. anne ve babam ziyaret ettiğinde beni sormuş. onlar da beni aradılar. seni görmek istedi diye. aslında çok da hukukumuz yok. komşuluktan başka. o da büyük hukuk ya gerçi. ihtiyar yatağında şuuru yarı var yarı yok. konuşamıyor. en son gördüğümden bu yana da takribi 2-3 sene. çökmüş. zayıflamış. beni görünce gözleri ışıldadı ama konuşamadı. benim gözlerim doldu ve ağlamaya başladım. gençliğimizde ölmezsek ihtiyar olacağımızı...ihtiyarladıkça çocuklaşacağımızı, çevremize muhtaç hale geleceğimizi... ölümün ise ihtiyarlığımıza bir rahmet olduğunu, ihtiyarlık zahmet ve meşakkatinden eğer iman ve istikametimiz varsa ecel tezkeresinin ne kadar mutluluk vereceğini. 33 yaşımın evveli bir anda hayalen geçti mehmet ali amcayı gördüğümde. o yatakta kıpırdamadan ve sağa sola bakamadan duran bendim. o değil. size bir kardeş tavsiyesi dünyanın bize gülen bu yüzünün dahi faniliğini tadabilmek için ihtiyar yakınlarınız varsa ve bilhassa hasta iseler ziyaret ediniz... bir ölünün cenazesine katılınız. toprağa veriniz. emin olun vicdanımız sönmemişse bir çok fani kırgınlıkları, küslükleri bu ziyaretler dahi yumuşatır... farkına vardırır. ahiret için ciddi çalıştıracak bir vesile eyler. hayırlı ihtiyarlıklar diliyorum hepimiz için...
devamını gör...
7713.
yolundan döndüğün benim rengimdi. renginden öte bir şehir devrildi. sizi anlattığım bir iki hikayeydi. o ki tenhada iki kurşuna dizildi. akarsular, nehirler boyunca kirlendi, ardından geri geldi. adi bir hayat böyle sona erdi. bileğine kılıcı böyle indirdi. varlığını yokluğuna benzetti. sonra bu acıyı resmetti. sorsan, babam iyidir ancak hayat çirkindir derdi. sorsan, yürüdüğün şehir mahkemeye verilir derdi. dünya melanetiyle ve şarabıyla meşhur ancak güneş vaktinde gelirdi. ki anneniz bunu çok iyi bilirdi. çünkü bazıları öyle b.ktandı ki yasınıza dahi hürmet etmezdi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar