sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

7724.
yazdım, yarını düşünmeden ve cümlelerin beni yargılayacağını düşünmeden. sayfalar doldu, kalemleri değiştirdim. kaç uç değiştirdim yahut kaç kalemtraş bıçağı eskidi saymadım. sonra isyan etti elim. yazdığın yeter çiz gitsin dedim. kendimi çizdim, kafayı çizdim, gönlüme çizdim. yazmadıkça daha da beter olduğunu gördüm. sustum kahra vurdular, konuştum zehre yordular. mevlana haklı çıktı, mevlaya döndüm.
devamını gör...
7726.
güne nasıl başlarsan öyle gider derler ya doğruymuş. sabah servise geç kalmak, düzgün kahvaltı edememek ve son olarak pantolonun olmadık yerden patlaması. neyse Allah beterinden saklasın diyelim.
devamını gör...
7729.
hacım aklıma takılıp duruyor geçen ki şu ambulansın içindeki çocuk. gözümü kapasam karşımda. kabusum oldu resmen. tüylerim ürperiyor sürekli. olm biz dünyada sınavı nasıl veriyoruz anlam veremiyorum. o çocuk aklıma geldikçe kendime cehennemin en ala yerinden yer beğenip duruyorum. o nasıl bir masumiyet. o nasıl bi duruş. aklıma rahmetli abimin kanlı bedenini getirdi. hatırlıyorum her yanı kandı ve dokundum kendisine. anneme dedim ki: ne oldu? abin öldü dedi bana. ama bu kan dedim. kadın ağlamıştı. o çocuğun masumiyetinden ne hale geldim diye soruyor ve utanıyorum. haberlerde görünce yüzümü çevirdim ve her çevirmeme birileri sanki hatırla! hatırla! diyerek gözümün içine soktu. yine gördüm ve ellerim titremeye başladı. uyanmam gerek dedikçe bu kabusun içinde kaybolup gidiyorum. niye gösterdiniz olm bu çocuğu! niye bana zulmediyorsunuz! nerdesin en yeni abi. sen demedin mi göstermeyin şu çocuğu diyen. bak halen gösteriyorlar. kaç yıldır soruyorum biliyor musun neden ben ölmedim diye? tam 23 yıldır bu soruyu soruyorum. versinler o çocuğu bana bir daha kanı akmasın. kendi evladım kardeşim gibi bakayım ama göstermeyin bana o mazlum yüz ifadesini.
devamını gör...
7730.
sıtkı ağabeyin dediği gibi;

yine yanar bu gönül
yaprak döker yoluma
yine aylardan eylül
yine günlerden cuma


yine döndü devran abiler, ablalar... içimizdeki iklimlere kimsecikler aldırmasın; insan kalabilmek için, yine biziz kalan, iki dünya arasında... o kutlu devran, bir gün bir olursak, bizim için de döner inşallah... tebrikler, hâlâ avcundaki kor ümide sahip çıkanlara... onlar, avuçlarında dualarla, imanlı ruhlarını fırtınadan fırtınaya kaçıranlar... o tek kıvılcım, sabrımızda harlanan... ahirzamanın o mübarek sabahı hayrına, hepinize hayırlı cumalar...
devamını gör...
7731.
eniştem yıllardır yurtdışında olduğundan eniştelik müessesesiyle bugün tanıştım. şu an doblo muhabbeti yapıyoruz. zirveye ulaştık bence.
devamını gör...
7732.
atatürk ilke ve inkılapları ile yönetilmemize, anayurdun dört bir yanını atatürk heykelleri ile örmemize, resmi ve tüzel bütün kurumları atatürk resmi ve gençliğe hitabesi ile donatmamıza, tüm ders kitaplarının ilk sayfasında atatürk resmi ve hitabesi olmasına, tüm milli bayramlarda ataturk'e olan sevgi dolu sözlere, dünyanın belkide en büyük anıtmezar uygulamasını anıtkabir ile yapmamıza rağmen ve üstüne üstlük vatandaşlarının büyük büyük çoğunluğu müslüman olmasına rağmen neden ilim, fen, sanat, teknoloji gibi konularda geriyiz arkadaş!
devamını gör...
7733.
aslında biz öldürmedik dolayısıyla sürüklemek de bizim alnımıza yazıldı. ne kadar yalnız kalırsak o kadar iyi anlayacağın. âlemi temaşa ede ede seyrandan da geçeceğiz. yalnızlık bunun için elzem. inanıyorum buna. bir gün her şeyden geçip, en önce de kendimden geçip, öylece duracağım bir ân gelecek. biliyorum bunu. hayır hafiflemiş olmayacağım, aydınlanmış da… teslimiyet gibi de değil, tevekkül gibi de…sürüklediğim leş sırtımdaki eprimiş çuvaldan taşa, toprağa, çalıya, çırpıya sürte sürte erimiş, tükenmiş gibi… kendi kendine buharlaşacak,bekliyorum. ışte ancak o zaman içimden tüten buhur güzele dair olacak. simdi böyle, bu halde, pek hoş değil, farkındayım. zorla ayakta tuttuğum şeyler var neyse ki. bir bırakmayan hep var. hayallerim böyle değildi. büyüdükçe güzelleşmek istemiştim halbuki. ziyadeleşsin istediklerim sırtımdaki çuvalda sürüklediklerim değildi. simdi arza çarpa çarpa erisin, yok olsun, ben tükenmeden bitsin diye bekliyorum. beklerken yoruluyorum.
bu yorgunluk değme yorgunluk değil. uyusan geçmez, dursan seninle birlikte durur. yürüsen peşini bırakmaz. kalsan gitmez. gitsen bırakmaz. gülsen solmaz. ağlasan ağlamaz. dinlesen seslenmez. konuşsan susmaz. seninle hakikat arasındaki yetmiş bin perdenin bağlı olduğu ibrişimdir o. ıpeğine aldanıp da çözmek için elini uzatsan hiç acımaz. kan revan içinde kalırsın. çözmezsen de hep burada, böyle, olduğun gibi, ham ervah, sersefil, perme perişan, hem kelepçeli hem prangalı, bu dünyada kalakalırsın.
bu yorgunluk değme yorgunluk değil. ıçinden ve dışından seslerin içine ve dışına vura vura yayıldığı bir kuyu. dipsiz. attığın her adımın hışırtısını pürüzsüz duyduğun bir boşluk. sonsuz. masaya vuran elin, elden düşen kalemin, kalemin kırılan ucunun, ucun yuvarlandığı zeminin, zeminin imâl edildiği maddenin, hammaddenin çıktığı madenin, madenin saklandığı dağların, dağları besleyen yağmurun, yağmuru taşıyan bulutun, bulutu sürükleyen rüzgârın ve hepsinin buluştuğu, birleştiği, kavuştuğu uzay, sema. uçsuz bucaksız.
bu yorgunluk değme yorgunluk değil. en az senin kadar yorgun dünyanın ağır aksak dönüşünü dem be dem işittiğin bir zaman ve mekan. gacur gucur...
devamını gör...
7734.
çok güzel bi tanım yazmıştım; hatta "sarı renk olmalık" o derece iyiydi. ama ne oldu? şarjım bitti ve tanımım uçmuş oldu. ağlıyor muyum? yoo hayır gözüme toz kaçtı.
gökyüzü güzel, kuşlar uçuyor.
kutup ayıları çok yalnız demek isterdim ama küresel ısınma yüzünden yalnız kalacak kutup ayısı bırakmadık.

ayrıca hiçbir neden olmaksızın bugüne puanım 4.3 ; saygılar..
devamını gör...
7736.
hayatım boyunca insanlardan mümkün mertebe bir şey istememeye çalıştım. en çok ettiğim dualardan biridir, rabbim beni kimseye muhtaç etme ve kimsenin eline baktırma.
devamını gör...
7738.
bazi gunler is donusu servisten inince 5 dk soluklandigim bir park köşeciği var. ama bir amcayla yariş halindeyiz. ne zaman gitsem orada oturuyor. hatta ise gitmediğim gunlerde de oradan gecerken goruyorum. unutmak imkansiz cunku hep semsiye tasiyor. bundan dolayi ayirdina varmistim zaten. ınsan yuzlerini kolayca unuturum cunku.
bugun yine nobet yerindeydi, tabii elinde semsiyesi. anladigim kadariyla biraz safca. belediyenin guvenlik gorevlisi kibarca hadi artik eve git istersen dedi. amca kendini nasil tutmussa bir birakti.yanindaki ufak bir pet sise suyu gostererek, ya suna 1lira aldi cocuk Allahtan korkmadan. yazuhlar olsun diye yakindi.guvenlikci de sen suya niye para veriyon gir belediyeden iste filan dedi.yarin oyle yapayim o zaman dedi. bir de bugun de oyle yapsaydim keske 1 liram cebimde kalirdi diye hayiflandi. cidden cok uzgundu. adi ne bilmiyom bunun ama fakirlik denen duyguyu ilk kez bu aksamustu hissettim ben, en ortasindan.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar