sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

8101.
insan her taşında her kum tanesinde alın teri olan eve, minik bahçesine dalından koparıp dilediğince yediği meyvelere ve tatlı huzura kıyamıyor. tüm bunların manevi değerini karşılayabileceğini düşündüğüm maddi karşılık yok gözümde. vefatından 7 yıl geçmiş olmasına rağmen yokluğuna hiç alışamadığım can parçam dedemle olan anirlarım, çocukluğum, ergenliğim, yaşanılmış iyi kötü her şeyin o ev ile birlikte harabeye dönme ihtimali üzüyor. doğduğum köyden, toprağından başka bir yere gidip başka bir yeri benimsemeye çalışmak beni korkutuyor. geçmişi hatırlatan tüm objelerden, gelecek adına kurduğumuz hallerden, evimin bana huzur veren manzarasından vazgeçmemiz gerekiyor, bilmiyorum. belki tüm bu söylenenler şehir efsanelerinden biridir. (umarım öyledir)
devamını gör...
8102.
dün bir kere daha gördüm ki genele vurulduğunda kadınlar çalışma hayatında erkeklere göre daha agresif oluyorlar.
erkekler iş bitirmeye odaklanırken kadınlar olay çıksa da içimizde kopan fırtınaları estirsek şuralarda, kafasındalar.
/*dikkat ediniz kadın çalışanların hepsini değil, çoğunluğunu kastediyorum.*/
dün -tamamen kasıtsız- kendine 2 saniyelik iş çıkardığım için sinirlerimi alt üst eden kemçik banka personelini akşamında şikayet ettim.
oh iyi de ettim!
gerçi süreç uzun işliyor ama olsun, er ya da geç o kadın orada müşterilere yardımcı olmak için maaş aldığını, mesaisini buna harcaması gerektiğini anlayacak. umarım!
esasında ben bu kadını şikayet etmekten vazgeçmiştim.
akşam bir öğrendim ki iki dersten kalmışım bütte, yani bir dönem daha uzadı.
bıktım ulan.
o can sıkıntısıyla dedim ki, şikayetlerimizi görmezden gelerek, erteleyerek, yerimizde oturarak güzel günlere çıkamayız: bir yerden başlamak lazım dedim.
velhasılı haziran'da o zıkkım diplomayı alma hayali suya düştü.
nasip.
devamını gör...
8103.
yaşadıklarımızı, yaşandığı anda kaybedeceğimizi bilseydik, yaşamanın ne anlamı olurdu, değil mi? galiba bu yüzden hafızamızın, geri dönülmez biçimde tarihten silinmesinden korkuyoruz. bence, bizi biz yapan şeyleri yitirmek, bizi her şeyden önce kendimizden edeceği için, benliğimizde ölüm korkusunu duyuyoruz.

yalnızlıkla da yakından ilişkisi var bu kaygının. çünkü "ben" dediğimiz anda, yalnızlığa maruz kalıyoruz. üstelik içimizden taşan bu yalın hissi de kolay bastıramıyoruz. öyle ki, kendi türümüzden bir kimse çıkıp, bize "tamam, ben seni her şeyinle çözdüm, senin kim olduğunu biliyorum artık..." dediğinde bu bizim içimizde sanki alerjik bir refleks, bir tiksinti uyandırıyor. sanki başkalarının ruhumuzun çıplak yanlarına gözlerini dikip bakmaları bizi adeta mahkum kılıyor, esir ediyor.

ölüm, yalnızlık falan filan deyince... o meşhur hadis, ebuzer el gıffarî hazretleri üzerinden bize de mi değiyor acaba?.. nitekim hepimiz, hakikatte yalnız doğar, yalnız yaşar, yalnız ölürüz.
devamını gör...
8106.
askerden memlekete yeni dönmüştüm sene 1987 şimdi milattan önceye dair bir tarih gibi. hani askerlik dediysek 3 ayı hastanede yatarak gerisi ise kantinde çay dağıtarak geçti 1475. piyade ulaştırma taburu hasdal'da, acemilik ise metris'te. cebimize 5 lira koyacak dahi yoktu askere giderken. yazın çocuk yaşta gurbette inşaatlarda, orada, burada hamallık yaparak bir marlboro bir de babamıza yatırdığımız paradan hissemize düşen boyun büküklüğü ve ilelebet tiryakilik. yasin ile de işte o yaz tanıştık, bizim oralı kürt. yarım yamalak türkçesine bir de pelteklik eklenince kurulan cümlelerin çoğu haybeye. yasin, amca oğluyla beni de çalıştığı et fabrikasına işe soktu. biz üç beş kuruşa çoktan tav olmuştuk onlar da gücümüzden, coşkulu akan kanımızdan, gelmek bilmeyen yorgunluğumuzdan yararlandılar. çorap kokusu ve sigara dumanı içinde kanım kırmızıdan toprak rengine doğru kayıp katılaşırken gözüm bir sevdaya değmeden kapanıyor. oysa bir baksalar okyanus olurdu. bir baksalar sığınılacak bir liman. gözümü kapatırken kuracağım bir hayalim bile yok, delikanlı olup daha önce ölmeliydim. geriye kalan tek şeyim ahmaklığın tabirine örnek olarak sunulabilecek hayatım; bir paket marlboro için it gibi çalışmak.
devamını gör...
8108.
zamanında çirkin kızlarla bile kesişmişliğimiz var, kendilerini güzel sansınlar diye. böyle de yufka yürekli adamız.

hee bi de şuan kursta sınıfımdaki 4 kıza birden zehir saldım. zehrin vücutta dağılması yaklaşık 12-13 saat sürüyor. yarın falan itaat ederler du bakalım.
devamını gör...
8111.
birkaç saat önce aldığım sevindirici haberden eser kalmadı be sözlük. bari mutluluğu geç buluyoruz biraz uzun sürseydi de biz de bir tadına varabilseydik. nerelere kaçtın ey mutluluk tekrar gel..
devamını gör...
8112.
bazen öyle bir şey yaşanır ki, kırılan bir camın şangırtısının ardından gülen bir çift göz gibi sıcak, tan vaktinin tendeki serinliğinin peşinden paslanmış zincir gıcırtısı gibi huzursuz eden, tam fermuarı çekerken içeri giriveren bir yaprak gibi muzur, çok eğlenilen bir ortamda azap veren apansız bir anne şevketi özlemi gibi yalnızlaştıran bir an ..ve yıllar yıllar yıllar sonra, o an, sıradanlığının içinde hissedilen o buruk tanıdıklığının devamıymışçasına yine bir anda hatırlatır kendini.her geçen anla başka formlara bürünen, şekil değiştiren benliğimizin köküyle en bağlantılı yerleri sanki o anlar.ben dediğimi ben yapan şeyi bulmama yardım eden özler.

aslında o değil de, üç beş nota bir araya gelerek neler yaptırabiliyor insana.
devamını gör...
8113.
söylesene sevgili sözlük onca yil okuyayim, ugrasayim, dertleneyim, ağlayayim ve bu yasima yalniz basima geleyim. daha sonra ev sahibi olayim, isim ve arabam olsun. bunun üzerine de benimle bu yasima kadar hic bir zorlukta beraber olmamis bir kimseyle neden yuva kurayim ki? neden öğrenciyken ortalikta gorunmeyenler biz buraya gelince ortaya cikiyorlar. bu hazira konmak olmuyor mu?
devamını gör...
8115.
başkasının işini yaparken kıytırık bir stajyer olmama rağmen tam bir profesyonel gibi davranıp hallediyorum. kendi işim olunca her şey ters gidiyor. stajyer kimliğimden sıyrılamayıp her şeyi elime yüzüme bulaştırıyorum. ses tonum bile stajyerim diye bağırıyor lan.


gece gece gelen dellenmemi artı nene "aaalllaaahhh ya raabbii şükküüürr"ünü buraya bırakıyorum.
devamını gör...
8117.
bazen sacmaliyorum. sonra diyorum ki" saçmalama!"
sonra diyorum ki "saçmalama imkanım varken neden sacmalamayayim?"
ardından "asıl olan saçmalama imkanım varken sacmalamamaktir.. " diyorum.
ne sacmaliyorum ben ya?
devamını gör...
8118.
son zamanlarda hasret duyduğum birçok şey vardı. ama şimdi görüyorum ki zaman biz insanların üzerinden bir poyraz gibi geçerken hiç birşey de kararında kalmıyor. o zaman hasret duymak da nesi, geçmiş hatırlayıp tebessüm etmek için güzel anılarla, gelecek mutlu olacağımız günlerle dolu.
devamını gör...
8120.
manitanın biriyle whatsapptan konuşuyodum. on numara sohbet gidiyo yazıyorum şak diye cevap veriyo bekletmek yok falan. derken foto atsana dedim, aga kız fotoyu attı cillop gibi manita. sen de at dedi, ben de bi foto attım. 20 dakka oldu kızdan ses seda yok. sonra çaldırayım belki görmemiştir yazdığımı dedim. aradım sekreter çıktı: - aradığınız numara kullanılmamaktadır.

bu da böyle bi anımdır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar