sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

8122.
manitanın biriyle whatsapptan konuşuyodum. on numara sohbet gidiyo yazıyorum şak diye cevap veriyo bekletmek yok falan. derken foto atsana dedim, aga kız fotoyu attı cillop gibi manita. sen de at dedi, ben de bi foto attım. 20 dakka oldu kızdan ses seda yok. sonra çaldırayım belki görmemiştir yazdığımı dedim. aradım sekreter çıktı: - aradığınız numara kullanılmamaktadır.

bu da böyle bi anımdır.
devamını gör...
8123.
sanki bütün kelimeler, herkesin sağır olduğu bir memlekette bağıra çağıra tüketilmiş gibi... ya hiçbir şey kalmamış söylenecek; ya da ağzından çıkanı kulağı duymayan bizim gibilere düşmüyor bir şey söylemek. bütün kelimeler öldü artık. sağırlar birbirine bağırmayı iyi biliyorlar. hem de iz bırakmadan. söz de yazı da öylece havaya karışıyor.

bunlar bizi neye çağırıyor böyle? bizden acil bir cevap bekliyorlar; birer kelimelik iki seçenekten hangisini seçtiğimizi öğrenmek istiyorlar. bunlar gerçek birer seçenek mi? neden seçenekleri belirleyemiyoruz? neden bizi öz dişlerimizle yumruğumuzu kanatan bir tercihe zorluyorlar? neden kaldıramıyoruz yumruğumuzu, dişleyip durmak yerine? neden hakiki iradeyi dayatamıyoruz, bu iki zorbalıktan birini seçivermektense?

"neden" mi?... bu nahoş kelime, bizim bu tortulu beyin kıvrımlarımız arasında körelip unutulalı, "öküz altında" can vereli asırlar oluyor. artık "allah" demek de yasak değil; ama Allah deyince kimse bir şey hatırlamıyor. karşı kıyıda artı değere tapınan emekli amcalar köprüyü geçene kadar birbirlerine dayı diyor; suyun bu tarafında bir olup bizi kovalıyorlar. avukat, çocuk katilini savunurken, 3 yaşındaki çocuğu tecavüzle katledilen bir babanın cinnet anındaki insafına bırakıyor adaleti. fabrika bacaları, cami minareleriyle kol kola yükseliyor yurdun her yanında; ve biz, din ve fen nasıl çatışmaz, onu gösteriyoruz, yerseniz.

sözde ilim ve sanat, bize müptelası olduğumuz türlü teknolojik ve seksolojik manyaklıklar dışında bir şey getirmedi. işsizlik, açlık, serserilik, alkolizm, pornografi, hırsızlık, gasb, cinayet, fuhuş, tecavüz, talan, dolan, soygun, vurgun... hepsi uçlarda. daha fazla meyhane, kumarhane, kerhane; daha fazla sömürü, rezillik, sefahet; daha fazla alkış, şakşak, yuha; ve daha fazlası hiç utanmadan. mankeni, sunucusu, popçusu, topçusu milyonları götürürken, işçiler açlık sınırında yaşıyorlar. yaşayabiliyorlar gıkları çıkmadan.

titreyen ademelmasından yutkunmak dışında bir şey için gıkı çıkmıyor kimsenin. bir de gol sevinçlerimiz var. başka bir şey dileyemiyoruz... mutlu olmadığımız halde başka türlüsünü dilemek gelmiyor içimizden, başka türlü yaşanmaya değer bir hayat gelmiyor aklımıza. irademizle yüzleşeceğimiz yerde, acı hatıralardan bile tekerleme gibi bahseden hızlı ve iç gıcıklayıcı şarkıların ritmine ayak uyduruveriyoruz.
devamını gör...
8124.
bir haftadır üç kere oluyor bu. deli mi veli mi bilmiyorum biri geçiyor sokaktan bazen felak nas okuyor bazen euzu besmele çekiyor bazen de bela okuyor.
bu gece de plakaları okurken ve gördüğü dükkan isimlerini kendince yorumlarken uyandım. çok şükür bu sefer kafayı kaldırıp pencereden bakabildim.
meğer ponçikçe bi teyzeymiş. bağıra bağıra geçti..

gelin kuaför.. beş para etmez. haram yiyorlar!
devamını gör...
8125.
gurbet elde son 11 günüm sevgili sözlük. eve gidince gelsin içli köfteler, zeytinyağlı sarmalar, mantılar, börekler, çörekler daha nesi nesi.. anam ellerim paslandı oğul ne zaman geleceksin diyordu. 11 gün kaldı anne * )
devamını gör...
8126.
yine ucuz yırttım be sözlük. bir insanın gerçek yüzünü biraz geç olsada fark ettim. üzülüyorum keşke benim düşündüğüm gibi bir insan olsaydı ama değilmiş. ben anladım da o kadar anlamayan hala onunla ilgili güzel şeyler söyleyebilen insanlar var. söylenenleri duyunca bir şey diyemiyorum ama onlarda anlayacaklar bir gün.
devamını gör...
8129.
bir insan, sizi ancak en son ona ne şekilde davranmışsanız öyle hatırlıyor. bazen bunu pişmanlıkla fark edebiliyorsunuz. üstelik, kaybettiğiniz sevdikleriniz söz konusuysa, bu pişmanlık hissi sizi düşüne düşüne o noktaya getiriyor ki; ne bileyim, mesela en basitinden, "ben senin kırılacağını bilseydim böyle söylemezdim" der gibi, fakat daha derinden; "ben günün birinde böyle bir şey yaşayacağımı bilseydim, başka türlü yetiştirirdim kendimi... veya daha çok değişirdim..." diyebiliyorsunuz. insanı insan yapan da bu. üzülüyorsunuz, üzülüyorsunuz... böyle böyle düşünceleriniz değişiyor ve sonunda bunlara alışkın başka bir insan olup çıkıyorsunuz. samimiyetsizce hal hatır soranlara, aynı samimiyetsizlikle "iyiyim ben" diye karşılık verebiliyorsunuz. bunu hiç düşünmeden, alışkanlıkla yapıyorsunuz ve bu sizi daha da doğal kılıyor.
devamını gör...
8130.
bazı dertler anlatılmıyor be sözlük. herkes kafasına göre yorum yapıyor ama gerçekte neyim olduğunu sadece birkaç kişi biliyor. keşke insanlar bilmedikleri şeylere yorum yapmaya kalkmasalar. iyilik yapacağım diye karşıdakini üzüyorlar farkında değiller. çektiğimi ancak başına gelen anlıyor. biliyorum geçecek her şey eskisi gibi olacak ama bu zor günleri sabırla atlatmam lazım.tek isteğim o sabrı gösterebilmek yoksa kaybolup gideceğim...
devamını gör...
8131.
yaşasaydın bugün 69 yaşına basacaktın. yaşasaydın bugün yeni yaşını kutlayıp , sıcacık sarılacaktım sana. nasibimiz böyle imiş demek. en çok neye üzülüyorum biliyor musun ? birgün mutluluk yüzü görmedin. hep derlerdi kızlar annelerinin kederi ile kederlenir diye, şimdi düşünüyorum galiba kızlar annelerinin kaderiyle de kaderleniyormuş.
devamını gör...
8132.
ben benimkisini bim'den aldım mesela. arada içimi, ruhumu bu bim'den aldığım spiralli ve kareli deftere döküyorum..ucuzlugu zamanında beni cezbetmis olsa da içimi dökeceğim tek şeyi bim'den almış olma düşüncesi beni kahrediyor. böyle sinirleniyorum yakmak istiyorum bazen defteri ama 3.5 tl boşa gider diye yakamıyorum da. Allah düşküne hem depresyon hem de yaralı bir ruh vermesin lan. çok acı.
devamını gör...
8134.
bbdhutvvj nughhjuffgj bbfopcrb jkkldrhhiidu bmmi7yfdg bbuudsavbkot bnkjfthjbf nlppoffvf bjfh.
yine anlatamadığım bir yığın dert içindeyim.
devamını gör...
8135.
her gün derse gidiyorum baya oldu her gün her saat aksatmadan, hayret edilesi bu durumuma iyice alışmam lazım yoksa fenaa ama napalım başa gelen..onun dışında dosto amca var onunla takılıyorum hem aynı burçtanmışız onunla ne hoş.öyle işte bir ölüm vefalı bir de dosto amca..
devamını gör...
8137.
şimdi size birkaç ay önce yaşadığım hayatımın en acayip dakikalarını içeren bir şeyi anlatacağım. bir akşamüstü vakti küçük kardeşim burak okuldan eve geliyor. bi on dakika içinde annemle beraber şimdi ne oldugunu hatırlamadığım bir şeyi almak üzere evden çıkıyorlar. ben evin kapısını kapatıyorum. tam içeri yönelecekken apartmanda bir gürültü kopuyor. sanki sanayi tipi bir tüp merdivenlerden aşağı atılmış gibi. ben kapıya koşuyorum açtığımda aşağıda hareketsiz yatan kardeşimi görüyorum. hemen yanına iniyorum. annem bir aşağı katta. yanına geldiğimde kardeşimin bilinci kapalı. gözler yukari bakıyor vücudu atak geçirir gibi kasılıyor ara ara ben bu kasılmayı görünce sarılıyorum. ağzından kan geliyor. bi yandan burak kalk burak uyan ! diye bağırıyorum. annem aşağı kattan geliyor bu arada. oğlum ne oldu... oğlum ne oldu... burak uyan yapma böyle oğlum.... hatırladıklarım bunlar. sonra ben burak'ı anneme bırakıp 112 yi arıyorum. elimde telefonla aşağı iniyorum bağırarak adresi veriyorum. biraz da ağlayarak. aşağı inmemin iki sebebi var. biri ambulans geliyor mu diye bakmak. ikincisi ve asıl olanı ise gözlerimin önünde can vermesini istemiyorum. annem kelime i şehadet getiriyor hatta burak'a da getirtmeye çalışıyor. sahne öyle kötü ki ben sürekli allah'ım bu olmasın... bu olmasın... diyorum. 2 dakika içinde 112'yi 3. arayışım... beni teskin etmeye çalışan ve hastanın durumunu soran operatöre kardeşim ölüyor diye bağırıyorum. bir yandan apartmanın dış kapısını yumrukluyorum. arada bir yukarı çıkıp duruma bakıyorum. komşular toplanıyor. arabayla götürelim diyenlere karşı çıkıyorum. ne olduğu o kadar belirsiz ki ambulanstaki bir müdahale belki hayat kurtaracak diye düşünüyorum. sonunda ambulans aşağıdan görünüyor. ellerimi açıp bulunduğumuz yeri gösteriyorum. bu arada burak yavaş yavaş uyanıyor. ama bilinç ala yerinde değil. bu arada sonunda dedim ama ambulans da en fazla 3 dakika içinde olay yerine geliyor aslında. ama o 3 dakikayı bir de bana sorun. kafanızda kardeşinizin bilinci kapalı atak geçirir gibi titreyerek ve ağzından kan gelerek bir merdivende yattığını kurun. işte o kadar vakit gitti o 3 dakikada ömrümden. burak uyanınca biraz rahatlıyorum. 112 saçma sapan sayıklamalarına bakmadan sedyeye yükleyip hastaneye götürüyor kardeşimi. ben de evden kimliğini alıp minibusle arkalarından gidiyorum. tomografiler filmler çekiliyor ve neyse ki kol kırığı dışında bir şey yok. ancak düştükten sonra neden öyle atak geçirir gibi titredi bunun cevabını tam veremediler. şoka girmiş olabilirmiş. size söylüyorum bir insanı o halde görmekten daha kötü şey direkt ölmüş olarak görmektir. sonunda hamd ederek eve dönüyoruz. sorsanız kerataya iyi bi abi olmadığımı söyler ama o gün ne yaşadığımı bi ben biliyorum. bi de artık biraz siz.
devamını gör...
8138.
deli gibi uykum var ama telefonun şarjı henüz %65 te sözlükte dolanayım diyorum gözlerim kapanıyor, kolumu masadan çeksem yere düşüp sızacak gibiyim.
devamını gör...
8140.
çok heyecan verici olaylar karşısında dışardan çok sakin görünüyormuşum, öyle söylüyorlar. bütün organlarım içerde serçe parmaklarını birleştirmiş halay çekiyor halbuki, haberi yok kimsenin. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar