sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

8221.
bugün yarım saatlik bir iç geçmesi sonucu bilinçaltı kusması yaşadım.sanki bir daha uyumayacakmışcasına günlük hayatta yaşadığım gördüğüm diyaloglar alakalı alakasız parçalar halinde rüyaya saçıldı bilinçaltım kustu http://adeta.bi de ölümlü kısım vardı yalnız ölemedim tam anlamıyla ölmeyi kabulleniş ve bitkin bi çabalayış halindeydim ölmeyi hissettim fakat ölmedim kurtuldum gibi bişey..gerisi, gerisi her şey karmaşık bir rüya..

edit: bi de şu tanım kumbarası olayını sevmeye başladım öğlen yazdım şimdi gönderiyorum tanımı.çünkü bu başlıkların saati var gibi hissediyorum akşamın çökmesi gerek gibi.
devamını gör...
8222.
sultanım
devletlu, inayetlu, merhametli efendim hazretleri devlet ikbal ile sağolsun.
bu kulları trakya'nın ayne karyesi ahalisinden tahta oğlu bektaş nam kimesne olup on senedür bir hayırsıza gönül verüp karşılık talebim daim surette tehir ettirilmiştir. sevgime karşılık verilmedikte arzuhale cürret olundu merahimi alilerinize mercudur ki mezburları mübaşir kulları ile ihzaren şer'en masumu kalbim ahsen-ül bi-vefadan alıverilüp ihkakı hak buyrulmak babında emri ferman mükerremetlü, efendim hazretlerinindir.

2 nisan 1321

ben de bektaş kulları.
devamını gör...
8224.
bu entariyi okumak size hiç bir şey kazandirmıyacak fekat bi kaç saniye kaybettirecektir.
immm yazsam mi yazmasam mi evet yazı tura atıyorum yazı çıkarsa yazıcam tura çıkarsa yazmıcam ve tura çıktı sayın okuyucular bu yüzden gidip yatıyoru. neyse yazcaklarımda uyduruktan şeylerdi zaten.
devamını gör...
8225.
bugün sabahın nurunda kalkıp tirilyeye fotoğraf çekilmeye gittik defter, keplerle,cübbelerle. içim o kadar buruk ki.. 3 yıl 2 yıl 1 yıl 6 ay 3 ay 6 hafta şu gün bu gün derken bitirmişiz zamanı...
koca 5 yıl geçmiş ve ben bu insanlara çok alışmışım. şimdi ayrılık fikri hem çok gülünç hem de trajik geliyor. son 2 hafta öyle mi?
öyle...
devamını gör...
8226.
üstüme çekerim yorganı.
üşüyen parmak uçlarımı avuç içimi "hoh" latıp sıvazlarım.
zihnim...
bulanık... bulanık...
orkinos balıkları yüzüyor yüzgeçleri suyu döve döve.
sandaletim sahilde kaldı.
3 ü 17 geçe bekliyorum.

üçü on yedi geçe.
devamını gör...
8227.
aynı gün içinde, birinin ölümüne, sonrasında yakınlarına haber verilmesine ilk defa şahit olmakla kalmayıp aynı kişinin açık olan karın duvarına dikiş attım. psikolojim bozulmuş olabilir mi diye kontrol ediyorum arada bir, henüz renk vermedi kendisi, hayırlısı.
devamını gör...
8228.
kendimle savaşıyorum.
diyorum ki, Allah beni kardeşle sınayacaksa bu sınavdan geçebilir miyim?
diyorum ki, kimseye söylemeden, yardım istemeden nefsimi onun husunda yenebilir miyim?
diyorum ki, ya affedemezsem? nasıl korkuyorum bundan ya uzaklar hep uzak kalırsa?
diyorum ki, peki ya o hiç yakın etmek istemezse?
çok çaresizim. burayı ağlama duvarım yapacak kadar çaresiz. kalbim hiç bu kadar acımamış gibi, kardeş gülümsemesine hasret çünkü. sorsa biri hiçbir şeyimiz yok. doğru, iki yabancının paylaşmadığı hiçbir şey gibi. en çokta bu koyuyor, yakınlığın içinde koca bir uzaklık. erişilemez, erişilse aşılamaz. aşılmazya hadi aşıldı diyelim evde kimse yoktur eminim..

diyorum ki, neden derdi varsa dinleyen ben olamıyorum, onun derdine çare aramak yerine çaresiz kalıyorum. vardır bir sebebi. isyan edemem. bu baştan kaybetmek olur. ama ben hep diyorum..diyorum..diyorum.. ihtimaller denizinde bir küçük balığım işte yol arıyorum.
devamını gör...
8229.
arabesk dinlemeye başladığımda kendimi durduramıyorum bir süre, şunu da dinleyeyim bunu da özledim diye diye... işte şimdi de tam öyle. en keyiflisi de hatırası olan şarkıları dinlemek oluyor tabi. misal şu şarkı. bu benim on beş ya da on altı yaşlarımda iken favorilerimdendi hatta telefonumun zil sesi bile bu şarkıydı. bir derdimiz falan yoktu esasen, sırf abim seviyor diye dinlerdim. ama tabi jilet yeme moduna giriyor idim dinlerken de.* o zaman siz de buyrun efenim;

devamını gör...
8230.
küçükken köyümüze yakın bir evde ikamet ederdik. yani arka komşumuz olan teyze, evimizin hemen yanındaki boşlukta, kışın yakmak için tezek yapardı. bulunduğumuz ilçe merkezinin ise diğer yörelerdeki köylerden pek de farkı yoktu. neyse, mevzu bu değil. ben küçükken köpekleri çok severdim. hep de beslemek istemişimdir. köy yolu evimize yakındı ve köylülerin vahşi köpekleri oradaki boş alanlara doluşup birbirlerine aşklarını ilan ederlerdi. gerçi bazen kız kavgaları da olurdu hani. benle birkaç arkadaşım ise, elimize kemervari şeyler alıp köy yoluna çıkardık. olur da güzel bir köpek buluruz. evimizin yanındaki kulübeye getirip besleriz diye. bu vesileyle saatlerimizi ayarlayıp çıkıyorduk yola. bazen elimizden kaçırdığım köpekler oluyordu. bazen bizim pederi ikna edemiyorduk. bu arada birkaç defa saldırıya uğramıştık. köpekler de (afedersiniz) hayvan gibiydiler. çocukluk haliyle bende bir korku kendisini gösterdi tabii. sonrasında, korkmasam dahi hep ürktüm... şimdi ikamet ettiğim ev ise modern şehrin(!) göbeğinde olmasına rağmen köpeklerden uzak değil. hemen bir sokak ötemizdeki komşu(!) köpek besliyor. yani köpek cinslerinden pek anlamam ama bu bildiğin pitbull. hep bağlı olmasına rağmen bugün serbest... neyse işte. dışarıya çıktım. o sokağın bulunduğu taraftan geçmem gerekiyordu. ben de ''varsın yolum uzasın. başka bir sokaktan geçeyim.'' dedim içimden. tam başka bir yola sapacakken bir adamın o yolu tercih ettiğini gördüm. bana bir güven geldi. ben de içimden ''geçerim onunla beraber, ne olacak ki...'' dedim. tam beraber geçerken köpek bize yaklaştı. benim kalbim küt küt atıyor tabii. o abi ise bana: ''kaçarsan çok kötü olur. sadece durduğun yerde dur ve sakin ol'' dedi. köpek, onun etrafında dolandıktan sonra bana yanaştı. iki ayağını üzerime atıp gözlerimin içine baktı. ayaklarım bile titriyordu o sırada. sonrasında ayaklarını indirip etrafımda dolaştı ve uzaklaştı. hayat ne garip...
devamını gör...
8233.
kütüphanedeki arkada oturan çocuğa burdan seslenmek istiyorum ya yeter yeter ben bile sesten falan o kadar etkilenmem normalde ama mahvoldum içim çıktı noolur artık boğazından zorlaya zorlaya ses çıkarma ya.bir dakika içerisinde bi sandalye en fazla kaç defa itilip kakılır çekilir ve ne kadar gürültü çıkarılabilir denemeleri yapma lütfen rica ediyoruz.ayrıca sıradaki şarkı bana gelsin 'büyük ev ablukada'dan(u: ) " çııldırmiicam çııldırmiicaammm"
devamını gör...
8236.
sevgili kardeşim her akşam yemeğinde evlenmem konusunda konuşuyor. bir yere gidelim dediğimde bir şey yapalım dediğimde evlen de kocanla git-yap artık diyor. işin kötü yanı arkadaşlarım da kardeşimle aynı fikirde.
devamını gör...
8237.
selam
"bütün yazılanları okuyan var mı ki?
hep erkekler mi var acaba?
neler yazılıyor neler çiziliyor?"
düşünceleriyle bugün ilk defa bir sözlüğe yazar oldum.
güzel bir mahlas bulduğumu zannediyorum pek mi iddialı bilemeyeceğim.
öğreneceğiz hadi hayırlısı.
ve evet gel gelelim yarın da kpss laneti var sözlük.
sözlükten girecek olanlara muvaffakiyetler.
devamını gör...
8238.
-köpeği gezdirmeye çıkart
-2 kutu süt al süt bitmiş, pastörsüz
-arabanın yağ bakımını yaptır
-ramazan geliyo 2-3 çocuğa yemek yedir
-sonra bunu sözlüğe yaz ki ne kadar yardımsever ve dindar olduğunu görsün herkes
-kendinle gurur duy ve Allaha şükret
devamını gör...
8239.
bu günde yastığa kafamızı rahat koymadık.. elhamdülillah her hale.. fakat uyuyamamak, bir uyku da 4-5 kez uyanmak çok zor.. ne olur dua edin uyku düzenim geri gelsin.. bir gün de huzurum ile uyumak istiyorum.. çok mu istiyorum?
devamını gör...
8240.
avaz avaz bağırmak istiyorsunuz ama bağıracak olduğunuz takdirde ne söyleyeceğinize dair aklınıza tek kelime gelmiyor.

veya ne söyleyeceğinizi bilmeden konuşmaya başladığınızı düşünün; sonunu getirebilir misiniz?

düşünün ki kapıyı açmak için kolu çeviriyorsunuz fakat kol durmuyor, fır dönüyor... veya kapının kolu elinizde kalıyor.

kapkaranlık ve dipsiz bucaksız bir kuyuda düşmekte olduğunuzu düşünün; bir süre sonra uçmakta olduğunuz vehmine kapılmanız olasıdır değil mi?

renkler, sesler, kokular... sizin için bunların hiçbiri kendine özgü birer anlam ifade etmez, birbirinden ayırt edilemez hale gelmişse... tüm duyularınız bu bulanık karmaşa karşısında adeta yalama olmuşsa... niye bakar, niye dinlersiniz hâlâ?

yazmayı bilen biri olarak elinizde bir kalem tutuyorsanız, kalemin yazıp yazmadığı yahut önünüzde boş bir kağıt olup olmadığı önemlidir değil mi? düşünün ki mürekkebini doldurup boş kağıda düşüncelerinizi yazmaya başlıyorsunuz; fakat kalemin tek çizgi çizmediğini, tek satır yazmadığını fark ediyorsunuz. yine de o anda hiçbiriniz kalem yerine düşüncelerinizin işe yararlığını sorgulamazsınız değil mi?

ben... bilmiyorum ki! saçma bir şeyler var diyorum burada ama... hiç olmazsa anlamaya çalışıyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar