sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

8341.
önümüzdeki cuma mesai bitimine son 1 saat kalmış olsa ne de güzel olurdu lan. göz açıp kapayıncaya kadar geçen zamanlar neredesiniz lan!
devamını gör...
8342.
neden sergilenen ihtişamlı oyunu seyre bırakmıyorsun kendini de sahnedeki görevlerini çoktan tamamlamış olanları düşünüyorsun? bıraksam onlardan olmak isteyeceğini bile söyleyeceksin. oysa biliyorsun, kimseden değilsin sen. kimseyle değilsin. yalnızsın ve içinde büyüttüğün boşluk doldurulamaz hiçbir şeyle. belki hiçlikle? belki.
devamını gör...
8344.
sitemden isyana doğru ilerliyorum.
cehennem yakın mı görünüyor ne.
depresyona giren psikolog gibiyim yemin ediyorum.
Allahım sen yardım et bana..
devamını gör...
8347.
böyle uzun uzun yazıyorsunuz, eni konu araştırıp gündem oluşturuyorsunuz, sonra bir pişt trafiği oluyor, millete de laf yetiştiriyorsunuz ve bunlar için epey gayret sarfedip mental olarak yoruluyorsunuz da nasıl üşenmiyorsunuz anlatsanıza biraz. ama kısa anlatın.
devamını gör...
8349.
otobüste pencerenin tam dibinde durup, 2 kolu ile tutunacaklara tutunan adam; Allah, peygamber aşkına indir şu kollarını, ter kokun ciğerimi çürüttü!!!
edit: buram buram ter kokan otobüsteki adam eksiledi galiba asdfghjk
devamını gör...
8353.
"ikisi de tedavisi olmayan wernicke korsakoff'a yakalanmıştı. havva kocasını hiç hatırlamadı. yıllar önce yaşamını yitiren babasını hastanenin önünde bekliyor sandı. kimi zaman da, bisküvisi ve çikolatasının çalındığını sanarak çevresindekilere sinirlendi. oysa sadece su ve serumla beslenebiliyordu."

ah be sözlük, ah!
devamını gör...
8354.
sahurda bir ailenin günlük su ihtiyacı kadar su tüketip sabahına susuzluk çekmemek istiyorum ama elime geçen tek şey sık sık tuvalete çıkmak oluyor. mesele psikolojikmiş abiler.
devamını gör...
8359.
hani, meşhur "hayali"ye ait bir mısra var, nur yoldaş'ın "defter-i divanımız" şarkısında da geçen bir söz:

"ol mâhiler ki derya içredir, deryayı bilmezler."

"mahi", balık demek farsça.

"cihan-ârâ cihan" diye başlar şiir; "derya"dan maksadı, "dünya" elbet.

burada bir "kanıksamışlık" hissine vurgu var ya... hani, "sudan çıkmış" balığın "afallamışlık" hissinin aksine... neyse ben buna "hayret edası" demeyi tercih ederim...

bir de pek bilinmez "suda boğulan balık" durumu var. evet, "suda boğulan balık"... ben bizim "dünya"ya bir daha gelsem, mahlasım kesinlikle bu olurdu. bununki de sarhoşluk hissi... böyle olmak kabilse eğer, ne kanıksamış ne afallamış; ama ya balık, balık değil artık; ya su, artık su değil...

anlamıyorsun ama şaşıramıyorsun da... ayak uyduramamışsın dönüp duran dünyaya ama başın da dönmüyor... nefes alıp veriyorsun ama yaşadığın da söylenemez... hani, fuzuli der, kazancı bedih okur: "öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedür"... öyle bir hal.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar