sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

8381.
tam bir hafta önce kapıda ciyak ciyak ağlayan annesinden koparılmış iki yavru köpek vardı. hiç ama hiç eve alabilme imkanım olmamasına rağmen risk aldım ve şanslarını döndüreceğime inandım. çünkü yavru da olsa yetişkin de olsa sokak köpeklerinin yuva bulma şansı cins ırklara göre çok zordur. genellikle onların kaderi ya sokakta kötü şartlar ya da barınak olur.

yavrular daha 1 aylıktı, düşünsenize 1 aylık bre! nasıl aldınız anasından ayırdınız yani? ne vicdansızlık!
neyseki az önce bir tanesini tam da istediğim gibi çok iyi birine sahiplendirdik. darısı inşallah diğerinin de başına. o kadar mutluyum ki şu an.
o gün risk alıp onları almasaydım, görmezden gelip sokakta bıraksaydım, seslerini duymazdan gelseydim şu an ya çoluk çocugun elinde oyuncak olacak ya büyük köpekler tarafından öldürülecek ya da mahallede ki insanların şikayetiyle barınakta ölümü bekliyor olacaklardı.
işte bu yüzden az da olsa umut varsa risk almaktan bir canlıya el uzatmaktan çekinmeyin. bunun huzuru, mutluluğu paha biçilemez.
insan, hayvan, bitki farketmiyor. yapabileceklerinizin bir sınırı da olsa o sınırları zorlayın.
devamını gör...
8382.
ömründe bir dal sigara içmemiş olan ben, bugünlerde uyuşturucu maddeleri polise yakalanmadan nasıl temin ederim sorusunun cevabını araştırmakla meşgul.
geyiğine, şakasına yahut ajitasyonuna yazmıyorum.
o kadar yoruldum, o kadar sıkıldım ki hayat denen bu arenadan...
bir hap unuttursun bana her şeyi.
bir saatlik de olsa şu kafam rahat etsin.
yastığa koyduğumda şu lanet kafamı; düşmesin içine gelecek endişesi.
ne olacak senin bu halin diyen iç sesimim nefesini kessin birileri.
dinsin artık şu vicdanımın tahammül edilmeyen sızısı.
dünya mümine zindan eyvallah.
dünya imtihan mecrasıdır eyvallah.
intihar haramdır, buna da eyvallah.
ama takatim kalmadı yaşamaya, her gün yalan söylemekten bıktım.
nasılsın diye sorulan sorulara iyiyim demekten bıktım.
insanların iki yüzlülüğünden, pazarlama mezunu dostlarımdan(!), uğruna bir ömrü adadıktan sonra başkasının koynuna giren kansızlardan bıktım artık.
beni ayakta tutan tek neden, az çok öğrendiğim dini ilim..
o ilim olmasaydı bu entry de olmayacaktı.
hayat bu, kim bilir belki bir camii tuvaletinde kolumda şırınga ile ölü bulacaklar beni..
belki bir meyhane müdavimi olacağım şu dolu dolu yaşanması gereken ömür sürecinde...
kim bilir; belki derin bir uçurumun eteklerinde bulacaklar cansız bedenimi...
belki bir urgan sevdalanır boğazımın eteklerine, belki de bir atış poligonunun zemini kirlenir damarlarımda gezinen o kan ile...
derken bir ayet çınlanır kulağıma; ancak kafirler Allah'tan ümidini keserler!
ümidimi kesmek istemiyorum ya rabbi, kaç yıldır bu ümidi her gün sulayıp geliştirmenin peşindeyim ama gücüm kalmadı artık.
sen tut elimden, sen bırakma ya rabbi.. o raddelere gelmeme müsaade etme.
iznin olmasa yaprak dalından kıpırdamayamazken; bu günahkarın ebedi cehenneme girmesine sebep olacak eylemleri gerçekleştirmesine müsaade buyurma.
ve bu yaşamın bir faturası kesilmeli.. rabb o faturayı bana kesecek amenna. peki ben o faturayı kime keseyim???
işte o faturayı keseceğim kişilere hayır dua etmek gelmiyor içimden sözlük.
Allah ıslah etsin diyemiyorum artık.
ne yaşattıysanız aynısını yaşayın diyorum, başka türlüsünü yüreğim kaldırmıyor...
devamını gör...
8384.
"başkalarının zavallılıklarına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum." defterin bu sayfasına dosto'nun sözünü çaktım. na, fem nakim lan. de edi here lo.
devamını gör...
8385.
buralarda geyik falan yaptığıma falan bakmayın. aslında dipteyim sondayım depresyondayım. evet bunun sizlerin hiç umrunda olmadığını da biliyorum ama ne bileyim öyle yazmak geldi. normal şartlarda bu tip toplara hiç girmem.
devamını gör...
8386.
arkalarından gelen karanlık şeyden umutsuzca kaçıyorlardı. o şeyin arkalarında yanlarında önlerinde her yerde olduğunu biliyorlardı. koşmaktan artık ciğerleri çatlayacak duruma gelmişlerdi. birden ormanın bittiği yere geldiler. bir an yanındaki angela ya baktı jon. ellerini dizlerinin üzerine koymuş derin nefes alıyordu. omuzuna dokundu hadi az kaldı der gibi bakış attı ve mısır tarlasının içindeki kulübeye doğru tekrar koştular. mısır yaprakları gözlerine ellerine her taraflarına çarpıyordu. birden ormanda bir ürpertici çığlık yükseldi ve mısır tarlasına daldı.
kulübeye vardıklarında kapıyı umarsızca dövdüler. kapıyı ihtiyar bir adam açtı. adam ne olduğunu anlamadan içeri daldılar ve kapıyı kapatıp kilitlediler. lambaları kapattılar. ihtiyar adam korku dolu gözlere bakıp tek bir soru bile soramadı eline av tüfeğini alıp o da bir koltuğun arkasına geçti.odada sadece nefes alıp verme sesleri vardı. zamanla bu sesler de azaldı ve derin bir sessizlik oldu. saatler böyle geçti. saat gece 4 olmuştu.
angela ve jon ihtiyar ev sahibine bakıp sessizce kapıya yöneldiler. kapıyı açtılar etraf sakindi. o karanlık şeyden iz yoktu. gitmişti. ve ne olduğunu bilmiyorlardı. kendilerini ılık esen rüzgara bıraktılar.
ihtiyar adam ile vedalaşıp ayrılmaya başladılar bir kaç adım gittikten sonra yaşlı adama ''sanırım bu koskoca mısır tarlasında sen ve korkuluğun var '' dediler.
ihtiyar adamın sesi çatallaştı ''ama benim korkuluğum yok ki !!!''
devamını gör...
8387.
dünyaya meyledişin bir sonu gelsin artık!
ahiretini unutan kalabalıklar yüreğime iyi gelmiyor.. belki de ait değilimdir bu çağa; kim bilir?
devamını gör...
8388.
ulan yine uzadı, belasını okuduğumun okulu.
neyse ki dönem uzadı bu defa.
ya bu diplomanın da o okulun da bu sistemin de benim bu halimin de abv diyeceğim ama başıma bi'şey gelir diye de korkuyorum.
devamını gör...
8391.
yeğenimin lys sonucu tam olarak istediği gibi gelmemiş, üzülmüş o da.

o yaşlarımı, o yaşlarımın dert ve tasalarını hatırladım. ben o tasaları çekerken o, kucağımda üç kiloluk bir bebekti.

anlatsam elbet anlamaz, bize neler eden şu ağzını kırdığımın hayatını, hele de o hayatın bilmem ne ettiğim lys gibi soytarlıklarını pek de ciddiye almamak gerektiğini.

hüsnü özben'in dediği gibi: dur bakalım hele...
devamını gör...
8394.
bana böyle olacağını biri söylese inanamam söyleyeni de kovardım hayatımdan etrafımdan yakınımdan ruhumdan aklımdan. ama oldu işte, ben ne yöne baksam orası neden kararıyor? muhayyilem bana bu oyunları neden yapıyor. herşeye rağmen Allah ın beni sevdiğini hissediyorum ne zaman oldukça yanlış bir yola sapmaya kara versem donggg diye kafam bir yerlere tosluyor ve ben gerçekleri görüyorum.
<br>ama bu böyle olmamalıydı diyorum içimden, böyle olmamalıydı. ben de toplumun haricinde kalan yanımı gizleyip kapayıp toplumun dahilinde olmalıydım en azından dışarıdan bakan kimse bunu anlamamalıydı bu kadar ayan beyan ortalıkta kalakalmamalıydım, ilk bakışta anlaşılmamalıydı.
<br>olmadı.ben kürek çekmeyi nerede bıraktım ve manasız rotalara yelken açmaya ne zaman başladım. ben nasıl duracağım yoksa ömrümün mühim bir kısmı da olmayana ergi metoduyla aramayla mı geçecek ne zaman 'tamam' bitti diyeceğim. nerede duracağım ve artık kendimi kendim gibi kabul edip olmuyorsa olmuyordur sen kendi yoluna bak diyeceğim. benim hayatım benim hayatımın neresinde. kendimin neresinde duruyorum. tüm bu yaptıklarım manasız koşuşturmalarım, kendi kendimden kaçayım diye aldattığım bir sürü kendimler ile üzerimde sürekli namütenahi taşıdığım yüklerim ben neredeyim?
<br>ölmek istemeyi ne zaman bıraktım? kim kurtardı sandım beni benden? kim aydınlattı sandım geceyi?
<br>topluma karışmakla bitecek miydi? o zaman mı büyüyecektim o zaman mı paylaşacaktım her sabah yüklendiğim içi boş umut ve karamsarlık ve hezeyan ve yeis ve korku ve korku ve korku ve rezilce kork ile dolu çirkin pis un çuvallarını. o zaman mı bırakacaktım elimden sırtımdan dilimden omzumdan kafamdan ruhumdan. bitecek miydi? söylesene bunca yıl beslediğin büyüttüğün kötücül çirkin şeyler topluma karışınca bitecek miydi?
<br>sen kimseyi sevmedin ki adam akıllı sevemedin ki, yorgun akşamlarında başını yaslayıp sevmiş olmayı diledin. kimsenin yüküne omuz vermeyi dilemedin ki gelip seninkileri almalarını diledin, sen bence bu hayatta en çok denizi ve kumsalı sevdin. ağacı sevdin sonra ... yolları sevdin seni eve götüren... yaşamak değil de yaşamak üzerine düşünmeyi ölmek değilse öldükten sonra gitmek istediğin yeri sevdin.
<br>topluma karışmak senin için hiç mümkün olmadı ki en içeri girdim sandığında dahi dış kapının mandalıydı. sen gülerken insanlara güldün, içten adam gibi gülmedin ağlamadın da.
<br>ne zamandır adam gibi ağlamadın mesela. ama öyle çok şeye üzüldün ki neden ağlamadın mesela?
<br>her gün akşam oluyor gün doğuyor sen de ötekilerin aynısısın oysa, başladığın gibi biteceksin nedir bu tafralar mesela bunu bi açıklasana
<br>uykum geliyor gün dönüyor bazen uyumak istemiyorum uyumasam ne yaparım
<br>kendi kendime bu yaptığım reva mı?
<br>uyumak istiyorum o kadar aslında
<br>hepsi bu
<br>hepsi
<br>bu.
devamını gör...
8396.
gidip gezmek görmek güzel. bağ kurmak, alışmak ve ayrılıyor olmak kötü. sirf bu yüzden evde olmayı ayrılan değil uğurlayan olmayı seviyorum. hep bize gelsinler..
devamını gör...
8399.
(#1936488) 1 sene önce bu yazıyı yazmışım. şimdiyse çok şükür ki gerçekten tam bir şekilde seviliyorum. çok tatlı ponçik bir oda arkadaşım var. ismi f..s.. bu denli sevilmeyi hayal bile edemezdim. her gün rüyasında görmeler, hafif kıskanmalar... alem kız yaa canım benim. bir maşallahınızı alırız.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar