sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

8501.
yerdesiniz. nakavt olduğunuzu herkes biliyor. ayağa kalkamayacağınıza eminsiniz, eminler. ama hakem bitirmiyor sayımını. düşlediğiniz darbeyi yediniz. düşüşünüz bitti. gülümsemeye evrilmeye çalışan patlamış dudaklarınızdan kan sızıyor. kan tadını sevmiyorsunuz. ama ağzınızın oluşturduğu bu tablo, gülümsemenizden daha sanatsal. ışıklar birikiyor göz kapaklarınızın üzerinde. seslere kapanıyor kulaklarınız. havlu atmıyor ama hala havlu atması gereken ve bitirmiyor sayımını hakem. kurgusal bir acı sunuyorsunuz okuyanlara ve tümü umursamadan okuyup geçiyor bu yazıyı.

her gün biraz daha ölüyorsunuz.
devamını gör...
8502.
buraya yazmayalı olmuş baya. bugün garip bir şey oldu. tanımadığım bir hatun kişisi -neyime güvendiyse- yaşadığı bir olayı pat diye anlattı. anlattığı şey, bana geçmişimden bir sahneyi anımsattı. neyse, kafam karıştı. görüşürüz.
devamını gör...
8507.
Allah yardım eder, her şey olacağına varır, olduğu kadar olmadığı kader ama hırsın ve mücadelen olmadan bir hiçsin. elinde bıçağın, orağın olmadan sana gelen tüm soyut kahpelikleri tırnaklarınla parçalarsın. kanamaktan aşınmış tırnaklarını görmezsin. ama varsın, dipdirisin; hırsınla dirayetinle kaya gibi sağlamsın. bu raddeden sonra da ölüm-kalım bir sana. şerefinle var oldun, yoksan da şerefinle çürürsün. şerefsizin postalı adam olanın yüzünü kirletemez. vicdanın berrak, ruhun bembeyaz. senin üzülmene gerek yok. sen bir kere öleceksin.
devamını gör...
8508.
"kimse önünü görmüyor.
ne tuhaf değil mi?
herkes gittiği yeri birbirine soruyor.
insan inanmak istemiyor.
herkes birbirinden şüpheleniyor
ve hayretle birbirinin yüzüne bakıyor.
biliyorsun, hayatta her şey gizlidir,
her hadise bir sırdır.
malum, her insanın altında başka bir insan yatıyor.
başka ne olabiliriz?
nasıl yaşayabiliriz?
herkes bunu soruyor, kendi kendine konuşuyor.
herkes kendinden korkuyor,
ben de kendimden korkuyorum."
devamını gör...
8512.
gülhane'den asırlık çınarların arasından sarayburnu'na indim. istanbul'u dinliyorum sahilde bir bankta. vapur düdükleri, dalga sesleri ve martı çığlıklarıyla. sonra seyrediyorum karaköy ve beşiktaştan başlayıp köprüler, çamlıca, kızkulesi, selimiye, ömrümüzü çürüten saat kuleli okulum, haydarpaşa garı, adalara kadar gidiyorum. dünyanın neresinde var böyle manzara. bir de kahve olaydı iyiydi. onun yerine bir başka dünya güzeli var yanımda. daha 18 inde benim gibi. beyaz, uzun tek parca çiçekli bir elbisesi var. yeni kırpılmış saçları omuzlarında. yuvarlak çerçeveli gözlükleri kendisi kadar tatlı. terliyor, ıslak avuçlarından öpüyoru. başını omuzuma yaslamış öylece oturuyoruz. hiç konuşmuyoruz. sadece istanbul'u dinliyor, seyrediyoruz. zamanı dondurabilsek böylece. hiç kıpırdamadan kalabilsek burda. ya da bitirebilsek, hepten sonunu getirebilsek. olmuyor işte şimdi bir sevdiğimin içinde kalbindeyim, bir sevdiğim benim içimde kalbimde istanbulu dinliyorum, kendimi dinliyorum; gemiler geçiyor martılar geçiyor bir ömür geçiyor gözlerimin önünden. yaa biz de 3 kişiyiz hayaloğlu , iki fani gitti baki olan kaldı geride. üçün biri istanbul, biri inci, biri de ben... yılkı.
devamını gör...
8513.
aslında sorun hep insanın söylediği sözün ardının nereye varacağını hesap etmemesinden kaynaklanıyor sözlük..
"o öylesine söylediğim bir şeydi, sen ona mı kırıldın?" şeklindeki küçümseyici savunma ve suçu yine karşıdakine yükleme çabası ne kadar da ucuzca..
"ama her söylediğimizi de hesap edecek miyiz yaanee..?"
evet edeceksin! etmelisin! tabi müslüman olmanın yükünü, sorumluluğunu, derdini içinde taşıyorsan..
eğer bir müslümandan hassas, ince düşünceli olmasını dahi bekleyemeyecek isek ne bekleyeceğiz başka ondan?
devamını gör...
8514.
yaptırdığım kan tahlillerinden korkutuğum başıma geldi. ve şeker denilen illetin yüksek çıkması benim için hiç sürpriz olmadı. onun dışında çok şükür bir şeyim yok. 150 yıl yaşama planım 100 yıla düştü tüh.
devamını gör...
8516.
henüz iki kere görüştüğüm ama iki yüz kez görüşmüş gibi yakınlık duyduğum bir abiden şöyle bir cümle duydum bu akşam: "kimse iş vermiyor". ne basit, ne aleladeydi önceden bu ifade. kim bilir kaç kez duymuşumdur ama anlamından bihabermişim. bu akşam gerçek anlamını kazandı benim nezdimde ve üzüldüm sözlük, çok üzüldüm!
devamını gör...
8517.
güzel biriydi. mesela bir keresinde telefonundan bir şey gösterecekti, telefonun silikon kabını çıkartıp verdi. sonraları anladım. meğer bu silikon kaplar çok çabuk kirleniyor ve yağlanıyormuş. rahatsız olmayayım diye bir de üstüne sürüp verdi telefonu elime. * bir seneye yakın bir zamandır görmedim.)
devamını gör...
8519.
herkesin sınandığı, denendiği bir şey var hayatta. bizim ailenin de sağlık. daha on gün önce hiçbir şeyi olmayan babaannem rahatsızlandı ve yoğum bakıma kaldırıldı. doktorların dediğine göre kalbinde, böbreklerinde, ciğerlerinde hep sorun var. nefes alamadığı için solunum cihazi takılı. doktorlar ümitsiz. hastaneye gittiğimde halamı ve amcalarımı gördükçe çığlık çığlığa bağırasım geliyor. bu duruma gelene kadar neredeydiniz diye. hep babam baktı ilgilendi. şimdi de çocuklarının içinde sadece o üzgün her telefon çalışında dua ede ede bakıyor kim arıyor diye. ne olursa olsun anne bu sonuçta. halam hastanede sahte gözyaşı döküyor zaten anca yoğum bakıma kaldırıldıktan iki gün sonra falan geldi köyden şimdi çok umrundaymış gibi davranıyor. amcalarım desen ancak görüş saatinde gelip bir saat kalıp gidiyorlar. bir tek babam saat erkenden kalkıp gidiyor göremeyeceğini bile bile bekliyor. babaannem dünyanın en iyi insanı olmayabilir ama sonuçta anne onlarda evlat. nasıl bir merhametsizliktir bu halam ve amcalarımdaki??? Allah kimseye böyle evlat vermesin. hayırlı evlat versin kalplerinde merhamet olan.
devamını gör...
8520.
önümde çok zor şeyler var ve hazır olmam gerek. çok sızlanıyorum farkındayım, tabi ki de zorlanmak istemiyorum. cesedimi arkamda bırakmam gerek.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar