sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

8942.
bir gün bir profesör bir sala biner, rotasını kaybeder ve hiç bilmediği bir ülkeye ayak basar. ilk karşılaştığı yerliye; "burada bir hükümet var mı?" diye sorduktan ve "evet" yanıtını aldıktan sonra; "tamam ben muhalifim" deyip yoluna devam eder.
karşı olup kavga etmek insanı var ediyor.
biz parçası olduğumuz meselelerle değil, parçası olmadığımız ve karşı durduğumuz olgulara göre tanımlanırız. insanı insan yapan şeylerden biri de yanında olduklarından ziyade karşısında olduklarıdır.
birkaç damla kan ve çokca kaygı diye tanımlanan insan artık, çokca kan ve birkaç damla kaygıdan ibaret. kaygılar suni, hassasiyetler dayatma, farkındalıklar sığ. bu politikada da, sanatta da, şiirde de böyle artık.
kimsenin kimseye söyleyecek cümleyi bırak kelimesi kalmadı.
metroya binin ve reklamlara bakın. çekilen yerli filmlere bakın. dışarıda kafelerde çalan müziklere bakın. kültür evlerinde konuşulanlara bakın. üniversitenizde arkadaşlarınızın meselelerine bakın. yoldan bir adam çevirin derdine bakın. dizilere bakın. programlara bakın falan.
bunları bir an için selim akılla muhakeme etmeyi deneyin, bir anlam arayın bunlarda. insana dokunan bir şey. doğrudan doğruya temel müşkülleri bir anlamlandırma çabası arayın. bir başlangıç noktası ve bitiş noktası öngören en ufak bir strateji arayın bunlarda. bir ideal arayın. bir ışık arayın bunlarda. en ufak bir tutarlılık, en ufak bir hassasiyet arayın. insanı manalandırmaya dönük bir çaba arayın. yok!!!!
hayvani ve ilkel içgüdüler, ilkel kaygı ve menfaatlerden mürekkep yığınla mesele.
şeytani tesellilerle her şeyi meşrulaştırmış, insanı aşındırmış ve değerleri yalama etmiş yığınlar.
artık asıl cinnet hali, eksiklik duyulmuyor. tonla problem, ancak farkındalık yok. çünkü her şeyin hayvani bir içgüdüyle daha iyi nasıl yaşarım üzerine yapıldığı ve üretildiği böylesi bir durumda güzele de ihtiyaç yok, sanata da.
o büyük sorular insana kendini dayatmıyor artık. distopya budur. distopya 2017'dir. filmlerde değil, gerçekte bir distopyadayız biz.
neyim? nerden gelip nereye gidiyorum? niçin yaşıyorum? varlık nedir? benlik nedir? varoluş gayesi nedir? ne yapmalı? nerden başlamalı? sorulmuyor artık.
gaye yok, ideal yok, mesele yok, en kötüsü dil yok artık. en büyük işkence en büyük çürüme tam da burada ama. çıkmayın evden ve verin karanlıkları beyler bayanlar.
devamını gör...
8944.
umut insanın içinde yeşermesi en kolay duygu. küçücük bir şey bile tetikleyebilir. merhamet... o da umudu tetikliyor. öfke... umudun önünde durabilen öfke.
devamını gör...
8945.
siyah takım elbiseli adam benim kardiyoloji stajından en sevdiğim hocam, sadi hoca. görüntüler yurtdışındaki bir arkadaşının düğününden.
hayat doluluğuna ve iyi ayarlanmış dozdaki umursamazlığına bayılıyorum! sadi hocam beni bul avrupa piyasasını sallayalım hocam.

devamını gör...
8946.
şaşırmak istiyorum artık. hayatıma dahil olan insanlarda ve tanıdıklarımda bir kez olsun yanılmak istiyorum. bir insan bu kadar mı nokta atışı yapar? bi kere de ummadığım taş, baş yarsın be. Allah hayrınızı versin ne diyeyim. *
devamını gör...
8948.
valla sözlüğün genel durumu hiç iyi değil...herşeyde olduğu gibi sayılara heba ediliyor sözlük..muhalif olan kim varsa istediği gibi yazmaya teşvk ediliyor hükümet yanlıları da biçareler ha bire bunlara cevap yetiştiriyor...modlar ve derviş tanım sayısı bol olsun da isterse küfürleşsinler havasındalar..her türlü yaftalama, hakaret, yalan, iftira hoş görülüyor..cogito yıllarında ne de güzel yazılırdı...yazık olmuş..
devamını gör...
8949.
gecende kalorifere dayanmis video izliyorum.dayandigim yerde damarımın hızlı attigini hissettim.
verdigim tepki: deprem mi oluyor?
iki yer oynadı diye bu kadar zulüm de olmaz ki kardesim..
devamını gör...
8950.
bazı şeyler çok garip. bugün biraz mutluydum. arkadaşlar çağırdı beni dışarı. oturup işime gücüme baksam hazır hayat belirtisi göstermişken falan derken baktım belli ki kız gelmemi istiyor hadi kırmayayım dedim biraz ikindi vakti gibi çıkıverdim dışarı. biraz trafik sonrası ulaştım ulaşacağım yere. ne istiyorum, ne bekliyorum çok da bilmiyorum ama çok şey mi bekliyorum onu da bilmiyorum ama bu arkadaşlardan esas arayıp çağıran da hayli sevdiğim bir arkadaşımdı. daha doğrusu şöyle diyeyim, iyi niyetine saflığına inandığım biri. ayrılırken çok kötü hissettim. bence ben hemcinslerime bile trip atma temayülü taşıyorum. çünkü onlardan bile çok şey bekliyorum. bilmiyorum işte. çok kötü hissettim. ne yapacağımı bilemedim. capitol'ün ortasında çaresizce düşündüm. o an yok olmak istedim. sonra çaresizce evin yolunu tuttum. arkadaşım ama benim onla ilgili beklentilerimi bana ulaştıramadığını anlamış olacak ki, eve vardığımda aradı falan sen benimle konuşmak istemiştin, bişeyler bişeyler dedi. neyse boşver be sözlük. niye kıyamet kopmuyor mesela, onu da anlamıyorum. buralarda kaldık böyle. buralarda kaldık böyle diyorum. ağlıyorum hep geceleri. sonra ama bir gün geliyor, daha ne güzel işler yapacaktık diyorum, ama bunu derken bile cılız diyorum... bunu derken bağırmaya çalışıyorum, ama cılız diyorum...
devamını gör...
8951.
camiye niye gidilir? namaz kılıp çıkacaktım sadece bir şelale akışında ıslanmışlığımla düşünceli davranayım bir kenarda kılayım etrafı ıslatmadan dedim. dış giysimi çıkardım ve sandalyeye astım. en arkadayım önüme de çanta koydum. yanımda bir kadın büyük günaha giriyor selamlayınca söyleyin böyle olmaz önünden insanlar geçiyor diye aklımı namazdan alarak, namazımı çaldı. cami büyükmüş, çanta yeterli değilmiş,büyük günaha giriyormuşum. oysa ki ben farzı yerine getirmek için oradaydım. moralim bozuldu elbette ama aynı yerde namazımı tamamladım. ya azıcık bekle selam ver gözlerime bak ve usulünce söyle, büyük günaha giriyor diye söylenmek nedir? öncesini, nedenini bilmeden hem de...
devamını gör...
8954.
havaların iyiden iyiye soğumaya başladığı şu günlerde sokakta yaşayan canlılarımızı unutmayalım. gönlünüzden ne koparsa.
bir de eğer bu soğuk havalarda dışarıya hayvanlar için su koyuyorsanız ve o su donuyorsa içine çok az bi yağ damlatarak bu sorunu çözmüş olursunuz.
devamını gör...
8955.
hangi başlığa yazacağımı şaşırdım. böyle dünya meseleleri sol frame'e yerleşince kişisel acılarımdan da hiç bahsedesim gelmiyor. sonra, içimden diyorum bir sümeyye çıkıyor bir meryem... medyenli kızlar çıkıyor, onları bilmesem de, içimden onların çıktığını biliyorum. sanki biz bu dünyaya en güzel savaşlar için geldik en ulvi hayaller için ama kazdık da kazdık sadece kendimizi. sadece kendimizi kazdığımız için bile bir yerde başka kardeşim şehit oluyor gibi hissediyorum. suçları hep ben üstleniyorum. nedense şu dünya mehdi'nin gelmesi gereken bir dünyaymış gibi, mehdiye muhtaç dünyaymış gibi. yedi sekiz sene önce her şey çok güzeldi gibi. biz dünyayı kurtarıyorduk. ne güzel kurtarıyorduk, kendimiz de kurtulmuş gibiydik oysa ki. gibi. namazlarımız da güzeldi. evliya namazıymışçasınaydı, gibi. Allah aşkından boğulsak da kana kana Allah aşkı vardı gibi bizlerde. şimdi biri bana aşık sanınca sabah namazımı iyi kılıyorum. yine soktum araya dünyevi olanı. galiba gülelim istedim. ama bu hisler aslında çok acıklı hisler, aslında herkes her şeyi bilir de bunu bilmez. asla bilemez. öyle işte.
devamını gör...
8958.
tam bir yıl olmuş abi bugün sen gideli...
bana sorsan 15 dakika oldu sana sarılıp,seni şehadete uğurlayalı...
"hakkını helal et, sabah beni görmeden gitme" deyişin hala kulaklarımda abi...
"çok güzel olacak said , çocuklar uçurtmaları çok sevecek" deyişin de...

güzel yaşadın , güzel kavuştun rahmana inşallah...

kışın ardı bahar,
savaşın ardı zafer.

sevgili ze
10.12.2017
devamını gör...
8960.
okuduğum her haberden sonra habere konu olan insanların bir gün önce akıllarında o olaya dair hiçbir fikir olmadığını düşünüyorum. ne büyük bir belirsizlik içinde yaşıyoruz sözlük. gözümüzün bağı çözülse de anlasak elimizle yokladığımız şey ne, elimizi uzatmadığımız şey ne.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar