sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9101.
*zaman zaman cocuklarin ne dedigini duymuyor bazen ise hele ki bir kelime soracaklarsa hic anlamıyor boş boş bakiyorum.
* kiz ogrencilerimi kiz olduklari icin degil daha insana yakin hareketler sergiledikleri icin ayri bi yere koyuyorum.
* erkek ogrencilerin sacini dagitmayi cok seviyorum.
* bazi tatil gunleri bolca vakit kaybedip okulun basladigi ilk birkac saat icinde yapacaklarını dusunuyor kervan yolda düzülür mantığında hareket ediyorum.
* aşırı problemli ve biraz da iri kıyım bi erkek ogrenci varsa kolay kolay emir cumlesi kurmuyor gaz veya yag cumleleri kurarak yumusatmaya calisiyorum.
*kızlara tamam tatlim sen soyle deme gibi huylarim var. lakin o sirada erkegin tekine tatlim dedigim an karizma hep çiziliyor. aliskanlik be.
* bazen cok hizli konusuyor ve tamamen alakasiz seylerle kendimi komik duruma düşürüyorum. misal konusmayi birak ve sirana geç diyecegim.
"konusmaya gec , sirana birak " diyorum.
.
.
.
.


* ve evet bazen ortmenlik bana gore mi acaba diye uzun uzun dusunuyorum.

tukenmislik sendromuna 5 kala..
devamını gör...
9102.
ben küçükken 4 ya da 5. sınıflardayken, dayımlar alanya'da yaşıyordu.evlerinin önünde havuz falan vardı her gün oraya yüzmeye inerdim.ama çok kötü hissederdim, hep içim sıkılırdı ağlayasım gelirdi. halbuki bacak kadar çocuksun mutlu olman gerekir değil mi? saçma sanrılarım vardı. mesela havuza girerdim yüzerken ambulans sesi duyardım. ambulans sesi kesilene kadar suyun altında nefesimi tutamazsam annem ölecek üç gün içinde falan diye. dayanamazdim o kadar süre tabi. üç gün boyunca geceleri uyuyamazdım benim yüzümden annem ölecek diye hep ağlardım, annemin peşinden hiç ayrılmazdım. bu durum giderek kötüleşiyodu hep daha mutsuz, daha korkak, daha paranoyak bı hâl almaya başlamıştı. çocukken yaşanan travmalar daha sarsıcı olur, her şey korkunç geliyordu. hep elimde yasin dua el kitabı olurdu karınca duasına kadar her şeyi ezberlemistim, ezberlemezsem birimize bişey olacak diye korkuyordum. annem kızardı hep bırak artık o dua kitabını elinden burayaneyaziliyodu falan diye.
benim dayımın eşi tıp fakültesini bitirmişti tusa hazırlanıyordu psikiyatrist olmak istiyordu, kitaplığında onlarca psikiyatri kitabı vardı. o yüzden çok hakimdi böyle mevzulara. benimle konuştu bı gün. havuza bakan balkonda konuşmuştuk hatta hatırlıyorum. ben ağlaya ağlaya anlatmıştım her şeyi. sonra o da ayetelkursiyi öğretti, aklına her öyle düşünce geldiğinde bunu oku geçene kadar dedi kesinlikle geçecektir dedi. ben de inandım ona. ezberledim ayetelkursiyi. sonra her aklıma geldiginde öyle düşünceler 5 10 2000 kaç kez gerekiyorsa o kadar okudum geçene kadar. sonra kendiliğinden geçti o durumum.
keşke şimdi de iyileşmek çocukken olduğu kadar kolay olsa.
devamını gör...
9103.
bugün organ nakli üzerine bir etik dersimiz vardı. hoca şeyi sordu diyelim beş gün sonra evinde ölü bulunan bir adam var, verici olabilir mi hayır. işte beyin ölümü gerçekleşen kişinin verici olabileceği süre zarfına biz ne diyoruz arkadaşlar dedi. hocanın hemen karşısında da ben oturuyorum. uzun bı süre bekledi gözlerime gözlerime bakınca ben de şey dedim hocam kendimi kelime oyununda gibi hissettim harf aliiiim sjdjshdjdj.
devamını gör...
9106.
ben kar olup yağayım, bu dağ sevmesin beni. imanlı bir türküm ya, sol sağ sevmesin beni. ben bu çağı sevmedim, bu çağ sevmesin beni.
devamını gör...
9107.
...ne kimseyi rahatsız eder, ne merak gösterir. biraz fevkalade bir şey, mesela bir ecnebi kıyafeti, garip bir şey tuhaf bir hayvan görecek olursa biraz durur, soğukkanlılıkla bakar, gülümser ve daha fazla oyalanmaya lüzum görmeyerek yoluna devam eder...
devamını gör...
9108.
Allah'ın gökyüzüne ateş ettik diye polis geldi. neymiş bu saatte olur ateş edilir miymiş. ulan biz ne zaman mutlu olacağımızı seçebiliyor muyuz sanki. bende saat 4'te mutlu oldum napabilirim.
devamını gör...
9109.
kız arkadaşım ameliyata girerken doktora diplomanızı görebilir miyim demiştim. doktor da narkozu bu arkadaşa mı verdiniz dedi. lan ne bilelim işte polise soruyoruz o da memur sende memursun yani ne fark ediyor.
devamını gör...
9112.
diyetin 3. günü ve beni zorlayan sadece bu saatler. çünkü öğlen yemek yemiyorum umarım bayılıp kalmam. çubuk krakere talim. akşamda ekmeksiz yemek yiyorum. kahvaltı da yumurta ve normal kahvaltı 2 dilim ekmek. sadece bu saatler zalım geçiyor. onda da probiyotik yoğurt incir fındık fıstık azcık yiyorum. dur bakalım inat ne zamana kadar devam edecek daha da önemlisi sonuç.
nuray hafiftaş vefat etmiş daha geçen hafta moral konserinde gülümsüyordu, şimdi öğrendim ve çok üzüldüm kanserden babamı kaybettiğim için artık kanser, tümör vs. çok etkiliyor. sonra diyorum ki hayat kısa kuşlar uçuyor sen neyin derdindesin pia.
anne okuyorsan üzülme iyiyiim. dertleşiyoruz şurda.*
devamını gör...
9114.
hayatımda hiç rejim yapmadım aksine sürekli kilo almak için uğraştım.bazılarınız beni hiç sevmez.he he hehe ehe eeheheheheh hehhehheheheheheheh.
devamını gör...
9115.
hiç bir şey istemedim bu zamana kadar. desen ki o benden çok şey istedi, Allah sorar hak divanında. sadece huzur diledim. gene diliyorum kim bilir belki. hiçlik güzel şey, bulmak zor oldu bırakasım yok.
devamını gör...
9116.
(#6110760)

kaleler her zaman içten fethedilir.. çürüme ve bozulma içteyse, sen ne kadar kalenin duvarlarını sağlamlaştırmaya çalışırsan çalış nafile.. düşman çoktan kaleye sızmış bile.. ama sen hala dışarıya dikkat kesiliyorsun. ve maalesef gerçek hayatta insanların çoğunun yaptıkları da bu. kimse önce kendilerindeki, daha sonra ailelerindeki, toplumlarındaki, eğitimlerindeki, sağlıklarındaki, kurumlarındaki vs.. bozulmayı gerçek anlamda önemsemiyor.. ya da çok azı önemsiyor.. konuşulması, üzerinde düşünülmesi gereken asıl sorunlar hiç yokmuş gibi davranılıyor.. kalenin dışına dikkat kesilmek daha kolay çünkü.. ve bu dikkat kesilmede bu çoğunluğun somut anlamda yaptığı pek bir şey de yok aslında.. ki yapılanların çoğu da gündem dedikoduculuğundan, hamasi konuşmalardan, duygusal ve ideolojik çatışma ve tatminlerden öteye gitmiyor.. kalenin dışında olanlar elbette ki bizi de ilgilendiriyor.. ama bununla ilgilenmek asıl meselelerimizin önüne geçmemeli..
devamını gör...
9118.
beethoven'ın, ayışığı sonatını, ondan ayışığını anlatmasını isteyen âmâ bir kız çocuğu için bestelediği söylenir; ve silence'ı (sessizlik) bestelediğinde de kendisi neredeyse tamamen sağırdır. peki ben, kelimelerin o kadar da anlamlı olduğuna artık inanmayan ben, hele anlatması hiç kolay olmayan duygularla doluyken, tüm bunları duymak isteyen bir kimseye nasıl anlatırım diye kendime soruyorum. işte tam burada, çoktandır oynadığımız bilmezlik oyunu sona eriyor.

bence biz insanlar, bir yanımızla müthiş aptal, bir yanımızla da korkunç algıya sahip varlıklarız. yaşadığımız evrenin görünen yüzü ne kadar sığ olursa olsun, insanın kendi içinde elinde olmadan duyduğu derin bir coşku, kendi eliyle ördüğü ne kadar duvar varsa yıkıp geçebiliyor. öyleyse geçmeli.
devamını gör...
9119.
sabahın 5'inde seri eksi atacak kadar içinde kin biriken insanları anlamıyorum. gel kardeşim mesaj at ne derdin varsa içini dök, adam mı yiyoruz biz.
devamını gör...
9120.
birkaç saniye cenneti düşlemek için göz kapaklarımı örtüyorum. amel defterim yüzüme çarpınca derin bir nefes alıp kendime acıyorum.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar