sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9142.
günden güne içimde bir şeyler birikiyor. geçmişe dair her detayı önemli kılan bir dikkat... yaşamadığım, görnediğim anları nabzımda hissetmek hevesi... bu fikir günden güne beni sıkıştırıyor.

amacım geçmişe takılı kalmak değil; tersine geçmişten yola çıkıp belki de kendimi bulabilmek. nefes alışıma biraz olsun değer katmak.

bu fikir, hayali portreler üzerinden yola çıkıp bir cemiyet öyküsü olarak kitaplaşır mı bilemem. ama şu var çevremde fikir veren kişi sayısı çok az. en ufak yoruma dahi ihtiyacım var.
devamını gör...
9143.
özel durumlarda kendimi o kadar geri çekiyorum ve doğal akışına bırakıyorum ki bunu özellikle yaptığımı ya da istemediğimi düşünen olabiliyor. o vakitte demek ki böylesi hayırlıymış diyorum. aslında istemiyor muyum? insan aynı kalmadığı için hep bir kendini çözümlemesi gerekiyor. ve bu yüke muhatablarını da eklersek zor bir iş.
devamını gör...
9144.
yine doğum günümü kutlamadılar olric. herkesin doğum günü kutlanır, ayzıt yok. illa moderatörde dayımız mı olması lazım... küstüm oynamıyorum!
devamını gör...
9145.
sonuçta ne olacağını gayet iyi bilseniz de küçücük bir umut yüzünden dönüp dönüp aynı duygularla sınanabiliyorsunuz. dikkat. nasibinizi ararken kaderinize razı olmamak suçuna düşebiliyorsunuz. dikkat. siz hayata doğru bir adım yol almak için debelenirken hayat çoktan on adım daha ilerlemiş olabiliyor. dikkat. sizin aylar boyunca kendinizi mutsuz etmesine izin verdikleriniz, sonunda halinizi sırf bu yüzden sıkıcı bulabiliyor. dikkat. insanın insana uzaklığının mesafelerle bir ilgisi yok. dikkat. sizin içinizde fırtınalar koparken yanıbaşınızdaki insanın kalbinde yaprak bile kımıldamayabiliyor. dikkat. en iyisi susmak ve her defasında daha fazla içine kapanmak. çünkü biz sadece orada olabiliyoruz ve hiçbir zaman onu gerçekten açabileceğimiz kimsemiz olmayacak. dikkat. artık biraz dikkat.
devamını gör...
9146.
lise iki benim için oldukça kötü bir seneydi. özellikle dersler açısından. üniversite iki de aynı şekilde. şimdi öğretmenliğimin ikinci senesindeyim ve yine kötü geçiyor. tabii ki sevdiğim işi yaptığım için her halime şükür. ama şu seneyi hayırlısıyla bi bitirseydik.

edit: bu senemin kötü geçme sebebi tamamen etraftaki gerginlikle alakalı. okulun el değiştirmesi, karamsar arkadaş çevrem vs.
devamını gör...
9148.
hayatımın en yorucu günü idi. parasız kaldığım için ailemden de isteyemiyor olduğum için kartımın kredisini açtırdım. pişman mıyım? evet. ama arkadaşlarımdan borç para isteyeceğime zor durumda kalayım daha iyi dedim. neyse en iyisi uyumak. uyuyorum.
devamını gör...
9149.
sabah 11 den beri durmadan konuşup, kahkaha atıyoruz. çenem koptu, üstüne başım çatlıyo. hayır 4 kişi birbirimizi bulunca neden bu kadar kopuyoruz anlamış değilim. muhtemelen yatana kadar tek kelime etmeyeceğim, takatim yok.
devamını gör...
9150.
eşek kadar insan oldum, yarınki ders öncesi çocuk gibi titriyorum korkudan. hoca çok kötü azarlıyor. orijinal araştırma fikirleri bulmamızı istiyor bizden. bulamıyorum ki ben ama, yapamıyorum. paralize olmuş bir şekilde dergiler arasında dolanıp duruyorum ama ı-ıh. hiç yaratıcı değilim hiç. üff.
devamını gör...
9151.
yarın dönüyorum rusya'ya. ilginçtir ilk defa ikilemdeyim. zayıf yanım gitmek istemiyor. güçlü yanım ise gidip geri gelmek istemiyor. sanırım bu daha önce yaşadığım fetret döneminden yükseliş dönemine geçişin üçüncüsü olacak. hayırlısı olsun inşallah.
devamını gör...
9152.
özellikle de ilk kez buluşacağım birini beklerken ya da yanına doğru yürürken ne yapacağımı şaşırıyorum. ona mı baksam, sağa sola bakarak mı yürüsem şaşırıp kalıyorum. korku gerilim tadında imdb puanı 8.5/10
devamını gör...
9153.
bugün çok savunmasız bir anımda bir ağır haber aldım. hakkım olmayan bir gariplik duygusu sardı bedenimi. dışarıya tepkim ise bir yalancı "çok sevindim..." oldu. yol boyunca kendime sorup durdum: "ya ne olacaktı?"
hakikaten ya ne olacaktı?

bir yer var biliyorum her şeyi söylemek mümkün...
devamını gör...
9157.
uykum var ama genel bir uyku bu , saatler süren yolculuğumun sonunda yalpalamadan önümü görebilmem için bir uyku, bulanıklığım açılacak biliyorum bu halde devam etmeye direnmemeliyim o yüzden 2 kat yorganın altında 2 gün uyku gerek. biliyorum, iyi gelecek uyanıp su içip yeniden uyumak, kötü düş bile görmeyeceğim hamlet, sadece uyuyacağım her şeye sınırlı , kendime en yakın mesafede bir başıma fısıltımla.
devamını gör...
9158.
korkunç bir geniz ağrısıyla gözlerimi açtığımda saat 11’i biraz geçiyordu. yatağımda hafifçe doğruldum, başım dönüyordu. gözlerimi dün kardeşimden aldığım hediye ayakkabılara kitledim, öyle ne kadar kaldım bilmiyorum, yaklaşık 10 dk sanırım. dünden kalma kıyafetlerim hala üzerimdeydi, zaten çok kıyafetim yoktur, kardeşim hediye ayakkabı almasa bugün de 3 yıldır olduğu gibi o hafif spor ayakkabımı giyecektim. bir sıçrayışta yatakta atladım, sıçramasam kalkamaycakmışım gibi hissettim çünkü. kıyafetlerimde beyaz lekeler gördüm, sebebini anlamam uzun sürmedi. tavanın sıvaları üstüme dökülmüş, biraz deli yattığım için sıvaları üstüme belemişim. zaten bu evin dökülmüş sıvaları yerleştiğim günden beri beni oldukça rahatsız ediyordu ancak alışmıştım. dert etmedim, çırptım ancak izler tümüyle geçmiyordu, umursamadım.
elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa girdim, 3 gündür öylece duran bulaşıklar üzerinde uçuşan 3-5 tane ufak sinek midemi ağzıma getirdi ancak 37 saattir ağzıma tek lokma koymadığım için hissettiğim tek şey midemdeki korkunç yanma oldu.
ocağa su koyup kaynattım, biriken bulaşıkları yıkamak 40 dakikamı aldı, boşuna geçmiş bir zaman gibi geliyordu bu 40 dakika. bunun acısıyla boğuşurken çalan kapı sesiyle irkildim. belki emin olmak, belki de çocukca bir düşünceyle kapı arkasındakinin kapıyı bir defa çalmakla yetineceği ve gideceği umuduyla, ikinci defa çalmasını bekledim. çaldı. kapıya seğirttim, gelen üst komşum ve aynı zamanda ev sahibi yalçın beydi. kafasında sakil duran komik bir bere, belinin 15 cm yukarısına kadar çekilmiş bir kumaş pantolon, eskimiş kahverengi klasik ayakkabıları ve lacivert süveteriyle bu adam bana hep karikatür dergilerini anımsatırdı. yüzü yuvarlak ve yanakları dolgundu, saçları iyiden iyiye dökülmeye başlamış, burnu kilolu yüzüne göre epey ufak kalmıştı. dudakları ağzının içinde yokolan bu adamı görünce hissettiğim tek şey yoğun bir sıkıntı ve gereksiz bir gerginlik oluyordu. yüzüne taktığı yapmacık ve bir o kadar da küstah bir gülümsemeyle konuşmaya başladı;

-hayaticim iyi sabahlar, rahatsız ediyorum ama apartman toplantısına davet etmek için geldim. aslında girişe bir ilan asmıştık, görmeyenler ve gördüğü halde katılma lütfunu göstermeyenlerin evine tek tek gidip haberdar edeyim istedim.

omuz silktim, bakışlarımı gözlerine kitledim. adeta defolup gitmesini, ve olur olmadık kapımı aşındırmasından rahatsız olduğumu haykırırcasına konuşmaktan imtina ettim. bakışlarımı indirdim, ve lafa devam etmesini bekledim.

-sen de yaklaşık 3 yıldır buradasın, hem komşularla aranda pek yok. eğer gelirsen hem komşularınla tanışmış olursun, hem de apartmanla ilgili herhangi bir şikayetin varsa orada söyleme imkanı bulursun. ayrıca yeni apartman yöneticisi seçilecek yarın akşam, gelsen çok iyi olur.

bu hafif anadolu şivesini kapatmaya çalışan, bunu yaparken de iyice komik durumuna düşen 50’lerindeki adamın asıl derdi anlaşılmıştı. kendisinin duyduğuma göre 5 tane apartmanı, ve sayısını bilmediğim kadar arsası vardı ancak, bu denli varlığın içinde apartmanda yönetici olmak, su ve elektirik faturalarını kiracılarından temin etmek için kapıma kadar gelmiş, oy istemeye çalışıyordu. bir an için adama acıdım, zenginlerin en büyük trajedisi pazandıkları parayla ve mal varlıklarıyla pintilikleri doğru orantıda ilerliyor, diye düşündüm. lafını bitirmesini ve absürt meselenin biran önce son bulması adına uzatmasına fırsat vermeden lafa girdim;

-tamamdır yalçın abi. yarın dediğin saatte orada olurum.

cümlemi bitirdikten sonra kapıya hamle yaptım, uzatmak istemediğimi anlamış yüzü düşmüştü. peki demekle yetindi ve gitti. rahatlamıştım, çocukca bir de gurur duymuştum, çok iyi hatırlıyorum adamı bu kadar az sözle ve sözü kiraya getiremeden başımdan defetmek bana bir şey başarmış hissi veriyordu. bunu kutlamak için bir tütün sarıp içtim, yanında da 4 bardak su, çünkü boğazım bu kadarına izin vermedi.

dışarıya çıktığımda saat 14.00’ye geliyordu. hamza abinin lokantasında yemek yedim. beni pek severdi, belki okuduğum okuldan belki genç insanlara olan sevgisinden. öyle ki, bazıları para dahi almazdı benden, ama ben onu sadece para almadığı zamanlarda ve masama oturup sohbet etmediği zamanlarda seviyordum.
devamını gör...
9160.
30 yaşıma 1 sene kaldı ama babamın yanında hala çocuğum. geçen hafta akciğerlerindeki sorun nedeniyle hastaneye gitmiştik ve o sorunun azaldığını, bitmek üzere olduğunu söyledi doktor.

mutlu mesut eve döndük..
şimdi kan sonuçları çıkmış, değişik değişik şeyler söylüyorlar, kafam bi dünya oldu. işe geldim, çalışamıyorum bildiğin. inşallah bir şey çıkmaz harbiden çok bunaldım başka bir şey düşünemiyorum şu an.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar