sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9203.
dışarıya çıktığında ilk hissettiği şey kupkuru soğuk oldu, hızlı hızlı burnunu çekti ve hızlı adımlarla yola koyuldu. sokağı döndüğünde tuhaf çığlık sesleriyle irkildi, seslerin geldiği yönde büyük ve tuhaf bir kalabalık gördü. kalabalık içindeki insanlar birbirinin önüne geçmeye çalıştığı ve sürekli birbirini ittiği için oluşan tuhaf görüntü ve kalabalık içindeki kargaşa ona gülünç gelmişti. yavaşça kalabalığa doğru yöneldi, çok geçmeden durumu anlamıştı. sokak başında büyükçe bir konser alanı vardı ve kalabalıktaki insanlar konser veren sanatçıyı daha iyi görebilmek, belki fotoğraf çektirmek veya vücutlarını imzalatmak gibi şeyler için birbirlerini eziyorlardı. azımsanacak türden bir kalabalık değildi bu, kiminin üstü başı o itiş kakışta yırtılmış, kiminin ayakkabasının teki kaybolmuş, kimi ise hüngür hüngür ağlıyordu. hayati kalabalığa dehşetle bakarken, kalabalığa yaklaştıkça dehşeti daha da artıyor, insanların ne denli kendilerinden geçebildiklerini gördükçe hem anlam veremediği bir kibre kapılıyor hem de gülmek geliyordu içinden. şarkıcı çıktı, çığlıklar akıl almaz derecede arttı, ellerini şarkıcıya değdirmek için alabildiğine uzatanlar, ellerini ağızlarına götürerek hüngür hüngür ağlayanlar, haber için bekleyen muhabirler ve kameramanları, elleri göbekleri altında birleşmiş takım elbiseli iri korumalar... tüm bunlar akıl almaz geldi hayati’ye, bir an için tiyatro izlediğini dahi düşündü. çok yabancı gelmeye başladı her şey, yabancı olduğu kadar absürt. birine akıl dışı bir şekilde, absürt tutkuları ve hassasiyetleri sebebiyle ilkel sevgiler besleyen ve bunu dahi hayvanlaşmadan ifade etmekten aciz bir sürü, sevileni bu sevginin ilkel dışavurumundan korumak için tutulmuş çam yarması korumalar ve bunu haberleştirip insanlara bildirmek için soğukta bekleyen muhabir ve kameramanlar...
her zaman olduğu gibi hayatinin durumun trajikomikliğini kavraması uzun sürmedi, yüzündeki gülümseme acıma duygusuyla karışınca buruk bir tebessüme dönüştü. 10 metre ilerisindeki insanlarla arasındaki uçurumu düşündü, çok çok hazin bir mesafeydi bu elbette fakat olması gereken bir mesafe... aklına geçenlerde okuduğu bir haber geldi, haber kısaca şöyle; ünlü bir keman virtözü, perişan kıyafetler giyip tanınmayacak bir hale geldikten sonra önüne insanların para atması için bir branda seriyor ve başlıyor çalmaya. 300 kişiden bir tanesi belki durup bir çeyreklik atma lütfunu gösteriyor ve zaten o da dinlemiyor bile. sonradan anlaşıldığı ve malum olduğu üzere kemanı çalan kişi dünya çapında konserler veren biri ve aynı zamanda elindeki keman da yaklaşık 3 milyonluk bir alet... bu hatrına gelen haberi bağıra bağıra okumak geldi içinden orada fakat yapamayacağını bildiği şeyleri hayal etmek kendisinde rutin bir alışkanlık haline geldiğinden hemen savdı kafasından bu düşünceyi. beresini çantasından çıkartıp taktı ve kalabalığa son bir defa acıyarak baktıktan sonra eve doğru yola koyuldu...

sabah gözlerinde korkunç bir acıyla uyandı. gün ağarmaya başlamıştı, enteresan bir şekilde dün eve nasıl geldiğini ve kaçta uyuduğunu hatırlamıyordu. hemen hergün olduğu gibi ilk yaptığı şey tütün sarmak oldu. öncesinde sigara altlığı olsun diye dünden kalan yarım bir bisküviyi hızla yedi.
dün akşamki cenazede annesi akrabalarının toplanacağı bir yemeğe çağırmıştı hayati’yi, o sıra hazırlıksız yakalanan oğlundan da söz almayı başarmıştı elbette. verdiği bu söz aklına gelince morali bozuldu istemeden, sonra umursamadı odayı havalandırmak için pencere yönelince sokakta sevgi’yi gördü. seslenmek için dayanılmaz bir istek duysa da, kendini frenledi.
devamını gör...
9204.
belkide biz yaşamıyoruz savaşıyoruz devamlı. taarruz altında her bir hissimiz. rahat bırakılmadan her gün aynı şeyleri yaşayıp farklı olmamız bekleniyor: farklı hissetmemiz, farklı düşünmemiz. her gün pilav yiyen insan gün geliyor pirinçten felsefe çıkarıyor. bu kadar aciz miyiz gerçekten? gerçek dediğimiz sadece imkanını bulamadığımız şeylerden oluşan bir takım veriler. kıyaslamalarımız bile kendi içimizden. dinlediğimiz müziğin güzel olan tek yanı hayallere daldırması. bu kadar uzağız kendimizden.
devamını gör...
9206.
vayh şurayı okuyunca yeminle daral geldi. ne çok derdiniz varmış sevgili yazarlar. küçük bir sır vereyim, hala yaşıyorsanız bu kısır döngü devamınız olacak. ölüm harici herşeye deva var.

"nefes almak meğer ne zor imiş".
devamını gör...
9209.
çok tatlı bi soğuk vardı bugün hatta ılıklık. bahar geliyor. doğa ne güzel, kuşlar, çiçekler, toprak. yeni umutları müjdeliyor...
devamını gör...
9211.
bir çok insanın hayallerini süsleyen bir firmada çalışıyorum ve çok para kazanıyorum. çok para kazanmamın arka planında çok stresli işlerle uğraşmak yatıyor. çok stresli bir hayatım var. evde bile müşteriler ile bağıra bağıra konuşuyorum. sıkıntıdan vücudum hep dışarı döktü. genç yaşımda stresten ölmek istemiyorum.
şimdi buradan ayrılsam, daha rahat bir işe girsem, maaşım 5'te bire düşecek.
o zaman stresim azalmayıp iyice artacak.
aşağı tükürsem yerçekimi, yukarı tükürsem gök itimi...
devamını gör...
9212.
sevgili sözlük eve tam 14 saat önce geldim 6 saat bilgisayar başında takıldıktan sonra yattım ve hala yatığım. kac kisiyi uykuya yol ettim ama ben hala uyuyumadım. pazar sabahı enerjisiyle kalkacaktım guya. gelinen nokta, kolera'nın şarkısındaki söze döndü: uyuman lazım.
devamını gör...
9213.
düşündüğü kadar derinlerde yaşamıyordu ki boğulduğunda cesedini kayalıkların dibinde buldular. ölüm gelmişti ve tamam olmuştu eksik bildikleri. artık ayağa kalkmak zorunda değildi, bir şeylere tutunmak zorunda değildi. son bulmuştu yerini ve kendini araması. yeri de kendi de yerdeydi, orada; toprakta. susacaktı şimdi, başaracaktı bunu sonsuza. biriktirdiği sevgiyi, özlemi ve şiirleri alıp gitmişti. önemi, önemleri yoktu nasılsa. kurtuluş gitmekteydi.
devamını gör...
9215.
sabret gönlüm, sabret.
bu hayatta senin payına düşen bu. yazgıyı kim değiştirebilir? senin yazgın bu.
ucunu görmediğin bir kuyunun dibindesin. sevgiliye kavuşacağın günü bekle. sabırla bekle.

işte o gün geldiğinde tamamlanacaksın, tam olacaksın.
devamını gör...
9218.
bu dargınlık, bu suskunluk, sıkıntın niye?
çok uzaksa o yerler, boşver paylaşmaya hazır olduklarını burada paylaş olur bak güzel işte.
bir hayat var meraktan ölmeyeceğin merak etme, meramını gizleyeceğim.

ayrıca sanane benim mesleğimden?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar