sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9283.
twitter da takip ettiğim birine paylaştığı resimle ilgili özelden bir soru sordum. sorunun sonuna da doğal olarak soru işareti koydum. cevap verdi, teşekkür ettim ve konu kapandı.

1 saat sonra bir twit attığını gördüm. "arkadaşlar biz soru olduğunu anlamıyor muyuz, neden sonuna soru işareti koyuyorsunuz, gerizekalı mıyız biz" şeklinde.
"ablacım ruh hastası mısın ?" gibi bir soruyla ve sevdiği işaretle mukabelede bulunmak istiyorum. hay Allahım.
devamını gör...
9284.
cocuklarin calismadigindan dem vurup sinavda düşük alacaklar deyince birileri çıkıp hocam bol not ver , hocam hepsine +5 , +10 veriver diyor ya cinlerim tepeme toplaniyor.

sanki sistem ogrenciye fazla fazla not vermeye donusmemis gibi sanki biz bundan anlamiyormusuz gibi..

eczaci ilaci 10 lira daha asagi satsin o zaman. ressam naturmortunu bedava bagislasin. bankaci cikip kopruden para saçsın.

Allah muhammed askina bi bos konusmayin. delirtmeyin adami.

hakkiyla not vermeye hasret kaldik. bizi darlamayin.
devamını gör...
9285.
bu gece, hemen şimdi şöyle güzel bir uyku çekmek istiyorum. uyumam lazım. son yıllarda geçirdiğim en güzel günün akşamı, bu kadar erken uyumak isteyeceğimi nereden bilebilirdim? muhtemelen yarın sabah uyandığımda, bugün yaşadıklarımı rüya sanacağım; ama sonra, her şeyin gerçek olduğuna yeniden inanacağım.

halbuki gerçek ve hayalin ancak geçmişin birbirine benzeyen tortuları olarak uzlaşabileceklerini sanmıştım. bunun için, çocukluk şevkimi yeniden kazanmak için "dün"lerimi kurcalamaya alışmışken, sanki bir teselli gibi, "zamanla gerçek birer anıymış gibi hatırlar olduğumuz hayallerimiz var" demiştim. anılarımızdan geriye yalnız birer hayal kalacağını biliyordum; ama bugün, bazı hayallerin de zamanla bütün anılardan daha gerçek olabildiklerini gördüm. işte dünden kalan bir hayal, ilk kez bugünün gerçeği; ve yarının rüyası.
devamını gör...
9286.
"hak" ve "adalet" konusu son zamanlarda karşıma çokça çıkıyor. karşıma çıkıyor derken ne oldukları konusunda bizzat üstüne düşünmem gereken şeyler oluyor.

bikaç gün önce aklıma şu geldi. lise 2. sınıftayız. matematik sınavı açıklandı ve hoca sınav kağıtlarımızı kontrol etmemiz için dağıttı. 99 almışım. cevap kağıdıyla karşılaştırıyorum. o 1 puan kırılan soruyu birebir aynı yapmışım. gittim hocaya söyledim. cevap: 10! olacakmış sen ! koymamışsın diyor hoca. aslında koymuşum hoca yaptığım ünlemin ünlem olduğunu anlamamış. neyse anlaştık aldım 1 puanımı. sınıfta bi ters ters bakmalar filan. 1 puanın peşine mi düştün demeler....... oysaki hakkım olanın peşine düşmüştüm sadece.

her neyse... lise 4 teyiz. edebiyat sınavı açıklanmış. bu kez bi cevabı yanlış yazmışım. ama hoca puan vermiş. gözünden kaçmış muhtemelen. 1,5 puanlık bi cevap. gittim hocam fazla puan vermişsiniz dedim. hocanın etrafı kalabalıktı. bi an anlamadı. durdu, yüzüme uzun uzun baktı. eksik vermişim değil mi dedi. parmağımla işaret ettim soruyu. hayır hocam cevap şu olacak ben bunu yazmışım fazla vermişsiniz dedim. herkes sustu ve bana baktılar. hoca bi daha sordu eksik mi vermişim dedi. hayır dedim aynı şeyleri söyledim. Allah Allah dedi düzeltti. sonra sınıftakilerden şöyle bi tepki: ya kızım salak mısın neden söylüyosun ki... oysaki hakkım olmayanın yükünü istememiştim sadece. sonra o hocam annemle babama teşekkür etmişti. olması gerekeni yapmıştım. teşekkür edilecek bir şey değildi. o an üstüne durup düşünecek kadar kafam basmıyordu ama şu an bastığı kadarıyla düşününce canımı sıkıyor bu durum.

bu iki olayı tamamen unutmuştum bikaç gün önce birden aklıma geldi. arasında şimdiye kadar bağlantı kurmamıştım hiç. bugün düşündüm de çoğu insan hakkımızı yedirmemizi ama hakkımız olanından fazlasını da sessizce almamızı bekliyor. doğru olanın bu olduğunu düşünüyorlar. hakkın olanı istediğinde açgözlü oluyorsun ama hakkın olmayanı geri verdiğinde aptal oluyorsun. hakkımızın yenmesi ihtimalini ortadan kaldırmak için başkasının hakkını yeme ihtimali içine girmek çok doğru mesela gözlerinde......

dünya hak üzerine kurulu değil mi oysa? inandığımız kitap bir hukuk kitabı değil mi esasen? tüm olay "hak".

hayat tuhaf, haklar filan...
devamını gör...
9287.
yoruldum sözlük bittim tükendim anlıyor musun? kaldıramıyorum. yok olmak istiyorum. köklerimi söktüler. acılarımı bile yaşamaya hakkım yok. müsade etmiyorlar. hiç bir şey yok gibi yaşamaktan yoruldum. ınsanların beni, yaşadıklarımı bilmeden yargılamasından yoruldum. bir tek çarem var o da imkansız. gidemiyorum buralardan. kurtulamıyorum bu işkenceden. bıktım. yaşadıklarımdan midem bulanıyor. bu bedeni her gün sürüklemek zorunda olduğum için nefret ediyorum kendimden. benim mahlasım ceset çünkü ben bir cesetim. yürüyen, nefes alan bir ceset. bunları yapmak zorunda olduğum için bile midem bulanıyor. çaresizim Allah'ım çaresiz. dipsiz bir kuyudayım. boğuluyorum. ne olur bana merhamet et. ben merhameti hak ettiğim için değil, senin merhametin uçsuz bucaksız olduğu için. yetiş ya rab. ya al canımı ya da beni sen canlandır geri. bu ceseti dirilt. beni yeniden yarat.
devamını gör...
9288.
(bkz: hatırlayamamak)
önce alzheimer hastalığını akla getirir ardından biraz daha sakin kalınca aslında bir şarkıcının ismini hatırlayamamak, bir arkadaşın adını hatırlayamamak olarak çıkar.
hatırlayamayacak ya da benzer hastalıkları çağrıştıracak yaşlarıma daha uzun yıllar var. fakat son zamanlar sürekli bişeyleri, isimleri kişileri unutuyorum.
geçen haftalardafasülyeyetiştirençimkafa memleketi hakkında bir şey yazdı ve şans eseri aynı memleketli olduğumuzu öğrendim kendisine ilçesini sormak istedim ama kendisi benim seceremi önüme döktü fakat ben kendisini bir türlü çıkaramadım.buradan
bu gün bir başka yazarla bir konu konuştuk kendisine teşekkürlerimi ilettim ve bana ismimle hitap etti sadece gülümseme emojisi gönderdim ama hatırlayamadım diyemedim.
günlük konuşmalarımda da mehmet alir birand* gibi çok fazla eeee diyen biri olduğumu hissediyorum sanırım bazen normal yaşın genç olsa da aslında kafa olarak zaten yaşlanmış oluyorsun.
devamını gör...
9289.
öyle bir basamağındayım ki hayatın
çoğu şey tanıdık
bir senfoniyi dinler, partisyonunu çözebilirsiniz bu basamakta
formüller belli
tınılar belli
ak belli, kara belli
önü belli, sonu belli
sağı solu çevrili
bilemediğim bir şey var: kelebeğin menzili.

c.e.
devamını gör...
9290.
merhaba defter.
tam olarak başlayabileceğim bir yer yok ve nasıl noktalarım onu da bilmiyorum.
bocalıyorum şu aralar bundan eminim. boyunu geçen bir deniz düşün meselâ, iki duba arası mesafede az değil hani. işte ne elimle tutabiliyorum birini ne karşıya yüzebiliyorum. öyle muallakta...
bu durum sinir bozuyor ve zaman tik tak sesleri ile ilerliyor. kayıtsız kalamıyorum bu sanırım süregelen bir alışkanlık oldu.
bazı şeyler için belirli periyodlarla toplam en az 3 en çok 4 operasyon geçirmem gerekiyor. bunun ilki önümüzdeki ay alacağım randevuya göre belirlenecek. ve muhtemelen mayıs ayında da ilki gerçekleşecek. bu sefer tutarsızlığımı bir kenara atmak istiyorum. en azından bu sefer kendim için yapmalıyım yani. son cümle çok mu bencilce oldu? yok canım...
aldığım sorumluluğun ağırlığı altında gittikçe ezildiğimi hissediyorum. sanki böyle kaburgalarım iç içe geçiyor gibi, yoo kesinlikle abartmıyorum.
kendime bir an evvel bir program hazırlamalıyım aksi halde elimde kalan kısıtlı zaman da ufalanıp gidecek.
velhasıl kelâm deftercim, bana şans dile.*
devamını gör...
9291.
yine sözlüğü hunharca içdökmek suretiyle kullanacağım.
iç dökmek diyorum çünkü içim dolup taşıyor.
bütün sözlerin, bunalmaların verasında bir gerçek var.
onu çok özlüyorum.
çok.
devamını gör...
9292.
yatağını merak ediyorum, kollarını nasıl koyunca rahat ettiğini, çarşaflar ne renk, beyazdan, griden, açık maviden? uykunda söylenmelerini, küfürlerini, huzursuzken seyirmelerini.. sabah ne tarafından kalktığını, yataktan önce hangi ayağını attığını, saçlarını, ne kadarda bir yıkandığını, el yordamını, göz karanlığını, sabah mahmurluğunu. sahi kaç kahve, kaç sigara ile başlarsın güne? ne mesela aklına ilk gelen şey?
uzar benim sabahım bu gece...

c. e.
devamını gör...
9293.
oyun laptoplarından anlayan yazarların benle iletişime geçmesini talep ediyorum. bir laptop beğendim yorumlarını merak ediyorum, varsa tavsiyelerine de açığım.
devamını gör...
9294.
şairin sustuğu şiir, dervişin sustuğu dua.

bu kaderdir. serden serpilip düşen hayallerin kırıntılarına dalıp giden ve dualara sığınan adamların öyküsüdür. dinle, dinle ki kalbine değecek mesellerin aslında mermer yüreklerine kendi elleriyle kazıdıkları adamların, ayın şulesinde gözleri kamaşan adamların, düşüşten pay alan adamların etrafa savurdukları kelamlarıdır.
bu masaldır.hitabını ancak muhatabının bildiği dizelere dem vuran da masallardır. masal kaf dağı’ndan aşabilene kader. masal uçurumlarda güller devşiren adamların,dünyadan azade kendi kendilerine söyledikleri o eski türküleri duyanların kaderi. yani masal, hayale kader.
bu rüyadır. daldığımız sözlerin, gözlerin, tesbihin, çayın, dumanın kadrini bilenlerin uykuları vardır. rüya uykunun sahibine gerçek. uyanmak istemeyenlerin, örtüsüne bürünenlerin, düşler kuramayanların gerçeklerinde uyuduklarıdır, gördükleridir. parmaklarından kayıp giden taşları bağrına basanların rüyasıdır ki onların gerçeklerine uyanmak istemedikleridir. uyanıklara meyletme dal rüyaya.
her rüya sahibinin tabiri.

bu şiirdir. saklanır. konuşmaya mecali kalmayanların kendilerinden sakladıklarıdır. gerçeğe baş kaldırdıklarımızın beyanıdır dünyaya . bardağa doldurduğumuz demdir. anlamadığımız bir ezgiyle dünyayı tavaf ettiğimiz adımlarımızdır.
acının bağrına hançer saplayanların hırsı, güvercinlerin kanadına emanet merhametlerin dudağındaki busedir. susanların sığınağıdır. avucumuzda tuttuğumuz nardır aslında. ama seni anlamazlar.

bu duadır. dervişlerin sustuğudur. kimseden medet ummayanların, gecenin bir yarısında, yaşadığı kader, anlattığı masal, gördüğü rüya, okuduğu şiirdir. ateşi gül bahçesine çevirenden umut mu kesilir? yakın olduğumuz kadar aminimiz, kaderimiz.
devamını gör...
9295.
sabah sabah Allah’a peygamberlere küfürler yağdıran bi adama denk geldim... ama ne küfür.. zaten uykudan yeni kalkmışım, insanlara tahammülsüz ve hastayım.. dünün de kandil gecesi olduğu aklıma gelince çıldırdım.. 60-65 yaşındaki adama bir sürü bağırdım sokağın ortasında sonra da bağırdığım için kendimi kötü hissettim.. işte bu his beni mahvediyor defter!
devamını gör...
9297.
yıllardır stalkerlığımla övünürüm. ben ki sadece adını soyadını bildiğim birinin sosyal medya kullanmasa* dahi seceresini dökebilen bir insanım. hatta adını bile bilmediğim bir adamın adını soyadını ve fotoğraflarını bulmuşluğum vardır. eski sevgilim şu işimde bir kızla nişanlanmış diyen arkadaşıma 7 dakika sonra kızın fotoğrafını atmış da takdir toplamıştım. ama son sefer yaptığım stalk tam bir fiyaskoydu. adını, soyadını, mesleğini, ilini bildiğim halde bir tane fotoğraf bulamadım. 2018 yılındayız ve internette fotoğrafı olmayan bir insan var. teknolojiye olan inancımı sarstı resmen.
devamını gör...
9300.
yapabiliyorsunuz, uzağında kalabiliyorsunuz yaşamın. balkonunuzun hemen yanında çiçek açan koca ağacı görmüyorsunuz mesela ya da zamanın sizin için ölü olduğunu haykıran bir yontu gibi duruyor aylardır odanızdaki saat. fark etmesinler diye cesedinizi oradan oraya sürüyorsunuz anlamı olmasa da. kendinizi bırakalı çok oldu. çözüm aramıyorsunuz. kurtuluş insanda, hayatta, ölümde değil. yalnız derdinizde ve derdi vereninizde. beklemiyordum diyorsunuz, bunca yıkılacağımı tahmin bile edemezdim. ayağa kalksam da gölgem düşmeyecek artık bir ağacın gövdesine. o yerde sürünmeye mahkum edildi. benim gibi. suçu neydi? dünya üzerinde işlenen suçların tümü; insan olmanın suçu. o kadar.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar