sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9342.
(#6213185) şimdi farkettim, makam farkı programında şarkı anons eden oğuz haksever gibi hissettim kendimi. öyle bir tanım olmuş, yorum katınca böyle oluyor. şu yüzünü kapatan maymun emojisini kullanmanın tam yeri de o da sakil durur, anladınız siz.*
devamını gör...
9344.
y a r ı n k u z e n i m g e l i y o r.

nasıl özledim anlatamam. çocukluğumuz beraber geçti onunla. bizi birbirimize aşık sandılar hep. benim erkek arkadaşım onu, onunki beni kıskandı. tek bi kere bile, bi defa dahi incitmedi beni, asla. daima dürüst oldu. ne hissettiyse onu söyledi. bi kadın düşünün kardeşlerim, anneniz değil ama uyurken üzerinizi örtsün. saçlarınızı okşasın, siz incindiğinizde gözleri dolsun, binlerce kilometre öteden pat diye tek bi bavulla kalksın gelsin, sarılınca sımsıkı sarılsın, en zor zamanlarınızda yanınızda olsun, kaprislerinize, (ki benim kaprislerim hastalıklıdır) gel gitlerinize, dengesizliğinize, acılarınıza ve en önemlisi onu unuttuğunuz anlara tahammül etsin. kendi acısını unutup sizi neşelendirmeye çalışsın. asla bıkmasın, asla yılmasın, asla vazgeçmesin. vazgeçtiğiniz, artık uyanmak istemediğiniz anlarda sizi düştüğünüz karanlıktan çekip alsın. mahremine kadar her şeyini bilin, size açılsın, sığınsın ve güvensin. hayatında mutfağa girmediği halde acıktınız diye yemek yapmaya kalksın. tek bi cümlenizle erkek arkadaşından ayrılabilsin.

normalde 1 ocak itibariyle bir yıllığına görüşmeme kararı almıştık. birlikte çok fazla deliriyoruz; zaman yetmiyor, şımarıyor, çocuklaşıyor, birbirimizden başka hiçbi şeyle ilgilenemiyoruz. bu yılı; "arınma yılı" olarak tanımladık ve ikimiz de kendi hayatlarımıza yöneldik bi yıllığına. geçen gün başka bi numaradan aradı kendi numarasını açmayacağımı bildiği için; strateji sülalemizde irsi.

"geliyorum, hazırlan, mazeret yok, kardeşiz biz, beni böyle bırakamazsın" dedi.
"tamam .s" dedim. "gel."

yarın sabah burada olacak. birlikte kahvaltı yapıcaz. sonra? sonra öyle mal gibi birbirimize bakıp kıkırdıycaz. birlikte spora gidicez. ben hareketleri düzgün yapmadığı için yine gerilicem. otuz yaşına geldiğimizde aynı evde yaşama planlarına kaldığımız yerden devam edeceğiz ve neden hala bekar olduğumuz üzerine teoriler geliştireceğiz. "neyse ki otuza daha vakit var" diyecek. ben kaç gün kaldığını söyleyeceğim. "buluruz be .s" diyecek.

çok mutlu, çok güvende, çok huzurluyum.
devamını gör...
9345.
bazı şeylerin varlığı mı yoksa yokluğu mu daha çok mutsuz ediyor karar veremiyorum sözlük. bugünler geçsin. bugünler geçsin. bugünler geçsin!

googly googly googly go away!*
devamını gör...
9347.
bugün bir öğrencim ders esnasında fenalaştı. soğukkanlı olmaya özen göstererek hemen 112'yi aradık. gerekli müdahaleyi yaptık ambulans gelene kadar. sonrasında öğrendim ki kalp kapakçığında ciddi bir problem varmış. ne yapacağımı bilemedim, bilemiyorum. çok aciz varlıklarız. hepimiz!
devamını gör...
9348.
bugün şu sosyal ortamda tanımadığımız ama içimizden birinin hüznünü paylaşan insanları yeniden gördüm. ve bu anların samimiyeti orda görmediği belki de hiç göremeyeceği insanlara kadar ulaşan duyguların sahiplerini görünür kılıyor.
devamını gör...
9349.
zaman insanı en çok pişiren... yol uzuyor, benim dünyam yaşadıklarımdan ibaret. camdan dışarıya baktıkça insanlar görüyorum ayrı ayrı dünyalar... sıra sıra dağları geçiyoruz ve her geçiş tıpkı bir kapı gibi yeni diyarlara açılıyor. insan düşündükçe başka alemlere dalıyor. ve zihinde dönüp duran cevapsız sorular... müzik eşlik ediyor içinde bulunduğum buhrana... ne çıkabiliyorum içinde bulunduğum durumdan ne de tam dalabiliyorum.. aslında nefes aldığımdan bile şüphe duyuyorum. ne ağlıyorum ne de anlatıyorum. ben suskunluğu kendime yâr ediniyorum. yoldayım... meçhul menzile doğru gidiyorum...
devamını gör...
9350.
kalktım,yüzümü yıkadım,yola koyuldum,yağmur vardı bugün. eskilerden kalma bir alışkanlık var bizde. saçak altlarından yağmurun dinmesini beklerken izlemesini öğrenmiştik. sonra alışkanlık olmaya başladı. ne zaman yağmur yağsa bir sigara yakıp izlemeye koyulmaya başladık. ama hep saçak altları,hep kapı önleri,hep balkonlar.

bir kere tek ıslanmayı göze alıp yola koyuldum hayatımda. yüksekçe bir bina çıktı karşıma.bir pencere bir perde vardı orada. şimdi yine yağmur yağıyor.birazdan çıkacağım balkona. ne pencere var,ne de bir perde karşımda. kalbimden başka.
devamını gör...
9351.
eskiden olsa "hadsize haddini bildirmek öksüze mintan giydirmekten yeğdir" deyip aylarca sürdürebileceğim polemiklere girerdim. şimdi hadsizin biri çıkıp çemkirdiğinde gülüp geçiyorum. öyle ki geçenlerde (2 ay kadar geçenlerde yani, tesadüfen fark ettim) gülerek "bi ara bi cevap yazayım" dediğim bir meseleyi unutup gitmişim farkında bile olmadan.

kocadık gitti belli ki..
devamını gör...
9354.
berbat bi ilişkiden yeni yeni ayılıyorum. hasar tespiti sürecinin sonuna sağ salim gelebildim. ayrıldık; "tamam her şey istediğin gibi olacak hayatına asla müdahale etmeyeceğim" dedi barıştık. sonra; "bencilsin küstahsın şımarıksın" dedi; "biliyorum bunları sana ben öğrettim" dedim ayrıldık, barıştık. "aradığımda açmıyosun, çağırdığımda gelmiyosun, ortadan kayboluyosun, evinin önünden geçiyorum sabaha kadar odanın ışıkları açık, ne işler karıştırıyosun sen aldatıyo musun beni?" dedi uzun uzun anlattım, anlamadı, ayrıldık. "çok özledim" dedi barıştık. çok özlemiştim. sonra bi defa daha ayrıldık ve barıştık ve ayrıldık ve son. istekleri asla bitmedi, asla doymuyordu, asla yetinmiyordu. dostlarımın nasıl tepki vereceğini bildiğimden onlara asla anlatamadım. anlatsaydım; "hemen ayrılıyosun bu hasta ruhludan" derlerdi biliyorum. fakat ayrılamazdım çünkü neden? çünkü aşk.

tanıştığımız günü hatırlıyorum. hayatımda gördüğüm en yakışıklı öğretmendi sanırım. bi doksan diye boy mu olur arkadaşlar? oluyor. simsiyah kısacık saçlar, zayıf, kemikli bi yüz, belirgin bi çene, simsiyah gözler, küçücük dudaklar, uzun, eller, senelerce spor yapmış devasa bi vücut. göğsünün üzerine adının ve soyadının ilk harflerini kazıtacak kadar gelişkin bi ego. zarif, anlayışlı, komik, bilgili ve merhametli bi adam. ama buna rağmen; "ya benimsin ya karatoprağın" arabeskliği. "telefonun meşguldü kimle konuşuyosun? aldatıyo musun beni?" zırvaları, "gel dediğimde geleceksin" baskısı. "bu hattı kullan, numaranı kimseye verme, ulaşmak isteyen çok istiyorsa ulaşır" gariplikleri.

- okula seni ben bırakayım.
- yo kendim giderim.
- aldatıyo musun sen beni? kim o? söyle? aşık mısın ona?

- hadi bi şeyler yiyelim.
- aç değilim.
- sen aldatıyo musun beni? hadi itiraf et. kızmayacağım. biliyodum zaten.

- yanıma gelsene.
- biraz çalışayım.
- sen beni aldatıyo musun? bi şey sordum. cevap ver. aldatıyo musun beni?

- kimle konuştun? kim aramış?
- kuzenim.
- yalan atma, aldatıyo musun beni? neden gülüştünüz? ne dedin ona? neden evdeyim dedin?

- sıkıca sarıl.
- sarılıyorum ya.
- sarılmıyosun. aldatıyo musun sen beni? mutsuz musun benimle olmaktan? kim var?

farklı bi ülkede yaşama teklifini kabul etmedim diye evvela onu sevmediğimi, ona tahammül edemediğimi, önceliklerimin farklı olduğunu, zehirli bi şey olduğumu, aklını çeldiğimi, düzenini bozduğumu, onu kendime aşık ettiğimi ve bunları sadece kendi egomu tatmin için yaptığımı iddia edip bi savaş başlatmış sonra da; "bikaç sene sonra kırk yaşıma geleceğim senin çocukluklarına katlanamam, büyümüyosun, tercihini yap, ya benimle gelirsin ya da ben giderim" demiş ve beni ilişkiyi bitirmeye zorlamıştı çünkü aynı evde yaşama teklifini de reddetmiştim ve bu; "birlikteliğimiz"e olan inancını kırdı. oysa bikaç hafta denemiştik aynı evde yaşamayı fakat bu bi faciayla sonuçlanmıştı. yakındakini sevmek uzaktakini sevmekten daha zor.

"geri dönecek" diye dediği gibi çocuksu bi hırsla bekledim ve haklı çıktım. döndü. bikaç aydır bana; "sen olmadan da mutlu olabiliyorum"u göstermek için saçmalıyor. ağır saçmalıyor ama. instagram hesabını her gün bikaç defa kontrol ederim. normalde özel hayatını bi sır gibi saklayan, "ben 38 yaşındayım senin gibi çocuk değilim" diyen adam yaldır yaldır eğlenmekte. "hiçbi yere gitmiyorum haberin olsun, görüşelim, özledim" demiş. bugünü yatakta geçirmeyi planlarken sabahın köründe mesajını gördüm. evet tatmin oldum. "ahah geri zekalı" dedim yatakta gerinmeye devam ettim. sonra kalktım ve zafer kazanmış bi komutan edasıyla evde bi tur attım. gün başladı. saatlerdir, aylardır öfkeden kudurduğum adamı düşünüp ağzını burnunu dağıtmışım gibi canını acıtacağım bi mesaj hazırlığındayım ama aklıma bi şey gelmiyor. bu başlıktayım sanırım bi iki saattir; okudum yazdıklarınızın çoğunu sdgdf. benzer dertler aradım.

aynı evde yaşama fikri bile beni gererken, bu tecrübeden sonra asla tekrarının olamayacağını anlamışken, bunu tecrübe ettiğim her anın pişmanlığını iliklerime kadar hissederken üstelik, hazrete göre rusya'da yaşayacaktık. rusya... r u s y a. rusya

o her şeyi hazırlamıştı. orada evimiz varmış. "evimiz" dediği bi cehennem ya da, okulumu bırakacaktım çünkü gerek yoktu; paramız vardı, işimi mezun olmadan da yapabilirdim. dil öğrenmek mesele değildi rusça kolay bi dildi bikaç aya kavrayabilirdim çünkü o öyle istiyordu. eşe dosta ihtiyaç yoktu, aile can sıkıcı bi detaydı ona göre, çünkü biz birbirimize yeterdik. "bikaç ay var, karar ver" dedi. verdim tabii.

hazretin yegâne vazifesi bana; "ne istemediğimi" öğretmekmiş meğer. oysa ne istemediğimi gayet iyi biliyordum. onunla rusya'ya gidemeyeceğimi söyledim. çıldırdı. bağırıp çağırdı. beni onu aldatmakla, hiç sevmemekle, onunla gönül eğlendirmekle itham etti. aşktan geriye hiçbi şey kalmadı ama çok öfkeliydim. uğradığım hakareti hazmedemedim sanırım. 12 temmuz 2017'den sonra bugün ilk defa bi zafer kazandım. evcil bi öküz olarak pişmanlığını kendi dilinde bildirdi beyefendi; hiçbi şey yazmadım. kuduruyorum. küfür etmek, ağzıma ne gelirse söylemek, o güzel kafasını kopartmak; "asıl ben senden sonra daha mutluyum"u göstermek istiyorum fakat sonra pişman olacağım. yine barışacağız. yine aynı şeyler yaşanacak. ayrılacağız yine. iki fiyakalı laf edecek, "ben senin için nelerden vazgeçtim" diyecek, sımsıkı sarılacak, boynumu öpecek ve ben teslim olacağım. sonra; "sen beni aldatıyo musun? kim o?" kavgaları başlayacak. "gidelim burdan, gel benimle"ler, "evden çıkmayalım, arkadaşlarınla görüşme, kim arıyor? açma" ve niceleri.

ona artık onu sevmediğimi söyleyemem. daha önce söyledim. onu sevmediğime inanmadığı için, çünkü onu köpek gibi sevdiğim için, hiçbi şey yapmadı ama bu sefer inanacak. inanacak ve kendini tekrardan bana sevdirmek için oynamaya başlayacak. sakin bi adam olacak önce; istediği herhangi bi şey yapılmadığında anlayışla karşılayacak ama sonra delirecek. cevap vermezsem tacizlerine devam edeceğine ise eminim. evimin önünden geçecek. "odanın ışıkları yanıyor" diyecek. okulumun etrafında dolanacak. tekrardan onunla birlikte olacak mideye ise sahip değilim. ne kadar yorulduğumu bugün fark ettim aylar sonra. saatlerdir öylece mal gibi ekrana bakıyorum. "kazandım" ama neyi?

artık onu düşünmek zorunda değilim. bekledim, geri döndü, pişmanlığını kendi dilinde bildirdi. beni unutmadığını biliyorum. fakat onu düşünmemek onun yok olması anlamına gelmiyor. defolup gitmek istediğim hiçbi sığınağım kalmadı. az sonra teslim olacak almaya gibiyim; üzerimde düşman uçakları uçarken ve bombalar yağdırırken, radyolarımdan; "almanya savaşı kazanıyor, kutsal führerimiz direniyor" anonsları yapılıyor ama bi sığınakta cesedimin bile yakılmasını emrederek saatler evvel ölmüşüm gibi.

heil hitler!
devamını gör...
9355.
pişmanlıklar içinde yüzüyorum. asla yapmamam gereken şeyleri yapıyorum, engel olamıyorum kendime. kınadığım şeyler bir bir başıma geliyor. nasıl başa çıkacağım, bilemiyorum.

yarına okumam gereken 5 makale var. aylak aylak dolaşıyorum ama ben, ergenler gibi. Allah'ım akıl fikir şu kuluna.
devamını gör...
9356.
burası insanların kendiyle konuştuğu bir yer aslında. iyi oluyor dertleşiyor insan. kendi kendisiyle konuşmak diyince de aklıma bu geldi:

devamını gör...
9357.
bu aralar çok duygusalım. planlar yapmıştım, kurgulamıştım olacaktı. istediğim gibi çalışamadım, hazırlanamadım. oysa hayatımı adayacağım şey için bu bir başlangıçtı. çok yorgun hissediyorum, yeterince bir şey yapmadığım halde psikolojikman. çokça değişen bir ruh halim var. çünkü çokça katmanım var. en derinde bir yer çok mutlu. onun üstünde enlemesine mutsuzluk, alttan alta, bilinçaltımda. mutluluğumu gölgeleyen. onun üzerinde rutin. çok uğraştım, yeni bir hayat kurmak, başka biri olmak, yani olduğumdan daha pozitif daha rahat biri olmak için çok emek verdim ama gün geldi tüm emeklerimi kendi ellerimle çöpe attım. insanlar beni yormasın diye çokça uğraş verdim ama yordular işte. tek bildiğim yorgunum. akmayan biriken bir gözyaşı var pınarlarımda. buna rağmen hayat diyor ki mücadele et. Allah’ a çok dua ettim ve her seferinde o benim yanımdaydı. istediğim şeyler bir bir oldu. benim karşılığımsa nankörlük oldu. istediklerimi yapamadım, sözlerimi tutamadım. zaman zaman başarsam da nefsimi yenemedim. hayat üstüme gelmeye devam ediyor. yoruldum. yorgunum. acı çekiyorum. ama mutluluk da bir şans kadar uzağımda. şansım yaver giderse her şey dönebilir. istediğim kafamdaki şeyi yapabilirim. beni yaralayan şeylerden biri de hayalimin beni motive edememesi oldu. oysa öyle değildi. ne oldu bilmiyorum. son gücümle saldıracağım. tüm gücümle saldıracağım.
devamını gör...
9359.
"yaşamıyorsam ve dahi yaşamayacaksam" dedi, "niye hala titretiyorsun göğsümdeki et parçasını?" daha büyük bir ceza olabilir miydi canlı bir beden içine ölü bir ruhun hapsolmasından? olmayacaksa, -ki olmayacak!- bir ihtimal bile olmayacaksa hayata doğru adım atabileceğim, neden aklıma koşmayı düşürüyorsun? kendi ahmaklığımdan çok sıkıldım. özür dilerim, doğduğum için.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar