sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9481.
bütün istek ve arzularımı genişçe bir kutunun içine koyup bulabildiğim en derin denize fırlatasım var. çıkmazların birinden ötekine geçişi son derece başarılı şekilde gerçekleştirebiliyorum. kendime koyduğum ne kadar kaide varsa, inşa ettiğim ne kadar kale varsa, bir zamanlar önemseyip de ne için çabalamış isem onları kolayca yıkıp geçecek gibi hissediyorum bu aralar. kendimde değilim sanki, belki de 'kendi' adını verdiğim şey hiçbir zaman ben değildim. her musibetin sonunda bir ders edinirsin diyorlar, ben öğrenmekten vazgeçtim. dünyayı keşfetmekle ilgilenmiyorum, yeter ki gitsinler.
devamını gör...
9482.
yaşadıklarım kendime göre zor. birinden bir şey istemek benim için zor ve bu ara sürekli insanlardan bir şeyler istiyorum. alınganım. utangaçım. zorlanıyorum kısaca. aslında çok utangaç değilim. esas sorun insanlara karşı duyduğum tiksinti. garanti muhabbetleri sevmemem. zorlanıyorum işte. kafamı dinleyemedim. kendimi dinlemiycem ve okumaya vericem. acılarımın üzerine gidiyorum. bu sefer kaçmıyorum. içime içime ağlasam da. bu beden önemli değil. önemli olan amaçtır. çilelerimin karşılığı umarım Allah katında vardır. rezil kepaze kimliğimden sıkıldım. insan üstülüğü istiyorum.
devamını gör...
9484.
annem ve ananem her anneler gününde teyzemin mezarını ziyaret ederler; yalnızca ikisi arasında sürüp giden bi gelenek bu. teyzemin çocuğu hiç olmadı. çok genç yaşta ölmüş. masmavi gözleri vardı yalnızca onu hatırlıyorum. kocaman, masmavi gözler. çocukken çok net hatırlamıyorum, elim mi ne yanmıştı sıcak bi şey dökülmüş, o yanan yeri sabırla ve beni sakinleştirmeye çalışarak defalarca üflediğini hatırlıyorum. teyzemle tek hatıram o. bi de gözlerini hatırlıyorum. anne olmak istediğini ama olamadığını. tanrım nasıl berbat bi gün. annesini kaybetmiş arkadaşlarım var; bugün insan içine çıkmak istemiyorum.

ananem gibi gaddar, soğuk, kindar ve vicdansız bi kadından nasıl bu kadar muhteşem kızlar doğmuş anlamlandıramıyorum. her anneler gününde annemin ruh halini dibe batırıyor. evlat acısı evet zor ama kardeş acısı kolay mı? ben kardeşimi kaybettiğimin hayaliyle bile bunalıma girebilecek kadar safım. üşüdüğü zaman üşüyor, canı yandığında canım yanıyor, gülünce gülüyorum. kardeş bu. başka bi kafada yaşıyorsunuz.

annem mezarlıktan eve geldiğinde yine çok hüzünlüydü. bu halden nefret ediyorum. mezarlıklardan, ölümden, ziyaretten, özlemekten, anneler gününden, ananemden.
devamını gör...
9487.
sinirlerim gergin. bir şeyleri hallettim derken ertesi gün yenileri geliyor. sınanıyorum. aslında kaderin bu evresi bana bir mesaj veriyor. kaçacak yerim yok. hergün pek çok şeyle savaşmalıyım. pek çok sözsüz sınavdan geçiyorum. sözsüz hakaretler işitiyorum. gün içinde istemsizce gözümden yaş geliyor. sanırım hayat, tanrı bana artık büyüdün diyor. daha da ötesi sınanıyorum. eskiden yaşamak kolaydı. artık kolay değil.
bana güç verecek bir insan yok. sadece Allah’ a güveniyorum. çok zorlanıyorum ama bu günler de geçecek.
sadece geçer diyorum. geçer.
devamını gör...
9488.
saat 3.31 telefon titriyor. işte beklediğim mesaj diyorum. işte onun bildirimi bu. diğerleri sessizde bi tek o değil.

ve google ın gizlilik politikasını değiştirdiğine dair e postasıyla göz göze geliyorum.

o üç beş saniyelik heyecanın ve aklımdan geçenlerin tarifi yok.

saat 3.35, kabullenemiyorum.

sen nasıl bir dünyasın böyle be.
devamını gör...
9489.
“kelimeler önümüze çıkıyor
uykumuzu bölüyor burdan çocukluğumuza kadar,
burdan çocukluğumuza kadar bir telaş…
içi boş kuşları kovalıyoruz,
hep bir sebep arıyoruz herkese küsmek için.
hemen o cumartesi buluyoruz, hemen o pazar.
devamını gör...
9490.
bütüün bir yaz "12. sınıf danışmanı olmak istemiyorum, bana 12. sınıf verirlerse almayacağım" diyip 12. sınıf vermeleri halinde müdür yardımcıma kuracağım cümleleri bile kafamda kurdum. ilk başta istediğim oldu, lakin yeni bir 12. sınıf şubesi açılınca o sınıfın danışmanlığını bana verdiler. ilkin bu durumdan hiç hoşlanmadım, "neyse ki bu çocuklarla aram iyi" diye kendimi avuttum bir süre. yeri geldi çalışmadıkları için kızdım yeri geldi çok keyifli vakit geçirdik.
ve dün 12. sınıfların mezuniyet törenini yaptık. o kadar güzeldi ki her şey "iyi ki 12 danışmanıyım" dedim kendi kendime.
devamını gör...
9491.
çok sinirliyim, tedirginim; ruh bölünmesi, ruh üşümesi, hatta ruhumun silikleşmesi. bir bıkkınlık, yılgınlık, kol kanat kırıklığı, istenmiyorum duygusu, duygusuzluk, dümdüz durup karşılara bakma, boş gözlerle boşluğa bakma, boşluk görme, kaybolma, kaybetme. hepsi birden üşüştü bugün.
devamını gör...
9493.
rutinlerimiz ısmarlama, kaçışlarımız ısmarlama. bizi modern hayat belasına duçar edenler elimize kurtuluş reçeteleri tutuşturuyorlar. sistemin içinde olan herkes zokayı yutmuş vaziyette; ancak reel hayatla, verili haliyle gerçek olanla arasına mesafe koyan birey direnebilir, bir öte dünya arayışına girebilir, aleladeliğin ötesinde yeni bir dünya kurabilir.
devamını gör...
9494.
ne yazıktır ki geniş halk kitleleri televizyon denen aptal kutusu ile kendine sahte bir alem açmış vaziyette. sanal akrabalıkların sahte ilişkilerini yaşıyorlar, televizyondaki dertli ise dertlenip televizyondaki mutlu ise seviniyorlar.

sistemin felaketleri karşısında apışıp kalan halk yine aynı sistemin oyunu ile afyonlanıp uyuşturuluyor. kendi öz derdi ile varolup hayata karşı mücadelesini vermesi gereken halk kendine kendi özüne yabancılaşarak kendisinin olmayan dert ile ve kendisinin olmayan mutluluk ile avutuluyor.

bütün totaliter, otoriter ve despot rejimler gibi dünyadaki en büyük ahlaksız sistem olan kapitalizm de varlığının bekası için biçim verilebilen hallk kitlelerine ihtiyaç duyuyor. biçim verilebilen, yönlendirilebilen halk kitleleri sürekli uyutulmak zorunda. kendi özüne yabancılaştılan halkın uyanmaması gerek. halk uyanırsa sistem tehlikeye girecek. halk kendi derdinin bir farkına varabilse veyahut kendisine iyilik, güzellik, refah, ferah, huzur, mutluluk ve nimet olarak sunulanların aslında bir zoka olduğunu, pembe bir hayal olduğunu bir farkesebilse düşünün kapitalizm serpilip gelişebilir mi?

işte bu yüzden halk her köşesinden sarılmış vaziyettte; önce çirkin kapitalizm canavarı halkı köşeye sıkıştırıp dirençsiz kılıyor, sonra kaçacak delik arayan her birey kendini kapitalizmin nimetlerine bırakıyor. televizyon gibi sahte dünyalarda evcilik oynamak zorunda kalıyor. tabiiki kapitalizmin çirkin komplosu televizyon ile sınırlı değil, daha birçok çirkin mahareti var; ama geniş halk kitlelerini en çok afyonlayan en çok tesir eden zehir televizyon.

şimdi ne yapmalı, halkın dostu ne yapacak? televizyonu kırmaya mı teşvik edecek? televizyonu kırmayalım. televizyona kumanda edelim, o bize kumanda etmesin. televizyonu kullanalım o bizi kullanmasın. ona her baktığımızda çirkin kapitalizmin defterini dürmek için tasarılar kuralım. çirkinliği tanıyıp aramıza mesafeler koyalım.

yüksek sanat ve felsefe ile iştigal edelim. sırat-ı müstagim üzere olmak için dua edelim.
devamını gör...
9498.
ben hala bıraktığın yerdeyim. öylece kalakaldım. sen istediğin kadar git. ıstediğin kadar mutlu ol başkalarıyla. ben kaldım işte. sessizce...

buradan
devamını gör...
9500.
ne zaman birinin merhametine ihtiyaç duysam bir sebepten hep yalnız olduğumu, kaldığımı görüyorum.
sanırım ondan bu kendimi olduğu gibi bırakamayışlarım, hep bir tetikte olma hali, kendimi herkesten herşeyden koruma iç güdüsü ,savunma psikolojisi.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar