sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9502.
ya hu insan bir sürü eşyasını koyduğu yerde bulamaz tamam da daha dün gece bıraktığın yerde birini bulamamak nedir?

o gitmiş yerine bu gelmiş, hatta gelmemiş, yarısı yok çünkü. kalbi yarım, sözü yarım, duygusu yarım. bildiğin yarım ya hu.

ben miyim yani tuhaf olan?
devamını gör...
9506.
şu saçı başı yolunasıca yengeç ayı yüzünden tüm bu gel-gitler. eyy sevgili yengeç burçları siz hep mi böylesiniz alla'sen? anlamsız bir hüzün, romantizm, bir cıvık cıvık aşk. ne l*n bu. iyi ki doğum haritamda bol bol toprak grubu var da gene az etkileniyorum böyle şeylerden.

(https://hizliresim.com/AzQqPX)
devamını gör...
9507.
huzur arama çabası ile geçen bir ömürden bahsediyoruz. bütün uğraş aslında kendini iyi hissetme çabası. şeklin değiştiği niteliğin değişmediği günler giydiriyoruz kendimize. anlık doyumlarla yakalamaya çalışıyoruz huzuru.
devamını gör...
9510.
bir günün diğeriyle eşit olması kendinden ödün vermenle mi mümkün olacak? olmayacağını bildiğin şeyin peşinde daha ne kadar koşacaksın? çok canım sıkılıyor sözlük, uzun zamandır kuş vurmamıştım.
devamını gör...
9511.
saçlarımı; "üç numara" denilen o besleme kısalığında kestirdim yine. bayılıyorum kafamın bu haline. her şeyimi kaybediyorum; bazı boyaların rengini açmak için ısıl işlem uygulanması gerekiyor; tiryaki gibi çakmak taşıyorum yanımda. her hafta bi defa kaybediyorum çakmağımı. masamın üzerine oraya nereden geldiğini hatırlamadığım materyaller geliyor. mesela tornavida. ne sökmeye çalıştım mesela? cümleler dışında her şeyi unutuyorum. keşke cümleleri de unutabilsem. uyku düzenim şantiye gibi. içimde gecekondu mahalleleri var. küfürlü konuşan çingeneler var. çok ahlaksız kadınlar ve onlara aşık mutlu adamlar. kuşlar. ejderhalar. çiçekler ve kanser hücreleri. "içim" dediğim yer aslında küçücük bi çukur. ne tıktıysam geri kusan bu çukurla birbirimizi sevmekteyiz.

yazmak bile tatmin etmez oldu. bikaç cümleden fazlasına elim gitmiyor. sadece bi sene önce ne güzeldi her şey. kontrol edebildiğim acılarım vardı. ama; "daha ne kadar kötü olabilir" sorusu hayal gücünüzü zorlasın diye soruluyor gezegenimizde sanki. "burası" demiştim, "sıfır noktası." "bu yara iyileşecek ve ben güçleneceğim." beni sürekli onu aldatmakla itham eden bi partnerim vardı. bitmiş, kurtulmuştum. ama yeni yeni fark ediyorum ki canım çok yanmış. bana böyle davranmasına nasıl müsaade ettim bilmiyorum. kocasından dayak yediği halde ondan ayrılamayan kadınların nasıl hissettiğini anladım bi süre. onu döverken ona dokunuyor diye mutlu oluyor sanırım kadın. ne hastalıklı bi kafa.

eskisi gibi olmaya karar verdim sanırım. durup dinlenmek, "sen" diye başlayan cümleler kurmak, birilerinin hassasiyetini gözeterek, incitmeden, müdahale etmeden, herhangi bi şey beklemeden, yargılamadan, teslim olarak, sivrilmeden, yalnızca güzelliğini görerek, köşede durup öylece olup biteni izlemek, 23 yaşında ihtiyar gibi; "bizden geçti"cilik oynamak bana göre değilmiş. idealim bu değildi; derimin zırhından kurtulacak ve iyileşecektim. denedim olmadı. kendimi bu halimle güçlü hissedemiyorum. çok kırılıyorum. çok yalnız hissediyorum. çok değersiz bi şeymişim gibi geliyor. alışamıyorum. sivri tırnaklarımı, sert kabuğumu, kafa kesen kılıcımı, kara listemi, isim üstü çizen kutsal kalemimi, atımı, eski arkadaşlarımı, daima lehime karar veren vicdanımı, "ben öyle istediğim için öyle oldu" tavrımı, lükslerimi geri istiyorum. şansımı, "istersem yaparım"a olan sarsılmaz inancımı da. ormandaki yaralı ceylan rolüne kaptırdım kendimi; iyi geleceğine inandım sanırım. gelmedi. akışa teslim olma saçmalığına inandım, "kendini dayatma" ayrıcalığımdan vazgeçtim. en büyük hatam buydu. 2018'i; "temel atma" yılı olan ilan etmiştim. şu vakte kadar programımı ihlal etmedim fakat sapmalarım oldu. bu tekrar etmesin istiyorum. içimdeki o ses; "biraz daha sabret" diyor. "sen iyi birisin, başardın, farkında değilsin." diğeri ise; "yapamadın, başarmış olsaydın mutlu olurdun, iyi insanlar mutludur, vazgeç, geri dön, yolu biliyorsun, eskiden daha mutluydun."
devamını gör...
9513.
çevremdeki uyaranlar - ki bu bir haber olabilir, ekşi gündem’ deki saçma ve yorucu başlıklar olabilir, arkadaşların ettiği ufak bir ima olabilir- beni çoooook yoruyor. sensitize oldum. katlanması güç. yoğun depresyonda olan biri benden kat kat güçlü acı duygular hissediyordur. çok daha fazla yetersizlik hissediyordur eminim. ama ben hayattaki bazı şeyleri çözdüm. aştım demiyorum ama insanların aptallığını görebiliyorum. tüm bu siyasi olayları, medyayı, insanların etiketçiliğini, aşk denen kavramın sahteliğini, bize kakılan hayat biçimini, özgecanımız yanıyor klişe yaşanlarını, hayatımızın amacının kakara kikiri olmadığını, kadının duygusallığı ve hastalıklarını kullanarak yapmaya çalıştıklarını...
bugün bir kişi incil okuyordu. onun üzerine diğer insanlarla muhabbetleri o kadar sığ ve cahilceydi ki, öyle şeyler okumayın diyen kendini müslüman addeden birinin kuranı bir kere açıp okumamışlığı ama bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olması, karşılıklı iddialaşmaları, olmamışlıkları. ki burası “eğitim” seviyesi yüksek bir ortam dışardan bakınca.
instagramda, ona buna özenerek, sadece dedikodu yaparak, aptal markaların indirimlerini takip edip insanlara gösteriş yapmak üzerine kurulu hayatlar, sığlık...
sadece dopaminin peşinde koşan insanlar.

ne diyordum. depresyondaki insanlar belki benden kat kat yoğun duygular hissediyorlar. ama bu insanların yüzde 95’ i henüz bunları çözememiş ve bunları takan insanlar.
bir şarkıda geçiyor; suçlu olmayanların tek yaptığı kendini suçlamak. ben oyum işte. aslında çok pozitif gözüken biriyim. yani genelde toplu bir ortamda insanlara olumlu düşünün hayatın sonu değil diyen taraf benim. ama ben derin denizim. sığ konulara üzülmem ama üzüldüğüm konulara derinden üzülüyorum. ve dediğim gibi artık sensitize oldum. katlanmak güç.
insanlar sürekli yardım bekliyorlar bazı konularda mesleğim itibariyle. ben sanki her şeyi halletmek zorundaymışım gibi o konuda. halbuki benim de kendi hayat yüküm var. bunu görmüyorlar. 5 ayrı kişi benim ona yüklediğim bir ağır yük var yapıversin diye düşünüyor ama toplayınca 5 ağır yük oluyor ve onlar beynimdeyken hafif yükler bile kafamı karıştırıp beni yorabiliyor.
bunun haricinde sınandığımı da biliyorum. içim sıkılıyor ama bunlarda yaradanı aramam gerektiğini biliyorum. bu beni rahatlatıyor. benden sorumluluğu çok çok fazla olanlar da var. bu durumda olan akıllı mantıklı insanlar da var diyorum. yani toplumun gereksiz çoğunluğu gibi aptalca şeyleri kafaya takmayan, yararlı olmaya çalışan ve yükü benden onlarca kat çok. Allah onlara kolaylık versin.
benim yaşadığım daha çok yetersizlik duygusu. temellerinden biri de annemin küçükken o yapamaz demeleri. o bulamaz, o yapamaz. bunun duygusallığnı kasmıycam ama siz çocuğunuza böyle şeyler demeyin. kaç yaşına gelirse gelsin zorlanıyor hayata karşı. pek çok şey başarmış olsa da, insanları tanımış hayatı toplum ortalamasına göre daha çok çözmüş olsa da, dışarıdan başarılı bir profil çizse de o kalıyor içinde.
devamını gör...
9514.
keşke insanlar olmadıkları biri gibi görünmeseler. süsünü püsünü çıkart ruhunu görelim diyorsun süsünü çıkartmıyor. üstüne üstlük senin ruhunu küçümsüyor, eleştiriyor. çünkü onun süsleri var, ruhunu örten süsleri. o mükemmel sen mükemmel değilsin ki. mükemmel olmak için hiç çabalamadın ki. olduğun gibiydin.

ve zaman onun süsünü eskittiğinde ve ruhu açık verdiğinde seni öyle bir şaşkınlığa ve hayal kırıklığına uğratıyor ki tarifi yok. oysa yargılamayacaktın onun ruhunu. kabullenmeyecektin belki ama yine de yargılamayacaktın. giderdin en fazla.

ne bileyim ya da süslerini öyle bir benimsiyorlar ki ruhlarını unutmuşlar. farkında değiller. süslerini ruhu sanmışlar.

bilmiyorum.
devamını gör...
9515.
"bunun için mi yapacağım ben bunu?" diye bir soru var sözlük. insanın bütün hevesini şevkini kırıyor. seni kelimelere çağıran insan kelimeleri umursamıyor ne üzücü.
devamını gör...
9516.
bana müsaade gençler. söyleyeceklerimi söyledim, paylaşacaklarımı paylaştım artık kendine mahlas bulmaya bile üşenen bu dostunuz için gitme vakti. normalde yazmam ama size söyleyesim geldi. ara sıra gelirim bir çayınızı içmeye.*
take care.
devamını gör...
9520.
bir şeyden ne kadar kaçarsanız önünüze düşüyor.

şehri düşüyor, adı düşüyor. düşüyor işte.

stalk orucu tutuyorum defter. merak filan etmiyorum tamam mı. bozmıcam orucumu. hıh!

Allahım beyin yaşım üçe doğru emin adımlarla iniyor. beni daha fazla boş bırakma. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar