sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9702.
darlanıyor insan tabii bu saatlerde, gecenin de efsunu yetip de artıyor içimizdeki büyüye yahut karmaşaya ulaşmak üzere. çoğu zaman mutlu mesut günlerde yaşıyoruz, ama elimize kalem kağıt aldığımız, karaladığımız günler daima yapayalnız hissettiklerimiz. bazen de varlık içinde yokluk duyumsadıklarımız, bizi halsiz ve de çaresiz bırakan... onlarca var olanın, yalnız olan bir'e yetememesi elbette çekilen tüm sıkıntıların kaynağı. oysa tüm sıkıntıların anahtarı, derd-i devası belliydi; şükür...
devamını gör...
9705.
bir şey hakkında tanım yapmanın zorlaştığı bu günlerde biraz burada saçmalayayım dedim.

aslında çok yazmak istiyorum, ne yazacağımı bilmiyorum ve her şey stereotipleşiyor.

“flow my tears fall from your springs
exiled forever let me mourn
where nights black bird her sad infamy sings
there let me live forlorn” demiş john dowland bir bestesinde.

tercümesini de vereyim:
“akın benim gözyaşlarım, şelalelerinizden düşün
sonsuza kadar sürgün edilmiş olarak izin ver yas tutayım
gecenin kara kuşunun, rezil ve üzgün olarak şarkı söylediği yerde
orada bana sonsuza kadar yaşamama izin ver”

uzun zamandır ağlayamıyorum. şöyle bir kere şelale gibi silkinemedim uzun zamandır. tekkeye gidiyorum belki komplekslerimden arınıp ağlayabilirim bir kere. ama ağlayamamak bana bir ceza. içimin katılaşması, bir zamanlar namaz kılarken huzur hissederken şimdi sadece görev olarak yaptığım için. düzeltebileceğim mi bunu? inanın bilmiyorum. ağlayıp hakikati görebilirsem çözülecek çoğu şey de işte napalım.

valeria mignaco’nun bir “exiled” demesi vardır ki; kendinizi hayata sürgün edilmiş gibi hissedersiniz. sürgün edildik mi? günah işlersem bildirin ama ben son zamanlarda sürgün edilmiş gibi hissediyorum. burada hiçbirşeyi bana ait olarak hissetmiyorum. belki sürgün yanlış bir kelime, çünkü biz bezm-i elest’te “bela” deyip emaneti sırtımıza almışız. onun için “gurbet” daha doğru sanırım. başka bir yazımda da belirtmiştim; yok olma derdim yok. yok olma diye bir şey olsaydı, döşemenin üstüne uzanıp paşa paşa tütün eşliğinde yok olmayı beklerdim. benim derdim hesap verme ile.

yas tutmak ne kadar hoş bir şey. umutsuzca yenilgiyi kabullenmek. yası sürgün için mi tutalım? daha şimdiden kabaran hesap defteri için mi?

asosyal bir kuzenim vardır. bir gün “ben bu hayatı böyle sevmedim” dedi; bıkkınlığını, aidiyetsizliğini, vatansızlığını, vatanının hasretini anlattı. ben vatanımı özledim; “bela” dediğim yeri. ama işte vatana dönmeye yüzüm yok.

insanların karşısında pek rezil olduğumu sanmıyorum ama rabb karşısında; onu hiç bilmiyorum.

klasik batı mentalitesi; ölmeyi istemez. yas içerisinde bile yaşamak ister ama ölmek istemez. sonsuza dek yaşamak ister.

peki yas hoş bir şey değil miydi?
devamını gör...
9706.
hayat tuhaf. neşelisin bazen çağlıyorsun bazen hüzünlüsün ağlayacak gibi oluyorsun. herşey insanlar için ama bu dalgalı hali sevmedim. bence insan ya siyah olmalı ya beyaz. grileri seçemiyorum çünkü. çokça yanlış gride karar kılıyorum ki bundan nefret ediyorum. hayat ya siyah olmalı ya beyaz.
devamını gör...
9707.
insanoğlu nankör, rahatlık batıyor. durup dururken yeniden üniversiteyi düşünmenin alemi neydi ki? ders çalışmak zor geliyor ama boşluk daha zor. karar verdim, kendime parlak birkaç etiket yapacağım. ölmeden önce yapılacaklar listesine atılmış bir çentik daha..
devamını gör...
9708.
ne zaman doktora gidecek olsam korkuyorum. önemsiz görülen bir hastalığın altından bile önemli sorunlar çıkabilir mi hissine kapılıyorum. hatta bu sebeple çoğu rahatsızlığımı gizliyor, hiç bir şey yokmuş gibi davrandığım oluyor. bu sefer dayanadım, yarın gideceğim. umarım önemli bir problem çıkmaz, ben kuruntu yapıyorumdur.
zaten ben hep kuruntu yaparım.
devamını gör...
9713.
tesettüre girdiğimden beridir yağmurda gönlümce ıslanamıyordum. ama bugün yağmur pencereme doğru yağdı ve doya doya ıslandım. sanki ıslanmanın güzelliğinden mahrum kaldığım için Allah'tan bir alternatif beklentisi içindeydim de Allah bugün bana sözünü tutmuş gibi hissettim. şükürler olsun ki herkesten daha zengin daha cömert daha sadık bir Allahım var.
devamını gör...
9714.
bundan sonra şerefsiz olucam. gerçi zaten öyleydim de dozu arttırıcam.
ne bileyim mesela çiftlikbank tarzı bir proje olabilir. insanlar inanmak istiyor. bir nevi zenginlik hayali kurdurma hizmeti vericem.
aklımdaki diğer proje emekli aylığını bankamatikten çeken yaşlılarımızın paralarını alıp kaçmak. bir nevi paralrını harcamak için yardımcı oluyorum.
yine yapmak istediğim ufak bir pislik otobüste yaşlılara yer vermemek. tam böyle kalkacak gibi yapıp gerinip normale dönücem. maksat ayakta durarak egzersiz yapmalarını heyecanlandırarak kalplerinin çalışmasını sağlamak.
dur bakalım düşüneyim biraz daha pislik gelir aklıma. çimlere basabilirim ama kimse sallamaz bu durumu.
devamını gör...
9715.
kıbrıslı, bakkala gitmiş az bi su almak istiyormuş. bi tana sucuk demiş. bakkal da pet bardakta su vermiş. çünkü o da kıbrıslıymış. olay da kıbrıs'ta geçiyomuş zaten.

kıbrıs'ta sıradan bir gün.
devamını gör...
9717.
son şarjörü taktım. bakalım nereye kadar gidecek? zira dayanma takati kalmadı. dışarıya belli etmeden herşeyi içinde yaşamak fazlasıyla yoruyor insanı. bazı şeyleri bilince getirmemek için bile yoruluyor insan beyni. geleceğin o kadar belirsiz olması... çevremde mutlu insanlar görürken benim tek başıma olmam...
hayalimin kısa sürede gerçekleşmesi dileğiyle. yoksa ders çalışırken okuduğum davranış ve uyum problemlerinden birkaçını yaşamaya başlayacağım.
devamını gör...
9718.
temmuz ayı olmasına rağmen müthiş güzel bir hava var istanbul'da.* bugün 4 saate yakın bekletildiğim için tadını çıkaramadım. dışarı çıkınca güneş peyda oldu. biraz önce bir haftadır planladığım günübirlik seyahatim 15 saniyelik bir telefon görüşmesiyle iptal oldu. gece vakti teker teker milleti arayıp haber verdim.
olmayınca olmuyor, vardır bunda da bir hayır, sağlık olsun, nasip değilmiş diyerek kendime züğürt tesellilerinden teselli beğeniyorum. plansız mı yaşayalım bu hayatı, belki emrivakileri bu kadar takmayız o zaman.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar