sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

9841.
karalama defteri yine sonsuzluklara mı karıştın, bunu merak ettiğim için yazıyorum.
..................

tamam, karışmamışsın.

neden kaybedip duruyosunuz güzelim defteri? kimsenin görmesini istemesek gider evdeki defterlere yazarız zaten.

sonsuzluğa atmayın. bu bizi üzer.
devamını gör...
9842.
insanlarla arama bir perde giriyor, birkaç yıldır kalınlaşıyor, opaklaşıyor, sağlamlaşıyor, temeli derinlere iniyor, grileşiyor duvar oluyor. uzuyor, genişliyor. insanlarla arama girdiği gibi onların dünyaları, hayalleri ile de giriyor. manzaram kapanıyor, sıkılıyorum, verimsizleşiyorum, onlarla birlikte olmak değil belki, ama dünyalarını görmek, anlamak, anlaşılmak istiyorum. insan anlaşıldığına nasıl mutmain olabilir oysa? hiçbir zaman yüzde yüz emin olamayacağın bir şeyi hayatının en mühim arzusu olarak tayin etmek ne büyük saçmalık? peki insan gerçekten bunu kendisi mi tayin ediyor? yani kimisi için güzel sözler, kimisi için sevilmek, kimisi için onaylanmak, kimisi için şirin bir muamele ile sevilmek, bazısı için itaat edilmek, bazı için büyük hürmet görmek, kimisi için özgürleşmek, benim için anlamak. anlamak/anlaşılmak. çok özelim diye değil. çok farklıyım diye değil, öyle sandığım yıllar çok geride kaldı. aksine ben mevcut aptallığımla, yanılgılarımla, yanılgılarımdan çıkardığım bir şeyler varsa onlarla, yaralarla, yıkılmalarla, düşmelerle, kalkmalarla anlaşılmak istiyorum. sen uyuduktan sonra başına bir bardak su bırakıyorsam, bu kadar basit bir sevgiyle seviyorsam beni bu kadar basitçe anlaman için. yani herkesin herkesi sevdiği kadar, öyle gibi. başkaca bir müstesnalık ummadan. ama muhakkak anlamak.

hiç anlaşılmayacak gizlerin peşine düşmek benim için çok yorucu o yüzden. sana, şuna, ona olduğundan daha zor. ben anlayamadığımda ışıklar sönüyor. hayatın kalanı kirli bir sudan görünüyor, çamurlu gibi oluyor. başka şeylere konsantre olamıyorum. içime sinen bir yaşamak olmuyor, içime sinen işler olmuyor, aklımın bir yeri hep o anlayamadığım şeyi anlayamadığım gerçeği ile meşgul oluyor. bana o yüzden cevabı olmayan sorular uzun bir hastalık gibi geliyor. minik minik kemiriyor beni. öteki biraz acı çekip yoluna gidiyor, beriki hiç umursamıyor. ama anlayamadığım ne varsa benimle uzun ve uykusuz gecelerde nöbet tutuyor. ve en fenasına geliyor sıra. yaşlandıkça, yaşlandıkça o kadar azalıyor ki anlamasından umut edilen insanlar ve hatta kalan o üç beş kişiye anlatılabilecek şeyler. diyorum ki; konuşmak yaşlandıkça bir zaman kaybı oluyor. anlaşılmayacağını, boşa gittiğini, enerjinin israfını biliyor ve anlıyorsun. ama öyle de acizsin ki yaşlandıkça daha çok konuşuyorsun.

içim karardıkça kararıyor. heyhat bu karanlık bile güvenilir değil. bir şarkıya binip gitmek istiyorum. şarkılar beni anlıyor. oğuz atay'ın anlaşılmak ihtiyacı beni anlıyor. gidip ona sarılmak istiyorum. bunu kimse bilmese de olur. ben herkes beni bilsin istemiyorum. ben iletişimin karşısındaki kimse onun tarafından anlaşılmak istiyorum. ve bunu sağlayamıyorum. daha da çok konuşuyorum. sırf anlamak için. anlaşılmak için. çok yoruluyorum, çok yoruldukça hiç anlaşılmıyorum. işte hırçınlaşıyorum. bir şarkıya binip gitmekten başka çare kalmıyor.

bitti mi? yine de güvenmek istiyorum. sere serpe tüm her şeyimi dökmek istiyorum. kapılarımı açıyorum duvarlarımı indiriyorum. dostum olsun istiyorum. 6 ay sonra bambaşka bir şeye dönüşüyor. hiç anlamadığım asla onaylamayacağım, mesnedini çözemeyeceğim işler yapmaya başlıyor. ve o gizem ve o yalanlar ve maniple tavırlar ve pasif agresif saldırılar ve teknikler... ama o kadar dostum olsun istiyorum ki onun yerine onun gizini çözmeye çalışıyorum. sonra ortaya çıkan sonuç içler acısı. hiç benim sandığım gibi bir şey değilmiş. çözülecek gizem falan yokmuş. hepsi sadece kirli bir zihniyet ölçüsüz bir kötülükmüş. işte o gizleri çözmeye çalışırken, anlam vermeye çalışırken, onun 5 dakikada uydurduğu ve hiç pişman olmadığı bir yalanı için 6 ay kafa patlatırken ben çok yoruluyorum.

içime dönüyorum. hepi topu birkaç hafta. sonra yine medet umuyorum, yeniden güvenmek istiyorum. yazık ediyorum kendime. sonra bir akşam konuşacak kimseyi bulamıyorum. anlaşılmak istiyorum. anlaşılmamaktan ne kadar korkuyorum ki yalnız mücadele edemiyorum. sonra üzgün olduğum bir akşam bakın itiraf yazıyorum. bir şiir okuyorum. bir şiir yalnız okunur. ama anlamını ne zaman bulur? anlamını onu anlatınca bulur. bir şiir bende başka şeye dönüşür, berikinde başka. o anlam da başkasına aktarılınca... peki benim bu şiiri okuyacak kimsem yoksa?

bir şarkıya binip gitmeliyim ben. öyle bir şarkı olsun, beni bu sefer uzağa götürsün, çok uzağa. bir süre kendimi anlaşılmamaktan çektiğim ıstırap yüzünden suçlamayı bırakacağım bir yere, o denli uzak yere.

bir şarkıya binip, bu okuduğum şiiri de kimseye göstermeden götürmek istiyorum.
devamını gör...
9844.
adama 20 lira yap şu malı diyorum 15 ten aşağı olmaz abi diyor. o mu mal ben mi anlamadık ikimiz de sustuk. ben malı almadım o da vermedi. ölüm gibi birşey oldu, ama kimse ölmedi.
devamını gör...
9846.
merhaba ben geldim.

yönetim tarafından somut olarak bana ne olduğunu gösterin dememe rağmen hiçbir gösterilmeden 20 gün ceza aldım. bir de tehdit etmişler özel mesaj ile bla bla bla gömüleceksiniz diye.

yargı önünde görüşürüz. kim kimi gömüyor.
devamını gör...
9848.
hayallerimiz falan vardı esasında

sabah sabah servis şöföründen, sonrasında da iş arkadaşımdan trip yiyerek güne başladım. şöförün tribine takıldım ama.. sorarım bunun hesabını.
devamını gör...
9849.
ekmek işine girdim. emekli olduktan sonraki organik domates ben de erken başladı sanırım. ilkin beyaz un, kuru maya pek olmadı ama sonradan tam buğday ve yaş maya harika oldu gibi. artık sağlığımıza daha dikkat edeceuk. *
devamını gör...
9852.
dünya kimseye kalmayacak, hiç kimse de dünya’da kalmayacak.
bu iki varlık birbirine asla yâr olamayacak.
bir nutfeden kuyruk sokumu kemiği olana dek süren bir yolculuk bu hayat.

şehirler arası otobüs yoculuğunda, gecenin bir yarısı geçtiğin bir yol kenarında görünen, iki katlı iki pencereli ışığı yanan bir eve bakmak gibi yaşamak.

geldin gördün, geçtin.
devamını gör...
9854.
neredeyse herkesin kendine çalıştığı ve kendi menfaatlerinin peşinde koştuğu bir zamanda yarım aklımızla bulduğumuz hakkı hakikati başkalarına da gösterme gayretimiz biliyorum kolay anlaşılmayacak.

kolay anlaşılmayacak biliyorum neredeyse herkesin Allahın adını bile bir dünyalık menfaat elde etmek için andığı bir zamanda Allah için öfkelenmek ve Allahın adını anarak bir şeyler söylemek. fakat bildiğimiz başka bir yol yok ki.
bize hep Allah ın adını anarak ve Allah ın hakkı için konuşmak öğretildi. nefsini dünyalık menfaat elde edeceğin şekilde değil Allah ın razı olacağı şekilde terbiye etmek tavsiye edildi.
doğruyu tavsiye etmenin adının muhalefetlikle damgalandığı bir zamanda biliyorum kolay anlaşılmayacak söylediklerim.
devamını gör...
9857.
savaş bitmiş ben nöbette unutulmuşum
en büyük sevdamızdın sen vatan
yalın ayak, terli eller ve ağrıyan bir baş
hazırdık yoluna koymaya
hazırdık ızdırap içinde yaşamaya

vardıysa ahdi yüce yaradanın
beklemeliydik başında, yaralı vatan.
uzaklardan gelen çocuk seslerine
sevda türkülerine ve pembe bulutlara
kaptırmadan ahdimizi,
beklemeliydik.
daha akıl balig olmadan bile
ribat noktası terk edilmez
denilmişti bize.

bize ne denildiyse tek tek yaptık
hüvesi hüvesine yapılması gerekeni.
şimdi sen içimizdeki ahmaklara bakıp da
terk etme bizi ey aziz vatan.
baş istiyorsan başımız,
kan istiyorsan kanımız
hakka tamdır imanımız
sen gidersen ne kalır elde
küfre gark olur şu mukaddes belde.
devamını gör...
9859.
dün elektrik kesintisinden dolayı yapmam gereken ödevleri bir kenera bırakıp mum ışığının verdiği hisle birhan keskin’in kim bağışlayacak beni kitabını elime aldım. zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım o an hislerimin tercümanı olan satırlarla tanıştım. şöyle bir kenara bırakıyorum.

“sen güzel insansın
herkes biliyor bunu
yaramı alıp uzak şehirlere gidiyorsun
-saçlarımı düz bir denize ısmarlıyorum
utanma! ayıp değil ki bu
bak ben utanıyor muyum?
kanayana kadar dizlerim, misket oynarken
hem unutma herkes birilerinin yarasını taşır uzaklara.”
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar