sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10166.
televizyonlardaki doktorlu hastalı diyalogların hiçbir gerçeği yansıtmamasından çok bıktım bir tane dahi mi doktor yok etrafınızda danışacağınız bir tane dahi mi yok. nedir bunişi savsaklayarak yapmak, ayıp değil mi. bizim eksiğimiz hemen belli oluyor diye mi olan bize oluyor, herkes işini doğru yapmak mecburiyetinde! bu bir lüks değil.
devamını gör...
10168.
sözlükte bazı başlıklar okyonusa atılan şişe gibi. umut ederek entry giriyorsun ,belki bir gün biri rastlar , bulur ve görür diye. sakin ha, bazı başlıklar açılsın diye de yazmıyorum. böylesi daha iyi aç kapa yalama olmasın başlıklar. varsın olsun biz umutla şişe atmaya devam edelim, umudumuz kaybolana kadar. umutlar azalınca göçer gideriz zaten.
devamını gör...
10173.
kafam bazen o kadar dağılıyor ki karşımdakini dinlerken asla anlamıyorum. odaklanamamak gibi değil öyle bi dağınıklık işte, aynı anda kafamdan yüz binlerce şey geçiyor.

o bazenler içinde bazenler salak salak işler yapıyorum. yazacağım şeyi yanlış yazıyorum, olayı yanlış anlıyorum gibi, gibi. toparlanması zor işler. sonra da toparlamakla uğraşıyorum falan. kendi kendimi zorluyorum.

yine de garip bir şekilde hallediyorum. ben de şaşırıyorum ama üstesinden bi şekilde geliyorum.

dert yanacak gibi başladım ama düşünce sıkıntı yokmuş yav. yazınca fark ettim.

iyiymiş.
devamını gör...
10174.
gencecik bir beden. yerde boylu boyunca yatıyor. daha birkaç saat önce gülüp eğleniyordu belki de. bir çığlık sesi ile bölündü hayatı sonra da ambulans sesleri ile. arkasında ise onun için dua eden inşallah yaşıyordur diyenler ile dedikodu yapmak için uğraşanları bıraktı. inşallah yaşıyorsundur. kimsin bilmiyorum belki de yurtta defalarca karşılaştık seninle ama ölmek için çok gençsin. dayan kızım. tekrar dön hayata sıkıca yapış bu sefer.
devamını gör...
10175.
ruhumun hezeyanlı tarafları beni aciz bırakan. benden gayrısına eğlencelik eden. vurgun yemiş gibi hayatın uzağına atan. dibi olmayan gayyalarda fecr-i kazipler. kendimsiz başlayan her sabah. saaatler.. yıllar.. dakikalar.. saniyeler.. sonu gelmez ihtilaller... nehrin üstlerinde bir yerlerde köprünün tam ortasında yıkılıveren köhnemiş köprü..düşünce boğuşmaya çalışmak o nehrin bulanık sularıyla.. bir ağacın dalından dalından yakalayıp sağ salim atabilsem kendimi ..
devamını gör...
10178.
ne özlemişim sabaha kadar kalabilmeyi. sanki yıllardır yapmıyormuşum gibi. hatırımda kaldığı kadarıyla en son milattan önce yapıyordum. ne ilginçtir ki sanki yaşadığım her olay döngüye girmiş ve yeni bir milata doğru gidiyor. aslında de öyle ümit ediyorum. yeni bir milat... bekliyorum beklemesine de, öncekinden daha iyi olmayacağını biliyorum. çünkü elimde en iyisini zaten tutuyorum. fakat ne yazık ki içemiyorum o ab-ı hayattan. böyle yaptıkça da içemeyeceğim. peki ne bekliyorum?

ah bir bilsem, görebilsem.
devamını gör...
10179.
hayatta çok güvendiğim ama aynı zamanda onlara hangi konuda güvenmemeyi bildiğim insanlar var. ben -maalesef- o insanlara güvenmemem gereken konuda güvenme umuduna tutunarak acılarımın yine gün yüzüne çıkmasına sebep oldum. kahrolsun kendi başıma üstesinden gelemediğim şeyler. kahrolsun travmatik tecrübelerim, kahrolsun insanlara olan muhtaçlığım.
devamını gör...
10180.
çok uzun zamandan beri ilk kez gezme isteği geldi. bir sahile gidip çekirdek çitleyip oturmak. ancak beraber gidecek kimse bulamadım. yok çünkü. tek başıma gideyim bari dedim. gitmedim. belki yarın giderim diyorum ama biliyorum yarın da gitmeyeceğim. hayatım bundan ibaret işte.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar