sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10361.
yavaş yavaş sona yaklaşırken sanki hiç bitmeyecek hissi daha çok kaplıyor beni. on gün kaldı çektiğim her şeyi geride bırakıp gelmeme ama nedense o on gün benim gözümde büyüdükçe büyütüyor sanki yıllarımı geçirmemişim gibi. yılların yanında on gün nedir ki? bitecek ve bütün defterleri kapatıp geleceğim. sonra sadece sevdiğim insanlarla huzurlu bir hayata adım atmak istiyorum. zor olacak ama imkansız olmayacak.
devamını gör...
10362.
sonrası bayılır gibi bir uyku. ara ara kendinden geçiyor, sonra nerde olduğunu kavrayamayan değişik küçük sicrayislarla uyanıyordu. her sıçrayış sonrası utançla etrafına bakıyor kimsenin bunu fark etmediğini görünce rahatlıyordu.

yine bu kendini kaybedislerden birinde bir ses duymaya başladı. bir kadın sesi kulağının dibinde hiç durmadan bir şeyler sıralıyordu, sözcükler farklıydı lakin vurgular durmalar tonlamalar tamamen aynıydı. âdeta bir robot! sonra sesler gittikçe netleşiyor ve bir çocukla yapay bir sirinlikle sohbet etmeye çalışan bir hostes olduğu anlaşılıyor.

saate baktı, hayret etti. nasıl olur da her seferinde karnının kasildigi başının döndüğü, sanki bedeninden bir şey kopariyolarlarmis gibi hissettiği uçak kalkma vaktinde bebekler gibi uyumuştu.
bu rezil uyuklamayi garip bir şekilde sevdiğini fark etti.

ve o baş dönmesi o tanıdık his... uçak inişe geçmişti, sesiyle uyanmasına vesile olan hostese ıçinden lanet etti.
devamını gör...
10364.
binaları türlü renge boyasanız bile,, balkonlarda saksılarınızda bir parça yeşiliniz olsa bile, gri rengi bastıramıyor o kırmızı, mavi, yeşiller. toprağın rengini unuttuk. beton grisinden başka renk tanıyamaz olduk. renkler de bizi terk ediyor sırayla.
devamını gör...
10365.
sana acayip gülüyorum lan salak, kendi aklı olmayan çevresindeki ruhu hayat kadını* tiplemelerin doldurmasıyla hareket eden zayıf bir karakter olman epey eğlendiriyor. bunca zamandır az buçuk bir şeyler var sandığım içi boş teneke tıngır mıngır bir adammışsın sen. kendini zeki sanan kukla olmaya müsait bir yetersiz bir onursuz.
devamını gör...
10367.
fırtınalarım,
benliğimi denizin derinliklerine bir girdap gibi çekerken
gözlerim karanlıkta ki siluetleri sana benzetiyor.
sessizliğim,
bazen yalçın bir dağ gibi buz kesiyor
bazen ise masumiyet sahnesinin dili oluyor.
güneşinin yaktığı kelimelerin anlamı,
zihin mürekkebim ile küllerinden doğuyor.

ben soğuk bir sessiz sinemayım
üşüyen ellerimi sana doğrulttuğumda
işaretlerimle anlatmak istediklerim ısıtır parmaklarımı..
devamını gör...
10368.
seneye bugün tatil için kıyafet alışverişi yapıyor olsam çok mu şey istiyor olurum acaba. hatta mümkünse kız kardeşlerim, kuzenlerim ve arkadaşlarımla kız kıza geçecek bir tatil olsa ah ne güzel olurdu.

hayat bence bunu bana yapabilirsin, o kadar hukukumuz var.
devamını gör...
10370.
sevda bulutlarında süzülen bir uçurtma misali,
yayılıyordu nefesin tenime.
insanlardan kaçıp seyre durduğumuz o nehri,
sen, ikiye bölüp tam orta yere dikerdin hayallerimizi.
güneş tenimizi yakarken,
rüzgâr kucağında mutlulukları getirirdi önümüze.
gökyüzüne çizdiğimiz her harf,
umudu bestelerdi kalbinin melodilerine.
artık rüzgâr en korkutucu kasırga
nefesin tenimi yakan kor bir ateş.
gözlerime çizdiğin her hayal birer karanlık
ve hüzün yaşları kirletti,
nehrimizin ortasında boğulan kalbimi…
devamını gör...
10371.
sana çıkan tüm yollar talan edildi gönlümde
arşınlıyorum yalnızlığı
silmeye çalışıyorum elimin tersiyle gözlerimde ki geceyi
sitemlerim bir mum ışığının gölgesi gibi savruluyor
sesimi duyan yok duyduğum aşk payesini kaybediyor.
yollar demiştim
gözyaşlarım kaldırım taşlarının arasında yalnız açan çiçek misali
umutlarımı yeşertmek için uğraşıyor ama nafile.
karanlık demiştim
karanlığın ışığı parlıyor artık yüzümde
fırlatıyorum gökyüzüne gönlümü daha fazla kalamaz yere çalınır
bir kum tanesi gibi görünürsün gittiğim yerden yar uçar sözü kalır.
devamını gör...
10372.
ve sen;
hatırlar mısın?
gökyüzüne çizdiğimiz hayalleri
geceleri sana okuduğum hikâyeleri
korktuğun zaman bir masum bir çocuk gibiydin
sakinleştirmek bir hayli zaman alırdı
ama en çok zevk veren şey uykudayken seni izlemekti be sevgili.

ve sen gidiyorsun,
gözlerime çizdiğin resmin kalıyor benimle.
akıttığım her gözyaşını,
kaldırım taşlarından kazıyorum.

ve sen siliyorsun
senle başlayan her cümleyi
anıları, gülüşleri, sevmeleri
ömür defterimden.
karanlıkları boyardık
gönül ormanına bir de biz fidan ekmiştik seninle
birbirimize yazdığımız mektupları gömmüştük onun dibine

ve ben üşüyorum
çıplak hissediyor bedenim
kara bulutlara hapsolan hayallerimizi temizliyor gökyüzü
ben üşüdükçe yakıyorum gönül ormanını
okudukça her mektubu ateşe veriyorum
gönül yangını aydınlatıyor artık dünyamı
hiç sönmeyecek gibi tutuşuyor ümitlerim
ve sen artık yoksun
küllerinden doğamaz artık hayallerim.
devamını gör...
10373.
aşkın yüceliği;
sevilen kişinin fiziksel özelliklerinden çok seven kişinin iç dünyasında ki değer ve anlamlarının şekliyle ölçülür. yaşamın yılların güzelliği, hayatın bize getirdiklerini karşılama biçiminde gizli saklıdır.
devamını gör...
10375.
bu yaz benim için fazlasıyla sıkıcı geçecek. bu sebeple evden dışarı dahi çıkmak istemiyorum. ekim ayına ışınlanamıyor muyuz?
devamını gör...
10377.
*mağaradan çıkıp insanlara dair gerçekleri görmenin şaşkınlığını hâlâ atabilmiş değilim üzerimden.. atamıyorum da. mağaradeyken görüp alıştığım silüetlerin gerçek olmadıklarını kabullenemiyorum. çünkü o silüetlere olmalarını istediğim gibi anlam yükleyen bendim, yüklediğim anlamlar silüetlerin kendisinden değildi. bunları kabullenmek ve onlarla başedebilmek için harcadığım çaba, beni istemediğim birine dönüştürüyor. onlara benziyorum yavaş yavaş. aralarında sağ kalmanın başka bir yolu yok. mağaraya dönüp o silütlerin gerçek olduğuna inanıp onlarla yetinmek istiyorum.

*seni gerçekten canından çok sevdiğini iddia eden insan nasıl oluyor da kalbinden çok çok uzak mesafelerde olabiliyor? en ufak bir düşünce farklılığında dahi -ki hiç bir şey söylemeden ona katılmadığını daha hissettirdiğin anda hemen öfkeleniveriyor- nasıl oluyor da anlamaya bile çalışmadan parlayıp köpürüyor, duygularına zerre kadar değer vermeden seni incitebiliyor? bir insan kendi düşüncelerini nasıl oluyor da ilahi nasslar gibi sorgulanmaz addedebiliyor?

*sevgi olduğu iddia edilen duygu aslında sevgiden çok uzak salt bir ego tatmini olabiliyormuş. bunun ayırdına varmak için ufak bir çatışma durumunun oluşması ve bu durumda tarafların takındıkları tavırları gözlemlemek yeterli. bir sevgiyi ego tatmininden ayıran şey merhametmiş. ego tatmini varsa, orada merhamet olmuyormuş. en küçük bir çatışma durumunda merhamet ortadan kalkıyorsa, o sevgi değil ego tatminiymiş.
devamını gör...
10378.
hepimiz problemliyiz. sadece bazılarımız bunları daha az problem ediyor.

"ben problemli değilim" diye düşünen arkadaş, geçmiş olsun. en büyük problem sende farkında değilsin.
devamını gör...
10379.
5 gündür müzik dinlemiyorum,sanırım kendi rekorum. internet bağlantımın olmaması da büyük etki tabi ki. mutlu muyum? değilim. dalga sesleri ve ev yapımı şarap eşlikçim.

devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar