sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10461.
bazı insanlar mekanlara, insanlardan daha bağımlı. aynı insanlarla farklı bir çevrede yaşamaya götürsek onları, gene dikiş tutturamazlar. anı diye akıllarına gelen insanlarla yaşanmışlıklar değil mekanlarla olan bağlantıları oluyor çoğu zaman. eskiden sevdikleri bir yeri görünce, eski bir dostu gördüğünden daha mutlu oluyorlar. değişen bir dosttan daha fazla üzüyor onları eskiden var olan bir kahvenin artık olmaması. kahveyi içtiği kişiyi değil içtiği yeri hatırlıyor böyle insanlar ki burada keyifle kahvesini içerken eski bir dost görse yüzü düşüyor mekanla arasına “insan” girmiş oluyor. yürümeyi sevdiği yolları beraber yürüdüklerinden daha net hatırlıyor aynı yolu tek başına yürümeyi daha çok seviyor, yol kapatılmışsa beraber yürüdüğünü kaybetmekten daha büyük bir acı ile karşılıyor. gittiği müzik kursunun yıllar sonra hala aynı yerde olmasını memnuniyetle karşılayıp mutad aralıklarla ziyaret ediyor ama bir telefon kadar yakın olan arkadaşlıklarına hiç el uzatmıyor.
psikiyatri ilminde karşılığı var mıdır bilmediğim çok net gözlemlediğim bir durum.
devamını gör...
10462.
görücülük anını anlattığın için utandığın mahcup olduğun sözlükte sol taraftaki konuların garipliği. gerçi açıp okumadım da neyse. aslında sevmem başkalarına bakıp kendimi aka çıkarmayı falan.
devamını gör...
10465.
bugün büyük konuştum, perişan oldum. "bu aralar keyfim yerinde çok şükür. olumsuz şeyler okusam da moralim bozulmuyor" dedim, demez olaydım. olumsuzluklar peş peşe öyle bir geldi ki, uykudan şok edilerek uyandırılmış kişinin, yarı uykulu bir şekilde "ne oldu ya" diye etrafına bakınması nevinden kalakaldım. kendi kendime gelin güvey olmuş gidiyordum, kumdan kaleler yapmışım hepsi çöktü ya. hayal kurmak bazı insanlara yasaklanmalı bence.

hayal kurmaya hayır!!
devamını gör...
10466.
öyle uykum var ki, 2 gün uyusam hiçbirşey düşünmeden aklımı kurcalayan hiçbirşey olmadan ancak bitermiş gibi..
fakat bazı şeyler dünyanın tüm uykularını da uyusam gene de geçmeyecekmiş gibi.
zaten uyuyamadığımdan bu konu üzerine düşünmek de gereksiz.
insan olmak bir canlının başına gelebilecek en talihsiz şey. bana kalsa sanki canlı bile olmazdım ama başta ruhlar aleminde sorulmuş ve istemişim demek ki.
o kadar çok insan var ki çeşit çeşit pekçoğu da bir hayli çirkin, insanları sevenler nesini seviyor, yaradandan ötürü sevilmese sevilecek şey mi?
insanlığı sevenler insanı çıkarıp içinden öyle mi seviyor?
su ve hava ve toprak ve rüzgar ona kendimi ben sonradan ekledim diyor ya şair, kendimi eklemeden kalanlarla göçüp gideceğim.
ölmek hususunda aceleci değilim ama iyi ve güzel karşılamak isterim, geldiğinde yaşamak için çırpınmak zayıflık gibi geliyor, iyi bir ölümü pekçok şeyden fazla arzuladığım kesin.
sadece artık ölüm geldiğinde belki yaşamak istersem diye kendi kendimi alaya alıyorum.
evet öteki dünya daha iyi olmayacak ama adil olacak, ne küçük kurnazlıklar ne büyük vahşetler hiç biri olmayacak ne kadar ekmek o kadar köfte.. fena mı?
he imanlı mı ölürüm o nokta mühim zaten tüm hayatı ölüm noktasına imanlı gelmek için yaşıyoruz. bilemiyorum inşallah öyle olur.
yarın için üzülürken bir anda gelen belki yarına çıkmam düşüncesi ile huzura ersem de kabir azabı dehşete düşürüyor.
cennete gidebileceğim şekilde ölmem lazım.
çıkmış sorulara çalışmaya alışmış bir bünye olarak ilmihal kitabının arkasındaki sorulara vakıfım ama sadece o kadar.
inşallah ölürken öldüğüme üzülmem.
ölümü arzulamak dinen hoşgörüden birşey değil hiç ölmeyi istememek de aynı, ifrat ve tefrit.. yaşamakta problemim başladığımdan beri “problem” dediğim şeyden kurtulmak için hiçbirşey yapmadım aslında yaptım ama son virajda eski yola geri döndüm. mutsuz bir insanım ve yüz dostum gelip ne denli budalalık ettiğimi delilleriyle gösterdi*
bundan sonra ne mi olur, bilmiyorum. iyiye gitmek değil amacım sadece yastığa başımı rahat koyabilmek istiyorum hepsi bu.
kalakaldığım yerde tek birşey düşünüp hiçbirşey yapmıyorum.
öyle yorgunum ki bir gün yüksek sesle yorgunum dersem kayış kopabilir. gündüz farklı bir kurguda yaşıyorum o nedenle eve dönebilmem öyle önemli ki. kurgunun bitip kendime gelmem gibi. ama bitmiyor dönüşte gün başa sarıyor ve herşey beynimdeki süzgeçlerden tek tek geçmeye fakat asla elenmemeye devam ediyor.
inşallah hayırlısıyla olmam gereken kişi neyse o olurum.
devamını gör...
10467.
cevabını anlayamayacağınız sorular sorup verilen cevapları açıklattığınız gibi, açıklamayı da izah ettiriyorsunuz. tam bir saçmalık. bu cesareti size kim veriyor.
devamını gör...
10470.
kalbin ve zihnin dev aynası merceklerden bakıyor dünyaya, insanlara. öyle ki, önce kendi görüntünü büyüterek yansıtıyorlar sana, daha sonra karşına çıkan insanları görebilmen için de gözünde büyütüyorlar onları ve sende bir anlam oluşturması için kendi görüntünle bütünleştiriyorlar onu. yani bir anlamda senin dev görüntünü karşındakinin görüntüsüyle birleştiriyor ve sen karşındakini de kendinin dev görüntüsü gibi algılıyorsun. görüntün kendinden hep daha büyük olduğu için, kendini daima olduğundan küçük zannetmen ve karşındakileri de kendinden daha büyük görmen bundan. aslında kendini büyüttüğünü zannederek küçülten de, bununla karşındakileri yücelterek kendine iylikte bulunduğunu zanneden de yine sensin. ne kendine ne de başkalarına karşı dürüst değilsin aslında. o dev aynası merceklerden bunun ahmaklık olduğunu bir türlü göremiyorsun.
devamını gör...
10471.
bir karar vermem gerektiğinde baştan sona tüm detayları değerlendiriyorum, tek bir seçenek kalıncaya kadar bütün ihtimalleri eliyorum. en sonunda verdiğim kararın en doğrusu olduğuna kendimi ikna ediyorum. kısa bir süre sonra zihnim tüm bu aşamalardan hiç geçmemiş gibi boş oluyor. tekrar başa sarıyorum, bu defa yine aynı yollardan gittiğimi fark ettiğimde çok sinirleniyorum kendime.
bu hastalığın bir adı var mı?
devamını gör...
10473.
gandalf, saruman ve dumbledore'un kardeş olma ihtimali üzerine ciddi düşüncelerim var.
aragorn'un sesi bir savaşçıdan çok kibar bir beyefendi gibi fakat elfçeyi çok güzel konuşuyor.
elfçe çok şiirsel bir dil tıpkı farsça gibi.
the lord of the rings gösterime girdiği vakitler biz lisedeydik ve herkes legolas hayranıydı fakat şimdi bir bakınca sevgili faramir'in yeri bende çok ayrı.
arwen'i oldum olası hiç sevmedim.
bir de şu yağmur altında elflerin gondor'a yardım etmeye geldikleri sahnede çok duygulanıyorum. fakat gene de elfleri sevmiyorum.
lord elrond'a elflik çok yakışmış gerçek hayatta da öyle yaşayabilir bence.

voldemort`un kimsenin bilmediği bir hortkuluku var ve herşey belki de daha yeni başlıyor.
candan erçetin'in parçalandım şarkısını dinlerken aklıma hep voldemort geliyor; çok parçalandım ve her bir parçamı ayrı yere bıraktım...
ve severus snape kırmızı başlıklı kız gibi yılanın (nam'ı diğer neggini) karnından çıkacak ve bir kaç yüz defa daha three hundred fourty nine diyecek.
ve belki bir gün biz de gandalf the white olabiliriz, kulağa hoş geliyor.

bir de bulaşık makinesi çok güzel bir icad çünkü bu sayede bulaşık çıkmasın diye yemeye ve yapmaya üşendiğimiz yiyecekleri yiyebiliyor ve yapabiliyoruz.
devamını gör...
10474.
bugün denize yakın olma hevesine girmiş bı kız ayağını daldirdi. suyun soğuk olduğuna inancından midir nedir dalga gelince "boğuluyom " diye bağırdı asdfgh..

vala Allah korudu kardeş..
devamını gör...
10476.
yine bir haltlar karıştırıyorum ve bu sefer kimse bilmiyor. muvaffak olamazsam en azından kimseye açıklama yapmak zorunda kalmayacağım.
devamını gör...
10477.
haklı olan oydu. zaten benim kitabıma göre haklı olan daima odur. peki bu mücadelede bizim elimizden onurumuzla ölmek imkanı alan kimdi öyleyse diye sorulunca da suratını buruşturuverdi. tiksinerek nasıl gülebilir ki bir insan? işte öyle güldü. ona gülmek denirse tabi...

biliyorum bilmiyorsun ama kelimelerin hatta bazen harflerin arasına bir miktar hakikat sıkıştırmayı hiç ihmal etmem. yani övünülecek diyemesem de öyle içimde en ufak bi kaygıya sebep olmadan söyleyebileceğim, riya bulaşmadığını umduğum hususlardan bir husus da budur. nesire mahsus yalanları özenle seçerken diyorum yani... hususiyetle yaparım bunu.
devamını gör...
10479.
dönüp dolaşıp aynı hataları yapmak kaderim herhalde. aynı şeyleri aynı şekilde yapıp farklı sonuçlar beklemek aptallık resmen. terzi kendi söküğünü de dikemiyor. rahat batıyor, kendi kendime sorun üretiyorum.
devamını gör...
10480.
gülümsemek zorundayız. geçmiş olanları bir kenara iterek, gülümsemek zorundayız. olan olmuştur. kalan kalmıştır. giden gitmiştir. bu değildir, yenilgi.

yenilgi ağız dolusu gülümsemektir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar