sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10481.
bir konuda fikir almaya ihtiyacım var. yaşadığım bir olayla birlikte, benzer şeylerin ara ara başıma geldiğini ama içimi rahatlatan bir yol haritam olmadığını fark ettim... biraz iç dökmeli, biraz tavsiye dilenmeli bir tanım olacak sanırım...

doktora yapan bir arkadaşla bir şekilde yolumuz kesişti. kendisi, doktora yaptığımı öğrenince bana kendi çalışmalarından bahsetti ve yardımcı olup olamayacağımı sordu. tam olarak nasıl bir yardım istediğini çok net belirtmediği için, elimden geleni yapabileceğimi söyledim o an. sonraki görüşmemizden çıkarsadığım kadarıyla araştırma dizaynını kontrol etmemi ve analizlerini yapmamı istiyordu benden.

kendisini hiçç tanımıyorum. çok alakasız bir yerde tanışıp telefon numaramı istedi ve bir ay sonrasında yaklaşık beş saat süren bir görüşme gerçekleştirdik teziyle ilgili. araştırması üzerinde uzun uzun konuştuk... verileri nasıl gireceğini hangi analizleri kullanacağını belirledik... ara ara tekrar görüşmek için de sözleşerek ayrıldık.

vallahi bu kadının kim olduğunu ve neden kendisine yardım ettiğimi sorgulamadan duramıyorum. ağzımdan çıkan anlık bir söz ve telefonumu verme gafletinden sonra, whatsupp'tan sürekli yazarak beni sanki hiç söz hakkım olmayan bir yola sürükledi. şu aşamadan sonra hayır da diyemiyorum kendisine... ilk karşılaştığımızda profesyonel bir yardım almak istediğini söylemişti. ama yüz yüze görüşmemiz dahil olmak üzere hiçbir konuşmasında vereceğim emeğin bir karşılığı olup olmayacağından bahsetmedi. ben de bu konuları çok rahat konuşabilen biri olmadığım için hiç konuyu açmadım.

benden yapmamı beklediği şey az buz değil. anladığım kadarıyla uzun bir süre de birlikte çalışmaya niyeti var. fakat şu yaz döneminde, bir yandan projeyle bir yandan da tezimle uğraşırken, ciddi emek isteyecek başka bir iş için pek motivasyonum yok. hele bunu, normalde bin liralar karşılığında yapılan bir işe gönüllü girişmişim gibi hissettirildiğim bir koşulda yapmaya hiç yok! hasıl-ı kelam her ne kadar bunu yazıyor olmaktan hicap duyuyor olsam da sanırım biraz kullanılmış gibi hissediyorum. ne yapmam gerektiği konusunda da hiçbir fikrim yok... öyle işte... belki aranızdan bir fikir vermek isteyen çıkar diye döküverdimdi içimi...
devamını gör...
10482.
o kadar sıkıldım ki eski sevgilime "rüyamda seni gördüm de iyisin dimi" mesajı atabilirim.

bir şeyler yapamaz mıyız sözlükçüm ya.
devamını gör...
10484.
tabiri caizse sinek avlıyorken iş aşkıyla yanıp tutuşan ben, iki-üç iş geldiği anda bıkkınlığın zirvesini yaşıyorum. sonrası kararsızlıklar, "keşke bu işi en baştan almasaydımlar", "yoruldum dayanamıyorum"lar, tamamen bırakıp ev hanımı olarak mı devam etsem yoksa sınava çalışıp memuriyete mi geçsem soruları alıp gidiyor başını... öyle de olmuyor böyle de olmuyor. tüm bunların sebebi iflah olmaz sıkılganlığım. sevdiğim işe bile tahammülümün bir limiti var. tüm bu buhranlar içinde beni sürekli ve yılmaksızın teskin eden, adeta dipten çekip çıkaran, usanmadan yeniden yeniden ve yeniden anlatan, tüm işlerin gizli kahramanına müteşekkirim. dünya yok olsa senin omuzun yeter bana.
devamını gör...
10485.
nereden, nasıl geldiğini anlamadığım bir fotoğraf ve geçmişte kurulmuş birkaç cümleye denk gelince aylardır garip bir boşlukta çivili olduğumu daha iyi anlıyorum.

“... ama sen de ne olur atan ve çocuklar yetiştir...”
devamını gör...
10486.
bugün buluştuk. diş ipi istemişti benden birkaç gün evvel. marketlerde aramış bulamamış hatta o marketlerin bir kısmını beraber gezdiydik daha öncesinde. hakikaten de onun aradığı gri kutulu oral-b diş ipinden hiçbir yerde yoktu. sipariş elime ulaşınca gel de cumada vereyim dedim. caminin üst katının sağ tarafında bulduk birbirimizi farzdan sonra. zaten orada olacağımıza dair sözleştiğimiz için bu gayet tabii bir şey haliyle. neyse. bi güzel dertleştik bu vesileyle. Allah'ın insana yüreğine su serpen, onu anlayan dostlar nasip etmesi ne hoş bir şey ne güzel nimet. bu benim kabul olan duamdır: Allah'ım sen beni güzel insanlarla karşılaştır.
devamını gör...
10487.
okulun ilk dönemi bitip ikinci dönem başladığında bir seçim yapmam gerekiyordu ya kpss yi bir kenara bırakacaktım ya da okulu ben de mecbur önce şu okulu bitireyim dedim. neyse biraz daha zaman geçince kulakları çın çın etsin bir hoca yüzünden günlerce ödev yaptığımız zamanlardan birinde evlilik fikri beynimde ampul gibi yandı. gittim yüzüğümü, gelinliği, gelin ayakkabısını vs hepsini beğendim sevinçle geriye yaslandım veee bir şeyin eksik olduğunu unutup tekrar derse döndüm. * * * *
devamını gör...
10488.
bir gece başımı alıp gitsem diyorum, bir deniz kenarı mı olur, bir dağ başımı olur kaçsam bu kalabalıktan. bir yer bulsam kendime düzenli yaşamalardan uzakta, bir yanımda şehrin ışıkları, bir yanımızda kucak dolusu yıldızlar....
devamını gör...
10489.
tarhana kaynatacaktım.tencereye yağı koyunca salça olmadığını farkettim. ziyan olmasın diye şimdi muhallebi yapıyorum. yaa işte öyle. işler içinden çıkılamaz bir hal alınca ancak insanın içindeki kahraman ortaya çıkıyor. .gerçi süper kahramanlar olmak için yola çıkmadık. ama bazen hayat planladığın gibi gitmez..
devamını gör...
10490.
bir türlü asla başlayamayan ve asla bitirilemeyen şeyler neden hep önüme gelir?!! tam kararlılık göstermeye başlayacağın an hop karşında. bu noktada irade gösterip yoluna devam edersen kırılma noktası oluşturacaksın sanırım...
bu araf işleri zor işler.. nereye neye ait olduğu belli değil durumların/davranışların/insanların..

biri gelip beni meşgul etmeli... Allah'ım bu bir mesaj, buradan sesleniyorum.... daha iyi bir yer yokmuş gibi..(!)
devamını gör...
10491.
haftanın en sevdiğim gününün en sevdiğim saatleri. çünkü yarın tatil ve bu gece istediğim kadar oturma hakkına sahibim. bu hafta yorgunluktan pek fazla kitap okuyamadım ve ihmal ettim sevgililerimi. o zaman bu geceyi edebiyata ayırıp şairler ve yazarlarla doya doya sevişmem lazım.
devamını gör...
10493.
beklentilerin altında ezilmekten hâyli yorgunum. bir yandan da çok hırçınım. en sevdiği oyuncağını kaybetmiş küçük bir çocuğun çaresizliği var üzerimde. elimi uzatsam tutacak kadar yakın ve bir o kadar da uzağım her şeyden.karadeniz gibi hep dalgalı ve huzursuzum. hiç olmadığım kadar düşünceli ve dalgınım. sanki biri canımın yarısını alacak da uluorta, biçare kalacak gibiyim.
devamını gör...
10494.
bazı klasik sözlerden nefret ederim. mesela birisi çıkıp saçma sapan şeyler söylüyor ve tepki alınca da "fikrimi ifade etmek en doğal hakkım" diye savunma yapıyor. işte bu "fikrimi ifade etmek en doğal hakkım" sözüne uyuz oluyorum. neden? çünkü fikir denen şey buram buram akıl ve mantık kokar. ki böyle bir durumda fikir sahibi olan insan bu şekilde klasik sözle savunmaya gelme ihtiyacı duymaz. oysa kim saçmalasa, saçmalığını böyle bir sözle savunmaya geçiyor ve o fikir olarak gördüğü saçmalığına suagı bekliyor. ki saçmalık denen şey beyin dışkısıdır bana göre, ben böyle benzetiyorum. dolayısıyla benim birinin saçma sapan sözlerine saygı duymak gibi bir zorunluluğum yok.

harlan ellison da çok güzel bir şekilde özetler bu dediklerimi:

"fikrini savunmaya hakkın yoktur. bilgi temelli fikrini savunmaya hakkın vardır. hiç kimse cahil kalma hakkına sahip değildir."
devamını gör...
10496.
ben kulumun zannı üzereyim derken Allah ne demek istedi bilmiyorum. ama uzun süredir * olmasını istediğim bir şeyi elde etmem için ondan tamamen bağımsız gibi duran bir zevkimden feragat etmem gerektiğini hissediyordum. bir süre önce ikisinden de vazgeçtim. ve gerçekleşti. daha önce içimdeki bu sesi dinleseydim 12 yıl beklemeyecektim mi demeliyim yoksa ''psikolojik kanka psikolojik hepsi kafada bitiyor'' mu demeliyim. bilmiyorum.
yine bağlamdan kopmuşum gibi duruyor ama Allah kendi hira'sını bulan herkesle konuşur bundan eminim.
devamını gör...
10497.
güzel şeyler birdenbire mi olur sahi? çünkü güzel olmamasını gerektirecek hiçbir şey yok ve ben bunun önüne geçemiyorum. kendiliğinden oluyor.
devamını gör...
10498.
malı arap faik'ten alıyorduk. karabük'te ikinci yükleme yapılıyordu. adana'ya kadar da ben kullanıyordum kamyonu.

-gora repliği.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar