sözlük yazarlarının karalama defteri

#özgürler 

10521.
tren durağından çıkmış, hızlı adımlarla eve doğru yürüyordu. tam kaldırıma adım atmıştı ki bir serçenin yerde hafif kıyık gözleriyle yan yatmış olduğunu gördü, elindeki su şişesini yere bırakıp serçeyi kibarca avuçlayıp, nefes alıp almadığını kontrol etti. sonra kediyi hayata döndüren itfaiye erleri aklına gelince, bir ümit diye hatırladığı ilk yardım eğitiminden güç alarak serçenin sol yanına işaret parmağıyla masaj yapmaya başladı, yüzüne eliyle su serpti; pıt pıt pıt...

olmadı, 5 dakikalık bir uğraş sonrasında minik serçeyle birlikte eve doğru yürüdü. geçen yaz bahçeye diktiği ardıç fidanının nemli toprağını eliyle eşeleyerek bir mezarcık açtı, onun naif bedenini toprağa kanatlarını okşayarak bıraktı. üzerine toprağı atarken uzun süredir ölümü düşünmediğini farkedip hayıflandı, kendisine kızdı.

her bakışta ona yaşamı ve baharı hatırlatarak hayata olan bakışını güzelleştiren ardıç; artık hem yaşamı, hem de ölümü hatırlatacak, tefekkürünü daha da anlamlandıracaktı. bahçeden eve geçerken toprağa bir kez daha bakıp içinden şunu geçirdi; "...ah beni vursalar bir kuş yerine..."*

güle güle minik serçe.
devamını gör...
10524.
karalama defteri denmiş ama uygun aletler yok burada. illa yazmak zorunda değilim. hani nerede kalem? bilinçsizce imzamı çiziktirmek istiyorum. yok. yazılımcı arkadaş lütfen buna bir çözüm bulsun.
devamını gör...
10526.
o açıdan sormadıysan ne açıdan sorduğunu söyleyebilirsen eğer ben ona göre çok rahat cevap verebilirim canım, biz sayısalcıyız siz üçgenin iç açılarını toplarken biz 3. dereceden denklemlerin türevini alıyorduk.
sonra gerizekalı diyince alınıyorlar.
sözüm meclisten dışarı kızdığım kişi bellidir.
devamını gör...
10528.
müdüre mesaj attım. gidicem dedim. sen bilirsin dedi. peki nereye gidicem. sabah 6 da anadolunun kapılarını bana açacak bir metro var mı. işgale de değil ha! yerleşmek ümidindeyim.
devamını gör...
10529.
esti yine bir şeyler, karalamak istedim.

mevlana "ne insanlar gördüm üstlerinde elbise yok, ne elbiseler gördüm içlerinde insan yok" der. onca zaman önce söylediği bu söz, bugünün modern dünyasında tıkır tıkır işleyen ve insanları tuzağına düşürüp birer kukla gibi oynatan kapitalizm ve materyalizm yönelik bir eleştiri olarak da hala geçerli. bense bu sözden hareketle başka bir şeyden bahsedeceğim.

sanırım bu sözü "ne bedenler gördüm içlerinde ruh yok, ne ruhlar gördüm içlerinde neden yok" şeklinde de uyarlanabilir. zira, bugünün modern dünyası hemen her şeyi iyice allayıp pullayıp güzel bir ambalaja bürüyerek insanlara sunuyor ancak ambalajın içinde ne yazık ki aslında olmasa da olur denebilecek, aslında hiçbir ihtiyaca cevap vermeyen ürünler mevcut. ama ambalaj o kadar göz alıcı ki, insanlar kendilerini özel hissetmek, o ürüne sahip olanlarla aynı seviyede olduğunu hissedebilmek için, ücreti kazandığı paranın çok çok üstünde dahi olsa o ürünü almayı seçiyor.

işte aynısı ne yazık ki duygusal ilişkilerde de geçerli. ne yazık ki kimse karşısındaki insanın ruhuna bakmıyor bugün genelde. herkes dış güzelliğe, makyaja, parfüme, paraya, saate, arabaya vs bakıyor. bunlar bir yere kadar önemli olabilir ancak eğer karşıdakinin ruhu yoksa ne önemi var ki? beden bir binek neticede, ruhun bineği ve tüm mesele de ruhun sahip olduğu ve etrafa da saçtığı güzellik olduğuna göre, üstelik ruh hiçbir zaman yaşlanıp kırışmadığına göre, nasıl olur da insanlar geçici güzelliği olan, zamanla yaşlanıp kırışan bedene öncelik verir ki? gerçi bugünkü modern dünya ve kapitalizm o kırışıklıkları bile adeta suçmuş gibi algılatıyor. öyle ya, asla kırışmamalısın. aksi halde bir anormallik var demektir. ha kırıştın mı? problem yok, şu kremi alırsın olur biter. saçın mı beyaz, tamam sorun değil. şu boyayı kullan olsun bitsin. hayatın, insan olmanın ve zamanın getirdiği doğal süreçleri bile anormallik olarak algılatan bir sistem...

velhasıl, beden istediğin kadar güzel olsun, içinde hem kendisini, hem de çevresini aydınlatmayan ruh olmadıktan sonra neye yarar ki?
devamını gör...
10531.
gerçekten de bir defterim var ve ben onu karalamaktan başka bir şey yapmıyorum. yarısına yaklaşmışım defterin. en parlak en güzel en lekesiz sayfaları karalıyorum. başta karalanmış sayfaları da yırtıp atamıyorum. çünkü sayfalar öyle bir sabitlenmiş ki, tek bir sayfa bile yırtılırsa tüm sayfalar dağılır.

defterin sonunu göremiyorum. kaç sayfam kaldı bilemiyorum. önceki sayfaları istemiyorum. 8 sayfada güzel resimler ve cümleler var ama, onlar da karalanan sayfalar arasında kayboluyor gün geçtikçe.

karalamak yerine ne yapmalıyım bu sayfalara, ne yazıp çizmeliyim bilemiyorum. tek başıma yapamazmışım gibi geliyor. (çünkü o 8 güzel sayfada yalnız değildim. ) güzel kalemlerim de yok sanki. ama güzellikler ortaya çıkarmak için tek bir kurşun kalemin yeteceğini de biliyorum ce emin olduğum tek şey o kurşun kaleme sahip olduğum. ne var ki onu nasıl kullanacağımı bilmiyorum. ya da öyle değersiz buluyorum ki bu defteri, güzelliklere layık görmüyorum.

çizmek istediğim resimleri sadece hayalim canlandırıyor. defterimin gerçek sayfalarını ise karalıyorum ve hayallerden uzaklaşıp gerçekleri görmek her zaman için çirkin oluyor.
devamını gör...
10532.
bir şeyler oluyor ve ben gerçekten tutamıyorum ucundan. ıliştim kaldım. seyri hoş. ıćinde olması daha hoş. nasıl bişey bu...

lutfen bana kimse kızmasın. kimse üzülsün istemem. sen zaten hiç üzülme....
devamını gör...
10533.
daha fazla uyumazsam eğer yanlış şeyler yapacağımı hissediyorum. ondan mütevellit uyku her zaman iyidir. hem sabaha rüya da görürüm. uykusuz kalkacağım sabah ama yapacak yok.
devamını gör...
10534.
insan değişiyor. yola çıktığında olduğun insan, yol ilerledikçe kendini tanıyor ve biliyor. sonra öyle bir noktaya geliyor ki, duygularından arınmış ve gerçeklik kavramını yeniden dizayn etmiş. iş bu yüzden yol değiştiriyor insanı.

insan yoruluyor. hiç yorulmayacağını sandığı problemler, dertler ya da insan davranışlarından yoruluyor. ilk başlarda o yükün altına girmek kolay gelse dahi insanın o sorunun cevabını vermek için bile gücü kalmıyor.
devamını gör...
10535.
- bir erkek bir erkeğin arkasından konuşuyorsa onunla karşılaştığında vay kanka naber demez. ama bir kız, bir kızın arkasından konuşup karşılaştıklarında 40 yıllık kanka gibi olurlar. türk diplomasinin kızlardan öğrenecek çok şeyi var.

- orhan kemal; "güçlü bir hafıza, ağır bir cezadır." der ve ekler; " işin kötüsü; iyi anıları nadiren, kötü anıları sıklıkla hatırlatır. "

- bebeklere, yaşlılara, hayvanlara eziyet edenlerin görüntülerini, ışid videolarını falan filan, hiçbirini seyretmeye dayanamıyorum. bazı insanlar film seyreder gibi seyrediyor. hayret.

- onat kutlar, ishak adlı eserinde bazı durumlardaki kafa karışıklığını kahramanına çok güzel söyletir;
"kafam binlerce lirayı yanlış saydığını farkeden bir veznedarın kafası gibiydi."

- yaz gelir "offf ne kadar sıcak" , kış gelir "offff ne kadar soğuk" , bahar gelir "ahhh yağmurlar..." paçalarımızdan memnuniyetsizlik akıyor.

- marquez'den tam sosyal medyalık söz;
"gitme zamanı gelmişse 'dur' demenin,
zaman geçmişse 'dön' demenin
aşk bitmişse 'yeniden' demenin; hiçbir anlamı yoktur."

- sosyal medyadaki en büyük başarım hiç kimse bilmezken ve meşhur değilken bade işçil ile yonja'da arkadaştık.

- patlıcan musakka, kabak musakka, maydonoz musakka ve pırasa musakkası. mahşerin dört atlısıdır... ama patlıcan musakkaya göynüm biraz daha kayık.

- bukowski'yi sevmek için bir neden daha;
"insanlarla birlikteyken iyi hissetmem kendimi. benden uzak şeylerden söz ediyorlar, benim duymadığım heyecanlar duyuyorlar."

- troya savaşının en garip, en mahzun ve en talihsiz kişisi ıphigenia'dır. koskoca ordu sağlık bulsun diye gencecik kızı kurban ettiler.

- bazı şairler çok güzel konuşur. iyi ki varlar...
şairleri kendine aşık eden kadınlar da iyi ki varlar.
sen de iyi ki varsın...
yok olmanı dilemiyorum. bu sana ve dünyaya haksızlık olur. ama bir şey diliyorum. beni sev. bana haber verme, tüm devletlerin istihbarat ağlarından gizle ve beni sev.

demişim yıllar önce yazdığım bir blogda... şimdi beni tüm istihbarat ağlarından saklayarak sevmesini istediğim kız ne yapıyor acaba?

neyse gereksiz bir kaygı.
devamını gör...
10536.
iş yerinde youtube açılıyor. mutluluğuma diyecek yok. hayat çok güzel...

ekleme: keyfime diyecek çıktı. odadaki diğer arkadaş ile müzik zevklerimiz uyuşmuyor.
devamını gör...
10539.
hasadının hayaliyle yolları arşınlarken art niyetlerimin, hanemin önünde iki tepeyle rastlaştım. eşiği geçip de içeri giriverince tepeler dağıldılar ve dağlara dönüştüler. yamaçlarından aşağı doğru nazar ederlerken habis yüreğimin farkına varmamaları için içten içe iç geçirerek selamladım onları menderesler boyunca. selamımı kuşlar aldı.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar